Aylak aylak, ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilmeden yürüdüm sokaklarda bir süre kardeşlerim. Yanımdan geçen serseri, kötü yürekli gençler durup durup üstüme başıma bakıyor, cık cık cık cık edip güle oynaya yollarına devam ediyorlardı. İçeride geçirdiğim iki yıl giysileri bambaşkalaştırmıştı. Bir an önce karanlıklardan, sokak süprüntülerinin arasından kurtulup kafamı dinleyecek bir yer bulmalıydım. Köşe başında otobüse... Okumaya Devam et →
Anthony Burgess – Mozart ve Deyyuslar
"Müziğin altın çağı, biçimi çok daha ilerilere götürmüştür. Füg, passacaglia. Zamanla sonat biçimi. Bestecinin belirlenmiş bir şablona tümüyle boyun eğmesi. O şablon, müziğin hizmet ettiği toplumun sessel eşdeğeriydi. Akıl Çağı, Şehir Çağıydı. Toplum şehirliydi. Doğa dışarıdaydı, mümkünse denetliyor, değilse görmezden geliniyordu. Rapsodik doğa. Mozart'ın müziği aklın en büyük yaratımına -şehre- olan inancı ifade eder. Sadece... Okumaya Devam et →