Yaşar Kemal – Sevmek, Sevinmek, iyi Şeyler Üstüne

  "Bir de Anadolu var. Yerleştiğimiz, özümsediğimiz topraklar. Bu topraklar kültür birikimlerinin toprağıdır. Bu topraklar, Urartuların, Greklerin, İyonyalıların, Asurluların, Frigyalıların, yani büyük uygarlıkların toprağıdır. Bu topraklar bir kültür birikiminin toprağıdır. Biz Orta Asyadan getirdiklerimizle, yolda aldıklarımızla büyük, on bin yıllık zengin bir kültür üstüne oturduk. Bu kültür toprağındaki birikimleri özümsedik. Kültürümüzü bu topraktakilerle besledik, zenginleştirdik.... Continue Reading →

İlber Ortaylı – Türklerin Altın Çağı

  Altın Orda'nın önemi nereden geliyor? "Altın Orda'nın önemi Türklüğün tarihi evreleri bakımından çok belirgin; bilindiği üzere, tarihi düşüncemizde çok önemli bir prensip söz konusu. Buna göre Anadolu'daki Türklük büyük ölçüde 12. asrın ikinci yarısına, hatta 13. asra ait bir tarihi olgu. Hiç şüphesiz bir kavmin kültürel ve toplumsal oluşumu ve tarihi yapılanması açısından yeterli... Continue Reading →

Ulusal Kültür Dergisi, Sayı: 3

  Kültür Bakanlığı adına sorumlusu Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın sahibi olduğu bu dergi; içeriği, makaleleri ve onları yazan büyük hocalarıyla bizi etkilemiş ve altı sayısını da elde ettiğimiz için paylaşma isteği uyandırmıştır. Altı yazıdan oluşacak bu yazı serisi, tüm sayıları baştan sona taratma zamanı olmadığı için kapağı, içindekileri ve bir ya da birkaç yazısını tanıtım... Continue Reading →

Suat Derviş – Çılgın Gibi

''Hele sevgi hususunda Celile müthiş bir kadındı, çünkü sevdiği anda saadetlerin en müthişini tattırmaya muktedir olan bu kadın, sevmediği andan itibaren hiç acımadan, hiç tereddüt etmeden, hiç utanmadan aldatabiliyordu. Zaten Muhsin, Celile'nin sevdiği daha doğrusu sever göründüğü zamanlarda da samimi olarak nasıl duygularla hareket ettiğini takdir edemiyor, daha doğrusu onun samimiyetine hiçbir zaman inanamıyordu. Çünkü... Continue Reading →

  Müze Binası Geleneksel süslemelerin ve mimari elemanların kullanılmadığı, oldukça sade cephelere sahip olan müze binası, I. Ulusal Mimarlık Dönemi anlayışına bağlı kalınarak 1927 yılında inşa edilmiştir. 1928-1941 yılları arasında Hukuk Mektebi olarak kullanılmış, sonraki dönemlerde bir süre Ankara Kız Sanat Mektebi ve Yüksek Öğrenim Vakfı'na bağlı kız öğrenci yurdu olarak hizmet etmiştir. Nihayetinde Ankara Müftülüğü tarafından... Continue Reading →

Jeff Collins – Heidegger ve Naziler

  Ulusun Dasein'ı "Heidegger'in erken dönemine ait temel çalışması Varlık ve Zaman'ın burada yine ayrı bir yeri ve önemi vardır.Özellikle Jürgen Habermas ve başka düşünürlere göre, Heidegger'in siyasal angajmanı felsefi bir temele dayanmaktadır. Bu iddiaya göre Heidegger, Dasein'ı ulusal Alman Dasein'ının üzerine geçirivermiştir. Onun biricikliğini ve 'her-daim-benimki'liğini terk ederek ulusal Dasein'a, yani Alman halkının varlığına... Continue Reading →

Franz Kafka – Bir Savaşın Tasviri

  "Hemen dikilip beni öptü: "Neden ağlıyorsun? Upuzun bir boyun var, uzun boyluları severim, her istediklerini yapabilen uzun kolların var, bunlarla neden övünmüyorsun? Sana bir öğüt vereyim: Kollarına koyu renk manşetler takmayı sakın savsaklama. Sana övgüler diziyorum burada, hala ağlıyor musun? Yaşamdaki bu zorluğu göğüsleyebilecek kadar olgunsun sanırım. Aslında hiçbir işe yaramayan savaş aletleri, kuleler,... Continue Reading →

Ulusal Kültür Dergisi, Sayı: 2

  Kültür Bakanlığı adına sorumlusu Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın sahibi olduğu bu dergi; içeriği, makaleleri ve onları yazan büyük hocalarıyla bizi etkilemiş ve altı sayısını da elde ettiğimiz için paylaşma isteği uyandırmıştır. Altı yazıdan oluşacak bu yazı serisi, tüm sayıları baştan sona taratma zamanı olmadığı için kapağı, içindekileri ve bir ya da birkaç yazısını tanıtım... Continue Reading →

Friedrich Nietzsche – Putların Alaca Karanlığında

  “Benim imkânsızlarım… Seneca ya da erdem matadoru. Rousseau ya da bütün tabii kirliliğiyle tabiata geri dönüş. Schiller ya da Sakingen’in Ahlak Trampetçisi. Dante ya da mezarlarda şiir söyleyen sırtlan. Kant ya da idrak edilebilir karakter olarak ikiyüzlülük. Victor Hugo ya da Saçmalıklar Denizinde Bir Işık Feneri. Liszt ya da virtüöz; elbette ki kadınlarla. George... Continue Reading →

Anthony Burgess – Mozart ve Deyyuslar

"Müziğin altın çağı, biçimi çok daha ilerilere götürmüştür. Füg, passacaglia. Zamanla sonat biçimi. Bestecinin belirlenmiş bir şablona tümüyle boyun eğmesi. O şablon, müziğin hizmet ettiği toplumun sessel eşdeğeriydi. Akıl Çağı, Şehir Çağıydı. Toplum şehirliydi. Doğa dışarıdaydı, mümkünse denetliyor, değilse görmezden geliniyordu. Rapsodik doğa. Mozart'ın müziği aklın en büyük yaratımına -şehre- olan inancı ifade eder. Sadece... Continue Reading →

Vera Panova – İleri Bakmak

''Ev tamamıyla sessizdi. Nonna aniden önünde Andrey'in yüzünü net olarak gördü. 'Hayat özgürce büyüyen asil bir ağaçtır. Onun üzerine süsler asmak çok saçma. Onlarsız güzel o!' Bu sözleri kendisinden sonra takip eden genç sesi duydu… Ağlamaya başladı. Gözyaşları Andrey için değildi. İyilik uğruna feda edilmiş kıymetli yaşamlar için miydi? Yaşlı adam üzüntüyle yıkılmış olduğundan mı?... Continue Reading →

Marc Levy – Sonsuzluk İçin Yedi Gün

  "Niçin terk ettin beni?' diye mırıldandı. 'Bu kadar da abartmayalım!' cevabını verdi, küçük köprünün kemeri altında beliren Mikhail'in sesi. 'Vaftiz baba?' 'Sana ihtiyacım var,' dedi ona doğru koşarak. 'Ben seni aramaya geldim Zofia, şimdi benimle dönmelisin, bitti.' Elini uzattı, ama Zofia geriledi. 'Dönmüyorum. Benim cennetim bizim orası değil.' Mikhail ona doğru ilerledi ve kızı... Continue Reading →

Salman Rushdie – Harun İle Öyküler Denizi

"Bir zamanlar Elifba ülkesinde hüzünlü bir kent vardı; kentlerin en hüzünlüsü; öylesine kahredici bir hüzne kapılmıştı ki adını bile unutmuştu. Bu kent, içi asıksurat balıklarla dolu, yaslı bir denizin kıyısına kurulmuştu; yemesi öylesine berbattı ki bu asıksurat balıkların, yiyenler gökler masmavi olduğu zaman bile mutsuzluk içinde geğirir dururlardı. Bu hüzünlü kentin kuzeyinde (bana söylendiğine göre)... Continue Reading →

  Nallıhan Kuş Cenneti - Nallıhan Bird Sanctuary   Nallıhan Kuş Cenneti 1959 yılında hizmete giren Sarıyar Barajı’nın kuzeyinde Aladağ Çayı’nın Sarıyar Barajı ile birleştiği yerde oluşmuş yapay bir sulak alan ekosistemidir. Ankara ili, Nallıhan ilçesi, Davutoğlan köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Nallıhan Kuş Cenneti, Ankara ve Eskişehir illerine 130... Continue Reading →

Alâeddin Şenel – İnsanlık Tarihi Boyunca İnsan Hakları Demokrasi İlişkisi

Mısır'da Ayrıcalıklar Halkasının Genişleyip Haklara Dönüşmesi "Eskiçağda yöneticiler, sınıfsal ve ideolojik 'denetim' amaçlarıyla, insanlara bazı haklar 'bağışlayabilmişlerdir'. Bunun en çarpıcı örneği, Mısır tarihinde görülür. Eski Krallık döneminde (İ.Ö. 2000-1800 arasında) yalnızca Firavunun (elbette kendilerine boyun eğmesi koşuluyla) bu ayrıcalıklarını yerel yöneticilere ve soylulara bağışladılar. Bu bağışı, buyruklarını dinlemeyen yerel yöneticileri dize getirmede, aforoz benzeri bir... Continue Reading →

Ulusal Kültür Dergisi, Sayı: 1

  Kültür Bakanlığı adına sorumlusu Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın sahibi olduğu bu dergi; içeriği, makaleleri ve onları yazan büyük hocalarıyla bizi etkilemiş ve altı sayısını da elde ettiğimiz için paylaşma isteği uyandırmıştır. Altı yazıdan oluşacak bu yazı serisi, tüm sayıları baştan sona taratma zamanı olmadığı için kapağı, içindekileri ve bir ya da birkaç yazısını tanıtım... Continue Reading →

Federico Garcia Lorca – Ne Garip Federico Adında Olmak

IGNACIO SANCHEZ MEJIAS İÇİN AĞIT I SÜSME VE ÖLÜM   "Akşamüstü saat beşte. Saat tam beşti akşamüstü. Ak çarşaf getirdi bir çocuk akşamüstü saat beşte. Bir sepet kireç hazırlandı akşamüstü saat beşte. Gerisi ölümdü, yalnız ölümdü akşamüstü saat beşte.   Rüzgar savurdu pamukları akşamüstü saat beşte. Kristal ve nikel ekti oksit akşamüstü saat beşte. Boğuşur... Continue Reading →

Dominique Lapıerre ve Larry Collins – Yasımı Tutacaksın

  <<Kardeşimin adam olmasını istiyordum. Bizlerden daha iyi bir yaşama kavuşabilmek için  Don Carlos'un yanında kalıp okuma  yazma öğrenmesini istiyordum. Tek dileğim babam gibi aklıbaşında ve saygıdeğer bir emekçi olmasıydı. Don Felix Monero'nun kahyasından iş dilenen, ırgat pazarının sefil işçilerinden biri olmamalıydı o. << Manuel ise, boğa diye tutturmuştu. Nereden geldi bu onun aklına, bilmem.... Continue Reading →

Karl R. Popper – Bilimsel Araştırmaların Mantığı

  "22. Yanlışlanabilirlik ve Yanlışlama. Yanlışlanabilirlik ve yanlışlama sözcükleri arasında kesin olarak bir ayrım yapmak zorundayız. Yanlışlanabilirliği, salt önerme dizgelerinin görgül özelliklerinin ölçütü olarak ele alıyoruz; dizgenin ne zaman yanlışlanabilir olarak kabul edilebileceği, konulan kurallarla belirlenmelidir. Yalnızca kabul ettiğimiz temel önermelerle çelişen bir kuramı yanlışlanmış olarak nitelendiriyoruz. Bu koşul gereklidir, ancak yeterli değildir; çünkü daha önce... Continue Reading →

Charles Baudelaire – Elem Çiçekleri

VI FENERLER “Rubens, unuttum ırmağı, tembellik bahçesi, Taze etten yastık ki üzerinde sevmek mümkün değil, Fakat hayat taşar ve hareket eder durmadan Gökte hava gibi, denizde sular gibi; Leonardo da Vinci, derin ve kasvetli ayna, İçinde latif melekler, esrarla yüklü, Tatlı bir gülümseyişle gölgesinde görünürler Memleketlerini kapatan buzulların ve çamların; Rembrandt, iniltilerle dopdolu hazin bir... Continue Reading →

Metin Özbek – Çayönü’nde İnsan

  "Yontma Taş Çağı topluluklarının çocuklarında, yetersiz beslenmeden kaynaklanan rahatsızlıklara ya da metabolizma bozukluklarına pek rastlanmaması, Yontma Taş Devri ile Cilalı Taş Devri toplulukları arasındaki yaşam farklılığından kaynaklanmaktadır. Cilalı Taş Devri'yle beraber tarıma geçişin ardından, ciddi ölçüde kansızlık çeken bireylerin (özellikle bebek ve çocuklar) iskeletlerine rastlamaya başlıyoruz. Gerçekten de, bu yeni geçim ekonomisinin bir gereği... Continue Reading →

  Müze  PTT Pul Müzesi; Türkiye’nin merkezinde Dünya çapında bir kültür merkezi olma özelliğini taşımaktadır. Modern müzecilik anlayışı ile tasarlanan binamızda Dünya Pulları, Osmanlı Devleti Pulları, Anadolu Hükümeti Pulları, Türkiye Cumhuriyeti Pulları ve 7 ayrı temadan oluşan Tematik Pullar sergilenmektedir. Ayrıca; Geçmişten Günümüze Posta, İstiklal Harbinde PTT ve Nostaljik PTT alanları da müzemizde gezebileceğiniz bölümlerdir.... Continue Reading →

Carl Sagan – Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı

  GARAJIMDAKİ EJDER “Garajımda ateş soluyan bir ejder yaşıyor.’ Diyelim ki (ruhbilimci Richard Franklin’in grup terapisi yaklaşımını benimseyerek) size ciddi olarak böyle bir önerme sunuyorum. Kuşkusuz, dediğimin doğruluğunu kontrol etmek isteyecek, kendi gözünüzle görmek isteyeceksiniz. Yüzyıllardır ejderlerle ilgili olarak sayısız öykü anlatılmış, ancak gerçek kanıt gören olmamıştır. Canlı bir kanıt görmek için ne iyi bir... Continue Reading →

Richard S. Westfall – Modern Bilimin Oluşumu

  Bilimsel Girişimciliğin Örgütlenmesi   “17. yüzyılda, bilim alanındaki gelişmeler bilimsel kavramları basit bir yeniden formüllendirmenin çok ötesindedir. Kaldı ki, kavramların yeniden formüllendirilmesi bile örneklerini sık sık gördüğümüz gibi ‘devrim’ nitelenmesini hak edecek ölçüde radikaldir. Bu dönemde bilim aynı zamanda örgütlü bir toplumsal etkinlik olarak da kendisini gösterdi. Daha önceki dönemlerde de kuşkusuz büyük bilimsel... Continue Reading →

Maurice Metayer – Eskimo Masalları

TUZAKÇI KARGA "Derler ki, geçmiş zamanlarda koca bir karga insan aramaya çıkmış. Bir Eskimo köyü görüp iglulara koşarak bağırmış: -'Yolda birçok konuk var! Onları çıkıp karşılamanız gerek. Gece bastırmadan onları bulamazsanız, dağın eteğinde kamp kurun.' İglularda oturan insanlar kargaya inanmışlar. Konukları karşılamak için yola düzülmüşler. Gece olunca çadırlarını dağın eteğine kurmuşlar. Yağ lambalarının alevi kardan... Continue Reading →

Heinrich von Kleist – Amphitryon

  KLEIST VE AMPHİTRYON ÜZERİNE   "Alman edebiyatında, klasik ve romantik dönemler arasındaki geçiş sürecinde kendine özgü bir yeri bulunan Heinrich von Kleist (1777-1811), klişeleşmiş insan tasarımlarına karşı çıkan bütün sanatçıların kaçınılmaz denebilecek ortak yazgısını yaşayanlardan biri oldu. Avrupa tiyatro yöneticilerinin Byron, Shelly, de Musset, Grabbe, Büchner ve Kleist'ın eserlerine karşı direnmelerinin temel nedeni, bu yazarların kaleme... Continue Reading →

Yorgo Seferis – Seçme Şiirler

  "Özgürlüğe kavuşmuş bir ruh gibi Telaşlı bir şehrin orta yerinde sessizliği öğreten." 22 "Öyle çok şey geçti ki gözümüzün önünden Sonunda gözlerimiz hiçbir şey görmez oldu Anıların dışında, ardında, ötesinde- Gecede bir beyaz perde gibi, üstünde Garip, senden de garip görüntüler beliren, Sonra da kımıltısız yapraklarında bir biber ağacının Kaybolup giden;   İyice bilerek... Continue Reading →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑