Ernst H. Gombrich – İmge ve Göz

  "Sanat ve doğadaki evrimin, kolay bir tanınabilirliğin ötesinde başka koşulları gerçekleştirmeye çalıştığını varsayabiliriz. Belki de, 'primitif' olarak adlandırdığımız kabile üsluplarının son derece tedirgin edici ve anlatım gücü yüksek biçimleri de, huşu yaratan ya da korkutucu düzenlemelere doğru adım adım evrilmiştir. Kabul etmek gerekir ki bu standartları dile getirip formüle edecek kimse yoktu ortada. Belki... Okumaya Devam et →

Ümit Yaşar Oğuzcan – Acılar Denizi

  ZEHİR-ZIKKIM "Nasıl tanışmıştık bilirsin Nasıl gözgöze gelmiştik ilk defa Nasıl çarpmıştı yüreklerimiz nasıl Sırılsıklam aşık olmuştum sana   Hatırlar mısın ilk evimizi İlk yatağımızı sımsıcak İki sandalyemiz bir masamız vardı Başka neyimiz olacak   Akşamları beni beklerdin pencerede Üzerinde mor benekli beyaz elbisen Saatler geçmeyi akşam olmayı bilmezdi Ne kadar beklesen   Gelir gelmez... Okumaya Devam et →

Ethel Lilian Voynich – Atsineği

  ''Atsineği asabice döndü. 'Neden geldiniz buraya beni takip ederek?' 'Bir yaşlı kadın sizi görmek istiyor.' 'Ne istiyormuş? Söyleyin, meşgulüm.  Şimdiimdi  g-göremem  onu.' 'Siz gittiğinizden beri neredeyse her akşam geliyor efendim, sürekli siz ne zaman döneceğinizi soruyordu.' 'Sorun bakalım kendisine, neymiş. Peki  boş ver, sanırım ben kendim gitmeliyim.' Yaşlı kadın hol kapısında bekliyordu.  Üzerindeki  giysileri... Okumaya Devam et →

Ece Temelkuran – İyilik Güzellik

"Gerçek hikâyeler iyi bitmeyebilir. Çünkü gerçeğin sevilmek, beğenilmek, 'umudu dürtmek', bizi ikna etmek veya daha çok izlenmek ya da okunmak gibi bir derdi yoktur. Gerçek, tasasızdır. Aklına geldiği gibi devam eder işine. Gerçeğin umut vermek diye bir görevi de yoktur. Biz o yüzden yazarız, film çekeriz, şiir yazarız, resim yaparız. Dünyanın gerçekliğine insanın kendi gerçekliğini... Okumaya Devam et →

Nikolay Çernişevski – Nasıl Yapmalı?

  ''Derken, nedendir bilinmez, düşünceleri yavaş yavaş o konuya kaymaya başladı... Anılar canlandı kafasında... Belli belirsiz birtakım sorular, ele geçmez, uçucu, sessiz birtakım sorular biriktikçe birikti, çoğaldıkça çoğaldı ve gitgide belirsizliğini yitirip  açık bir biçim alarak bir tek soruda birleşti: 'Bana ne oluyor? Neler düşünüyorum böyle? Bu duyguların neyin nesi, nerden çıktı?' Ve Vera Pavlovna'nın... Okumaya Devam et →

Cemal Süreya – Sevda Sözleri

  Sevgilim, Bir Günün...   ''Sevgilim, bir günün ortası şimdi Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık, Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde Uzat bana uzat ellerini İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu, Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor   Ben seni düşünüyorum seni Hani tıpkı o ilk günlerdeki... Okumaya Devam et →

Edmond Rostard – Cyrano de Bergerac

  "CYRANO* Ya ne yapmak lâzımmış? Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi, Bir ağaç gövdesini, tıpkı sarmaşık gibi, Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı? Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı? İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak, Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak? Yoksa nazırın yüzü gülecek diye bir an Karşısında takla mı atmak lazım her zaman? İstemem... Okumaya Devam et →

Georg Simmel – Bireysellik ve Kültür

"İnsanın dünyadaki konumu, varlığının ve davranışlarının her boyutunda her an iki sınır arasında bulunuyor olmasıyla tanımlanır. Varoluşumuzun biçimsel yapısını oluşturan bu koşul, insan hayatının farklı farklı alan, faaliyet ve yazgılarında sayısız şekillerde tezahür eder. Her saatin içerik ve biçiminin bir "daha önce" ile "daha sonra” arasında, her düşüncenin “daha akıllıca" ile "daha aptalca" arasında, sahip... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Factotum

  "Yatağa girip şişeyi açtıktan sonra yastığımı arkama destek yapıp derin bir nefes aldım ve karanlıkta pencereden dışarı baktım. Beş gündür ilk kez yalnız kalıyordum.Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana. Şişemden... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Tom Bombadil’in Maceraları

  11 FASTITOCALON   "Bak, Fastitocalon orada! Güzel bir yer, burada çıkalım karaya, Biraz çıplak bir yer olsa da. Gel, bırak denizi! koşalım, Dans edelim, güneşte uzanalım. Martılar oturuyor, bak! Dikkat! Batmaz martılar. Otururlar, gezinirler, göz kırparlar: Onlar işaret yollar, Olur da biri koyarsa aklına Yerleşmeyi adaya Hastalanmıştır belki Islaklık tak etmiştir canına Ya da... Okumaya Devam et →

Spinoza – Ethica

  "...eğer zihnimiz tek başına olsaydı ve kendisi dışında hiçbir şey anlamamış olsaydı, tabii ki anlayışımız da çok daha kıt olurdu. O halde kendimizin dışında bize yararı dokunacak ve bu nedenle istememiz gereken pek çok şey söz konusudur. Bunların içinde de doğamızla tamamen uyumlu olanının en mükemmel olduğunu düşünürüz. Örneğin tamamen aynı doğaya sahip iki... Okumaya Devam et →

Georges Bataille – Eros’un Gözyaşları

  "...Gerçekte, cinsel etkinlik karşısındaki çekinme duygusu, en azından bir anlamda, ölüm ve ölüler karşısındaki çekinme duygusunu anımsatmaktadır. Şiddet her durumda tuhaf şekilde bizi aşmaktadır; her defasında olup biten şey, her defasında bu şiddetin zıtlaştığı şeyler düzenine yabancıdır. Ölümde, kuşkusuz, cinsel etkinliğin nezaketsizliğinden farklı olan bir densizlik vardır. Ölüm gözyaşlarına ve bazen de cinsel arzu... Okumaya Devam et →

Antonin Artaud – Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin

DIŞKILAMA ARAYIŞI "... Şu pislik tiksintisi nereden geliyor peki?   Dünyanın henüz kurulmamış olmasından mı, yoksa dünya hakkında yalnızca ufacık bir fikri var da insanın, bunu sonsuza kadar korumak istemesinden mi?   Güzel bir günde insanın dünya fikrini durdurmuş olmasından.   İki yol vardı önünde: sınırsız dışarınınki, boyutsuz içerininki   Ve boyutsuz içeriyi seçti. Orayı yapacak... Okumaya Devam et →

Maurice Blanchot – Ölüm Hükmü

  "Sessizliği kaybettim ve bunun için duyduğum pişmanlık ölçüsüzdür. Mutsuzluğun, bir kez konuşmaya başlayan bir insanı nasıl sardığına tanık oldum. Sağırlığa bağlı, hareketsiz bir acıydı; bu yüzden soluduğum şey solunamayandır. Kendimi yalnız başıma bir odaya kapadım, evde kimse yok, dışarıda da hemen hemen kimse yok ama bu yalnızlığın kendisi bizzat konuşmaya başladı ve karşılığında benim... Okumaya Devam et →

Johann Wolfgang Von Goethe – Yarat Ey Sanatçı (Harun’a)

  SEVGİLİNİN YAKINLIĞI*   "Seni düşünüyorum, güneşin parıltısı Denizden yansıdığında; Seni düşünüyorum, ayın ışıltıları Pınarlara nakşolduğunda. Seni görüyorum, ta uzaktaki yolda Havalandığında tozlar, Gecenin derinliklerinde, daracık köprüde Yolcu sarsıldığında. Seni duyuyorum, orada, boğuk bir hışırtıyla Dalgalar kabardığında. Sessiz koruda çoğu kez dinlemeye gidiyorum, Her yer sessizliğe boğulduğunda. Seninleyim, ne kadar uzakta olsan da, Çok yakınımdasın!... Okumaya Devam et →

Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri (Harun’a)

  RÜYALAR*   "Ah, sürüp giden bir rüyaydı gençliğim Ve ruhum uyanmazdı Sonsuzluğun ışığı Sabahı getirene dek Evet, ümitsizce kederli de olsa Doğduğundan beri yüreği Bir tutku karmaşası olan kişi İçin, uyanıklığın soğuk gerçeğinden Daha iyidir bu uzun rüya. Ama hiç bitmeyecekse; Delikanlılığımda bana olduğu gibi olacaksa, Delilik olurdu daha yüce bir göğü ummak. Ben... Okumaya Devam et →

Ahmet Telli – Yangın Yılları (Harun’a)

  ACININ ŞAFAĞINDA KALAN*   "Bir yenilginin hüzün şafağında kaldı söndürülmüş fenerler gibi umutları Yalnız mevziler değildi yitirdiği susmuştu yüreğinde volkan çekilmişti soğumuş kabuğuna   Korku ve bataklık korkusuydu çöreklenmişti içindeki vadilere Ve ölüm ki artık acının şafağında göz kırpan bir ışıktır ışıtır alnının kıvrımındaki teri   Ölüm yazgısından ağır, suskunun beynindeki izdüşümü Dev tınlamalarla... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Dionysos Dityrambosları (Harun’a)

SON İSTEM "Öyle ölmek, onun gördüğüm ölümü gibi-, o dost, karanlık gençliğime tanrısal bakışlar ile şimşekler saçan. Atılgan, derin, savaşan bir dansçı gibi-,   savaşçıların en neşelisi, yenenlerin en kaygılısı, yazgısının üstünde bir yazgı gibi duran, sert, ön-düşünülü, son-düşünülü-:   yeniyor diye titreyen, ölerek yenmekten mutlu-:   ölmesiyle buyuran - verdiği de, yok et buyruğu...... Okumaya Devam et →

Andrey Voznesenski – Oza (Harun’a)

  "Selam Oza, evde, geceleyin Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun, Havlarken köpekler, yalarken kendi gözyaşlarını Senin soluğundur duyduğum ses. Selam Oza!   Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç, Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle, Gerçekten korku olduğunu aşkın, söyle? Selam Oza!   Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni? Daha da korkunç,... Okumaya Devam et →

Harun’a…

Kaç gündür bu yazıyı yazmayı düşündüm, nasıl başlarım bilemedim... Harun'a yüzlerce sayfa yazmışlığım vardır ama bu ilk cümleye nasıl başlayacağımı bilemediğim bir vedadan başka bir şeydi. Bir yol hikayesi daha çok... Bizim için bu hikaye, hiç uzak kalamadan yürümeye başladığımız 2015'in kışında başladı. İyi ki bu dünyada öyle bir Şubat ayı vardı. Beraber başladık yüksek... Okumaya Devam et →

Bertolt Brecht – Aşk Şiirleri

NASILDI   ''Önce sevinç uyutmadı beni Sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece. İkisi de gidince başımdan Uyudum, ama ah, her Mayıs gecesi Bir Kasım sabahı getirdi ardından.   Senin derdin benimdi Benim ki senin Paylaşamazsam bir sevinci seninle Yoktu benim de sevincim.'' (s. 122-123)   Brecht, Bertolt (2009). Aşk Şiirleri, (çev. Kerem Çalışkan), Kırmızı Yayınları,... Okumaya Devam et →

Abbas Sayar – Yılkı Atı

"Işık, Doru'yu isteklendirdi. Bağlar arasında dolaştı. Toprağa yapışık, çamurlaşmış yapraklardan yedi. Sonra bağlardan çıktı. Geçen günlerin aksine ters yamaç tepelere doğru yürüdü. Bilmiyordu nereye gideceğini... Gidiyordu yalnız... Zor yol alıyordu. Tırnağı bütünü ile toprağa gömülüyordu, incikleri ağrıyordu. Hayır ağrımıyor, acı acı sızlıyordu. İlk aydınlığa dek böyle gitti. Köy, sağ aşağısında kalmıştı. Görünmüyordu artık. Ama, Doru... Okumaya Devam et →

Sylvia Plath – Sırça Fanus

"Öyküleri birbiri ardından hızla okuyarak sonunda bir incir ağacı hakkında yazılmış bir öyküye geldim. Bu incir ağacı Yahudi bir adamın eviyle bir manastırın arasındaki yeşil çayırda yetişmişti, Yahudi'yle esmer güzeli bir rahibe, olgun incirleri toplamak üzere geldikleri ağacın altında hep karşılaşırlarmış, bir gün ağacın dalındaki kuş yuvasında, çatlayan bir yumurta görmüşler, küçük kuşun yumurtayı gagalayarak... Okumaya Devam et →

Memduh Şevket Esendal – Ayaşlı İle Kiracıları

"Bozkırlar ortasında, bir istasyonda memur olsam, bu hanım da benim karım olsa!' diye düşündüm... Hoşuma gitti. Kadın olur ki, yalnızlıkta sevilir! Burnuma kırların kokusu geldi. Güzün ovalarda esen rüzgarlar kuru ot kokuları getirir. Bir kadın kırların o esmer renkleri üstünde ne canlı durur! Ben, viski kokan, radyosu öten, dans edilen bol ışıklı bir salonda bu... Okumaya Devam et →

Joanne Greenberg – Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

  "Yanına gidip omuzuna dokunmalı ve bir şeyler söylemeliyim, diye düşündü Deborah. Ama yerinden kıpırdamadı. Gitmem gerek, çünkü aynı şey bana da oldu, bunu benim kadar kimse bilemez, nasıl bir şey olduğunu... Ama ayakları ayakkabılarının içindeydi ve ayakkabıları Sylvia'ya doğru gitmiyordu bir türlü; elleri de iki yanında duruyor, hiç hareket etmiyordu. Birlikte geçirdiğimiz ve benim... Okumaya Devam et →

Karl Marx – Friedrich Engels – Alman İdeolojisi

      "İnsanların kendi geçim araçlarını üretiş tarzları, herşeyden önce doğada hazır buldukları ile yeniden üretmeleri gereken geçim araçlarının doğasına bağlıdır. [s.5] Bu üretim tarzı, basitçe bireylerin fizik varlıklarının yeniden üretimi olarak ele alınmamalıdır. Bu üretim tarzı, daha çok, bu bireylerin belirli bir faaliyet tarzını, onların yaşamlarını ortaya koyan belirli bir biçimi, belirli bir... Okumaya Devam et →

Ahmet İnam – Deneyen Felsefe

  "Ülkemizde son zamanlarda tehlikeli bir eğilim görmekteyim. Düşünmeye çabalayan insanlar, inanışlarını ve dünya görüşlerini haklı kılmak için felsefeyi sömürüyorlar. Hegel, Yapısalcıklık, Post-modern düşünürler, Hermeneutik akım, Bilim Felsefecileri, onları oluşturan kültürel ve tarihsel serüven göz ardı edilerek, kullanılmaya çalışılıyor. Aydınlarımız, ne denli bilgili, ne denli 'allame' olduklarını kanıtlamak için, tez elden çevrilmiş Batılı örneklerin üzerine... Okumaya Devam et →

Alaeddin Şenel, Enis Doko, Hakan Çörekçioğlu ve Haluk Hepkon – Şifrelerden Sembollere Dan Brown

  “… Modern bilim ile mistik – büyüsel bilim arasında her şeyden önce paradigma farkı vardır. Bilindiği gibi, paradigma olarak adlandırılan şey, teorik ve pratik her türlü bilimsel etkinliğin kendisine dayandığı bir modeldir. Buna göre bilimsel paradigmalar doğa bilgisini elde etme yollarını ve evreni açıklama tarzlarını belirleyen yapısal modeller olarak iş görür. Birer yapısal model... Okumaya Devam et →

Georges Vigarello – Güzelliğin Tarihi; Rönesans’tan Günümüze Beden ve Güzelleşme Sanatı

  Bireyselleşen Bir Güzellik Mi? "L'Encyclopedie, 'binlerce insan arasında birbirine benzeyen iki tanesini görür görmez ortaya çıkan' yüz çizgilerinin bu olağanüstü farklılığına bayılır. Özellikle Lavater olmak üzere, fizyonomistlerin de, geleneksel tiplerin ötesinde, farklı, 'orjinal' kişiler keşfettikleri savındadırlar: 'Tüm yüzler, tüm vücut hatları, tüm varlıklar, yalnızca kendi sınıflarında, kendi cinslerinde, kendi türlerinde değil, bireyselliklerinde de birbirlerinden farklıdırlar.... Okumaya Devam et →

Derman Bayladı – Pythagoras Bir Gizem Peygamberi

  "Pythagoras'ın çok yönlü kişiliğinden ve bu kişiliği oluşturan filozofluğundan, biliminsanlığından, müzik kuramcılığından söz edilmişti. Ama bütün bu sayılanların ötesinde onun bir de 'gizemci' yönü vardır. Felsefesi de gizemcilikten ayrılmaz zaten. Bu yönüyle -bir din değilse bile- en azından bir tarikat kurucusu olduğu da söylenebilir. Pythagoras'ın. Ancak bütün bu alanlarla Pythagoras'ın hangi yoğunluk ve ölçülerde... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑