Hope Mirrlees – Sisler İçindeki Lut

6a014e5fb9e8aa970c01b7c7524fb6970b-600wi

…Crabapple Çiçekleri epey asık suratlarla itaat ettiler zira hem hoca olarak başlarında böyle bayağı bir şaklabanın olması hem de yetişkin birer hanım olduklarında hiçbir işlerine yaramayacak aptal eski moda dansları öğrenmeye zorlanmaları yüzünden hepsinin sinirleri tepesindeydi.

Fakat hiç şüphesiz o ihtiyar kemancının yay sihirliydi! Ve hiç şüphesiz dünya üzerinde başka hiçbir ezgi böyle yalnız, böyle zarif, böyle cezbedici değildi. İnsanın yapabileceği tek şey kalkıp onu takip etmekti.

Bu hale nasıl geldiklerini anlamasalar da çok geçmeden hepsi hafif adımlarla dans ediyor, eğilip kalkıyor, süzüle süzüle kayıyor ve havaya sıçrıyordu, zihinleri alev almıştı; bu esnada Bayan Primrose kafasını sallayarak ritme eşlik ediyor, Profesör Wisp bir yandan talimatları haykırırken bir yandan kendini onların arasında oradan oraya savuruyordu. Sanki onlar bir sürü boncuktu ve genç adam hepsinin sıra sıra dizildiği bir ip görevi görüyordu.

Birdenbire müzik kesildi; kıpkırmızı olan, kahkahalar atan ve mendillerini savurarak serinlemeye çalışan Crabapple Çiçekleri, kendilerini bir köşede duran şişkin çuval yığınlarının üzerine atıverdiler; hayatlarında belki de ilk kez elbiselerinin zarar görme ihtimalini umursamıyorlardı.

Fakat Bayan Primrose sertçe bağırdı: “Oraya olmaz canlarım! Orası olmaz!”

Şaşkınlıkla yerlerinden doğrulmak üzereydiler ki Profesör Wisp Bayan Primrose’un kulağına bir şey fısıldadı ve kadın manidar bir kafa sallayışla, “Pekâlâ canlarım, olduğunuz yerde kalın. Sadece yerlerin sizin için kirli olabileceğini düşünmüştüm,” dedi.

“Aslında o kadar fena eğlenmedik,” dedi Moonlove Honeysuckle.

“Evet,” diye onayladı Prunella Chanticleer gönülsüzce. “Şu ihtiyar adam hakikatten çalabiliyormuş!”

“Bu çuvallarda ne var acaba? Elma çuvalı olsa bu kadar yumuşak olmazdı,” dedi. Ambrosine Pyepowders, bir yandan da yaslandığı çuvalı merakla dürtüklüyordu.

“Biraz değişik, tuhaf bir koku geliyor,” dedi Moonlove.

“İğrenç!” diyen Prunella küçük burnunu buruşturdu.

Sonra da kıkırtıyla fısıldadı. “Kazımız ve adaçayımız vardı, belki de bunlar soğandır!”

Tam o esnada Portunus kemanını yeniden akort etmeye başladı ve Profesör Wisp onları tekrar ikili sıralar halinde dizilmeye çağırdı.

“Benim sevgili küçük hanımlarım, bu sefer görkemli ve hüzünlü bir dans olarak görün bunu; bu yüzden Bayan Primrose de size ayak uydurmalı çünkü bu, ‘Dük Aubrey’nin huzurunda yapılanlar kadar aristokratik bir dans!” dedi ve sonra çapkınca göz kırptı.

Tüm o bayağı şaklabanlığıyla Bayan Primrose’un sesini öyle şahane taklit etti ki Crabapple Çiçekleri kıkırdamalarına engel olamadılar.

“Fakat sizden dans etmeye başlamadan önce ezgiyi dinlemenizi istiyorum,” diye sürdürdü sözlerini. “Buyur bakalım Portunus!”

Küçümseyerek, “Neden ki? Yeni Hasekiküpesi değil mi zaten…” diye söze girdi Prunella.

Fakat kelimeleri dudaklarında dondu, büyülenmiş ve dehşete düşmüş halde kalakaldı.

Çalan Hasekiküpesi idi ama bir farkı vardı. Sanki son duyduklarından bu yana ezgi ölmüş, ruhu tuhaf yerlerde dolanıp durmuş ve kızgın bir hayalet olarak yeryüzüne geri dönmüştü.

“Şimdi, haydi, dans edin!” diye bağırdı Profesör Wispnacımasız ve buyurgan bir tonla.

Sırf kendilerini koruyabilmek için itaat ettiler, bir şekilde kendileri olan bu ezgiden her nasılsa sadece dans ederek kaçabiliyorlardı.

“İçinde ve dışında, içeride ve dışarıda, top gibi yuvarlak,

 Bir ileri bir geri, dümdüz bir çizgide

 Zambak, dalak otu ve yabani karanfille.

 O güzel kokulu yaban gülüyle

 Yakılmış şenlik ateşleriyle

 Bir yanda çilek kafesi,

 Öte yanda hasekiküpesi.”

diye başladı şarkıya Profesör Wisp. Sonra Crabapple Çiçekleriiçeride ve dışarıda, düşlerden oluşan bir labirentin içinde ve dışında döne döne dolandılar.

Fakat şimdi ezginin perdesi değişmişti. Bir kez daha canlanıp şenleniyordu; canlı ama tuhaf ve çok korkutucu…

Genç bir kız, Dük için,

 Yeşiller içindeki Dük için,

 Ayın ve güneşin parlamadığı diyarlarda,

 Zambak, dalak otu ve yabani karanfille,

 O güzel kokulu yaban gülüyle

 Yakılmış şenlik ateşleriyle

 Bir yanda çilek kafesi, 

 Öte yanda hasekiküpesi.”

Profesör Wisp şarkıya devam ediyordu. İçeride ve dışarıda, döne döne dolanıyordu öğrencilerin arasında ya da belki de dolanmıyordu da dalıyordu, fırlıyor, bir görünüp bir kayboluyordu ve geçen her dakika şarkı söyleyişi tizleşiyor, kahkahası yabanileşiyordu.

Ve daha sonra, nereden ve nasıl geldiğini bilmedikleri birisi dansa katıldı.

Yeşil kıyafetler içindeydi ve siyah bir maske takıyordu…(s. 94-95-96-97)

Mirrlees, Hope(1926). Sisler İçindeki Lut, (çev. Damla Göl), İthaki Yayınları, İstanbul.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: