Spinoza – Ethica

  "...eğer zihnimiz tek başına olsaydı ve kendisi dışında hiçbir şey anlamamış olsaydı, tabii ki anlayışımız da çok daha kıt olurdu. O halde kendimizin dışında bize yararı dokunacak ve bu nedenle istememiz gereken pek çok şey söz konusudur. Bunların içinde de doğamızla tamamen uyumlu olanının en mükemmel olduğunu düşünürüz. Örneğin tamamen aynı doğaya sahip iki... Okumaya Devam et →

Georges Bataille – Eros’un Gözyaşları

  "...Gerçekte, cinsel etkinlik karşısındaki çekinme duygusu, en azından bir anlamda, ölüm ve ölüler karşısındaki çekinme duygusunu anımsatmaktadır. Şiddet her durumda tuhaf şekilde bizi aşmaktadır; her defasında olup biten şey, her defasında bu şiddetin zıtlaştığı şeyler düzenine yabancıdır. Ölümde, kuşkusuz, cinsel etkinliğin nezaketsizliğinden farklı olan bir densizlik vardır. Ölüm gözyaşlarına ve bazen de cinsel arzu... Okumaya Devam et →

Antonin Artaud – Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin

DIŞKILAMA ARAYIŞI "... Şu pislik tiksintisi nereden geliyor peki?   Dünyanın henüz kurulmamış olmasından mı, yoksa dünya hakkında yalnızca ufacık bir fikri var da insanın, bunu sonsuza kadar korumak istemesinden mi?   Güzel bir günde insanın dünya fikrini durdurmuş olmasından.   İki yol vardı önünde: sınırsız dışarınınki, boyutsuz içerininki   Ve boyutsuz içeriyi seçti. Orayı yapacak... Okumaya Devam et →

Maurice Blanchot – Ölüm Hükmü

  "Sessizliği kaybettim ve bunun için duyduğum pişmanlık ölçüsüzdür. Mutsuzluğun, bir kez konuşmaya başlayan bir insanı nasıl sardığına tanık oldum. Sağırlığa bağlı, hareketsiz bir acıydı; bu yüzden soluduğum şey solunamayandır. Kendimi yalnız başıma bir odaya kapadım, evde kimse yok, dışarıda da hemen hemen kimse yok ama bu yalnızlığın kendisi bizzat konuşmaya başladı ve karşılığında benim... Okumaya Devam et →

Karl Marx – Friedrich Engels – Alman İdeolojisi

      "İnsanların kendi geçim araçlarını üretiş tarzları, herşeyden önce doğada hazır buldukları ile yeniden üretmeleri gereken geçim araçlarının doğasına bağlıdır. [s.5] Bu üretim tarzı, basitçe bireylerin fizik varlıklarının yeniden üretimi olarak ele alınmamalıdır. Bu üretim tarzı, daha çok, bu bireylerin belirli bir faaliyet tarzını, onların yaşamlarını ortaya koyan belirli bir biçimi, belirli bir... Okumaya Devam et →

Henri Bergson – Düşünce ve Devingen

  "Felsefenin en çok mahrum kalmış olduğu şey sarahattir*. Felsefe sistemleri, yaşamakta bulunduğumuz gerçeğin ölçüsüne göre biçilmiş değildir. Ona pek bol gelmektedirler. Uygun bir şekilde seçerek bunlardan herhangi birini inceleyiniz: göreceksiniz ki bu sistem: insanlardan başka hiç kimsenin, bitki ve yaratıkların bulunmıyacağı, insanların yemeden içmeden varolabilecekleri, uyumıyacakları, rüya görmeyecekleri, konu dışına çıkmıyacakları, kocamış doğup kundakta... Okumaya Devam et →

G. W. F. Hegel – Hukuk Felsefesinin Prensipleri

ÖNSÖZ ... "Dünyanın nasıl olması gerektiğini öğretmek iddiası üzerine bir söz daha söyleyelim: felsefe bu konuda daima geç kalır. Dünyanın düşüncesi olarak, felsefe, ancak realite oluşum sürecini işleyip bitirmiş olduğu zaman ortaya çıkar. Kavramın öğrettiğini, tarih aynı zorunlulukla gösterir: ancak varlıkların olgunluk çağındadır ki, ideal, reel'in karşısında boy gösterir ve aynı dünyayı cevheri içinde kavradıktan... Okumaya Devam et →

Philip Roth – Pastoral Amerika

  "Gerçekdışı beklentiler olmaksızın, aşırı bir önyargı, umut veya kibir olmaksızın elinizden geldiğince tanka benzemeyerek, topsuz ve tüfeksiz, on beş santimetre kalınlığında çelik kaplamanız olmaksızın insanları anlamaya çalışmak için yüzeyselliğinizle, sığlığınızla savaşırsınız; çimenleri paletlerle eşelemek yerine on parmağınızın üzerinde onları tehdit etmeksizin yaklaşırsınız, onları, eşit olarak, bir zamanlar dediğiniz gibi, erkek erkeğe açık bir fikirle... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Bergsonculuk

  "BİRİNCİ KURAL: Problemlere de doğruluk ve yanlışlık atfetmek, yanlış problemin geçersizliğini göstermek, doğruluk ve yaratmayı problemler düzeyinde uzlaştırmak.   Aslında doğru ve yanlışın yalnızca çözümlerle ilgili olduğuna, ancak çözümlerle başladığına inanmakla hata ediyoruz. Bu önyargı toplumsaldır (çünkü toplum ve onun kurallarını aktaran dil, bize hep "devletin idari dosyaları"ndan çıkmış gibi hali hazırda bulunan problemler "verir",... Okumaya Devam et →

D. H. Lawrence – Oğullar ve Sevgililer

  "Birkaç dakika karanlık denizin üstünde esen boğuk rüzgarı dinleyerek sustu Paul. Sonra, "Hiçbir zaman gerçekten benim olmayı istemedin değil mi?" dedi. "Evet, seninim." "Hayır çünkü boşanmak istemiyorsun." Çözemeyecekleri bir düğümdü, öylece bıraktılar, alabildiklerini aldılar ve ulaşamadıklarını bilmezlikten geldiler. Paul başka bir kez, "Baxter'a kötü davrandığını düşüyorum," dedi. Clara'nın onu annesi gibi yanıtlamayacağını yarım yamalak tahmin... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – İki Delilik Rejimi (Metinler ve Söyleşiler 1975 – 1995)

İKİ DELİLİK REJİMİ "Guattari göstergesel bir düzene ilişkin bir tabloyu çizmekte; burada tarihsel olduğu kadar patolojik olarak da tanımlanabilecek bir örnek vermek istiyorum. 19. yüzyılın sonunda, psikiyatride önemli bir vaka olarak iki işaret rejimi ortaya çıktı, fakat bu tüm bir gösterge bilimi ilgilendirecek bir şekilde psikiyatrinin dışına doğru yayıldı. Karmaşık bir şekilde işleyen fakat anlaşılması... Okumaya Devam et →

Julio Cortazar – Ötekinin Rüyası (Bütün Öyküleri 1)

  ÖTEKİNİN RÜYASI   "Rüyalar demişken ve sen Lucio'nun adını anmışken, zamanında ona anlattığım bir rüyayı neden şimdi sana da anlatmayayım. Ben yine buradaydım, ama o zamanlar -kaç yıl oldu, dostum?- hepiniz anne babamın bana bıraktıkları bungalovda belli dönemler kalmaya geliyordunuz; burada kürek çekiyor, bunalana kadar şiir okuyor, en kırılgan ve en kısa ömürlü olana,... Okumaya Devam et →

D. H. Lawrence – Adaları Seven Adam

  "Adalı olmanın tehlikesi budur. Kentte, tozluklarını giyip iliklerine kadar duyduğun ölüm korkusuyla trafikten canını kurtarmaya çabalarken, sonsuz zamanın yılgılarından çok uzaktasındır. Oysa küçük adan zamanın içine girdiği an, uzaydaki evren çevrende hızla dönmeye başlar. Denizin ortasındaki küçük bir adada kendini yalıtmayagör, zaman büyük çevrimler halinde yükselmeye ve genişlemeye başlar, üstüne bastığın toprak kayıp gider... Okumaya Devam et →

Franz Kafka – Bir Savaşın Tasviri

  "Hemen dikilip beni öptü: "Neden ağlıyorsun? Upuzun bir boyun var, uzun boyluları severim, her istediklerini yapabilen uzun kolların var, bunlarla neden övünmüyorsun? Sana bir öğüt vereyim: Kollarına koyu renk manşetler takmayı sakın savsaklama. Sana övgüler diziyorum burada, hala ağlıyor musun? Yaşamdaki bu zorluğu göğüsleyebilecek kadar olgunsun sanırım. Aslında hiçbir işe yaramayan savaş aletleri, kuleler,... Okumaya Devam et →

Heinrich von Kleist – Amphitryon

  KLEIST VE AMPHİTRYON ÜZERİNE   "Alman edebiyatında, klasik ve romantik dönemler arasındaki geçiş sürecinde kendine özgü bir yeri bulunan Heinrich von Kleist (1777-1811), klişeleşmiş insan tasarımlarına karşı çıkan bütün sanatçıların kaçınılmaz denebilecek ortak yazgısını yaşayanlardan biri oldu. Avrupa tiyatro yöneticilerinin Byron, Shelly, de Musset, Grabbe, Büchner ve Kleist'ın eserlerine karşı direnmelerinin temel nedeni, bu yazarların kaleme... Okumaya Devam et →

Gündüz Vassaf – Cehenneme Övgü (Gündelik Hayatta Totalitarizm)

  BURADA YER, ŞURADA UYURUZ 2 "Mekanın en etkili kullanıldığı apartman dairesi modeli, totaliter bir düzenlemeyi yansıtır. Bu plan, milyonlarca insanın tıpatıp aynı hareketleri yapıp, tıpatıp aynı çevreye tabi olarak yaşaması sonucunu doğurur. Mekanın bu özel düzenlemesi neyin nerede yapılacağını dikte ettiğinden, aynı çatı altında yaşayanların birliktelik duygusunu da ortadan kaldırır. Mekan kullanımını değiştirmeye yönelik... Okumaya Devam et →

Thomas Mann – Tonio Kröger

  "Bazen içinden şuna yakın bir şeyler düşünüyordu: bu yaşama tarzına bir nihayet vermeliyim; böyle dikkatsiz, serkeş, kimsenin aklına gelmeyen, benim de ne değiştirebileceğim ne de değiştirmek istediğim şeylerle meşgul olmak... Bu yeter artık. Beni öpücük ve ninnilerle avutacak yerde, hiç olmazsa kusurlarımı göstermek ve adam akıllı cezalandırmak daha yerinde olacak. Ne de olsa biz... Okumaya Devam et →

Knut Hamsun – Açlık

  "Sallanarak yürüdüm. İnsanın biraz ekmeği olsa! Sokaklarda ısıra ısıra gidebileceği, bir küçük nefis çavdar ekmeği! Hem yürüyor hem de bu en iyisinden çavdar ekmeğini hayal ediyordum; şimdi yemesi ne hoş olurdu! Açlık iflahımı kesiyordu; ölmeyi yok olmayı özledim, duygulandım, ağladım. Sefaletim bitip tükenmek bilmiyordu! Ansızın sokağın ortasında durdum, vurdum ayağımı yere, bastım küfürü. Ne... Okumaya Devam et →

G. Deleuze – F. Guattari – Felsefe Nedir?

  " Felsefe, bilim ve sanat gökkubbeyi yırtmamızı ve de doğruca kaosun içine dalmamızı isterler. Kaosu ancak bu bedel karşısında yenebileceğizdir. Ve ben üç kez utkuyla katettim Akheron ırmağını. Filozof, bilgin, sanatçı ölüler aleminden dönmüş gibidirler. Filozofun kaostan beraberinde getirdiği, sonsuz olarak kalan, ama kesitsel bir içkinlik düzlemi çizen yüzeylerin üzerinde ya da mutlak oylumların... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Tan Kızıllığı (Ahlaksal Önyargılar Üzerine Düşünceler)

  "Sahte Bencillik--- Çoğu insan "egoizm" hakkında ne düşünürse düşünsün, ne söylerse söylesin, yine de yaşamı boyunca egosu için hiçbir şey yapmaz; tersine, sadece çevresindekilerin kafalarında kendi hakkında oluşmuş ve onlara bildirmiş ego hayaleti için yapar. Bunun sonucu olarak bu tür insanların hepsi, şahsına ait olmayan, yarı şahsi fikirlerin ve keyfi olarak sanki şiirsel değerlendirmelerin sisi... Okumaya Devam et →

Fernando Pessoa – Huzursuzluğun Kitabı

  "Okuyarak, düşlere dalarak, yazmayı düşünerek, düşüncelerin kaprisli rüzgarına göre akan, tutkulardan arınmış, kültürlü bir hayat sürsem, sıkıntının kıyılarında dolaşacak kadar yavaş, sıkıntıya hiç düşmeyecek kadar iyi kurulmuş bir hayat. Heyecanlardan ve düşüncelerden uzak o hayatı, heyecanların düşüncesiyle ve düşüncelerin heyecanıyla yaşasam. Çiçeklerle çevrili, karanlık bir göl gibi güneşin altına uzansam, altın rengine boyansam. Gölgelerin... Okumaya Devam et →

Tolstoy – Diriliş

    "<<Millet ölüyor,>>  diye düşündü. <<Çocuklar beslenemedikleri için ölüyorlar. Kadınlar ölesiye çalışıyorlar. Herkes, hele yaşlılar doğru dürüst beslenemiyorlar. Böylece de millet, korkunçluğunu kavrayamadığı bir duruma doğru adım adım ilerliyor; bundan şikayetçi de değil üstelik. Biz de sonunda bu hali olağan, doğal bir şeymiş gibi karşılıyoruz.>> İşler gün gibi açıktı oysa: Çocuklarla yaşlılar süt bulamadıkları... Okumaya Devam et →

Henry David Thoreau – Doğal Yaşam ve Başkaldırı

YALNIZLIK   "Zamanın büyük çoğunluğunda yalnız olmanın sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Biriyle beraber olmak, en iyisiyle bile olsa bir süre sonra yorucu ve zihin dağıtıcıdır. Yalnız olmayı seviyorum. Yalnızlıktan daha samimi ve sıcakkanlı bir arkadaş tanımadım. Dışarı çıkıp insanların arasına karıştığımızda, odamızda olduğumuzdan çok daha yalnız oluruz. Düşünen ve çalışan bir adam nerede olursa, olsun her... Okumaya Devam et →

Tolstoy – İtiraflarım

  "Bilgeliğimiz ne kadar kesin olsa da, yine de hayatın anlamını öğrenmeyi bahşetmedi bize. Hayatı yaşayan bütün insanlar, milyonlarca insan, hayatın anlamından hiç şüphe etmiyor. Gerçekten en karanlık çağlardan beri, hakkında birşeyler bildiğim hayat var olduğundan beri, hayatın boş olduğu hakkında bana da hayatın anlamsızlığını ispat eden o görüşleri tanıyan insanlar, yine de yaşamış ve... Okumaya Devam et →

Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü)

  "Bitki-hayvan ilişkileri tanımlarken, neden insana özgü toplumsal hiyerarşilerden ödünç alınan terimler bu kadar büyük bir ağırlık kazanıyor? Gerçekten ekosistemlerde bir "hayvan kralı" ve onun "aşağı kulları" var mı? Bazı böcekler diğerlerini "köleleştiriyor" mu? Bir tür başka bir türü "sömürüyor" mu? Bu terimlerin ekolojide rastgele kullanılması geniş kapsamlı bir çok konuyu gündeme getiriyor. Terimlerin toplumsal... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Ecce Homo

"Burada artık kişi nasıl kendisi olur sorusuna asıl yanıtı vermeden geçemem. Kendini saklama ve bencillik sanatının baş yapıtına değiniyorum böylelikle... Varsayalım ki ödev, ödevin amacı, yazgısı ortalamanın hayli üzerindedir; bu durumda kendini de ödeviyle aynı zamanda fark etmek en büyüğü olur tehlikelerin. Kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. Bu açıdan bakınca,... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Claire Parnet Diyaloglar

  "Gitmek, kaçıp kurtulmak, bir çizgi çizmektir. Lawrence'a göre, edebiyatın en üstün nesnesi: <<gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak... ufuğu geçmek, başka bir hayata girmek...>> İşte Melville pasifiğin ortasında kendini böyle bulur. O gerçekten ufuğun çizgisini geçti. Kaçış çizgisi yersizyurdsuzlaşmaktır. Fransızlar bunun tam olarak ne olduğunu bilmezler. Tabii ki onlar da herkes gibi kaçar giderler, ama yalnızca... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Ölüler Böyle Sever

  "Adın ne?" diye sordum. "Jeannie." "Bardakların nerede Jeannie?" Duvardaki rafı işaret etti. Gidip iki su bardağı aldım. Lavabo vardı. Bardaklara birer parmak su koyup yanına gittim, bardakları masaya koydum, şişeyi açtım ve bardaklara viski doldurdum. Yatağın kenarına oturmuş içiyorduk. Nevrolojik bir patlama bekliyordum, psikopati. Oysa normal görünüyordu Jeannie, sağlıklı hatta. Viskiyi seviyordu ama. Benden... Okumaya Devam et →

Chuck Palahniuk – Dövüş Kulübü

  "Paper Street'teki evde bir dedektif dairemdeki patlamayla ilgili telefonlar etmeye başlamıştı. Tyler göğsünü omzuma dayayıp yanında durur, ben kulağımı telefona yapıştırmışken öbür kulağıma bir şeyler fısıldardı. Dedektif bana ev yapımı dinamit üretebilecek birini tanıyıp tanımadığımı sorduğunda, "Felaket benim dönüşüm çizgimin doğal bir parçasıdır" diye fısıldadı Tyler. "Trajediye ve yok oluşa doğru bir dönüşüm." Dedektife... Okumaya Devam et →

Albert Camus – Sisifos Söyleni

  "Tanrılar Sisifos'u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkum etmişlerdi; Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı. ...Sisifos'un uyumsuz bir kahraman olduğu şimdiden anlaşılmıştır. Tutkularıyla olduğu kadar sıkıntısıyla da... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑