Charles Bukowski – The Last Night of The Earth Poems

MAVİ KUŞ   "bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama ben ondan güçlüyüm, kal, diyorum ona, kimsenin görmesine izin veremem.   bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama viski döküyorum üstüne sigara dumanına boğuyorum, fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu.   bir mavi kuş var yüreğimde... Okumaya Devam et →

Joseph Conrad – Karanlığın Yüreği

  "Gemiyi fildişiyle doldurduk ve bir çoğunu da güverteye yığmak zorunda kaldık. Böylece görebildiği müddetçe görüp keyif alabilirdi fildişlerinden, çünkü bu iyiliğe karşı duyduğu minnet duygusunu sonuna kadar hissetmişti. 'Benim fildişim', derken duymalıydınız onu. Evet ben duymuştum 'Benim müstakbel eşim, benim fildişim, benim istasyonum, benim nehrim, benim...' Her şey ona aitti. Vahşi doğanın sabit yıldızları... Okumaya Devam et →

Gogol – Palto

  "Altı ayda bir, kutuda biriken bozuk paraları, bozuklukları toparlar, hepsini küçük gümüşlere çevirirdi. Bu işe başlayalı epey olmuştu; bir kaç yıl içinde yaklaşık olarak kırk ruble biriktirmeyi başarmıştı. Yani, palto için gerekli olan paranın ilk yarısı elindeydi, ama diğer yarıyı nereden bulacaktı? Bir kırk ruble daha nereden bulabilirdi ki? Akakiy Akakiyeviç uzun uzun düşündü... Okumaya Devam et →

Georges Perec – Karanlık Dükkan (124 Rüya)

No:7 Ocak 1969 Yaşlılık Günlerime Dair   "Hala genç olduğuna emin olsan da, daha şimdiden can dostlarından ikisi ölmüş, üçüncüsü de ölmek üzere olduğuna göre, artık o kadar da genç olmamalısın... Flaubert'in mektubundaki gibiydi: "Jules'ü toprağa verdik..." (yoksa Edmund'u mu?). Ölmüş o iki dost kimdi? Biri Claude değil mi? Yoksa Régis mi?" (s.18).   Perec,... Okumaya Devam et →

Franz Kafka – Şato

  "K.'nın böyle bir şey yapmaya nasıl cesaret ettiğine akıl erdirebiliyorlardı. "İyi ama ne yapmıştı ki?" K. durmadan bunu sorup duruyor, ama karşısındaki iki kişi onun suçundan pek emin olduklarından ve K.'nın iyi niyetli olabileceğini akıllarının ucundan bile geçirmediklerinden sorup öğrenemiyordu. K. her şeyi yavaş yavaş kavrayabiliyordu. Koridora çıkmaya hakkı yoktu, normal koşullarda olsa olsa... Okumaya Devam et →

Bertolt Brecth – Halkın Ekmeği

  BİR İŞÇİNİN HEKİME ÇEKTİĞİ SÖYLEV "Biliriz nedir bizi hasta eden! Söylenir bizi senin iyileştireceğin hastalandığımız zaman.   Diyorlar ki, sen, tam on yılda öğrenmişsin hastaları iyi etmesini halkın parasıyla yapılan güzel okullarda. Dünyanın parasını dökmüşsün olmak için bilgi sahibi. Senin elinde öyleyse iyileştirmek bizi.   Ne dersin, elinde mi?   Seni gelince görmeye, çıkartıyorlar... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Factotum

  "Yatağa girip şişeyi açtıktan sonra yastığımı arkama destek yapıp derin bir nefes aldım ve karanlıkta pencereden dışarı baktım. Beş gündür ilk kez yalnız kalıyordum.Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana. Şişemden... Okumaya Devam et →

Spinoza – Ethica

  "...eğer zihnimiz tek başına olsaydı ve kendisi dışında hiçbir şey anlamamış olsaydı, tabii ki anlayışımız da çok daha kıt olurdu. O halde kendimizin dışında bize yararı dokunacak ve bu nedenle istememiz gereken pek çok şey söz konusudur. Bunların içinde de doğamızla tamamen uyumlu olanının en mükemmel olduğunu düşünürüz. Örneğin tamamen aynı doğaya sahip iki... Okumaya Devam et →

Georges Bataille – Eros’un Gözyaşları

  "...Gerçekte, cinsel etkinlik karşısındaki çekinme duygusu, en azından bir anlamda, ölüm ve ölüler karşısındaki çekinme duygusunu anımsatmaktadır. Şiddet her durumda tuhaf şekilde bizi aşmaktadır; her defasında olup biten şey, her defasında bu şiddetin zıtlaştığı şeyler düzenine yabancıdır. Ölümde, kuşkusuz, cinsel etkinliğin nezaketsizliğinden farklı olan bir densizlik vardır. Ölüm gözyaşlarına ve bazen de cinsel arzu... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑