Johann Wolfgang Von Goethe – Yarat Ey Sanatçı (Harun’a)

  SEVGİLİNİN YAKINLIĞI*   "Seni düşünüyorum, güneşin parıltısı Denizden yansıdığında; Seni düşünüyorum, ayın ışıltıları Pınarlara nakşolduğunda. Seni görüyorum, ta uzaktaki yolda Havalandığında tozlar, Gecenin derinliklerinde, daracık köprüde Yolcu sarsıldığında. Seni duyuyorum, orada, boğuk bir hışırtıyla Dalgalar kabardığında. Sessiz koruda çoğu kez dinlemeye gidiyorum, Her yer sessizliğe boğulduğunda. Seninleyim, ne kadar uzakta olsan da, Çok yakınımdasın!... Okumaya Devam et →

Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri (Harun’a)

  RÜYALAR*   "Ah, sürüp giden bir rüyaydı gençliğim Ve ruhum uyanmazdı Sonsuzluğun ışığı Sabahı getirene dek Evet, ümitsizce kederli de olsa Doğduğundan beri yüreği Bir tutku karmaşası olan kişi İçin, uyanıklığın soğuk gerçeğinden Daha iyidir bu uzun rüya. Ama hiç bitmeyecekse; Delikanlılığımda bana olduğu gibi olacaksa, Delilik olurdu daha yüce bir göğü ummak. Ben... Okumaya Devam et →

Ahmet Telli – Yangın Yılları (Harun’a)

  ACININ ŞAFAĞINDA KALAN*   "Bir yenilginin hüzün şafağında kaldı söndürülmüş fenerler gibi umutları Yalnız mevziler değildi yitirdiği susmuştu yüreğinde volkan çekilmişti soğumuş kabuğuna   Korku ve bataklık korkusuydu çöreklenmişti içindeki vadilere Ve ölüm ki artık acının şafağında göz kırpan bir ışıktır ışıtır alnının kıvrımındaki teri   Ölüm yazgısından ağır, suskunun beynindeki izdüşümü Dev tınlamalarla... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Dionysos Dityrambosları (Harun’a)

SON İSTEM "Öyle ölmek, onun gördüğüm ölümü gibi-, o dost, karanlık gençliğime tanrısal bakışlar ile şimşekler saçan. Atılgan, derin, savaşan bir dansçı gibi-,   savaşçıların en neşelisi, yenenlerin en kaygılısı, yazgısının üstünde bir yazgı gibi duran, sert, ön-düşünülü, son-düşünülü-:   yeniyor diye titreyen, ölerek yenmekten mutlu-:   ölmesiyle buyuran - verdiği de, yok et buyruğu...... Okumaya Devam et →

Andrey Voznesenski – Oza (Harun’a)

  "Selam Oza, evde, geceleyin Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun, Havlarken köpekler, yalarken kendi gözyaşlarını Senin soluğundur duyduğum ses. Selam Oza!   Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç, Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle, Gerçekten korku olduğunu aşkın, söyle? Selam Oza!   Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni? Daha da korkunç,... Okumaya Devam et →

Bertolt Brecht – Aşk Şiirleri

NASILDI   ''Önce sevinç uyutmadı beni Sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece. İkisi de gidince başımdan Uyudum, ama ah, her Mayıs gecesi Bir Kasım sabahı getirdi ardından.   Senin derdin benimdi Benim ki senin Paylaşamazsam bir sevinci seninle Yoktu benim de sevincim.'' (s. 122-123)   Brecht, Bertolt (2009). Aşk Şiirleri, (çev. Kerem Çalışkan), Kırmızı Yayınları,... Okumaya Devam et →

Edip Cansever – Yerçekimli Karanfil (Toplu Şiirleri I)

  İDRİS’LE KONUŞMA “- İdris, sen ne yapıyorsun kuşların yanında - İdris’le konuşuyorum Kuşları okuyorum içimde, ağacın kuşlarını Yeni pişmiş çilekli reçeli gibi kaynayan Dalların üzerinde Gemilere dadanan kuşları okuyorum bir de Göklerde bir başına dolaşan Görkemle Büyük denizlerdeki yalnız kuşları Ve okuyorum yıllardır bütün yalnızlıkları Okuyorum da Kuş olsun, insan olsun Yalnızlık sevmesini bilmeyenlerin... Okumaya Devam et →

Yaşar Kemal – Sevmek, Sevinmek, iyi Şeyler Üstüne

  "Bir de Anadolu var. Yerleştiğimiz, özümsediğimiz topraklar. Bu topraklar kültür birikimlerinin toprağıdır. Bu topraklar, Urartuların, Greklerin, İyonyalıların, Asurluların, Frigyalıların, yani büyük uygarlıkların toprağıdır. Bu topraklar bir kültür birikiminin toprağıdır. Biz Orta Asyadan getirdiklerimizle, yolda aldıklarımızla büyük, on bin yıllık zengin bir kültür üstüne oturduk. Bu kültür toprağındaki birikimleri özümsedik. Kültürümüzü bu topraktakilerle besledik, zenginleştirdik.... Okumaya Devam et →

Federico Garcia Lorca – Ne Garip Federico Adında Olmak

IGNACIO SANCHEZ MEJIAS İÇİN AĞIT I SÜSME VE ÖLÜM   "Akşamüstü saat beşte. Saat tam beşti akşamüstü. Ak çarşaf getirdi bir çocuk akşamüstü saat beşte. Bir sepet kireç hazırlandı akşamüstü saat beşte. Gerisi ölümdü, yalnız ölümdü akşamüstü saat beşte.   Rüzgar savurdu pamukları akşamüstü saat beşte. Kristal ve nikel ekti oksit akşamüstü saat beşte. Boğuşur... Okumaya Devam et →

Charles Baudelaire – Elem Çiçekleri

VI FENERLER “Rubens, unuttum ırmağı, tembellik bahçesi, Taze etten yastık ki üzerinde sevmek mümkün değil, Fakat hayat taşar ve hareket eder durmadan Gökte hava gibi, denizde sular gibi; Leonardo da Vinci, derin ve kasvetli ayna, İçinde latif melekler, esrarla yüklü, Tatlı bir gülümseyişle gölgesinde görünürler Memleketlerini kapatan buzulların ve çamların; Rembrandt, iniltilerle dopdolu hazin bir... Okumaya Devam et →

Yorgo Seferis – Seçme Şiirler

  "Özgürlüğe kavuşmuş bir ruh gibi Telaşlı bir şehrin orta yerinde sessizliği öğreten." 22 "Öyle çok şey geçti ki gözümüzün önünden Sonunda gözlerimiz hiçbir şey görmez oldu Anıların dışında, ardında, ötesinde- Gecede bir beyaz perde gibi, üstünde Garip, senden de garip görüntüler beliren, Sonra da kımıltısız yapraklarında bir biber ağacının Kaybolup giden;   İyice bilerek... Okumaya Devam et →

Edip Cansever – Ben Ruhi Bey Nasılım

BİR ÇİÇEK SERGİCİSİ DER Kİ "Bin dokuz yüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydi Güneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydi Ellerim kirli miydi Neydi Çiçeklere su mu serpiyordum, bir karanfil çok mu uzaklardan gelmişti Bilmem ki Benim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuştur Her zaman hatırlarım Sanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdur Bin... Okumaya Devam et →

Ziya Gökalp – Şiirler ve Halk Masalları

YARADILIŞ Türk Kozmogonisi I. "Önceleri yoktu Gündüz, Görünmezdi aydın bir yüz;   Doğmamıştı henüz gökler, Ne Ay, ne Gün, ne de Ülker;   Yoktu hala nur ordusu; Vardı yalnız bir kara su!   Bir gün deniz dalgalandı, İçinden bir kuş uyandı:   Demir gaga, demir pençe, Adı Tuğrul, uçtu yüce.   Yumurtası düştü: şırakkk.. Kırılınca... Okumaya Devam et →

William Blake – Vahiy Kitapları

  "Gün ağarıyor, gece yitip gitmekte, nöbetçiler terk ediyor yerlerini; Mezarlar parçalanmış, baharlar saçılmış, kefenler sarılmış; Ölülerin kemikleri, onları saran balçık, kuruyup büzülmüş; kirişler Canlanıyordu sarsılarak, ruh katıyordu harekete, nefese, ayıklığa, Sıçrıyordu birden tıpkı salıverilmiş tutsaklar gibi, zincir ve bağları ansızın parçalanmışcasına. Bırak da koşup gitsin arazide değirmende un öğüten köle, Bırak da baksın göğe... Okumaya Devam et →

Turgut Uyar – Göğe Bakma Durağı

  DURMUŞ, SÜT MAVİ GECESİNE "Benim savaşım yıllarca sonra Dilden dile gezecek. Şen olsun, karanlık gerdeğinde Dişisinde erkekçe tad alan böcek… Bir tohum atılmış toprağa Âdem’den Sabırsız ve ürkek Durmuş, süt mavi gecesine yazların Bağlı karaların en kabasına En incesine beyazların Bir nemli sevda içinde sevinçli Ergeç boy verecek. Bir şarkı söyleyin ne olur, kızlar... Okumaya Devam et →

Turgut Uyar 91 Yaşında!

  GEYİKLİ GECE "Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk. Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabanî uzak ormanlarda Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan Hepimizi vakitten kurtaracak Bir yandan toprağı sürdük Bir yandan... Okumaya Devam et →

Orhan Veli – Denize Doğru

"RAHATI KAÇAN AĞAÇ İnsan, sevdiği birini tükenmiş görmek istemez. Onda, her zaman, yeni şeyler bulmak, o ana kadar keşfedilmemiş cepheler keşfetmek ister. Hem de çok sevdiğim Melih Cevdet'te son günlerde böyle yeni taraflar bulup sevindim. Onun aşağı yukarı bütün şiirlerini yazıldıkları günden beri bilir, o günden beri seve seve okurum. Ama, buna rağmen, o şiirlerin... Okumaya Devam et →

Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri

SES "Kitaplığımıza yaslanıyordu beşiğim, Her şey, loş Babil kütüphanesi gibi, orda, Birbirine karışıyordu; roman, masal, bilim, Latin külüyle Yunan tozu, iç içeydi orda. Kitap sayfası gibi miniktim. Bir ses, kurnaz Ve metin, dedi: "Tatlı bir çörektir Dünya; Dilersen (ki bundan daha keyifli hiçbir şey olmaz!) Dünya dolusu bir iştah verebilirim sana." Öteki, senin sesin: "Gel!... Okumaya Devam et →

Can Yücel – Rengahenk

VURA VURA "Kalbimi kırdım ben çok kendi cinçekicimlen Örse döndü yatağım üstünde ufaklarım Vura vurdukça ama saçılan kıvılcımlar Su'dan da Güzel'den de hepsi has çocuklarım" (s. 20).   Hamlet'e Hamle "İşte bütün sorun: ya var ya yoksun Ya da bu sorun Ya intihar ya ihtiyarsın" (s. 115).   Yücel, Can (2015). Rengahenk, İş Bankası Kültür... Okumaya Devam et →

Oruç Aruoba – Sayıklamalar

BAT "Daha batmamıştı başımı kaldırıp seni gördüğümde.   Bir ince iz vardı gene maviliği aşıp geçen gene de olacak.   Önce de vardı.   Sonra battı.   Acılı haykırışlarıyla süzüldü bembeyaz gölgeli martı.   Sen de artık bat" (s. 92).   EPİKTETOS "Geçinliğini taşıyacak yer arıyorsan Ne sevinçli ne de hüzünlü yerlerin olsun Geçip gitmiş... Okumaya Devam et →

Herakleitos – Kırık Taşlar

  CXIV "Işık gibi yanıp söner insan geceleyin" (s. 134)   CVI "Bilgeler bilgesi Homeros gibi Yunanlılar arasında   Yanıldı insanlar görünür nesneleri tanımada   Yanıltmıştı çünkü onu bitlerini kıran çocuklar:   Görüp tuttuğumuzu bırakırız göremeyip tutamadığımızı götürürüz derken" (s. 126)   CVII "Yanılıyordu Homeros derken:   Şu çekişme ortadan kalksa tanrılar, insanlar arasında  ... Okumaya Devam et →

Ziya Gökalp – Durma Vur (şiir)

  Durma Vur "Durma, Yunan, durma, kibrini artır! Türklüğün başına hakaret yağdır! Uyuyan bir kavme bu zillet azdır.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun, uyandır onu!   Bu yurdun hazinesi onun elinde; Fakat anahtarı senin belinde, Kalmış aç ve garip kendi ilinde.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun,uyandır onu!   Zorla... Okumaya Devam et →

Nâzım Hikmet- Kan Konuşmaz

15 Ocak 1902- 3 Haziran 1963   IV CEMAL BUNA CEVAP VEREMEDİ - Ne o? Daldın yine usta? - Seni düşünüyorum hocam. - Gavurluğumu mu? Sakalımı mı? - İkisini de... - İki şeyi birden düşünmek zaaftır, usta. İnsan tek bir şeyi kuvvetle düşünmeği öğrenmeli. Delilerin o zincirleri kıran kuvveti nereden gelir, bilir misin? Sabit tek... Okumaya Devam et →

Sabahattin Ali- Dağlar ve Rüzgâr

  BİR DOĞUM GÜNÜ İÇİN "Göklerin yüzü güldü mü Dünyaya geldiğin zaman? Azgın sular duruldu mu Dünyaya geldiğin zaman?   Güneşler gibi tek miydin? Ay ışığından ak mıydın? Böyle nazlı çiçek miydin? Dünyaya geldiğin zaman?   Yıldızlar halin sordu mu? Bulutlar selâm durdu mu? Yerlerin kalbi vurdu mu Dünyaya geldiğin zaman?   Aşkını candan duymuşum... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Sıcak Su Müziği

BÜYÜK ŞAİR ... " "Kitapların satıyor mu?" "Çekler geliyor." "Genç yazarlara ne öğüt verirsin?" "İçsinler, düzüşsünler, ve bol bol sigara içsinler. "Geçkin yazarlara ne öğüt verirsin?" "Hala hayattaysalar öğüte ihtiyaçları yok demektir." "Sizi bir şiir yaratmaya iten dürtü nedir?" "Neden sıçarsın?" "Reagan ve işsizlik hakkında ne düşünüyorsun?" "Reagan ve işsizlik hakkında düşünmem. Beni hiç ilgilendirmiyorlar.... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 2)

  “Soğuk, dumanlı dağların ardındaki ıraklara Derin zindanlarla eski mağaralara Düşmeli yolumuz gün doğmadan oralara Efsunlu, soluk altını aramaya   Eskinin cüceleri kudretli büyüler yaptı Çekiçler inerken çınlayan çanlar örneği Karanlık şeylerin uyuduğu, derin mekanlarda Otlakların aşağısındaki boş salonlarda   Kadim kral için, bir de lordu elflerin, Dövüp işledirler nice menevişli altın yığınını Ve yakalayıp... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 1)

  “Kırın bardakları ve çatlatın tabakları Bükün bıçakları ve eğin çatalları Nefret eder Bilbo Baggins bundan- Kırıp Şişeleri mantarları yakmanızdan!   Kesin örtüyü ve basın yerdeki yağa! Dökün sütü kilerin ortasına! Bırakın kemikleri yatak odasındaki halıda! Sıçratın şarabı her bir kapıya!   Atın kaseleri kaynayan çanağa, Ufalayın topunu kalın bir sopayla Bitince işiniz, sağlam bir... Okumaya Devam et →

William Blake – Masumiyet ve Deneyim Şarkıları

LONDRA "Eşsiz Thames nehrinin aktığı yerde Tüm sokaklarını geziniyorum Karşılaştığım insan yüzlerinde Zaaftan, acıdan izler görüyorum   Tüm insanların haykırışlarında Korkunç çığlıklarında çocukların Bütün seslerde, bütün yasaklarda Beyne vurulan zinciri duyuyorum   Nasıl da ağlıyor Baca temizlikçisi kararmış kiliseler korkutuyor Zavallı askerin iç çekişleri Saray duvarından kan gibi akıyor   Gece, genç fahişenin küfürleri Yeni... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑