Son Kasım

Mevsim sonbahar Aylardan kasım Son yaprağı Sessizce düştü toprağa Hüzün ninni söylüyor Uyanamadım… Geç mi kaldı geçti mi zaman Bir nefes bir nefes… Sesimi geceyi tırmalayan Hadi gidelim vakit tamam. Hangi gün doğdun yitik zaman Son kutlama, hediyesi sensiz her an Güneş mi kayboldu Yıldızlar mı söndü Ay küsmüş Bu bir alamet-i kıyamet kaybolmuş zaman... Okumaya Devam et →

CEMAL GÜZEL – SAĞDUYU FİLOZOFU: POPPER

                 Bilimsel etkinliğin “ amacı “ ndan söz etmek belki bir parça safdilliktir; çünkü değişik bilginlerin başka başka amaçlarının olduğu, ayrıca da bilimin kendisinin (ne anlaşılırsa anlaşılsın) amaçlarının olmadığı açıktır. Bunların tümünü kabul ediyorum. Ama yine de, bilimden söz ettiğimizde, bilimsel etkinliğe özgü bir şeyin olduğu kanısına gerçekten aşağı yukarı varıyoruz; ayrıca, bilimsel... Okumaya Devam et →

Uğur Mumcu – Sakıncalı Piyade

O günlerde insanca, dostça bir merhabanın bile özlemini çekiyorduk. Hiç unutmam, Hukuk Fakültesinden bir asistan arkadaşım, bir Amerikalı subayın tercümanı olarak Patnos’a gelmişti. İlerici olmasına ilerici, devrimci olmasına devrimciydi.Yedek subaylığını yapıyordu. Alayın eğitim alanında karşılaştık. Görmezlikten geldi. Tam önümden geçerken, başını Amerikalı subaya doğru dönerek, geçti gitti. Kolay mı sakıncalı olmak? Ya bana selam verdiğini... Okumaya Devam et →

Jean-Gérard ROSSİ – Analitik Felsefe

5.Mantıkcı Pozitivizim ve Metafizik Eleştirisi KIasik empirizimde bir bilgi teorisi düzeyinde empirik bilgi, formel bilgi ve metafizik sözde-bilgi arasında geçerli olan ayrım, Wittgenstein tarafından anlamlı, boş-anlamlı ve anlamdan yoksun sözde-önermeler arasında yapılmış ayrım ile bir anlam teorisi düzeyinde tekrar ele alınır. Empirist bir anlayış ile mantıkçı bir yaklaşımın kaynaşması, Wittgensteine’ın Tractatus’unu kendisine destek alan felsefi... Okumaya Devam et →

Alexis Bertrand – Ahlak Felsefesi

                             Eskiler, kişisel olgunluğa ulaşmak için iki yol bulunduğunu açıklarlardı. Biri bedenin terbiyesi, diğeri müzik idi. Öncekilere göre, bedenin terbiyesi, vücudu, gerek güzellik, gerekse kuvvet açısından sağlığın en yüksek noktasına ulaştırılacak olan bütün bedeni alıştırmalarla sağlığın şartlara göre korunmasından ibaret idi. Musiki tabirinden de güzel sanatları kastederlerdi. Bunun en önemlisi de şiir idi. Hatta,... Okumaya Devam et →

Antonie de Saint- Exupéry – İnsanların Dünyası

… “Hayat belki bizi birbirimizden uzaklaştırır, birbirimizi düşünmekten alıkoyar, ama nerede olduğunu bilmesek de arkadaşlarımız bir yerlerdedir. Unutulmuş ve sessizdirler, ama sonsuza dek sadıktırlar! Olur da yollarımız kesişirse keyiften şiddetle tutup sarsarız birbirimizi omuzlarımızdan! Şüphesiz biz beklemeye aşinayızdır…” (s.28) İnsana özgü kinlerinin, dostluklarının, sevinçlerinin o büyük oyununu ne ince bir dekorun önünde oynar insan! İnsanlar,... Okumaya Devam et →

Heinz Heimsoeth -Kant’ın Felsefesi

Kant’ın gençlik çağı için önemli noktalardan birisi de şudur. Gençliğinde o, henüz Leibniz’den gelen ve 18. Yüzyıl boyunca sürüp giden optimizmin(iyimserlik) yolu üzerindedir; ona göre, gerçekliğin bütününde yüksek bir uyum egemendir. Eğer biz, tanrı tarafından yaratılmış olan evrende yetkin olmayan, kötü, yıkıcı, amaçsız şeylerle karşılaşıyorsak; bu kusurlarla amaca uygun ve iyi olan arasında bir uzlaşmazlık,... Okumaya Devam et →

Hermann Hesse – Bozkırkurdu

"Ben Bozkırkurdu koşarım boyuna Ve bütün dünya karlara gömülmüş Uçar kayın ağacından bir karga Ama ne bir tavşan, ne karaca Karacalara bayılırım oysa Ah ne olur birini bulaydım Alırdım dişlerimin, pençelerimin arasına Bundan güzel şey var mıdır dünyada Sokulurdum yanına yürekten, iyiliksever Gevrek butlarına geçirirdim dişlerimi Açık pembe kanını içerdim doya doya Ardından ulurdum bütün... Okumaya Devam et →

Abiş Kekilbayulı – Ülker Roman Cilt II

Evet, evet… Fakat o, birazdan, birer birer uçup, gözden kaybolacak olan, aldatıcı bir seraptır. Ama tıpkı sihirli bir görüntüye benzeyen bu ufuk, şuanda olduğu gibi serapla kuşatılmamıştır her zaman. Onu, nice kez sayısız gök mızraklar da kuşatmış. Fakat onlar da, daha sonra gök serap gibi, bir bir uçup gitmiş, gözden kaybolmuş! Evet, bu, engin ufka... Okumaya Devam et →

Abiş Kekilbayulı – Ülker Roman Cilt I

Yaz boyunca bir yurttan, hiçbir yere kımıldaman oturan, büyük obanın yeri, silinip süpürülmüş gibi, kupkuru ve bomboş kaldı. Başı sonu, epey bir yeri kaplayan, uzun, kalabalık, alaca bulaca bir grup, Mizam konakladığında, ışıl ışıl ışıldayan, güz otlarının üstünden ezerek geçip, yeni bir yöne yöneldi. Sümbile’nin doğduğu, besbelli. At kulakları arasından esen karşı esintiden, iğne gibi... Okumaya Devam et →

Ozan Bingöl – Vergi Sistemini Anlama Kılavuzu

''Sistem, bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzenini ifade eder. Vergi sistemi ise, cari olan vergilerin yapısını ve uygulama esaslarını konu edinir. Vergi sistemi, politika ve uygulamaları iktidarın kimden yana olduğunu gösterir. İktidarın çalışandan, emekten, alın terinden mi, yoksa sermayeden mi yana olduğunu anlamak için vergi sistemine bakmak yeterlidir.'' (s. 25) Bingöl, Ozan (2019). Vergi... Okumaya Devam et →

Alain Badiou ve Nicolas Truong – Aşka Övgü

"Tiyatro aşkı benim için çok karmaşık ve tam anlamıyla temel bir aşk. Büyük olasılıkla felsefe aşkından daha güçlü. Felsefe aşkı sonradan, daha yavaş, daha zorlu biçimde doğdu. Sanırım, gençken, sahneye çıkarken, beni tiyatroda büyüleyen şey içimde kabarıveren, dilden ve şiirden bir şeylerin neredeyse açıklanamaz şekilde bedenle ilişkilendiği duygusuydu. Özünde, tiyatro benim için belki de aşkın... Okumaya Devam et →

Harun’a…

Kaç gündür bu yazıyı yazmayı düşündüm, nasıl başlarım bilemedim... Harun'a yüzlerce sayfa yazmışlığım vardır ama bu ilk cümleye nasıl başlayacağımı bilemediğim bir vedadan başka bir şeydi. Bir yol hikayesi daha çok... Bizim için bu hikaye, hiç uzak kalamadan yürümeye başladığımız 2015'in kışında başladı. İyi ki bu dünyada öyle bir Şubat ayı vardı. Beraber başladık yüksek... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑