Ulusal Kültür Dergisi, Sayı: 4

  Kültür Bakanlığı adına sorumlusu Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın sahibi olduğu bu dergi; içeriği, makaleleri ve onları yazan büyük hocalarıyla bizi etkilemiş ve altı sayısını da elde ettiğimiz için paylaşma isteği uyandırmıştır. Altı yazıdan oluşacak bu yazı serisi, tüm sayıları baştan sona taratma zamanı olmadığı için kapağı, içindekileri ve bir ya da birkaç yazısını tanıtım... Okumaya Devam et →

Salman Rushdie – Harun İle Öyküler Denizi

"Bir zamanlar Elifba ülkesinde hüzünlü bir kent vardı; kentlerin en hüzünlüsü; öylesine kahredici bir hüzne kapılmıştı ki adını bile unutmuştu. Bu kent, içi asıksurat balıklarla dolu, yaslı bir denizin kıyısına kurulmuştu; yemesi öylesine berbattı ki bu asıksurat balıkların, yiyenler gökler masmavi olduğu zaman bile mutsuzluk içinde geğirir dururlardı. Bu hüzünlü kentin kuzeyinde (bana söylendiğine göre)... Okumaya Devam et →

William Golding – Sineklerin Tanrısı

“Şaşılacak bir sessizlik oldu: Kabile, Domuzcuk’un söyleyebileceği tuhaf şeyleri merakla bekliyordu. Bir sessizlik ve bir duraklama oldu ama Ralph, bu sessizliğin içinde, havadan gelen garip bir ses duydu kulağının dibinde. Tüm dikkatini ona vermediği halde, ‘tak’ diye bu hafif sesi yeniden duydu: Biri taş atıyordu. Bir elini kaldıraçtan hala ayıramayan Roger’di taşı atan. Yukarıdan bakınca... Okumaya Devam et →

Grimm Kardeşler – Grimm Masalları Cilt 2

  Akıllı Gretel   “Bir zamanlar Gretel adında bir aşçı kadın vardı. Yüksek topuklu pabuç giyerdi hep ve sallana sallana yürürken ‘Sen güzel bir kızsın’ diye mırıldanırdı. Eve neşeli geldiğinde de bir yudum şarap içerdi. O şarap iştahını açtığı için o gün ne pişirmişse karnı doyana kadar atıştırdıktan sonra, ‘Bir aşçı daima yemeğin tadına bakmalı’... Okumaya Devam et →

Grimm Kardeşler – Grimm Masalları Cilt 2

  Yırtık Pabuçlar   “Bir zamanlar bir kralın on iki kızı vardı, kızların hepsi birbirinden güzeldi. Hepsi bir salonda uyuyordu, yatakları yan yanaydı ve akşam olup da yattıktan sonra kral salonun kapısını dışardan sürgülüyordu. Bir sabah kral bu kapıyı açtığı zaman kızlarının pabuçlarının dans etmekten paramparça olduğunu gördü ve bunun nasıl olduğunu kimse anlayamadı. Kral... Okumaya Devam et →

Grimm Kardeşler – Grimm Masalları Cilt 1

  Ay “Çok eski zamanlarda bir ülke vardı; orada geceler sanki üzerine tül çekilmiş gibi kapkaranlıktı. Çünkü orada hiç ay doğmuyordu. Gökte hiç yıldız görünmüyordu. Dünyanın yaratılışında gece ışığı yeterli geliyordu. Bir gün bu ülkeden dört çocuk seyahate çıktı; yolları başka bir ülkeye çıktı. Orada güneş dağları ardında kayboluyor, sonra da parlak bir küre bir... Okumaya Devam et →

Grimm Kardeşler – Grimm Masalları Cilt 1

  Köylü ile Şeytan   “Bir zamanlar çok kurnaz bir köylü kadın vardı. Onun yaptıkları hakkında çok şey anlatıldı. Ama en güzel öyküsü şeytanı nasıl faka bastırdığını anlatandı. Kadın tarlasında bütün gün çalıştıktan sonra eve dönmeye karar verdi. Ama akşam karanlığı basmıştı bile. Tarlanın ortasında bir yığın mangal kömürü görünce çok şaşırdı ve oraya yaklaştı.... Okumaya Devam et →

Grimm Kardeşler ve Grimm Masalları

  “Grimm Kardeşler olarak da bilinen Jakob Grimm (1785–1863) ve Wilhelm Grimm (1786–1859) tarafından derlenen masallar Alman edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Külkedisi, Parmak Çocuk ve Cesur Terzi gibi dünya çapında ün salmış ve günümüzde hemen her çocuğun dinleyerek büyüdüğü bu masallar aslında Alman halkının gelenek ve göreneklerinin temelini oluşturan hakikati içeren tarihi belge niteliği... Okumaya Devam et →

Anne Frank – Hatıra Defteri

28 Mart 1944 Salı "Ve Peter... Peter'den vazgeçmek istemiyorum. Öyle sevgi dolu ki; ona hayranım. Aramızda o kadar güzel şeyler olabilir ki! Neden yaşlılar bu işe burunlarını sokuyorlar? İyi ki ben içimdekileri belli etmemeye alışkınım. Ona nasıl deli gibi vurulduğumu göstermemeyi çok güzel başarıyorum; peki, acaba o bir şey söyler mi? Onun yanağını da, rüyamda... Okumaya Devam et →

Nazım Hikmet – Sevdalı Bulut

  ‘’ ‘’Ayşem, dedi, kederin nedendir?’’ Ayşe kız cevap verdi: ‘’Bulutcuğum çiçeklerimi, beni, hepimizi kurtardı, ama kendi yok oldu. Feda etti canını hepimiz için. Ben kederlenmeyeyim de kimler kederlensin?’’ Ayşe kız içini çekti, ela gözlerinden inci gibi yaşlar döküldü havuzun sularına. Tavşan, ‘’Kederlenme boşuna, Ayşe kız,’’ dedi. ‘’İyi insanlar, iyi hayvanlar, iyi bulutlar hiçbir zaman... Okumaya Devam et →

J. K. Rowling – Harry Potter ve Sırlar Odası

"Harry ısrarla, 'Dinleyin!' dedi. Ron ve Hermione donup kalarak onu gözlediler. '.... öldür... öldürme vakti...' Ses giderek uzaklaşıyordu. Harry onun hareket edip gittiğinden, yukarı çıktığından emindi. Karanlık tavana bakarken korku ve heyecan karışımı bir duyguya kapıldı: Nasıl olur da yukarı çıkardı? Taş tavanların etkilemediği bir hortlak mıydı? 'Buradan,' diye bağırdı ve merdivenlerden yukarı, Giriş Salonu'na... Okumaya Devam et →

J. K. Rowling – Harry Potter ve Felsefe Taşı

"Demek hiç söylemediniz ona? Dumbledore'un bıraktığı mektupta yazılanları anlatmadınız? Oradaydım ben! Dumbledore'un bıraktığını kendi gözlerimle gördüm, Dursley! Demek bunca yıl ondan sakladınız? Harry, 'Ne sakladılar benden?' diye sordu merakla. Vernon Enişte, telaşla, 'DUR! YASAKLIYORUM SANA!' diye bağırdı. Petunia Teyze'nin korkudan nefesi tıkandı. 'Ne halt ederseniz edin, ikiniz de,' dedi Hagrid. 'Harry sen bir büyücüsün.' Kulübeye... Okumaya Devam et →

J. K. Rowling – Ozan Beedle’ın Hikayeleri

Albus Dumbledore'un 'Üç Kardeşin Hikayesi' Üzerine Notları "Bu hikayenin küçük bir erkek çocukken benim üzerinde çok derin bir etkisi oldu. Önce annemden dinlemiştim ve çok geçmeden yatma vaktinde diğerlerinin hepsinden daha sık anlatılmasını istediğim hikaye halini aldı. Bu da sık sık, en sevdiği hikaye 'Kirli Keçi Homurdak' olan erkek kardeşim Aberforth'la aramızda tartışmaya yol açtı.... Okumaya Devam et →

Antoine de Saint-Exupéry – Küçük Prens

  "Günaydın," dedi Küçük Prens. "Günaydın," dedi satıcı. Susuzluk giderici haplar satan bir adamdı bu.Haftada bir hap içtiniz mi artık içecek bir şey aramıyordunuz. "Bunları neden satıyorsun?" diye sordu Küçük Prens. "Zamanın boş yere harcanmasını önlemek için. Uzmanların hesabına göre bu haplar alınınca haftada elli üç dakika kazanılıyor." "Peki, bu elli üç dakikada ne yapacağız?"... Okumaya Devam et →

P. L. Travers- Mary Poppins

"Sanki hiç durmayacaklarmış, sanki zaman diye bir şey yokmuş, dünya bir ışık çemberi ve rengarenk atlardan ibaretmiş gibi geliyordu hepsine. Gün batıda soldu ve akşam karanlığı çöktü yavaşça. Ama daha hızlı, daha hızlı, ağaçları gökyüzünden ayıramaz hale gelene dönmeye devam ettiler. Tüm dünya uğuldayan bir topaç gibi dönmekteydi etraflarında. Jane, Michael, John ve Barbara, hiçbir... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑