Albert Camus – Düşüş

“Hey gidi küçük sinsiler, komedi oynayanlar, iki yüzlüler, nasıl da dokunaklı halleri vardır onların! İnanın bana, hepsi böyledir, göğe küfrettikleri zaman bile. İster Tanrıtanımaz olsunlar ister dindar, ister Moskovalı olsunlar ister Bostonlu, hepsi de babadan oğula Hristiyan. Ama doğrusu, artık ne baba var, ne kural! O zaman özgürdür insan, davranıp kendini kurtarması gerekir, hele özgürlüğü... Okumaya Devam et →

Roland Barthes – Yas Günlüğü

          28 Ekim "Anneciğimin cenazesini (JL ve refakatçi ile birlikte) Paris’ten Urt’e götürüyoruz: Sorigny’de (Tours’u geçtikten sonra) herkesin gittiği adı kötüye çıkmış küçük bir kahvede yemek molası veriyoruz. Refakatçi orada Haute-Vienne’e cenaze götüren bir ‘meslektaşına’ rastladı ve onunla yemek yedi. Ben Jean-Louis ile meydan tarafında (ölülerin anısı için yapılmış o korkunç... Okumaya Devam et →

Magda Szabó – Yavru Ceylan

           “Uyandığında,”Haydi bir şey söyle!” derdin. Öyle zamanlarda şiirler okurdum, bu ya Shakespeare’den bir şeyler olurdu ya da Toldi’nin ikinci ezgisi, bu sonuncusunu çok severdin. Beni oynarken görmenin sana verdiği mutluluğu öğrendikten sonra benim için tiyatro ve roller bambaşka bir anlam kazanmıştı. Bir keresinde yeni doğmuş bir köpek yavrusuna benzememi istediğini,... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑