Saul Frampton – Montaigne’in Kedisi (Ben Kedimle Oynarken Onun Benimle Oynamadığını Nereden Bileyim?)

   "...her şeyin yanlış olduğunu düşünmek isterken, düşünen biri olarak kendimin bir şey olmam gerektiğini fark ettim; ve şu gerçeği fark ettim 'Düşünüyorum, o halde varım.' Bu öylesine kesin bir fikirdi ki, şüphecilerin en mantıksız şüpheleri bile bu fikri sarsamadı.' Burada açık olan, sadece talihsizliğe değil, şüpheye de kapalı bir düşünce konusu olan Kartezyen cogitoya... Okumaya Devam et →

Cogito Ne Demek?

“(‘Düşünüyorum’ anlamında lat. söz; Cogito ergo sum’un kısaltılmışı). Descartes ‘ın yönemli kuşkudan sonra ya da yöntemli kuşkuyla ulaştığı varlık deneyi. Descartes varlığı kanıtlamak için kuşkudan yola çıkar: her şeyden kuşkuya düşebileceğini, ama kuşkulanan ben’den kuşkuya düşemeyeceğini görür. Böylece Cogito ergo sum (düşünüyorum öyleyse varım) ilkesine ulaşır. Descartes önce ‘Gördüğüm her şeyi yalan sayayım: (...) hiçbir... Okumaya Devam et →

Felsefede ‘Cogito’ ve Sanatta ‘İmza’ Örneklerinde Modern Özne-nin Ortaya Çıkışı (Emergence of the Modern Subject in the Samples of ‘Cogito’ in the Philosophy and ‘Signature’ in the Art)

  Yazar: Harun Reşit Soya, Martı Esin Şemin   Özet: Bu makalenin amacı Rönesans ve Moderniteyle birlikte Batı düşüncesinde yükselen öznenin; önce sanat ardından da felsefedeki yansımalarını ortaya koyabilmek ve benzerliklerini açığa çıkarmaya çalışmak olacaktır. Skolâstik düşünce geleneğinde değerini tanrıdan alan özne ve nesne silikleşmiş; belirlenmiş bir dünyaya mahkûm ol-muşken bu yaklaşıma başkaldırma niteliği taşıyan... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑