J. R. R. Tolkien – Beren ile Luthien

“Ah Beren, Beren!” diye bir ses geldi, “neredeyse geç kalacak, bulamayacaktım seni!” Aman mağrur olanım, korkusuz ellim ve yüreklim daha veda zamanı gelmedi, ne de ayrılıyoruz şimdi! Olanlar Elf soyundan böyle çabuk vazgeçmezler kucakladıkları aşktan. Benim aşkım da en az senin ki kadar bil ki, ölümün kapılarını zorlamak ve kulelerini yıkmak açısından, bir gözdağıyla, hala... Okumaya Devam et →

Yan Lianke – Günler Aylar Yıllar

  "İhtiyar, ellerindeki tozu çırparak temizlemeye çalışırken, Baozhang, dedi, ah be Baozhang, sen hayattayken, sana bir kötülüğüm dokundu mu ha, senden iki hafta önce doğmuş olmama rağmen, seni ne zaman görsem, ağabey diye hitap ettim sana, evinde tahıl yoksa söylemen yeterdi be, aksi gibi bütün gün boşu boşuna evin altını üstüne getirttin bana, sanki güçten... Okumaya Devam et →

Uğur Mumcu – Sakıncalı Piyade

O günlerde insanca, dostça bir merhabanın bile özlemini çekiyorduk. Hiç unutmam, Hukuk Fakültesinden bir asistan arkadaşım, bir Amerikalı subayın tercümanı olarak Patnos’a gelmişti. İlerici olmasına ilerici, devrimci olmasına devrimciydi.Yedek subaylığını yapıyordu. Alayın eğitim alanında karşılaştık. Görmezlikten geldi. Tam önümden geçerken, başını Amerikalı subaya doğru dönerek, geçti gitti. Kolay mı sakıncalı olmak? Ya bana selam verdiğini... Okumaya Devam et →

Jack London – Kızıl Veba

“Para nedir Granser?” İhtiyar daha cevap vermeye fırsat bulamadan aklına bir şey gelen çocuk, zafer kazanmışçasına üstündeki ayı postunun içindeki keseye elini sokup hırpalanmış ve kararmış bir gümüş dolar çıkardı. Parayı yaklaştırınca ihtiyarın gözleri ışıldadı. “Ben göremiyorum,” diye mırıldandı. “Bak bakalım tarihini görebilecek misin, Edwin?” Çocuk kahkahalarla güldü. “Harikasın Granser,” diye bağırdı hoşnutlukla, “her zaman... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑