Gorgon Dergisi 6. Sayı

Harun'la yazdığımız son makale Gorgon Dergisi'nde... Yayımlanması ona ve kendime verdiğim sözlerden sadece biriydi. Daha çok hüzünlü ama bir o kadar da mutluyum. Bunu yazdığımız zamanlar hem Harun'un  hastalığıyla mücadele ediyor hem de makalemiz için birlikte sabahlıyorduk. Çok fazla emek var... Dergiyi bizim makalemizden bağımsız olarak takip etmenizi tavsiye ederim, ekip olarak yaptıkları işe gerçekten... Okumaya Devam et →

Etienne de La Boétie – Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

  "Öyleyse, insanın eğitim ve alışkanlıkla kazandığı her şeyin doğal olduğunu söyleyelim. Fakat yalın ve yozlaşmamış (değişime uğramamış) doğasının belirttiği, yalnızca doğasının özüne ilişkin olandır. Böylece, gönüllü kulluğun ilk nedeninin görenekler olduğunu belirtebiliriz. Kulakları ve kuyrukları kesik en cesur atlar, ilk önceleri gemi azıya alınır, fakat daha sonra buna alışırlar; bir zamanlar eyere saldırırken, şimdi... Okumaya Devam et →

Roland Barthes – Çağdaş Söylenler

  "Fransız ulusu üç yüz altmış tür peyniri ve kültürü gibi şarabı da kendine özgü bir zenginlik olarak algılar. Bir totem-içkidir şarap, Hollanda ineğinin sütünün ya da İngiliz krallık ailesinin törenle içtiği çayın karşılığıdır. Bachelard, istem düşlemleri üzerine denemesinin sonunda, bu sıvının tözsel ruhçözümleyimini vermiş, şarabın güneş ve toprağın özsuyu olduğunu, temel durumunun ıslak değil,... Okumaya Devam et →

Joseph Conrad – Karanlığın Yüreği

  "Gemiyi fildişiyle doldurduk ve bir çoğunu da güverteye yığmak zorunda kaldık. Böylece görebildiği müddetçe görüp keyif alabilirdi fildişlerinden, çünkü bu iyiliğe karşı duyduğu minnet duygusunu sonuna kadar hissetmişti. 'Benim fildişim', derken duymalıydınız onu. Evet ben duymuştum 'Benim müstakbel eşim, benim fildişim, benim istasyonum, benim nehrim, benim...' Her şey ona aitti. Vahşi doğanın sabit yıldızları... Okumaya Devam et →

Alain Badiou ve Nicolas Truong – Aşka Övgü

"Tiyatro aşkı benim için çok karmaşık ve tam anlamıyla temel bir aşk. Büyük olasılıkla felsefe aşkından daha güçlü. Felsefe aşkı sonradan, daha yavaş, daha zorlu biçimde doğdu. Sanırım, gençken, sahneye çıkarken, beni tiyatroda büyüleyen şey içimde kabarıveren, dilden ve şiirden bir şeylerin neredeyse açıklanamaz şekilde bedenle ilişkilendiği duygusuydu. Özünde, tiyatro benim için belki de aşkın... Okumaya Devam et →

Roland Barthes – Bir Aşk Söyleminden Parçalar

  Proust: "Bazı bazı bir düşünce takılır kafama: sevilen bedeni uzun uzun incelemeye başlarım (uyuyan Albertine'in karşısında anlatıcı gibi). İncelemek demek karıştırmak demektir: içinde ne olduğunu görmek istermiş gibi, arzumun mekanik nedeni karşıt bedendeymiş gibi ötekinin bedenini karıştırırım (zamanın ne olduğunu anlamak için çalar saati söken çocuklara benzerim). Bu işlem soğuk ve şaşkın bir biçimde... Okumaya Devam et →

José Saramago – Kabil

  "Güneşi durduramam çünkü zaten durdu, ben onu bulunduğu yere yerleştirdiğimden beri hep duruyordu, Sen efendisin, yanılmazsın, ama benim gözlerimin gördüğü bu değil, güneş burada doğuyor, bütün gün gökte yolculuk ediyor ve karşı tarafta yok oluyor, ertesi sabah da geri geliyor, Gerçekten bir şey kımıldıyor ama güneş değil o dünya, Dünya kımıldamıyor, efendi, dedi yeşu,... Okumaya Devam et →

Alain de Botton – Görmek ve Fark Etmek

  "Otomat (1927), yalnız başına oturmuş kahve içen bir kadını resmeder. Vakit gecedir, kadının üzerindeki mantodan ve şapkadan anlaşıldığı üzere dışarıda hava soğuktur. Görünüşe bakılırsa oda geniştir, boştur ve iyi aydınlatılmıştır. Dekor tamamen işlevseldir: mermer kaplı bir masa, sağlam görünen, siyah tahta sandalyeler ve beyaz duvarlar. Kadının yüzünde içe dönük, biraz da korkmuş bir ifade... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑