Japon sanatının süslemeci ögelerini İzlenimcilikle birleştiren ressam, Philadelphia Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim görmüş, sonrasında ise Paris'e yerleşmiştir. Paris'te üslubunu derinden etkileyen Degas'nın dostu olan Cassatt, Amerikalı olmasına karşın Fransız İzlenimciler arasında sayılmış; eserlerini kadınsı bir yumuşaklıkla -diğer İzlenimcilerden farklı olarak- betimlerken en çok anne ve çocuk teması üzerine çalışmıştır. Kür, I. (2008). "Cassatt, Mary", Eczacıbaşı... Okumaya Devam et →
Memet Fuat- Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi
Orhan Seyfi Orhon Annemle Hasbıhal "Anne, zannetme ki günler geçti de Değişti evvelki hissim gitgide! Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum; Seneler geçse de ben yine buyum! Senden umuyorum teselli yine! Bugün şefkatine, muhabbetine Zanneder misin ki yok ihtiyacım? Belki eskisinden daha muhtacım! Dünyanın tükenmez kederlerinden Kalbim kırılsa da böyle derinden, Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz. Teselli... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
17./ "Adorno'ya göre hiçbir sanat eseri tutucu olamaz. Çünkü bir sanat eseri, özünde en azından varolanın değişikliği özlemini taşır. Eğer marksçı estetikçinin bu savı doğruysa, örneğin bir Yahya Kemal'in şiirini nasıl değerlendireceğiz? Ya Adorno'nun söylediği yanlıştır ya da Yahya Kemal'in şiirleri birer sanat yapıtı değildir. Benim inancım, doğruyu söylemek gerektiğine göre, ikincisinin doğru olduğu yönündedir." (s.... Okumaya Devam et →
Niklas Luhmann- Aşk
"...aşk meselesi artık ne tensel tutku yoluyla kirlenmeyle, ne de kişisel çıkarlarla ilgilidir. Neticede esas mesele, aşkın -hem kurumsal bir talep hem de fiili bir yaşantı olarak- tutkulu bir boyut kazanmasının, insan ilişkilerindeki bütünleyici farkındalık denen inceliğin, aşkın sürmesi için kaçınılmaz olan ve hiçbir surette pur amour (saf aşk) gibi 'aldatıcı' olmayan, ama kesinlikle elde edilebilecek olan... Okumaya Devam et →
Kojin Karatani-Metafor Olarak Mimari Dil, Sayı, Para
"...doğa deniz kabukları gibi görünüşte doğal nesnelerle sınırlı değildir; aynı zamanda insan tarafından yapılan ancak yapıları -nasıl yapıldıkları- hemencecik görülemeyen şeyleri de içerir. Bu şeylere doğal dil denir, çünkü yapılışları aşikar değildir. Marx'ın Kapital'e yazdığı girişte tarihi doğal tarih olarak görmekte ısrar etmesi de tam da bu nedenledir. Marx'ın 'doğal tarih'i, bütün yapmaları içine alan Geist'a benzemez.... Okumaya Devam et →
Salutatorium Ne Demek?
"Roma'da imparatorun kabul salonu." (s. 155) Saltuk, Secda (2007). Arkeoloji Sözlüğü, İnkilap Kitabevi, İstanbul. "Roma'da imparatorun kabul salonu. Daha sonra bu sözcük piskoposluk konutlarının aynı işlevi gören mekanı için kullanılmıştır." (s. 208) Sözen, Metin ve Tanyeli Uğur (2007). Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul. Flavian Palace (Domus Flavia), Roma
José Ortega y Gasset- Sistem Olarak Tarih
"Temel işlevlerini zihnin birtakım özel işleyiş biçimlerinden ibaret sayarak, aklın yapılan tüm tanımlamaları dar görüşlü olmaktan başka, en belirleyici boyutunu kaldırıp atmak ya da köreltmek suretiyle onu kısırlaştırmışlardır. Benim gözümde, bizi gerçekle ilişkiye sokan, aşkınlıkla yüz yüze gelmemizi sağlayan her türlü zihinsel işlem, sahici ve kesin anlamıyla akıldır. Geri kalanı olsa olsa... zihindir; salt evcil,... Okumaya Devam et →
Colin Renfrew ve Paul Bahn- Arkeoloji Anahtar Kavramlar
"Yunan, Mısır, Asur, Babil ve eski Orta Amerika gibi eski kültürlerin birçoğunda insanın onbinlerce yıl öncesinden geldiğine inanılırken, böyle bir düşünce, insanın kökeniyle ilgili tek çerçevenin yazılı belgeler, özellikle de İncil olduğu Ortaçağ Avrupası'nda bulunmamaktaydı. 17. yüzyıla gelindiğinde insan tarihinin tümünü kapsayan bir zaman çizelgesi oluşturma çabaları, dünyanın İ.Ö. 23 Ekim 4004 günü öğleyin yaratıldığını hesaplayan... Okumaya Devam et →
Aristoteles- Poetika
"9. O halde tragedya, ortalama insandan daha iyi olan insanların taklidi olduğuna göre, ozanların, taklit ederken iyi portre ressamlarını örnek olarak almaları gerekir. Çünkü; portre ressamları, portresini yaptıkları kimselerin özelliğini ortaya koymakla ve onlara benzer bir resim yapmakla, aslında onları, olduklarından daha güzel olarak resmederler (idealleştirirler). Böylece taklit edici ozan da, eğer kızgın, hafifmeşrep ya da bu... Okumaya Devam et →
Andrey Tarkovski- Mühürlenmiş Zaman
"Yaratma süreci her sanatçıda farklı yollar izler. Ancak bence, bütün sanatçılar -gizli ya da açık- halkla bir ilişki kurma, onlar tarafından anlaşılma umudu taşımaları ve uğradıkları her başarısızlığın altında ezilmeleriyle birbirlerine benzerler. Meslektaşları tarafından takdir edilen, dahası tanrısallaştırılan Cézanne'ı bir komşusunun ressam olarak kabul etmemesi, onun açısından ne büyük bir felaket olmuştu. Ancak bu yüzden... Okumaya Devam et →
Georg Simmel- Modern Kültürde Çatışma
"Böylelikle hayat burada asla erişemeyeceği bir şeyi ister. Bütün formların ötesinde, çıplak dolaysızlığı içinde kendini belirlemek ve ortaya koymak. Oysa bilgi, irade ve yaratım, her ne kadar tamamen hayat tarafından yönetiliyor olsa da, ancak bir formun yerine bir başkasını koyabilir; formun kendisini, formun ötesindeki bir hayatla ikame edemez. Kültürümüzün formlarına yönelik bütün saldırılar, ister... Okumaya Devam et →
Baudelaire- Paris Sıkıntısı
XXXIII SARHOŞ OLUN "Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz... Okumaya Devam et →
Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri
SONE- BİLİM'E Bilim! Eski çağların kızı! Her şeyi değiştirensin gözleyen bakışınla, Neden avlarsın ozanın yüreğini böyle Ey kanatları donuk gerçeklikler olan, akbaba? Nasıl sevsin ki seni ya da seni nasıl bilge saysın Bırakmıyorsun onu, korkusuz bir kanatla Süzülse de mücevherli göklerde, hazineler aramaya? Diana'yı alaşağı etmedin mi arabasından Ve orman perilerini sürmedin mi ormandan Daha... Okumaya Devam et →
Dante Alighieri- İlahi Komedi
CEHENNEM YİRMİ ALTINCI MANZUME Sekizinci Çember, Yedincinin devamı. Büyük Cumartesi, 9 Nisan 1300, öğleye doğru "... Dünyayı aydınlatan, çehresini bizden, daha az sakladığı mevsimde, sineğin, yerini küçük sineklere bıraktığı saatte, tepede dinlenen köylü, bağ bozumu yaptığı yahut ekin ektiği vadide binlerce ateş böceğinin uçuştuğunu nasıl görürse, ben de sekizinci uçurumun dibini görmek mümkün olan noktaya... Okumaya Devam et →
Sanat Sanat İçindir Ne Demek?
(İng. Art for art's sake; Fr. l'art pour l'art) "Sanatın toplumsal koşullar ve etkilerden tümüyle bağımsız olmasını ve sanatsal etki dışında hiçbir amaca yönelmemesini öngören bir <slogan>. Deyim Fransa'da <l'art pour l'art> biçiminde ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılmıştır... Çağın burjuva zevklerinin tatmininden öte bir işlev taşımayan sanat anlayışına karşıt olarak, toplumsal isteklerden ve zevklerden bağımsız... Okumaya Devam et →
Charles Baudelaire- Modern Hayatın Ressamı
Fantasmagoria "Flâneur'ün gözünde metropol, seyrine doyamadığı sonsuz bir gösteri; bir göz kamaştırıcı imgeler, baştan çıkaran düşler, fantasmalar âlemi: Fantasmagoria. Başta, evi saydığı, gece geç saatlere kadar ışıl ışıl pasajlar. Gaz lambalarının kullanıldığı mekânlar. Yeni yeni canlanan sokak hayatının, gece hayatının merkezleri. Modern gündelik hayat kültürünün beşikleri. Yeme içme, giyim kuşam görgüsünün, hazzın, cazibenin, modanın, lüksün... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche- Dionysos Dityrambosları
ARIADNE'NİN YAKINMASI "Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş, çırpına çırpına, can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, sarsılmışım, ah! bilinmeyen ateşlerle yana yana, titreyerek, sivri buzdan oklar karşımda, sen peşimdesin, ey Düşünce! Adlandırılamaz! Açıklanamaz! İğrenç! Sen ey bulutların ardındaki avcı! Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle,... Okumaya Devam et →