“(fr. individualisme; alm. İndividualismus; ing. individualism). Bireyi kendi amaçlarını kendinde toplayan toplumsal bir varlık olarak değerlendirme eğilimi. Bu eğilim bireysel olana toplumsal olan karşısında öncelik verir ve bireyseli tek belirleyici olarak görür. Böylece gerçekliğin en yetkin biçimi ve en yüksek insani değer olarak belirlenen bireysel öge toplumsal yaşamın vazgeçilmez ölçütü niteliğini kazanır. Bireycilik Avrupa tarihinde... Okumaya Devam et →
Alman İdealizmi Ne Demek?
"(İng. German idealism; Al. idéalisme allemande). Almanya'da 18. yüzyılda Kant'la başlayan ve daha sonra Hegel, Schelling, Fichte gibi düşünürlerle devam eden felsefe geleneği. Alman idealist felsefe geleneğinin ilk büyük düşünürü olan Kant, gerçekliği, fenomenler dünyası ve kendinde şey alanı olarak ikiye bölmüş ve diskürsif düşünceyi fenomenler alanıyla sınırlamak suretiyle, natüralist doğa görüşüne ve dolayısıyla doğalcılığın... Okumaya Devam et →
Platon – Devlet
"Bugün felsefeyle uğraşanlar çocukluktan yeni çıkmış delikanlılar. Bunlar bu yaştan iş hayatına atılacakları, para kazanacakları çağa kadar felsefenin en zor bölümünü okurlar; sonra bu işi bırakırlar, işte örnek gösterilen filozoflarımız bunlardır! Bu gençler, felsefe konuşmalarına çağrıldıklarında konuşmaları uzaktan şöyle bir dinlemekle büyük iş yaptıklarını sanırlar; böyle işleri hoşça vakit geçirme sayarlar. Yaşları biraz ilerledi... Okumaya Devam et →
Georg Simmel- Modern Kültürde Çatışma
"Böylelikle hayat burada asla erişemeyeceği bir şeyi ister. Bütün formların ötesinde, çıplak dolaysızlığı içinde kendini belirlemek ve ortaya koymak. Oysa bilgi, irade ve yaratım, her ne kadar tamamen hayat tarafından yönetiliyor olsa da, ancak bir formun yerine bir başkasını koyabilir; formun kendisini, formun ötesindeki bir hayatla ikame edemez. Kültürümüzün formlarına yönelik bütün saldırılar, ister... Okumaya Devam et →
Eskatoloji Ne Demek?
“(eschatological) ‘Son şeyler’e ve dünyanın dinsel bir sonu (ve yargısı) olduğuna duyulan inanç. Bu inançlar Musevi-Hıristiyan geleneğinin önemli bir parçasını oluşturur ve en etkili biçimde fundamentalist ve mezhepçi -özellikle Adventist- hareketler tarafından savunulur. Eskataloji terimi, benzer bir doğrultuda, Nükleer Silahsızlanma Kampanyası gibi siyasal ve felaketleri akla getiren hareketler için de kullanılmaktadır. Ayrıca bkz. Binyılcılık” (s.... Okumaya Devam et →
Bilinemezcilik Ne Demek?
“(fr. agnosticisme; alm. Agnostizismus: ing. agnosticism). Mutlak bilgiye yani deney alanını aşanın bilgisine ulaşılamayacağını öne süren öğreti. Bilinemezcilik insan zihninin mutlak bilgiye uluşma yeteneğinde olmadığını, eşyanın doğası üzerine doğru bilgi ortaya koyamayacağını bildirir. Her türlü metafiziğe karşı eleştirici bir tutum olarak beliren bu öğreti, deney dünyasının dışında bir başka varlık alanını varsayarken insanın bu alanın... Okumaya Devam et →
Walter Benjamin – Pasajlar
"Hep söylenegeldiğine göre, bir otomat varmış ve bu öyle yapılmış ki, bir satranç oyuncusunun her hamlesine, kendisine partiyi kesinlikle kazandıracak bir karşı hamleyle yanıt verirmiş. Geniş bir masanın üstündeki satranç tahtasının başında, sırtında geleneksel Türk giysileri bulunan, nargile içen bir kukla otururmuş. Aynalardan oluşan bir sistem aracılığıyla, ne yandan bakılırsa bakılsın, masa saydammış gibi... Okumaya Devam et →
Baudelaire- Paris Sıkıntısı
XXXIII SARHOŞ OLUN "Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz... Okumaya Devam et →
Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri
SONE- BİLİM'E Bilim! Eski çağların kızı! Her şeyi değiştirensin gözleyen bakışınla, Neden avlarsın ozanın yüreğini böyle Ey kanatları donuk gerçeklikler olan, akbaba? Nasıl sevsin ki seni ya da seni nasıl bilge saysın Bırakmıyorsun onu, korkusuz bir kanatla Süzülse de mücevherli göklerde, hazineler aramaya? Diana'yı alaşağı etmedin mi arabasından Ve orman perilerini sürmedin mi ormandan Daha... Okumaya Devam et →
Azınlık Grubu Ne Demek?
“(minority group) Azınlık grubu terimi 1930'lardan itibaren, ırksal, etnik, biyolojik ya da diğer özellikler temelinde baskıya uğramış veya damgalanmış toplumsal grupları ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Örneğin Luis Wirth, azınlık grubunu, ‘fiziksel ya da kültürel özelliklerinden dolayı farklı ve eşitsiz muameleye maruz kaldıkları toplumun içinde, diğerlerinden ayrı tutulan ve bu yüzden kendilerini kolektif ayrımın nesneleri olarak... Okumaya Devam et →
Belirlenimcilik Ne Demek?
"(fr. déterminisme; alm. Determinismus; ing. determinism). Her olgunun bir nedene bağlı olduğunu, aynı nedenlerin aynı sonuçları doğurduğunu ileri süren ilke ya da öğreti. Belirlenimcilik olguların değişmez bir düzende gerçekleştiği fikrine dayanır. Bu düzen elbette olgular arasındaki ilişkileri hiçbir boşluk bırakmayacak biçimde belirleyen bir düzen olmalıdır. Doğa olaylarının gözlemlenmesi bu fikri doğrular gibidir: su belli koşullarda... Okumaya Devam et →
Aksiyom Ne Demek?
"(Os. mebdei bedihi; İng. axiom; Fr. axiome; Al. axiom). Genel olarak, apaçık bir biçimde doğru olduğu düşünülen, ne kanıtlanan ne de çürütülebilen önerme; üzerine mantıksal bir sistemin kurulduğu ve ancak sistemin tutarlılığından vazgeçilmesi durumunda, inkar edilebilen en temel ve zorunlu apaçık doğru; başka önermelerden türetilemeyen, fakat kendisinden başka önermelerin çıkarsanabildiği ilk başlangıç noktası; bütün bir... Okumaya Devam et →
Gaston Bashelard – Yeni Bilimsel Tin
"Yeni bilimsel tinin kurulduğu mikrofizik alanlarına inmeye çalışarak maddeyle enerji arasındaki alışveriş sorununu izlediğimizde, ortak sezgilerimizin çözümlemesinin çok aldatıcı olduğu, çarpma gibi, tepkime gibi, madde ya da ışık yansıması gibi en basit düşüncelerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği görülür. Başka deyişle, mikro-fenomenleri açıklayabilmeleri için basit düşüncelerin karmaşıklaşması gerekiyor sanki. Örneğin, ışık yansıması olayını ele alalım... Okumaya Devam et →
Dante Alighieri- İlahi Komedi
CEHENNEM YİRMİ ALTINCI MANZUME Sekizinci Çember, Yedincinin devamı. Büyük Cumartesi, 9 Nisan 1300, öğleye doğru "... Dünyayı aydınlatan, çehresini bizden, daha az sakladığı mevsimde, sineğin, yerini küçük sineklere bıraktığı saatte, tepede dinlenen köylü, bağ bozumu yaptığı yahut ekin ektiği vadide binlerce ateş böceğinin uçuştuğunu nasıl görürse, ben de sekizinci uçurumun dibini görmek mümkün olan noktaya... Okumaya Devam et →
Özdemir Asaf – Yalnızlık Paylaşılmaz
Sesin Yargılanışı Savunmadan kendini, Başı dik Dinlemiştir duruşmayı, Susmacasına. Kim tutuklasa, Ne kadar tutuklansa Hep kaçmayı başarmıştır, Kurtulmamacasına. Hep egemen, özgür kalmış, Tutsak almıştır güzelliği.. Aşkı sürgüne göndermiştir yataklara, Kamçılarcasına. Yaşlandıkça anlamlaşan, Anıları unutulmaktan koruyan Bir ulu bekçi, göze karşı, Uyumamacasına. Bir çiçek, hiç solmayan, Hiç koparılamayan, Hiç yalanı olmayan, Sonsuzcasına (s. 30). ... Okumaya Devam et →
Sanat Sanat İçindir Ne Demek?
(İng. Art for art's sake; Fr. l'art pour l'art) "Sanatın toplumsal koşullar ve etkilerden tümüyle bağımsız olmasını ve sanatsal etki dışında hiçbir amaca yönelmemesini öngören bir <slogan>. Deyim Fransa'da <l'art pour l'art> biçiminde ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılmıştır... Çağın burjuva zevklerinin tatmininden öte bir işlev taşımayan sanat anlayışına karşıt olarak, toplumsal isteklerden ve zevklerden bağımsız... Okumaya Devam et →
Asimilasyon Ne Demek?
“(assimilation) Dışarıdan gelen birisinin, göçmenin ya da tali konumdaki bir grubun, egemen olan toplumla ayırt edilemez derecede bütünleşmesi sürecini anlatmak için kullanılan, kültürlenmeyle eşanlamlı bir terim. Robert Park gibi insanların ırk ilişkilerini ele aldıkları Amerika'daki ilk incelemelerde, asimilasyon terimi, uymayla (tali konumdaki grubun, sadece egemen grubun beklentilerine uyum sağlamakla yetinmesi), rekabetle (ana akıma karşı kendi... Okumaya Devam et →
Anlambilim Ne Demek?
"(fr. sémantique; alm. Semantik; ing. semantics). Dilbilimin sözcük anlamlarıyla ilgili bölümü. Anlambilim özellikle sözcüklerin çeşitli anlamlar kazanışıyla ilgili tarihsel araştırmadır. Anlambilim biçimsel araştırmaya yönelmez, ses düzenini de araştırmaz, yalnızca anlamı ve anlamın tarihsel gelişimini ele alır. Anlambilimi 1883’de kuran M. Breal onu bir anlamlar araştırması olarak düşünmüştür, sözcüğün tarihsel boyut içinde oluşmuş değişik anlamlarının karşılaştırılmasıyla... Okumaya Devam et →
Akılcılık Ne Demek?
"(Os. akliyyun mezhebi; İng. rationalism; Fr. rationalisme; Al. rationalismus). Rasyonalizm. Evreni bir bütün olarak düşünce yoluyla yorumlamayı, bireysel ve toplumsal yaşamı aklın ilkelerine göre düzenlemeyi amaçlayan tavır. İmanın ya da dinin reddedilmesi durumu, bütün bilginin bir sistem içinde ifade edilebileceği, ilke olarak her şeyin bilinebileceği inancı. 1. Genel bir biçimde değerlendirildiğinde, akılcılık, irrasyonalizmin tersine, akıl... Okumaya Devam et →
Charles Baudelaire- Modern Hayatın Ressamı
Fantasmagoria "Flâneur'ün gözünde metropol, seyrine doyamadığı sonsuz bir gösteri; bir göz kamaştırıcı imgeler, baştan çıkaran düşler, fantasmalar âlemi: Fantasmagoria. Başta, evi saydığı, gece geç saatlere kadar ışıl ışıl pasajlar. Gaz lambalarının kullanıldığı mekânlar. Yeni yeni canlanan sokak hayatının, gece hayatının merkezleri. Modern gündelik hayat kültürünün beşikleri. Yeme içme, giyim kuşam görgüsünün, hazzın, cazibenin, modanın, lüksün... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche- Dionysos Dityrambosları
ARIADNE'NİN YAKINMASI "Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş, çırpına çırpına, can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, sarsılmışım, ah! bilinmeyen ateşlerle yana yana, titreyerek, sivri buzdan oklar karşımda, sen peşimdesin, ey Düşünce! Adlandırılamaz! Açıklanamaz! İğrenç! Sen ey bulutların ardındaki avcı! Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle,... Okumaya Devam et →
Descartes – Kurallar~Meditasyonlar
"6. Şimdi varsayalım ki düş görüyoruz ve tüm bu tikeller, örneğin gözlerimizi açmamız, kafamızı sallamamız, ellerimizi uzatmamız vb. gerçek olmasın; ve giderek ne böyle ellerimiz ne de böyle bütün bir bedenimiz olsun; gene de aynı zamanda kabul etmeliyiz ki bize uykuda görünen şeyler ancak olgusal şeylere öykünme olarak oluşturulabilen tablolar gibidir, ve dolayısıyla en... Okumaya Devam et →
Hegel – Estetik
"...sanattaki güzel doğadaki güzelden çok daha üst düzeyde yer alır. Çünkü sanat güzelliği 'Tin'den doğmuş ve sanki iki kez yeniden doğmuş bir güzelliktir. Başka bir deyişle, sanatsal güzellik 'Tin'den doğmuştur ve 'Tin'den iki kez doğmuş bir güzelliktir. Nasıl Tin ve onun yaratmaları, doğa ve onun görünüşlerinden çok daha yüksek düzeyde bulunuyorsa, sanatsal güzelin kendisi... Okumaya Devam et →
Albert Camus – Sisifos Söyleni
“Fazla bir kanım yok öyle. İnsan, bir yaşamın sonunda, bir tek gerçeği kesin olarak öğrenmekle yıllar geçirdiğini anlar. Ama bir teki, apaçıksa, bir yaşamı yönetmeye yeter. Bana gelince, benim de birey üzerinde bir sözüm var söylenecek. Bundan katı bir biçimde, hatta gerekirse uygun bir horgörüyle söz etmeli. Bir insan söylediği şeylerden çok söylemedikleriyle insandır.... Okumaya Devam et →
Akademi Ne Demek?
"Yunan filozofu Platon tarafından, M.Ö. 387 Atina'da, kentin kuzaybatısında yer alan ve adını kahraman Akademos'tan alan orman içinde kurulmuş olan öğretim ve araştırma merkezi; tarihin tanıdığı ilk yüksek öğretim kurumu. Akademi'nin uzun sayılabilecek bir tarihi vardır. Buna göre, okulun yönetiminde önce Platon'un ve daha sonra da Speusippos'un bulunduğu dönem Eski Akademi olarak bilinir" (s. 28).... Okumaya Devam et →
Ahlakçılık Ne Demek?
"(fr. moralisme; alm. Moralismus; ing. moralism). Ahlak yasasını felsefenin temel ilkesi olarak belirleyen öğreti. Ahlak kurallarına mutlak bir biçimde uyulmasını öngören anlayış... ... Buna göre ahlak başlıbaşına bir bilgi alanı olarak değerlendirilir, böylece ona bütün bilgi alanları karşısında belirgin bir işlevsellik yüklenir" (s. 11). Timuçin, Afşar (2004). Felsefe Sözlüğü, Bulut Yayınları, İstanbul.
Boethius – Felsefenin Tesellisi
"Krallıklar ve krallarla yakın ilişkiler insanları güçlü kılabilir mi gerçekten? Kralların mutlu yaşamı sürdüğü sürece neden olmasın? Ama tarih kralların mutluluğunun bir anda felakete dönüştüğünü kanıtlayan örneklerle dolu, yaşadığımız çağ da öyle! Kendisini bile korumaktan aciz bir iktidar ne görkemli bir şey! Bir an için krallıkların gücünün mutluluk kaynağı olacağını düşünsek bile bir şekilde... Okumaya Devam et →
100 Yıl Öncesi Fransa’nın Renklendirilmiş Fotoğrafları
Kaynak 1 Kaynak 2
Alt-Kültür Ne Demek?
"(subculture) Geniş ve genel bir kapsamda kullanılan alt-kültür kuramının özündeki fikir, alt-kültürlerin, üyelerinin gerçekleşmesi engellenmiş olan özlemleri ya da kendilerinden daha geniş sınırları olan toplumdaki konumlarının muğlaklığından kaynaklanan problemlere kolektif bir çözüm olarak ya da bu problemlerin halledilmesi şeklinde oluşmasıdır. Altkültürler daha geniş nitelikteki *kültürden ayrıdır, yalnız o kültürün sembolleri, değerleri ve inançlarını ödünç alırlar... Okumaya Devam et →
Açık Toplum Ne Demek?
"(İng. open society; Fr. societé ouverite) Çağdaş İngiliz bilim ve siyaset felsefecisi Karl Popper'la ünlü Fransız yaşam filozofu ve metafizikçisi Henri Bergson'un özgür, demokratik, açık sözlü ve sivil topluma verdiği ad. Popper'a göre, açık toplum, tüm üyelerinin yönetime etkin bir biçimde katılabildikleri, iktidarı elinde tutanları ve hükümet politikalarını etkili bir biçimde eleştirebildikleri toplumdur... ...Bergson'da da,... Okumaya Devam et →