Gaston Bachelard – Mumun Alevi

  "Elektrik ampulü, bize yağla ışık veren o canlı lambanın hülyalarını asla veremez. Işığın yönetildiği çağa girdik. Tek rolümüz elektrik düğmesini çevirmek. Mekanik bir hareketin mekanik öznesinden başka bir şey değiliz. 'Yakmak' fiilinin öznesi olarak haklı bir gururla kendimizi var kılmak için bu edimden yararlanamayız.    Eugene Minkowski Vers une cosmologie (Bir Kozmolojiye Doğru) adlı... Okumaya Devam et →

Henry Neville – Pines Adası ya da Keşfedilmemiş Güney Ülkesinde Dördüncü Bir Adanın Gün Yüzüne Çıkması

                  "Ve artık son olarak, onları sayabilmek için bana gelmelerini istedim. Saydım ve yaklaşık seksen yaşımda ve buraya gelmemin elli dokuzuncu yılında, hepsinin, her türden, bin yedi yüz seksen dokuz olduğunu buldum. Böylece, Tanrıya onları çoğaltması için dua ederek ve onlara İncil'in gerçek nurunu hatırlatıp, sonra gitmelerine... Okumaya Devam et →

Can Yücel – Rengahenk

VURA VURA "Kalbimi kırdım ben çok kendi cinçekicimlen Örse döndü yatağım üstünde ufaklarım Vura vurdukça ama saçılan kıvılcımlar Su'dan da Güzel'den de hepsi has çocuklarım" (s. 20).   Hamlet'e Hamle "İşte bütün sorun: ya var ya yoksun Ya da bu sorun Ya intihar ya ihtiyarsın" (s. 115).   Yücel, Can (2015). Rengahenk, İş Bankası Kültür... Okumaya Devam et →

John Stuart Mill – Düşünce ve Tartışma Özgürlüğüne Dair

  "Fakat bir düşüncenin susturulmasındaki asıl kötülük, onun insan soyuna, yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da bir haydutluk olması; o düşünceye taraftar olanlardan daha da fazla, o düşünceye katılmayanlara karşı bir soygunculuk olmasıdır. Eğer düşünce doğruysa insanlar yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılırlar: eğer yanlışsa, onlar hemen hemen aynı derecede büyük... Okumaya Devam et →

Oruç Aruoba – Sayıklamalar

BAT "Daha batmamıştı başımı kaldırıp seni gördüğümde.   Bir ince iz vardı gene maviliği aşıp geçen gene de olacak.   Önce de vardı.   Sonra battı.   Acılı haykırışlarıyla süzüldü bembeyaz gölgeli martı.   Sen de artık bat" (s. 92).   EPİKTETOS "Geçinliğini taşıyacak yer arıyorsan Ne sevinçli ne de hüzünlü yerlerin olsun Geçip gitmiş... Okumaya Devam et →

Herakleitos – Kırık Taşlar

  CXIV "Işık gibi yanıp söner insan geceleyin" (s. 134)   CVI "Bilgeler bilgesi Homeros gibi Yunanlılar arasında   Yanıldı insanlar görünür nesneleri tanımada   Yanıltmıştı çünkü onu bitlerini kıran çocuklar:   Görüp tuttuğumuzu bırakırız göremeyip tutamadığımızı götürürüz derken" (s. 126)   CVII "Yanılıyordu Homeros derken:   Şu çekişme ortadan kalksa tanrılar, insanlar arasında  ... Okumaya Devam et →

Tutiname Ne Demek?

"Bir papağanın ağzından anlatılıyormuş gibi sunulan, eğlendirici, öğütleyici yanları bulunan Sanskrit edebiyatında oluştuğu varsayılan bir halk masalı" (s. 367).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.

Ziya Gökalp – Durma Vur (şiir)

  Durma Vur "Durma, Yunan, durma, kibrini artır! Türklüğün başına hakaret yağdır! Uyuyan bir kavme bu zillet azdır.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun, uyandır onu!   Bu yurdun hazinesi onun elinde; Fakat anahtarı senin belinde, Kalmış aç ve garip kendi ilinde.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun,uyandır onu!   Zorla... Okumaya Devam et →

Marquis de Condorcet – İnsan Zekasının Tarihsel Gelişimi

  "Avrupa milletlerinin bilgeliği, fark edilmeyecek kadar parçalanmaları, sömürgelerindeki ilerlemelerin ağır, ama şaşmaz etkilerine yardım ederek yeni dünyanın geleceğini tezelden sağlamış olmaları şüphe götürmez bir gerçek değil midir? O zamandan beri de Avrupa nüfusu bu uçsuz bucaksız topraklar üzerinde hızla çoğalarak, istila etmeye bile kalkışmadan, burada henüz geniş ülkeler kaplayan vahşi milletleri, medenileştirecek ya da... Okumaya Devam et →

Salname Ne Demek?

"Yıllık. İçinde gün ve ay bilgisi de bulunan ve kimi konularda belirli bilgiler içeren kitap. Devletin görevlileriyle ilgili ilk salname Ahmet Vefik Paşa tarafından hazırlanmıştır" (s. 306).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.

İbn Sina, İbn Tufeyl – Hay bin Yakzan

  "Hay bin Yakzan'ın kendisi ile hayvanlar arasında gözlemlediği biçimsel ve türel ayrımlar konusundaki düşünceleri uzadıkça uzadı. Artık yaşı yediye yaklaşmıştı. kendisinde eksik ya da büsbütün olmayan , bu yüzden zararını çektiği organ ve araçların tamamlanmasından bütünüyle umudunu kesti. Açıklık sorununa bir çözüm olmak üzere önünü geniş yapraklarla örttü. Sarmaşıklardan bir kuşak yaparak beline bağladı... Okumaya Devam et →

Parnasizm Ne Demek?

"1850 yılında Fransa'da kimi ozanlarca Romantik akımın aşırı duyarlığına bir tepki olarak başlatılan, şiirde kişisel duygulara değil, ustalığa ve ölçülü oluşa önem veren okul, bu okulun başlattığı edebiyat akımı. Parnasçılar, sanat için sanat görüşünü temel almıştır. Bunun için de toplumsal sorunlara sırt çevirmiş, biçim ustalığına, ses oyunlarına yönelmişlerdir. Özellikle salt güzelliğe ulaşmayı amaçlamışlardır. Çünkü güzellik... Okumaya Devam et →

İbn Arabi – Tevhid Edep ve Marifet

  "İnsan, hayret ve tanım kemali arasında ortada kalır. İşte bu, alemin kemalidir. Öyleyse alem insan vasıtasıyla kemale erdi. İnsan ise, alemle kemale ermemiştir. İnsanda -insan olması bakımından- alemin hakikatleri toplanınca, alemden özellikle hacminin küçüklüğüyle ayrışmış, kemalinin mertebesi onun adına geride kalmıştır. Bütün varlıklar, kendi kemallerini kabul etmiştir. Hak kamildir. İnsan ise iki kısma ayrılır.... Okumaya Devam et →

Lakonizm Ne Demek?

"Söylemek isteneni en az sözcükle ya da en kısa bir biçimde anlatma yolu. Eksiltili ve kısaltılı söyleyişin en uç noktasına vardırılmış biçimidir lakonizm.  Eski Grek'in Lakonya halkının oldukça kısa, özlü söz söylemeleriyle ilgili olarak geliştirilmiştir bu kavram. Bilinen, en yaygın örneği, Sezar'ın 'Gittim, gördüm, yendim' sözüdür" (s. 234).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi... Okumaya Devam et →

İbn Sina – Sofistik Deliller

  "Safsatacılar (sofistler), kıyas getirirler ama getirdikleri kıyas ne ilişkili şeylerden oluşur ne de şeyin zatından (yani tartışılan şeyin zatı hakkında) kabul edilmiş öncüllerden oluşur. (Şeyin zatından kabul edilmiş derken) zati demek istemiyorum, aksine doğru olsalar bile kabul edilmiş öncüller demek istiyorum. Çünkü o öncüller, muhatap tarafından kabul edilmiş olmadıkları takdirde gerçekte tartışma konusu olan... Okumaya Devam et →

Kübizm Ne Demek?

"20. yüzyıl başlarında önce resimde başlayan, sonra öteki sanat dallarıyla birlikte edebiyatta etkisini gösteren sanat akımı. Edebiyatta bu akımın gerçekleştirmeyi amaçladığı şey, anlatımı etkili kılmak, onu canlılaştırmaktır. Bunun için söyleyişte düzyazıyla şiiri kaynaştırmayı denediler kübistler. Temelde izlenimciliğe bir tepki olan Kübizmde, konunun görülen yanlarıyla birlikte görünmeyen yanlarını da göstermek, yani onu okura tüm olarak kavratmak... Okumaya Devam et →

Bertrand Russell – Felsefe Yazıları

  "Yalnızca geçmiş tam olarak gerçektir: Şimdi, artık var olmayanın değişmezliğine doğru sürüp giden acılı ve mücadeleli bir doğuştur sadece. Yalnızca ölüler tamamen mevcuttur. Yaşayanların hayatları kesik, kopuk, belirsiz ve değişime tabidir ama ölülerin hayatları tamama ermiştir, dünyanın her şeye gücü yeten tek tanrısı olan Zaman'ın salınımlarından etkilenmezler. Onların başarıları ve başarısızlıkları, umutları ve korkuları,... Okumaya Devam et →

İzlenimcilik Ne Demek?

"19. yüzyıl sonlarında doğan, dış dünyanın bıraktığı etkileri, izlenimleri olduğu gibi yansıtmayı yaratı ve eleştirinin temel ilkesi sayan sanat ve edebiyat akımıdır. Dışavurumculuk, nesnellik gerekçesiyle dış dünyayı tümüyle yadsıyor olmasına karşın izlenimcilikte böyle bir yadsıma söz konusu değildir. Nitekim izlenimci ressamlar yapıtlarında doğayı yansıtırlar, izlenimsel bir yansıtımdır bu. Gerçekliğe karşıttır. Edebiyatta da böyledir bu. Naturalistlerin... Okumaya Devam et →

İdem per idem Ne Demek?

"(Lat.) Bir şeyin yine kendisi aracılığıyla açıklandığı tümceleri belirten terim. Bunlar zaten öznenin içleminde yer alan niteIiğin dile getirilmesinden ibaret olan, yeni bir bilgi venneyen eşsözlerdir. Örneğin "Zeytinyaği bir yağ türüdür" tümcesi böyle bir ifadedir" (s. 43). Altınörs, Atakan (2000). Dil Felsefesi Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul.

Jean Baudrillard – Kusursuz Cinayet

  Babil Sendromu "Dünyaya acımasız yanılsamasını, amansız belirsizliğini yeniden kazandırmak için tek çözüm vardır: bilgilendirim ve programlamanın çözülüşü, kusursuzluğun başarısızlığa uğraması. Babil Kulesi'nin yapılmasıyla kusursuz cinayetin çok yakının-dan geçtik. Neyse ki Tanrı, dilleri ayırarak, insanlar arasında karışıklık tohumları ekerek duruma el koydu. Çünkü, dillerin ayrılması, ancak anlam ve iletişim bakımından bir yıkımdır. Dilin kendisi bakımından,... Okumaya Devam et →

İntihal Ne Demek?

"Başkalarının yazılarından, şiirlerinden bölümler, dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme ya da başkalarının konularını, kavramlarını değişik biçimde söyleyerek sahiplenme. Aşırma da denir" (s. 198).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.  

Karl R. Popper – Daha İyi Bir Dünya Arayışı

"...öncelikle kendimi, çağdaş olmayan bir felsefeci -bir zamanlar Kant'ın 'aydınlanma', diğerlerinin de 'aydınlatıcı' diye nitelediği, fakat günümüzde artık tanınmayan ve yok olmuş bir akımın taraftarı- olarak tanıtmak istiyorum. Bu da, benim bir rasyonalist olduğum ve de doğruya ve akla inandığım anlamına gelir. Fakat bu, insan aklının her şeye kadir olduğuna inandığım anlamına gelmez. Bir rasyonalist, bizim akılcılık-karşıtı dostlarımızın iddia ettiği gibi, saf bir us-varlığı olmak

İmgecilik Ne Demek?

"20. yüzyılın başlarında E. Pound (1885-1972) öncülüğünde H. Doolittle ve T. E. Hulme'un katılımıyla oluşan üçlünün ortaya attığı, daha sonra Lawrence ve Huxley'in (Londra, 1912) de katıldığı İngiliz-Amerikan şiir akımı. Bu akımın belirleyici nitelikleri şöylece özetlenebilir: Kısalık, kesinlik, duygusallık ve romantizmden kaçınma. Şiir, görsel algılamaya yönelik olmalıdır. İmgeler, kapalılıktan uzak, açık ve aydınlık olmalıdır" (s.... Okumaya Devam et →

Fatih Atila – Akdeniz’in Kıyısında

  "Hasan'ı bazı işçilerin söz alıp konuşmalarını izledi. Direnişin uzamasıyla ortaya çıkabilecek tehlikelerden söz ederek, bu konudaki kaygılarını açıkladılar. Mücadele azmi sönebilirdi. İşveren direnişi kırdırmaya kalkabilirdi. O zaman her şey biterdi. Yücel dikkatle işçilerin tartışmalarını izliyordu. İşçilerin umduğundan çok daha bilinçli hareket ettiklerini düşündü. Önündeki masaya koyduğu not defterini eline aldı. Sigarasını kül tablasına bastırarak... Okumaya Devam et →

Voltaire – Felsefe Sözlüğü

  'Beau, Beaute' Güzel, Güzellik "Bir kurbağaya güzelliğin, asıl güzelin, kalon'un ne olduğunu sorunuz. Size bunun, küçük kafasından fırlamış iki patlak iri gözü, yassı ve geniş suratı, sarı karnı, esmer sırtı ile dişisi olduğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorunuz; onun için güzel, kara, yağlı bir deri, batık gözler,yayvan bir burundur. Şeytana sorunuz; size güzelin bir... Okumaya Devam et →

Grotesk Ne Demek?

"Kaba gülünçlüklerden, olmayacak, yabansı şakalaşmalardan yararlanan, güldürmeyi kaba bir biçimde de olsa amaç edinen komedi türü. Bu türde gülünçlüklerden yararlanmanın yanı sıra birbiriyle bağdaşmayan karşıt durum ve görüntülerden de yararlanılır. Bu kavram 18. yüzyılda 'kuraldan, uyumdan, dengeden sapma'yı belirtmek için kullanılmıştır" (s. 171).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.

Ockhamlı’nın Usturası Ne Demek?

"[İng. Ockham's rasor, Fr. rasoir d'Ockham] Ockhamlı William'ın 'nesnelerin sayısını gerekmedikçe çoğaltmamak gerekir' sözüyle özetlenebilecek ontolojik ekonomi ilkesi. William bu ilkesiyle, dilde varolanlar ile gerçeklikte varolanlar arasındaki ayrımı gözden kaçırmamak gerektiğini hatırlatmayı denemektedir. Bir başka deyişle (Ortaçağ' daki yaygın bir karıştırmayla) her özel ada karşılık gelen bir varlık [entity] aranmaması gerektiğini bu ilkeyle dile getirmektedir"... Okumaya Devam et →

Gerçeküstücülük Ne Demek?

"1924 yılından sonra Dadaizmin yerine geçen, Fransa'da Andre Breton ve arkadaşlarınca oluşturulan edebiyat akımı. Bu akım, düşünce ve duyguların aklın denetimine girmesine karşı çıkar. Her türlü töresel ve sanatsal baskıyı bir yana atıp düşgücünün alabildiğine özgürce kullanımını savunur. Bunun için de gerçeğin her türlüsünden sıyrılmaya, uzaklaşmaya çalışır. Bilince sırt çevirip bilinçaltına yönelir.Bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑