Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü)

  "Bitki-hayvan ilişkileri tanımlarken, neden insana özgü toplumsal hiyerarşilerden ödünç alınan terimler bu kadar büyük bir ağırlık kazanıyor? Gerçekten ekosistemlerde bir "hayvan kralı" ve onun "aşağı kulları" var mı? Bazı böcekler diğerlerini "köleleştiriyor" mu? Bir tür başka bir türü "sömürüyor" mu? Bu terimlerin ekolojide rastgele kullanılması geniş kapsamlı bir çok konuyu gündeme getiriyor. Terimlerin toplumsal... Continue Reading →

Chuck Palahniuk – Dövüş Kulübü

  "Paper Street'teki evde bir dedektif dairemdeki patlamayla ilgili telefonlar etmeye başlamıştı. Tyler göğsünü omzuma dayayıp yanında durur, ben kulağımı telefona yapıştırmışken öbür kulağıma bir şeyler fısıldardı. Dedektif bana ev yapımı dinamit üretebilecek birini tanıyıp tanımadığımı sorduğunda, "Felaket benim dönüşüm çizgimin doğal bir parçasıdır" diye fısıldadı Tyler. "Trajediye ve yok oluşa doğru bir dönüşüm." Dedektife... Continue Reading →

Ernest Mandel – Marx’ın İktisadi Düşüncesinin Oluşumu

  "Marx'da kapitalizm asla sadece artık değerin özel mülk edinilmesi ile tanımlanmamıştır; hatta Engels, devletin, artık değeri bir bütün olarak burjuvazinin yararına mülk edindiği bir durumu imgeler; ama bu kapitalizmin ortadan kalktığı anlamına gelmez.* Sermayenin Marxist teorisi kapitalizmi, üretim araçlarının sermayeye ve iş gücünün metaya dönüşmesiyle, yani meta üretiminin genelleşmesiyle tanımlar. Üretim araçlarının meta olmaya... Continue Reading →

Jean Baudrillard – Simülakrlar ve Simülasyon

  "Simülasyon her zaman gerçekten daha etkilidir. Nükleer bir felaket simülasyonu bu evrensel ve bildik caydırma girişiminin gizli stratejik nedenidir. Amacı halkları salt bir güvenlik ideolojisi ve disiplini doğrultusunda yönlendirebilmek, onları çatlak ve kaçak metafiziğine uygun hale getirmektir. Bunun için çatlağın bir kurmacaya dönüştürülmesi gerekmektedir. Çünkü gerçek bir felaket şeylerde gecikmeye neden olabilir. Dışa dönük... Continue Reading →

Walter Benjamin – Pasajlar

  "Gerek malın, gerekse onu çevreleyen eğlence atmosferinin görkeminin baş tacı edilmesi, Grandville'in sanatının gizli temasıdır.* Bu sanatın ütopik ve kinik öğeleri arasındaki ayrılık, bu temadan kaynaklanan bir durumdur. Grandville'in sanatında cansız nesneler betimlenirken kılı kırk yararcasına ayrıntıya inilmesi, Marx'ın malın "tanrıbilimsel kökenli olumsuz özellikleri" diye adlandırdığı olguya uygun düşer. Bu özellikler, "spécialité"de açık seçik... Continue Reading →

Michel Foucault – Büyük Kapatılma (Seçme Yazılar 3)

  "Bentham'ın düşü olan ve bir kişinin herkesi gözleyebildiği Panopticon, özünde, burjuvazinin düşü veya düşlerinden biridir (çünkü burjuvazi çok düş kurmuştur). Bu düşü gerçekleştirdi. Belki Bentham'ın önerdiği mimari yapı biçiminde gerçekleştirmedi, fakat Bentham'ın Panopticon konusunda söylediğini hatırlamak gerekir: Bu, elbette, mimari bir biçimdir, fakat özellikle de yönetim biçimidir; zihin için zihin üzerine iktidar uygulama biçimidir. Bentham Panopticon'da iktidarın... Continue Reading →

Michel Foucault – Entelektüelin Siyasi İşlevi (Seçme Yazılar 1)

  "İktidar, hukuk ve hakikat arasındaki ilişkinin mekanizmasının kendisini değil, bu ilişkinin yoğunluğunu belirtmek için yalnızca şunu diyelim: Hakikati talep eden ve işlev görmek için ona ihtiyaç duyan iktidar tarafından hakikati üretmeye zorlanıyoruz; hakikati söylemek zorundayız, hakikati itiraf etmeye ya da bulmaya mahkumuz. İktidar sorgulamaktan, bizi sorgulamaktan vazgeçmez; araştırmaktan, kaydetmekten vazgeçmez; iktidar hakikat arayışını kurumsallaştırır,... Continue Reading →

Tahakküm Ne Demek?

"(domination) Baskıyla ya da baskıya dayanmayan rızayla kurulan egemenlik. Tek tek kişiler veya gruplar, ya kaba kuvvetle ya da iktidarlarını başkaları meşru kılarak üzerinde güç kullanabilirler. Max  Weber üç saf 'meşru tahakküm' tipi saptamıştı (bunlar bugün herhalde, kendi meşruiyet iddialarının dayandırıldığı gerekçelere göre sınıflandırılmış otorite tipleri olarak düşünülebilir). Bu üç tahakküm tipi şunlardır: akılcı-hukuksal (genel kabul... Continue Reading →

Sivil İtaatsizlik Ne Demek?

  "(civil disobedience) Sivil itaatsizlik terimi, dar anlamıyla, bir topluluğun tümünün veya bir kısmının, hükümet politikalarını şiddete dayanmayan yollarla değiştirme çabası içinde, devletin yasaları ve düzenlemelerine uymayı ya da vergi ödemeyi reddetmesi için kullanılır. Hindistan'da Britanya egemenliğine karşı yapılan Gandhici protestolar bu yöntemin açık bir örneğidir. Daha yakın zamanlara ilişkin bir örnek verirsek, Britanya'da seçmenlerin... Continue Reading →

Popüler Kültür Ne Demek?

  "(popular culture) Kültür, antropolojinin merkezi kavramıdır ve insanların tüm ortak bilgisini, teknolojileri, değerleri, inançları, adetleri ve davranışlarını kapsar. Basit toplumlar, herkesçe paylaşılan, tek bir bütünleştirilmiş kültüre sahipken; karmaşık toplumlar, çok sayıda kültür ve alt-kültür tabakaları ile düzeylerini barındırabilir. Popüler kültür ile genellikle 'yüksek' diye adlandırılan kültür arasındaki ayrım oldukça önemlidir. Yüksek kültür, klasik müzik,... Continue Reading →

Kültürel Görecilik Ne Demek?

"(cultural relativism) Kültürel görecilere göre, kavramlar toplumsal düzlemde kurulmuştur ve değişik kültürlere göre farklılaşır. Bu kavramlar içinde, doğru, ahlaki olarak geçerli sayılan ve bilginin, hatta gerçekliğin kendisini oluşturan temel nosyonlar vardır. Peter Winch ('Understanding a Primitive Society', American Philosophical Quarterly, 1964), gerçeklik duygumuzun toplumsal bir kurgu olduğu ve bir toplumda egemen olan söyleme dayandığı görüşündedir.... Continue Reading →

Kültürel Gecikme Ne Demek?

"(cultural log) William F. Ogburn'un daha geniş kapsamlı teknolojik evrimcilik kuramının bir parçası olarak geliştirdiği bir kavram ve kuram. Kültürel gecikme kuramı, bir toplumun teknik gelişmesi ile ahlaki ve hukuksal kurumları arasında bir uçurum bulunduğunu anlatır. Bazı toplumlarda görülen (en azından bazı) çatışmalar ile problemler, ahlaki ve hukuksal kurumların teknik gelişme düzeyine ayak uyduramamasıyla açıklanabilir"... Continue Reading →

Aleksandra Kollontay – Marksizm ve Cinsel Devrim

  ‘’ Evlilikle ilgili bütün bu formüller ne boş hayal! Bugünkü aile yapımızın karanlık alanı üzerinde sözüm ona birtakım çözüm yolları! ‘Serbest birlik’, ‘serbest aşk’! Bu formüllerin uygulanabilmesi için her şeyden önce, insanlar arasındaki tüm toplumsal ilişkilerde köklü bir reforma girişmek gerekir; ayrıca, cinsel ahlak kurallarının, bunlarla birlikte bütün insanlık psikolojisinin de temelden köklü bir... Continue Reading →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑