8. Dünya, Varoluş, Yabancılık: Siyasetin böyle bir sabahı da olabilir Genç Marx’ın yaptığı yeni siyasal özne tanımı ve sınıf mücadelesi ışığında, gizlenen, inkâr edilen, ayaklar altına alınan bir varoluşun –örneğin göçer proleterin varoluşunun olumlanıp burjuva düzene karşı örgütlenmesi gerektiği, siyasette temel bir nokta değil midir? Evet, öyledir. Fakat varoluşa ilişkin bu türden bir bildirim son kertede dünyaya... Okumaya Devam et →
Nadler Steven – Mümkün Dünyaların En İyisi
Platon’un ilk diyaloglarından birinde, Sokrates şehir devletindeki gençlerin ahlakını bozduğu suçlamasıyla yargılanmak üzere Atinalılar meclisine yürür. Yolda, kendisi de öz babasına cinayet suçlamasıyla açtığı davayı izlemek üzere mahkemeye gitmekte olan, çocukluk arkadaşı Euthyphro’ya rastlar. Euthyphro ısrarla, bir adamı öldürdüğü için, babasının cezalandırılmasının doğru olduğunu ve dinin de bunu gerektirdiğini söyler. Sokrates, Euthyhpro’nun olaya hesapsızca ve... Okumaya Devam et →
Byung-Cul Han – Zamanın Kokusu
Salt hedefe yönelmişlik, hedefe varmak için aşılması gereken mekânsal aralığı olabildiğince hızla aşılması gereken bir engele dönüştürür. Salt hedefe yönelmek aradaki mekanı bütün anlamından yoksun bırakır. İçini boşaltarak kendi başına bir değeri olmayan bir koridora çevirir. Mekansal aralığı aşmak için gerekli olan zamansal aralığın tamamen ortadan kaldırılması girişimidir hızlanma. Yolun zengin semantiği ortadan kalkar. Yolun... Okumaya Devam et →
Virginia Woolf – Yaşamak Bir Düştür, Uyanmak Bizi Öldürür
Bitimsiz bir neşeyle çökkünlük arasında duyarlılık ve aykırılık “İnsan yüzünün üzerini bir sis kaplamalıdır. Tepeler bildiğimiz dünyada olduğundan daha yüksek ve uzaklar daha mavi olmalıdır.” Virginia’nın ilham aldığı kişilerin başında gelen ressam kız kardeşi Vanessa, onu, yazı yazdığı o meşhur koltuğunda yüzü silik bir şekilde resmetmişti. Onun yüzünü, bu meşhur resimde, bir hayal bulutunun... Okumaya Devam et →
Farabi – Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?
İlmin, aydınlanmanın ve anlamın felsefesi Devlet ve toplum (Adalet ve sevgi) Farabi insanların sevgi ile mutlu olabileceğini söyler. Buna ek olarak da toplumların da sevgi ve adalet ile birlikte mutluluğa erişebileceğini de söyler. Bu noktada bile Farabi’nin sıradan bir filozof olmadığını anlayabilmemiz mümkün. Toplumların da daha ileriye gidebilmeleri için nelerin öncelikli olduğunu kısa ve net... Okumaya Devam et →
Desiderius Erasmus – Deliliğe Övgü
Deliliğin bütün çeşitlerine hızla göz atarken, baldırı çıplakların en alt düzeyindekilerin ahlak ve eğilimlerini bulundurmakla birlikte, bomboş asalet unvanlarını şişirmekten geri kalmayanları da ekleyelim. Biri Aenes’tan, diğeri Brutus’tan, bir başkası Artus’tan geldiğini söyler. Atalarının resim ve heykellerini her yerde sergiler. Ata ve cedlerinin usandırıcı isimlerini habire ısıtıp ısıtıp yinelerler, bundan başka söyledkleri bir şey yoktur... Okumaya Devam et →
George Thomson – İnsanın Özü
İlk düşünürler Thales ve Anaksimandros, Anadolu’nun Ege kıyısındaki yeni kent devletlerinin en zengini olan Miletos’tandılar. Bir tecim soyluluğundan, yani artık tecimle uğraşmaya başlamış bulunan bir toprak sahibi aileler topluluğundan geliyorlardı. Eski soyluluğun üyeleri olarak birçok tribü geleneğini devralmışlardı; Yakın Doğu’daki eski uygarlıklarla kurdukları bağlardan edindikleri bazı gelenekler de vardı. Bunlar arasında, geçen bölümde sözünü ettiklerimize... Okumaya Devam et →
Thomas More – Ütopya
“Platon’un, bilge insanları yönetimden uzak durmaya çağırması da işte bu yüzdendir.” Bilgeler, insanların yağmur altında oradan oraya koşuşup iliklerine dek ıslandıklarını görürler. Onları içeriye girmeye ve ıslanmaktan kurtulmaya ikna edemezler. Kendileri de dışarı çıkacak olursa, sonucun değişmeyeceğini ve herkesle birlikte ıslanacaklarını çok iyi bilirler. Herkesi delilikten kurtaramayacakları için içerde kalırlar ve boşu boşuna ıslanmazlar.” ... Okumaya Devam et →
Robert Zimmer – Felsefe Portalı
Wittgenstein, Tractatus’la mantık ile gizemcilik arasında bağ kurmayı başardığı görüşündeydi. Kanaatine göre neyin anlamlı biçimde söylenebileceğini ve neyin sadece gösterilebileceğini açıklığa kavuşturmuştu. Geriye yapılacak bir şey kalmamıştı. Wittgenstein, bu suretle mantık ve dünya ile yaşamın anlamı konularında son sözü yazmış olduğu inancını, o tipik mutlaklık iddiasıyla daha giriş kısmında dile getirir: “Kitap felsefi problemleri işlemekte... Okumaya Devam et →
K. Malcolm Richards – Derrida
Körlük, görünüşle onun yokluğu karşıtlığını karmaşıklaştırır. Derrida körlük temasını, Fransız varoluşçu fenomenolog Maurice Merleau-Ponty’nin çalışması, sayesinde dünyayı deneyimlediğimiz ilksel yapıları araştırmıştır. Bunu düşünmenin bir yolu, algılamaya eklemleyeceğimiz isimlerin, değerlerin ve öteki ilişkilerin olmadığı bir duyu dünyası hayal etmektir. Derrida’ya göre bu, başka bir saflık hayalini temsil eder. Ancak Merleau-Ponty görme örneğinde, spekülatif açıdan (Derrida’nın metinlerinin... Okumaya Devam et →
Macit Gökberk – Aydınlanma Felsefesi, Devrimler Ve Atatürk
Ortaçağ yükünü Cumhuriyet’e kadar sürükleyen medresenin ortadan kalktığı, Halifelik ile Şeriye Vekaleti’nin de kaldırıldığı bu tarih, bütün Atatürk devrimlerinin gerçek başlama yılıdır. Bu devrimler ancak önyargılardan, boş inançlardan arındıran özgür bir düşünme ortamında oluşabilir, yerleşebilirlerdi. Bu önkoşulu Atatürk şöyle dile getirir: “Şimdiye kadar ulusun beynini paslandıran, uyuşturan ve bu istekte bulunanlar olmuştur. Herhalde zihinlerde bulunan... Okumaya Devam et →
Pierre Lassarre – Nietzshe’nin Müzik Üzerine Düşünceleri
Nıetzsche Tragedyanın Doğuşu’nun 148. Sayfasına dek Tristan’dan söz etmekten kaçınmıştır. Ama daha başlangıçtan beri onu düşündüğü bellidir ve okuyucu da bunun farkındadır. Çünkü kuramının somut bir kanıtı olarak ancak Tristan’ı gösterebilirdi ve bu kuramıda bu eşsiz yapıttan aldığı izlenimler üzerine biçilmişti. Tristan’da, dramın müzik ögesi yoluyla doğduğunu kendi gözleriyle gördüğüne inanıyordu. Özellikle Tristan için Wagner’in... Okumaya Devam et →
Plutarkhos – Müzik Üzerine
(Eskiler, müziğin bölümlerini oluşturan ve birbirine eş aralık, nota ve tetrakhordlardan meydana gelen üç tipin yalnızca biri üzerinde düşünmüşler, diatonik ya da khromatiği değil de enarmonik türü ve diapason aralığını incelemişlerdi. Onlar, diğer türlerin ses aralıkları hakkında farklı görüşlere sahip olmuşlarsa da enormanik türün tekliği hususunda hemfikirdirler.) Şurası kesin, müziği tam olarak kavramak isteyen biri,... Okumaya Devam et →
Michel Foucault – Bu Bir Pipo Değildir
Dilsel göstergelerle plastik ögeler arasındaki ayrılık, benzeyiş ile ileri-sürüş arasındaki eşdeğerlilik. Bu iki ilke, klasik resmin gerilimini oluşturur. Çünkü ikinci ilke, dilsel ögenin titizlikle dışta bırakıldığı resme, söylemi (ileri-sürüş ancak konuşmanın olduğu yerde vardır) yeniden sokar. Klasik resmin kendini dil dışında kurmasına rağmen konuşması (hem de çok konuşması), bir söylemsel mekâna sessizce dayanması, görüntü ile... Okumaya Devam et →
Aristoteles – Gökyüzü Üzerine
Şimdi şunu göstermek kalıyor geriye: gökyüzü doğal ve duyulur cismin bütününden oluşmuştur. İncelediğimiz şeyin bizim için daha anlaşılır olması amacıyla, ilkin, gökyüzünün ne olduğunu, hangi anlamlara geldiğini söyleyelim. Birincileyin, bütünün en dış çemberinin varlığını ya da bütünün en dış çemberindeki doğal cisme gökyüzü diyoruz. Nitekim en uçta ve en yukarıda, tanrısal her şeyin orada kurulduğunu... Okumaya Devam et →
Frank Thilly – Felsefeye Yolculuk
Skolastizmi üç temel evreye ayıracağız. 1. Biçimsel dönem, dokuzuncu yüzyılda başlamış ve on ikinci yüzyılda bitmiştir. Büyük ölçüde Platon düşüncesinden etkilenmiştir: Platonculuk, Yeniplatonculuk ve Augustianizm bu evrenin egemen felsefi eğilimleridir. İdealar ya da tümeller, Platon terimleri ile nesnelerin gerçek özleri ve nesnelerin öncelleri olarak (universalia sunt realia antaeres) algılanmaktadır. Bu, Anselm’in öncü olduğu Platonik gerçeklik... Okumaya Devam et →
Jacgueine Russ – Avrupa Düşüncesinin Serüveni
19. YÜZYIL BİREY İLE TARİH RASINDA 19. Yüzyılda, ardı ardına yaşanan devrimlerle birlikte tarihin seyri hızlanır (1830 ve 1848 devrimleri); öte yandan bugünkü düşünce yapısını oluşturan unsurlar şekillenmeye başlar. Karmaşık, zengin ve çelişkilerle dolu olan 19. Yüzyıl karşıt imgeler ve düşünceler barındırır. 19. yüzyılda birey düşüncesi güçlü bir biçimde kendini gösterir. Bu, büyük romantik eserlerle... Okumaya Devam et →
Guenon Rene-Modern Dünyanın Bunalımı
Eğer demokrasi halkın kendi kendisini yönetmesi demekse, bu kesinlikle olmayacak bir şeydir ne günümüzde ne de geçmişte bunu doğrulayacak en küçük bir şeye rastlamak mümkündür. Kelimelerin aldatıcılığına kapılmamak gerekir. Aynı insanın, aynı zamanda hem yöneten hem de yönetilen olduğunu söylemek bir çelişkidir. Çünkü, Aristotoles’in deyimiyle söylersek, aynı şeyin, aynı anda, aynı şartlar altında hem muktedir... Okumaya Devam et →
İbni Haldun – Hayatı Ve Eserleri Üzerine Düşünceler
İbni Haldun’a göre devlet ve medeniyetlerin kuruluşları, gelişmeleri, duraklamaları, gerilemeleri ve yıkılmaları tesadüfen vuku bulmaz, çünkü bir medeniyetin bütün müesseseleri, yani devlet, şehir, iktisadi hayat ve ilimler arasında sıkı münasebet vardır ve birinde vuku bulan değişiklik diğerlerine tesir eder. Binaenaleyh, İbni Haldun’un maliye hakkındaki düşünceleri onun medeniyetlerin yükseliş ve yıkılma teorisinin dışında ve ayrı bir... Okumaya Devam et →
Lefebvre Henri – Şehir Hakkı
Teorik düşünüm, şehrin (ekonomik, politik, kültürel, vb.) biçim, işlev ve yapılarının yanı sıra, kent toplumuna içkin toplumsal ihtiyaçları da yeniden tanımlamak zorundadır. Şu ana dek sadece, tüketim toplumu (bürokrasi gündemindeki tüketim toplumu) denen toplumun neden olduğu bireysel ihtiyaçlar değerlendirildi, hatta manipüle edildi ama etkin bir şekilde ele alınmadı, tanınıp bilinmedi. Toplumsal ihtiyaçların antropolojik dayanakları vardır;... Okumaya Devam et →
Derman Bayladı – Pythagoras Bir Gizem Peygamberi
Pythagorasçı felsefede ruhun ölümsüzlüğüne inanıldığına göre, bedenin ölmesiyle birlikte özgür kalan ruh ne olur? Bu sorunun yanıtı gerek orpheusçular gerekse onlardan esinlenen ve etkilenen Pythhagorascıların ruhgöçü konusundaki inançlarına da açıklık getiriyor. Yanıt basit: Ruh varlığını bir başka bedende sürdürür. Ama bir soru daha var: Beden madem ki ruhun daha önce işlemiş olduğu hataların... Okumaya Devam et →
William Irvın – Mark T. Conard- Aeon J. Skoble – Simpsonlar ve FELSEFE
Böyle Buyurdu Bart: Nietzche ve kötü olmanın erdemleri ... Okumaya Devam et →
CEMAL GÜZEL – SAĞDUYU FİLOZOFU: POPPER
Bilimsel etkinliğin “ amacı “ ndan söz etmek belki bir parça safdilliktir; çünkü değişik bilginlerin başka başka amaçlarının olduğu, ayrıca da bilimin kendisinin (ne anlaşılırsa anlaşılsın) amaçlarının olmadığı açıktır. Bunların tümünü kabul ediyorum. Ama yine de, bilimden söz ettiğimizde, bilimsel etkinliğe özgü bir şeyin olduğu kanısına gerçekten aşağı yukarı varıyoruz; ayrıca, bilimsel... Okumaya Devam et →
Jean-Gérard ROSSİ – Analitik Felsefe
5.Mantıkcı Pozitivizim ve Metafizik Eleştirisi KIasik empirizimde bir bilgi teorisi düzeyinde empirik bilgi, formel bilgi ve metafizik sözde-bilgi arasında geçerli olan ayrım, Wittgenstein tarafından anlamlı, boş-anlamlı ve anlamdan yoksun sözde-önermeler arasında yapılmış ayrım ile bir anlam teorisi düzeyinde tekrar ele alınır. Empirist bir anlayış ile mantıkçı bir yaklaşımın kaynaşması, Wittgensteine’ın Tractatus’unu kendisine destek alan felsefi... Okumaya Devam et →
Alexis Bertrand – Ahlak Felsefesi
Eskiler, kişisel olgunluğa ulaşmak için iki yol bulunduğunu açıklarlardı. Biri bedenin terbiyesi, diğeri müzik idi. Öncekilere göre, bedenin terbiyesi, vücudu, gerek güzellik, gerekse kuvvet açısından sağlığın en yüksek noktasına ulaştırılacak olan bütün bedeni alıştırmalarla sağlığın şartlara göre korunmasından ibaret idi. Musiki tabirinden de güzel sanatları kastederlerdi. Bunun en önemlisi de şiir idi. Hatta,... Okumaya Devam et →
Heinz Heimsoeth -Kant’ın Felsefesi
Kant’ın gençlik çağı için önemli noktalardan birisi de şudur. Gençliğinde o, henüz Leibniz’den gelen ve 18. Yüzyıl boyunca sürüp giden optimizmin(iyimserlik) yolu üzerindedir; ona göre, gerçekliğin bütününde yüksek bir uyum egemendir. Eğer biz, tanrı tarafından yaratılmış olan evrende yetkin olmayan, kötü, yıkıcı, amaçsız şeylerle karşılaşıyorsak; bu kusurlarla amaca uygun ve iyi olan arasında bir uzlaşmazlık,... Okumaya Devam et →
Karl Marx – 1844 El Yazmaları
''Ne var ki, Hegel insanın kendi bilincine varmasındaki yabancılaşmadan, Feuerbach da tarihi olmayan, bir sınıfı olmayan, soyut insanın yabancılaşmasından söz ediyordu. Marx, işçinin 'yabancılaşma'sından söz eder. 'Yabancılaşma' kavramına bütünüyle yeni iktisadi sınıfsal ve tarihi bir içerik kazandırır. Marx'ın 'yabancılaşma' terimiyle anlatmak istediği, işçinin kapitalist için zorla çalışması, işçinin çalışmasının ürününü kapitalistin kendine mal etmesi, ve... Okumaya Devam et →
Etienne de La Boétie – Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev
"Öyleyse, insanın eğitim ve alışkanlıkla kazandığı her şeyin doğal olduğunu söyleyelim. Fakat yalın ve yozlaşmamış (değişime uğramamış) doğasının belirttiği, yalnızca doğasının özüne ilişkin olandır. Böylece, gönüllü kulluğun ilk nedeninin görenekler olduğunu belirtebiliriz. Kulakları ve kuyrukları kesik en cesur atlar, ilk önceleri gemi azıya alınır, fakat daha sonra buna alışırlar; bir zamanlar eyere saldırırken, şimdi... Okumaya Devam et →
Roland Barthes – Çağdaş Söylenler
"Fransız ulusu üç yüz altmış tür peyniri ve kültürü gibi şarabı da kendine özgü bir zenginlik olarak algılar. Bir totem-içkidir şarap, Hollanda ineğinin sütünün ya da İngiliz krallık ailesinin törenle içtiği çayın karşılığıdır. Bachelard, istem düşlemleri üzerine denemesinin sonunda, bu sıvının tözsel ruhçözümleyimini vermiş, şarabın güneş ve toprağın özsuyu olduğunu, temel durumunun ıslak değil,... Okumaya Devam et →
Alain Badiou ve Nicolas Truong – Aşka Övgü
"Tiyatro aşkı benim için çok karmaşık ve tam anlamıyla temel bir aşk. Büyük olasılıkla felsefe aşkından daha güçlü. Felsefe aşkı sonradan, daha yavaş, daha zorlu biçimde doğdu. Sanırım, gençken, sahneye çıkarken, beni tiyatroda büyüleyen şey içimde kabarıveren, dilden ve şiirden bir şeylerin neredeyse açıklanamaz şekilde bedenle ilişkilendiği duygusuydu. Özünde, tiyatro benim için belki de aşkın... Okumaya Devam et →