"(gerontocracy) Yaşlı erkeklerin egemen olmasını anlatan gerontokrasi terimi, sosyal antropologlar tarafından 1930'lu yıllarda, Afrika'da Sahra'nın güneyindeki, toplumsal tabakalaşmanın yaş gruplarına veya katmanlarına dayandığı, kamusal rollerin yaş katmanlarına (ve toplumsal cinsiyete) göre dağıtıldığı, yönetim fonksiyonlarının en ileri yaş grubuna verildiği bazı toplumları tarif etmek amacıyla kullanılmıştır. Gerontokrasi terimi şimdi daha genel olarak, en üst düzeydeki karar... Okumaya Devam et →
Herman Melville – Moby Dick -Beyaz Balina
"Karalıların balina yemekten tiksinmeleri, bekli de bu etin yağlı ve ağır olmasından değildir sadece. Yukarıda belirttiğimiz neden de karışıyor işin içine: Bir insanın, daha yeni öldürülmüş bir deniz yaratığını, kendi yağının ışığında yemesi; işte asıl budur karalıları tiksindiren. Dünyada ilk olarak bir öküzü öldüren kişi, her halde bir katil sayılmış, belki de asılmıştır bile. Hele... Okumaya Devam et →
Araçsal Akılcılık Ne Demek?
"[lng. instrumental rationalism; Fr. rationalisme instrumental] Amaçların belirlenmesiyle, amaçların rasyonalitesi ya da geçerliliğiyle değil de, salt belirli ya da daha önceden belirlenmiş amaçlara en iyi ve emin bir biçimde nasıl ulaşılacağıyla ilgili olan, verilmiş amaçlara ulaşmanın en etkili yollarının seçimi üzerinde duran akılcılık türü. Daha çok Frankfurt Okulu düşünürlerinin Aydınlanmaya ve modernliğe ilişkin eleştiri ve değerlendirmelerinin... Okumaya Devam et →
Doğurtma Ne Demek?
"(yun. maieutike; fr. maieutique; alm. Maieutik; ing. maieutics). Buldurarak düşündürme yöntemi. Sokrates’in düzenli sorular sorarak doğruyu karşıdakine buldurma yöntemi. Doğurtma Sokrates’in uyguladığı tartışma yönteminin bir parçasıdır. Bu yöntemle Sokrates konuştuğu insanların tartışma sırasında bilgi ortaya koymalarını, doğurmalarını sağlar. Bu bir bakıma insanın zihninde taşıdığı ama var olduğunu bilmediği bilgiye ulaşmasıdır. Tartışmada önce karşısındakini açmazlara düşüren ve onu... Okumaya Devam et →
Sophokles- Kral Oidipus
"OİDİPUS Sen karanlıkta yaşayan bir insansın; benim gibi, başkaları gibi aydınlığı görenlere kötülük edemezsin. TEİRESİAS Seni mahvedecek olan ben değilim; sana Apollon yeter. OİDİPUS Bu güzel buluşlar senin mi, yoksa Kreon'un mu? TEİRESİAS Sana kötülük eden Kreon değil; kötülüğü kendinde ara. OİDİPUS Güzel şey ikbale ermek, iktidarı elde tutmak, üstün bilgili olmak! Ama ne kıskançlıklar... Okumaya Devam et →
Gustav Meyrink – Golem
"Belki de her zaman aramızda ve biz onu algılayamıyoruz. Bir diyapazonun sesini tahtaya dokunup titreşmeden önce duyabiliyor muyuz? Belki de kendi bilinci olmayan ruhsal bir sanat yapıtı bu, öyle bir yapıt ki bir kristal gibi değişmez yasalara göre oluşuyor. Kim bilir? Boğucu günlerde havadaki elektrik geriliminin dayanılmaz dereceye kadar yükselip bir şimşek doğurması gibi, hep... Okumaya Devam et →
William Shakespeare – Soneler
XLIII "Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca. Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer, Ama düşlerde hep sen varsın uyku boyunca; Göz karanlıkla ışır, karanlıkları deler. Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur; Bedeninin gölgesi mutluluğu gösterir Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur, Senin Gölgen nasıl da kör gözlere fer verir. Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben,... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche – Böyle Söyledi Zerdüşt
Pazaryerindeki Sinekler Üstüne "Kaç dostum, yalnızlığına! Büyük adamların gürültüsünden serseme döndüğünü ve küçüklerin iğneleri ile sokulduğunu görüyorum senin. Orman ve kaya seninle birlikte susmayı bilirler. O sevdiğin geniş dallı ağaca benze yine: sessizce ve dinleyerek asılı durur o, denizin üstünde. Yalnızlığın bittiği yerde başlar pazaryeri; ve pazaryerinin başladığı yerde başlar büyük oyuncuların gürültüsü ve zehirli... Okumaya Devam et →
Fundamentalizm (Dinsel) Ne Demek?
"(fundamentalism -religious) Bildirilmiş dinin temel metinlerine ya da 'temeller'ine (fundamentals) geri dönmeyi isteyen bir hareket ya da inanç. Dolayısıyla fundamentalizm, dinde modernizm ve liberalizme zıt bir çizgidir. Fundamentalizm terimi, 1920'lerden beri Hıristiyanlık içindeki Protestan eğilimler ve son zamanlarda İslamiyet içindeki eğilimler söz konusu olduğunda kullanılmaktadır. Teolojik bir nitelik taşımasına rağmen, genellikle toplumsal reform ve siyasal iktidarın... Okumaya Devam et →
Antropomorfizm Ne Demek?
"[Os. ademperestlik; İng. antropomorphism; Fr. antropomorphisme; Al. antropomorphismus]. İnsanbiçimcilik. 1 Yunanca insan anlamına gelen anthropos ve biçim, şekil anlamına gelen morphe sözcüklerinden türetilmiş olan antropomorfizm, genel olarak insana ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara yüklenmesini ifade eder. 2 Antropomorfizm daha özel olarak da, Tanrı'nın tanrıların ya da doğal güçlerin insan şekline ve insanın niteliklerine sahip olduğunu... Okumaya Devam et →
Demiurgos Ne Demek?
"(yun. söz.) Platon, Timaios diyaloğunda Demiurgos’u evrenin kurucu etkeni olarak tanımladı. Demos, halk; ergon, iş’den gelen Demiurgos, halk için çalışan demektir. Plotinos’da Demiurgos evrenin ruhu anlamındadır" (s. 123). Timuçin, Afşar (2004). Felsefe Sözlüğü, Bulut Yayınları, İstanbul.
Halil Cibran – Asi Ruhlar
Günahkar Halil'den... "Saik Abbas gence baktı ve gök gürlemesi gibi bir sesle sordu: 'Adın ne?' Genç adam cevap verdi: 'Halil.' Saik Abbas devam etti: 'Akrabaların kimlerdir, nerede doğdun?' Kendisine kin dolu gözlerle ve alaycı bakışlarla bakan köylülere dönen Halil şöyle dedi: 'Halkım ve ailem yoksullar ve haksızlığa uğrayanlardır, doğum yerim bu geniş ülke... Okumaya Devam et →
Charles Baudelaire – Paris Sıkıntısı
XXIII YALNIZLIK ... "La Bruyére bir yerlerde, 'Yalnız olamamanın büyük mutsuzluğu!' der, kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki. Bir başka bilge, yanılmıyorsam Pascal, 'Neredeyse tüm mutsuzluklarımız odamızda kalmayı bilememiş olmamızdan geliyor başımıza,' der, böylece, içe kapanış hücresinde, mutluluğu devinimde, bir de yüzyılımın güzel diliyle konuşmam gerekirse, kardeşçil diye adlandırabileceğim bir... Okumaya Devam et →
Ahmet Hamdi Tanpınar- Mahur Beste
"O gece Molla bey, ilk defa olarak, insanî zaafın da bir nevi kuvvet olduğunu öğrenmiş, büyük kartal uçuşlarının alıp götürmediği yerlerde sabrın, küçük ve devamlı çalışmanın, kanaat ve tevekkülün birtakım şeyler, hattâ çok iyi şeyler yapabileceğini samimilikle düşünmüştü. Şimdi oğlunun her yıl küçücük ve dar göğsünü âdeta şişiren bir iftiharla, getirip ayaklarının dibine koyduğu deste... Okumaya Devam et →
N. Vasilyeviç Gogol- Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
Okurken dinlemek için "Ya cadı karısı ne oldu?" diye sordu. "Cadı karısı mı? Köyümüzün yaşlı kadınları hikâyenin sonunu şöyle uydurmuşlar: Gölette boğulmuş kızların tümü o günden sonra mehtaplı gecelerde beyin bahçesine çıkar, ayışığında ısınırlarmış. Yüzbaşının kızına büyük sevgi saygı gösteriyorlarmış. Bir gece üvey anasını göletin kıyısında görmüş küçükhanım. Atılmış üzerine, bağırarak suya çekmiş onu. Gelgelelim... Okumaya Devam et →
Mary Cassatt (1844-1926)
Japon sanatının süslemeci ögelerini İzlenimcilikle birleştiren ressam, Philadelphia Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim görmüş, sonrasında ise Paris'e yerleşmiştir. Paris'te üslubunu derinden etkileyen Degas'nın dostu olan Cassatt, Amerikalı olmasına karşın Fransız İzlenimciler arasında sayılmış; eserlerini kadınsı bir yumuşaklıkla -diğer İzlenimcilerden farklı olarak- betimlerken en çok anne ve çocuk teması üzerine çalışmıştır. Kür, I. (2008). "Cassatt, Mary", Eczacıbaşı... Okumaya Devam et →
Antilogia Ne Demek?
"Sofistlerde ve özellikle de Pironcularda, her sav ya da iddianın, her kanıtın karşısına aynı derecede kuvvetli ve önemli karşıt bir iddianın, kanıtın getirilebildiği düşüncesinden hareketle, çeşitli sav ve iddiaların zihinde bir dengeye ulaşması ve her tür iddianın ortadan kalkışı durumu için kullanılan terim" (s. 60). Cevizci, Ahmet (1999). Paradigma Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul.
Dasein Ne Demek?
" (alm. söz. da, orada; sein, olmak’dan). Varoluşçu felsefede, özellikle Heidegger’de tekil ve somut bir varlık olarak insan ya da bu insanın varoluşu. 'Dasein'ı ilk olarak Heidegger Sein und Zeit' de (Varlık ve zaman) kullandı. Bu terim insanın dünyadaki etkin varoluşunu belirler. Buna göre, insan herhangi bir nesne değildir, bir insanın başka insanlarla bulunması bir taşın... Okumaya Devam et →
Natan ha-BAVLİ – Dünyanın Kısa Tarihi
İslami Dönemde Kaleme Alınan İlk İbranice Kronik. (orj. adı: Seder 'Olam Zuta - סדר עולם זוטא) "Adem'den Tufan'a kadar 1656; Tufan'dan Dağılış'a (Haflaga) kadar 340; Dağılış'tan İshak'ın doğumuna kadar 52 yıldır. İshak'ın doğumundan İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışına kadar 400 yıl; İsrailoğulları'nın çölde kalış süresi 40 yıldır. Filistin'e yerleşip oradan sürgün edilinceye kadar geçen süre 800... Okumaya Devam et →
Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer – Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956)
"Horkheimer- Teorimiz pratiğe artık doğrudan hizmet etmese, pratikle arasındaki bağ tamamen karanlık olsa da, öyle veya böyle pratiğe yine de hizmet edeceğini söyleyebiliriz. Düşünce çok ciddi bir anlamda yönünü kaybetti. Felsefe bu bakımdandan sanattan ayrılıyor. Felsefi bir bağlamda dünyanın adaletsizliğinden ve yalancılığından bahsederken, dünya adaletsiz ve yalancı olmadığını, çünkü başka bir alternatifi bulunmadığını, sadece... Okumaya Devam et →
Memet Fuat- Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi
Orhan Seyfi Orhon Annemle Hasbıhal "Anne, zannetme ki günler geçti de Değişti evvelki hissim gitgide! Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum; Seneler geçse de ben yine buyum! Senden umuyorum teselli yine! Bugün şefkatine, muhabbetine Zanneder misin ki yok ihtiyacım? Belki eskisinden daha muhtacım! Dünyanın tükenmez kederlerinden Kalbim kırılsa da böyle derinden, Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz. Teselli... Okumaya Devam et →
Gelenek, Gelenekler Ne Demek?
"(tradition, traditions) Belirli davranışsal norm ve değerleri benimseyip aşılayan, gerçek ya da hayali bir geçmişle süreklilik gösteren ve genellikle yaygın biçimde benimsenen ritüeller ya da başka sembolik davranış biçimleriyle ilişkili toplumsal pratikler kümesi. Yapılan araştırmalar, halkın uzun bir geçmişi olduğunu sandığı pek çok geleneğin aslında görece yakın dönemlere ait icatlar olduğunu açıklığa kavuşturmuştur" (s. 258-259). ... Okumaya Devam et →
Antagonizm Ne Demek?
"[ing. antagonism; Fr. antagonisme]. Kişiler, kurumlar, toplumsal grup ya da sınıflar, öğreti ya da ideolojiler arasında söz konusu olan uzlaşmaz, üstesinden gelinemez çelişki ya da karşıtlık durumu için kullanılan terim. İki süreç, yapı ya da organizma arasında ortaya çıkan ve eylemlerinin sonuçlarının birbirlerine tümüyle karşıt olmasıyla belirlenen uyuşmazlık ya da çatışma durumunu ifade eden sözcük"... Okumaya Devam et →
Çilecilik Ne Demek?
" (fr. ascétisme; alm. Asketih; ing. ascetism). Tanrı’ya ulaşmak yolunda hazlardan kaçışı ve acıya yönelişi öngören dinsel tutum. Hazların ve acıların üstüne çıkarak, yaşamsal gereksinmeleri en az ölçülerde karşılayarak ruh yüceliğine ulaşmayı öngören ahlak yöntemi. Çilecilik gizemli dinsel yaşamın zorunlu bir uygulaması gibidir ve tüm bedensel ya da duyumsal hazlardan kaçışı, tüm dünya işlerini bir... Okumaya Devam et →
Fârâbî – Kitabu’l Burhân
" [Öğretim] Öğretme, insanın yaptığı ve bununla başkasında bir şeyin bilgisinin meydana gelmesini amaçladığı veya başkasında herhangi bir fiile kaynaklık edecek alışkanlığa dayalı (i'tiyâdî) bir melekenin meydana gelmesini amaçladığı her bir fiil hakkında gerçekleşir. Âdeti, insan ve çoğu hayvan sınıfı kabul eder. Fakat alışkanlığın (i'tiyâd) iki anlamı arasında farklılık vardır. Öyle görünüyor ki 'alışkanlık'... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
17./ "Adorno'ya göre hiçbir sanat eseri tutucu olamaz. Çünkü bir sanat eseri, özünde en azından varolanın değişikliği özlemini taşır. Eğer marksçı estetikçinin bu savı doğruysa, örneğin bir Yahya Kemal'in şiirini nasıl değerlendireceğiz? Ya Adorno'nun söylediği yanlıştır ya da Yahya Kemal'in şiirleri birer sanat yapıtı değildir. Benim inancım, doğruyu söylemek gerektiğine göre, ikincisinin doğru olduğu yönündedir." (s.... Okumaya Devam et →
Çoğulculuk ya da Çokculuk Ne Demek?
“(fr. pluralisme; alm. Pluralismus; ing. puluralism). Evreni oluşturan varlıkların çok olduğunu, bunların tek bir kaynaktan gelmediğini bildiren öğreti. Tekçiliğin karşıtı olan bu öğretiye göre dünyayı oluşturan varlıklar bireysel ve bağımsız varlıklardır, bunları mutlak bir gerçekliğin biçimleri olarak almamak gerekir, bunlar tek bir kurucu ilkeye indirgenemezler” (s. 111). Timuçin, Afşar (2004). Felsefe Sözlüğü, Bulut Yayınları, İstanbul.
Montaigne – Denemeler
Montaigne'in kendini tarifi ve Okuyucuya mektubu: "Orta boydan biraz daha kısayım ve bu eksiklik yalnız çürkün olmayıp, özellikle yöneticilik niteliğinde olanlar için bir kayıptır aynı zamanda. Çünkü böyle bir makamın saygınlığı için gereken beden soyluluğundan yoksunluk söz konusudur. Caius Marius 1.80'den kısa boylu olanları askere almazdı. Ben de olsam bir asker beklenen boydan yoksunsa,... Okumaya Devam et →
Niklas Luhmann- Aşk
"...aşk meselesi artık ne tensel tutku yoluyla kirlenmeyle, ne de kişisel çıkarlarla ilgilidir. Neticede esas mesele, aşkın -hem kurumsal bir talep hem de fiili bir yaşantı olarak- tutkulu bir boyut kazanmasının, insan ilişkilerindeki bütünleyici farkındalık denen inceliğin, aşkın sürmesi için kaçınılmaz olan ve hiçbir surette pur amour (saf aşk) gibi 'aldatıcı' olmayan, ama kesinlikle elde edilebilecek olan... Okumaya Devam et →