Montaigne – Denemeler

AKLIMIZ "Doğadaki diğer varlıklarda olduğu gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde yitip gitmişlerdir. Çünkü insan aklı her yere elini atıp düzen vermeye, yönetmeye kalkmış, dünyayı kendi büyük emelleri, kararsız istekleri ile bulandırmış, karıştırmış.          'Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim/dediğimiz, sahte bir şeydir.' Cicero İnsanlar, her şeyi farklı... Continue Reading →

Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu

"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Continue Reading →

Anakronizm Ne Demek?

"Zamanda yanılma demektir. Kimi yazı ve yapıtlarda ne zaman geçtiği kesinlikle bilinen bir olayın ya da ne zaman yaşadığı tam olarak bilinen bir kişinin yanlış bir zaman içine yerleştirildiği görülür. Örneğin Nasrettin Hoca ile Timur'u karşılaştırma ve konuşturma bir anakronizmdir; çünkü aynı zaman dilimi içinde yaşamış kişiler değildir... Ancak bile bile anakronizm yapıldığı da olur"... Continue Reading →

David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma

  "Harikaların inanılırlıklarını azaltan bir dördüncü sebep olarak şunu ekleyebilirim: hiçbir harikada, hatta acıkça ortaya çıkarılmış olanlar da bile, bir tanıklık yoktur ki, sınırsız sayıda tanık tarafından aksi söylenmesin; öyle ki, mucize, tanıklığın inanırlığını yok etmekle kalmaz, tanıklık da kendi kendini yok eder. Bunu daha anlaşılır kılmak için şunu düşünelim: din konularında farklı olan her... Continue Reading →

Theodor W. Adorno – Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği (Felsefi Fragmanlar)

  "İnsanlar sonunda erkten nasıl vazgeçeceklerini şeylerin erkinden öğreniyorlar. Ne zaman ki en yakın pratik amaçların ulaşılmış en uzak amaçlar olduğu ortaya çıkar ve " muhbir ve casusların ihbar edemeyeceği" toprakların, yani egemen bilimin yanlış anladığı doğaya ait toprakların kökenimizin toprakları olduğu hatırlanır, o zaman Aydınlanma kendisini tamamlamış ve ortadan kaldırarak aşmış olur. Günümüzde Bacon'un... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 1)

  “Kırın bardakları ve çatlatın tabakları Bükün bıçakları ve eğin çatalları Nefret eder Bilbo Baggins bundan- Kırıp Şişeleri mantarları yakmanızdan!   Kesin örtüyü ve basın yerdeki yağa! Dökün sütü kilerin ortasına! Bırakın kemikleri yatak odasındaki halıda! Sıçratın şarabı her bir kapıya!   Atın kaseleri kaynayan çanağa, Ufalayın topunu kalın bir sopayla Bitince işiniz, sağlam bir... Continue Reading →

William Blake – Masumiyet ve Deneyim Şarkıları

LONDRA "Eşsiz Thames nehrinin aktığı yerde Tüm sokaklarını geziniyorum Karşılaştığım insan yüzlerinde Zaaftan, acıdan izler görüyorum   Tüm insanların haykırışlarında Korkunç çığlıklarında çocukların Bütün seslerde, bütün yasaklarda Beyne vurulan zinciri duyuyorum   Nasıl da ağlıyor Baca temizlikçisi kararmış kiliseler korkutuyor Zavallı askerin iç çekişleri Saray duvarından kan gibi akıyor   Gece, genç fahişenin küfürleri Yeni... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – Roverandom

  "Mew hafifçe bağırdı ve gagasıyla yerde yatan bir odun parçasına vurdu. Odun parçası dümdüz yükseldi hemn ve Psamathos'un sol kulağı çıktı. Ardından diğer kulak ve büyücünün çirkin kafasının ve boynunun geri kalanı belirdi.    'Siz ikiniz günün bu saatinde ne istiyorsunuz?' diye homurdandı Psamathos. ' En sevdiğim uyku saatim bu.'    'Görüyorum ki, sen... Continue Reading →

Sevmek Güzel Meslek sergisi, sanatçının ilk eserinden son eserine her döneminden eserleri kapsıyor. Serginin en önemli özelliklerinden birisi bugüne kadar yapılmış en kapsamlı Bedri Rahmi Eyüboğlu retrospektif sergisi olmasıdır. Bir başka ayrıcalık ise sergide ilk defa sanatseverlerin karşısına çıkacak eserlerin mevcut olmasıdır. Sergide ayrıca sanatçının mektupları, fotoğrafları, özel eşyaları, farklı disiplinlerde yaptığı eserleri yer alıyor.... Continue Reading →

The Abyss of Hell

Dante'nin İlahi Komedyası'ndaki Cehennem'in, Sandro Botticelli tarafından tasviri. Dante İlahi Komwsya'da Cehennemi, Dünya'nın merkezine inen devasa bir mağara olarak anlatmıştır. Bu mağara Tanrı, Lucifer'i Cennetten kovduktan sonra yaratmıştır. Botticelli'nin bu çok ünlü eseri Erken Rönesans dönemine aittir ve 1485 yılına tarihlenir. Bugün Vatikan Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Kaynak

Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu

  "İnsan bedeni, onun derinlerine inen, eklemlerini bozan ve onu yeniden oluşturan bir iktidar mekanizmasının içine girmektedir. Aynı zamanda bir "iktidar mekaniği" de olan "siyasal anatomi" doğmaktadır, bu anatomi başkalarının bedenlerine, yalnızca onların istenilen şeyleri yapmaları için değil, aynı zamanda öyle istendiği üzere, hız ve etkinliğe uygun olarak belirlenen tekniklere göre iş görmeleri için nasıl... Continue Reading →

P. L. Travers- Mary Poppins

"Sanki hiç durmayacaklarmış, sanki zaman diye bir şey yokmuş, dünya bir ışık çemberi ve rengarenk atlardan ibaretmiş gibi geliyordu hepsine. Gün batıda soldu ve akşam karanlığı çöktü yavaşça. Ama daha hızlı, daha hızlı, ağaçları gökyüzünden ayıramaz hale gelene dönmeye devam ettiler. Tüm dünya uğuldayan bir topaç gibi dönmekteydi etraflarında. Jane, Michael, John ve Barbara, hiçbir... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – Silmarillion

"Mirkwood'da daha ilk gölgelerin hissedildiği sırada, Ortadünya'nın batısında, insanların Sihirbazlar dediği Istari beliriverdi. O dönemde, limanlarda yaşayan Cirdan dışında hiç kimse nereden geldiklerini bilmiyordu; Cirdan ise, denizin öte yanından geldiklerini sadece Elrond'a ve Galadriel'e açıkladı. Ama sonradan Elfler arasında, Batı'nın Efendilerinin onları haberci olarak gönderdikleri konuşuldu; Sauron yeniden ortaya çıktığı takdirde, gücünün karşısında duracak, Elflere,... Continue Reading →

Sophokles- Antigone

"ANTİGONE Evet, çünkü Zeus öyle demiyor ve yer altı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz. O yasalar dün ya da bugün yürürlüğe girmedi, ezelden beri vardılar ve kimse bilmiyor nereden geldiklerini. Hep var olduklarına göre de bir ölümlünün emrinden korktum diye suç... Continue Reading →

Bilimin Birliği Ne Demek?

"[İng. the unity of science; Fr. l'unite de la science]. Mantıkçı pozitivistler ve özellikle de Otto Neurath tarafından geliştirilen birlikli bilim ideali veya formel ve sosyal bilimler de dahil olmak üzere, tüm bilimlerin tek bir bilime indirgenmesi gerektiği tezi. Mantıkçı pozitivistler tarafından lnternational Encylopedia of Unified Science adlı ansiklopedide ifade edilen bu görüş, bilimin birliğini... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – Kralın Dönüşü Yüzüklerin Efendisi III

  “Heyetin başında uzun boylu, kem bir suret kara bir ata binmiş geliyordu, eğer bindiği bir at idiyse tabii; çünkü çok iri ve korkunçtu, yüzü korkunç bir maske, daha çok canlı bir kellenin kafatası gibi bir şeydi; gözlerinin çukurlarında ve burun deliklerinde alevler yanıyordu. Binici tamamen siyahi giysilerle bürünmüştü ve yüksek miğferi de siyahtı; yine... Continue Reading →

Henry Miller – Oğlak Dönencesi

  "Persona non grata! Tanrım, her şey ne kadar berrak görünüyor gözüme. Bir seçim yapmak mümkün değildi: Elimdekiyle yetinmek ve onu sevmeyi öğrenmek zorundaydım. Solucanlarla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundaydım - ya lağım fareleriyle birlikte yüzecek ya da boğulacaktım. Sürüye katılmayı seçersen bağışıklık kazanırsın. Kabul görmek ve takdir edilmek istiyorsan kendini hiçliğe indirgemen, sürüdeki diğer koyunlardan ayırt... Continue Reading →

Henry Miller – Yengeç Dönencesi

  "Hayatın her hangi bir noktasında bir şekilde salt gerçekle yüz yüze gelen kişi, Gautama ya da İsa gibi adamlara duyduğu ve onları kutsal kalan hayranlığı yitirir; asıl korkunç olan insanların bu bok çukurundan güller yaratmış olmaları değil, bir şekilde gülü istemiş olmaları. Nedendir bilinmez ama mucize peşinde insan, onu gerçekleştirmek için her şeyi göze... Continue Reading →

Isaac Asimov- Vakıf

"...Sesi giderek yükseliyordu. 'Ben kamuoyunun hizmetkarıyım sadece. Halkım beraberinde zoraki bir din getiren hiçbir ticarete sıcak bakmıyor.' Mallow aniden durdu. 'Zoraki bir din mi?' 'Daima öyle olmadı mı? Yirmi yıl önce Askone'nin başına gelenleri anımsayınız. Onlara bazı ürünler satarak işe başladınız, bir süre sonra halkınız bu ürünlerin gereği gibi kullanıldığından emin olma bahanesiyle Vakıf misyonerlerinin... Continue Reading →

Apeiron Ne Demek?

"İlkçağ Yunan felsefesinde, evrenin sonlu ya da sınırlı olduğuna inanan Platon, Aristoteles gibi filozoflar dışında, evrenin sınırsızlığını savunan Anaximandros, Anaximenes, Ksenophanes, Melissos ve Demokritas gibi filozoflarda geçen sınırsızlık düşüncesini ifade eden Yunanca terim. Apeiron, ayrıca evrenin kendisinden meydana geldiği ilk maddeyi, ya da arkeyi arayan Milet Okulu'nda, suyu arke yapan Thales'i... ... Anaximandros'un nicelik bakımından... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – İki Kule Yüzüklerin Efendisi II

  “Yavaş yavaş tekrar oturdu Theoden, sanki yorgunluk Gandalf’ın iradesine karşı çıkarak yeniden onu ele geçirmek için mücadele edermiş gibi. Dönüp büyük konağa baktı. ‘Heyhat!’ dedi, ‘bu kem günler benim olsun da bana, barışı hak ettiğim şu kocamış günlerimde denk gelsin. Yiğit Boromir’e ne yazık! Gençler yok oluyor, yaşlılar sağ kalıp kuruyor.’ Dizlerini buruşuk elleriyle... Continue Reading →

Walter Benjamin – Tek Yön

  "Fikir hayatına karşı dizginlenmek bilmeyen bir düşmanlık ayaktakımının içine işlemiştir; ve bu düşmanlık fikir hayatının yok edilmesini sağlama bağlamak için gövdelerin küme küme bölünüp sayıya vurulması gerektiğinin farkındadır. Her nerede kendilerine bir fırsat verilse, saf saf dizilir bu gövdeler, alay alay, yaylım ateşinin ortasına da dalarlar, mağazalara da. Hiç kimse önündekinin sırtından ileriyi göremez,... Continue Reading →

Ferit Edgü- Ders Notları

61./ "Nietzsche, Gaya Scienza'nın bir yerinde <Gerçeğin perdesini kaldırıp ardına baktınız mı perdenin ardında hiçbir şeyin olmadığı görülür> diyor.   Aynı kanıda değilim Perdeyi kaldıran insan perdenin ardında insanı görecektir. Alık, zeki iyi, kötü çalışkan, tembel gücünü yaşayan, yarını düşünen bencil, cömert düşen, kalkan ilerleyen, yerinde sayan insanı.   Gerceğin kendisi de perdesi de perde arkası... Continue Reading →

Yaşar Kemal- Ağrıdağı Efsanesi

  "Gülbahar artık zindana gitmeğe korkuyordu. Memo ona bir düşküne, bir hastaya, bir çaresize davranır gibi sonsuz, sınırsız bir hoşgörülülükle davranıyor, onun bütün onurunu bu haliyle ayaklar altına alıyordu. Memonun her halinde bir ermişin, bu dünyadan, canından vazgeçmiş bir ermişin tavrı vardı. Gözlerinde de, şimdiye kadar hiç kimsenin belki de hiçbir insanda göremediği, kederli, umutsuz,... Continue Reading →

Göstergebilim Ne Demek?

"(semiology, semiotics) Göstergeleri ve gösterge sistemlerini inceleyen dal. Göstergebilim, Saussure'ün yapısal dilbilimine çok şey borçludur ve 1970'lerde yapısalcılığın yükselişinin bir parçası olarak gelişmiştir. Özellikle ideoloji konusunda çalışan sosyologlar -bilhassa Marksist veya feminist arka plana sahip olanları- açısından son derece çekici olmuştur. Gösterge kavramı Saussure'den (Genel Dilbilim Dersleri) [Course in General Linguistics], 1916) alınmıştır. Gösterge, gösteren... Continue Reading →

Arketip Ne Demek?

"[Yun. arkhetypos;. Lat. arkhetypus; Os. nümunei asli; ing. archetype; Fr. archetype; Al. archetyp]. Model, örnek. 1 Platon'da, duyusal dünyadaki şeylerin, maddi olmayan, değişmeyen ezeli -ebedi modeli. Yetkinlikten yoksun, gelip geçici şeylerin kendisinden pay aldıkları, kendisine göre biçimlendikleri örnek model, ezeli ve ebedi ilke. İdea. 2 Özellikle empirist felsefede, idelerimizin upuygun olabilmeleri için, kendisine uymak durumunda... Continue Reading →

Erek Ne Demek?

"(fr. fin; alm. Ende, Zwec; ing. end, purpose). Ulaşılmak istenen nokta. Gerçekleştirilmesi düşünülen amaç. Yönelinen bir son nokta. Her erek bir tasarımın sonucudur ve ulaşılması bir sınırı belirler. Latincede finiş ‘sınır’ demektir. Kendinde erek, Kant felsefesinde öznel ya da göreli ereğe karşıt olarak nesnel ya da zorunlu erektir. Öznel ya da bireysel ereğin evrensel bir... Continue Reading →

J. R. R. Tolkien – Yüzük Kardeşliği Yüzüklerin Efendisi I

  "Aslında üç ayrı Amaç nedeniyle! Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemek için. Müthiş bir onay galeyanı.    İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı... Continue Reading →

Gilles Deleuze – Perikles ve Verdi (François Chatelet’nin Felsefesi)

  "Eylemin kendisi, ilişki olarak daima siyasidir. Bu sitede olabilir, ama benim içimde, başka gruplarda, küçük gruplarda da olabilir, sadece benim içimde de. Psikoloji veya tek kabul edilebilen psikoloji bir siyasettir; çünkü kendimle insani ilişkiler her zaman lazımdır. Psikoloji değil, ben'in bir siyaseti vardır. Metafizik değil, varlığın siyaseti vardır. Bilim değil, maddenin siyaseti, çünkü insanın... Continue Reading →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑