"Sofistlerde ve özellikle de Pironcularda, her sav ya da iddianın, her kanıtın karşısına aynı derecede kuvvetli ve önemli karşıt bir iddianın, kanıtın getirilebildiği düşüncesinden hareketle, çeşitli sav ve iddiaların zihinde bir dengeye ulaşması ve her tür iddianın ortadan kalkışı durumu için kullanılan terim" (s. 60). Cevizci, Ahmet (1999). Paradigma Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul.
Dasein Ne Demek?
" (alm. söz. da, orada; sein, olmak’dan). Varoluşçu felsefede, özellikle Heidegger’de tekil ve somut bir varlık olarak insan ya da bu insanın varoluşu. 'Dasein'ı ilk olarak Heidegger Sein und Zeit' de (Varlık ve zaman) kullandı. Bu terim insanın dünyadaki etkin varoluşunu belirler. Buna göre, insan herhangi bir nesne değildir, bir insanın başka insanlarla bulunması bir taşın... Okumaya Devam et →
Natan ha-BAVLİ – Dünyanın Kısa Tarihi
İslami Dönemde Kaleme Alınan İlk İbranice Kronik. (orj. adı: Seder 'Olam Zuta - סדר עולם זוטא) "Adem'den Tufan'a kadar 1656; Tufan'dan Dağılış'a (Haflaga) kadar 340; Dağılış'tan İshak'ın doğumuna kadar 52 yıldır. İshak'ın doğumundan İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışına kadar 400 yıl; İsrailoğulları'nın çölde kalış süresi 40 yıldır. Filistin'e yerleşip oradan sürgün edilinceye kadar geçen süre 800... Okumaya Devam et →
Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer – Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956)
"Horkheimer- Teorimiz pratiğe artık doğrudan hizmet etmese, pratikle arasındaki bağ tamamen karanlık olsa da, öyle veya böyle pratiğe yine de hizmet edeceğini söyleyebiliriz. Düşünce çok ciddi bir anlamda yönünü kaybetti. Felsefe bu bakımdandan sanattan ayrılıyor. Felsefi bir bağlamda dünyanın adaletsizliğinden ve yalancılığından bahsederken, dünya adaletsiz ve yalancı olmadığını, çünkü başka bir alternatifi bulunmadığını, sadece... Okumaya Devam et →
Memet Fuat- Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi
Orhan Seyfi Orhon Annemle Hasbıhal "Anne, zannetme ki günler geçti de Değişti evvelki hissim gitgide! Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum; Seneler geçse de ben yine buyum! Senden umuyorum teselli yine! Bugün şefkatine, muhabbetine Zanneder misin ki yok ihtiyacım? Belki eskisinden daha muhtacım! Dünyanın tükenmez kederlerinden Kalbim kırılsa da böyle derinden, Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz. Teselli... Okumaya Devam et →
Gelenek, Gelenekler Ne Demek?
"(tradition, traditions) Belirli davranışsal norm ve değerleri benimseyip aşılayan, gerçek ya da hayali bir geçmişle süreklilik gösteren ve genellikle yaygın biçimde benimsenen ritüeller ya da başka sembolik davranış biçimleriyle ilişkili toplumsal pratikler kümesi. Yapılan araştırmalar, halkın uzun bir geçmişi olduğunu sandığı pek çok geleneğin aslında görece yakın dönemlere ait icatlar olduğunu açıklığa kavuşturmuştur" (s. 258-259). ... Okumaya Devam et →
Antagonizm Ne Demek?
"[ing. antagonism; Fr. antagonisme]. Kişiler, kurumlar, toplumsal grup ya da sınıflar, öğreti ya da ideolojiler arasında söz konusu olan uzlaşmaz, üstesinden gelinemez çelişki ya da karşıtlık durumu için kullanılan terim. İki süreç, yapı ya da organizma arasında ortaya çıkan ve eylemlerinin sonuçlarının birbirlerine tümüyle karşıt olmasıyla belirlenen uyuşmazlık ya da çatışma durumunu ifade eden sözcük"... Okumaya Devam et →
Çilecilik Ne Demek?
" (fr. ascétisme; alm. Asketih; ing. ascetism). Tanrı’ya ulaşmak yolunda hazlardan kaçışı ve acıya yönelişi öngören dinsel tutum. Hazların ve acıların üstüne çıkarak, yaşamsal gereksinmeleri en az ölçülerde karşılayarak ruh yüceliğine ulaşmayı öngören ahlak yöntemi. Çilecilik gizemli dinsel yaşamın zorunlu bir uygulaması gibidir ve tüm bedensel ya da duyumsal hazlardan kaçışı, tüm dünya işlerini bir... Okumaya Devam et →
Fârâbî – Kitabu’l Burhân
" [Öğretim] Öğretme, insanın yaptığı ve bununla başkasında bir şeyin bilgisinin meydana gelmesini amaçladığı veya başkasında herhangi bir fiile kaynaklık edecek alışkanlığa dayalı (i'tiyâdî) bir melekenin meydana gelmesini amaçladığı her bir fiil hakkında gerçekleşir. Âdeti, insan ve çoğu hayvan sınıfı kabul eder. Fakat alışkanlığın (i'tiyâd) iki anlamı arasında farklılık vardır. Öyle görünüyor ki 'alışkanlık'... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
17./ "Adorno'ya göre hiçbir sanat eseri tutucu olamaz. Çünkü bir sanat eseri, özünde en azından varolanın değişikliği özlemini taşır. Eğer marksçı estetikçinin bu savı doğruysa, örneğin bir Yahya Kemal'in şiirini nasıl değerlendireceğiz? Ya Adorno'nun söylediği yanlıştır ya da Yahya Kemal'in şiirleri birer sanat yapıtı değildir. Benim inancım, doğruyu söylemek gerektiğine göre, ikincisinin doğru olduğu yönündedir." (s.... Okumaya Devam et →
Çoğulculuk ya da Çokculuk Ne Demek?
“(fr. pluralisme; alm. Pluralismus; ing. puluralism). Evreni oluşturan varlıkların çok olduğunu, bunların tek bir kaynaktan gelmediğini bildiren öğreti. Tekçiliğin karşıtı olan bu öğretiye göre dünyayı oluşturan varlıklar bireysel ve bağımsız varlıklardır, bunları mutlak bir gerçekliğin biçimleri olarak almamak gerekir, bunlar tek bir kurucu ilkeye indirgenemezler” (s. 111). Timuçin, Afşar (2004). Felsefe Sözlüğü, Bulut Yayınları, İstanbul.
Montaigne – Denemeler
Montaigne'in kendini tarifi ve Okuyucuya mektubu: "Orta boydan biraz daha kısayım ve bu eksiklik yalnız çürkün olmayıp, özellikle yöneticilik niteliğinde olanlar için bir kayıptır aynı zamanda. Çünkü böyle bir makamın saygınlığı için gereken beden soyluluğundan yoksunluk söz konusudur. Caius Marius 1.80'den kısa boylu olanları askere almazdı. Ben de olsam bir asker beklenen boydan yoksunsa,... Okumaya Devam et →
Niklas Luhmann- Aşk
"...aşk meselesi artık ne tensel tutku yoluyla kirlenmeyle, ne de kişisel çıkarlarla ilgilidir. Neticede esas mesele, aşkın -hem kurumsal bir talep hem de fiili bir yaşantı olarak- tutkulu bir boyut kazanmasının, insan ilişkilerindeki bütünleyici farkındalık denen inceliğin, aşkın sürmesi için kaçınılmaz olan ve hiçbir surette pur amour (saf aşk) gibi 'aldatıcı' olmayan, ama kesinlikle elde edilebilecek olan... Okumaya Devam et →
Bertrand Russell – Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
"Dolaysız veriler dünyasında hiçbir şey sürekli değildir, dağlar gibi, oldukça sürekli gibi gördüğümüz şeyler bile, ancak biz onlara bakarken veri olurlar ve başka zamanlardaki varoluşları dolaysız veri değildir. Her şeyi kaplayan bir uzam verilmişse de, uzamsal denebilecek değişik duyulara göre her kişi için birçok uzamlar vardır. Deney bize bunlardan bağlılaşım yoluyla bir uzam elde... Okumaya Devam et →
Kojin Karatani-Metafor Olarak Mimari Dil, Sayı, Para
"...doğa deniz kabukları gibi görünüşte doğal nesnelerle sınırlı değildir; aynı zamanda insan tarafından yapılan ancak yapıları -nasıl yapıldıkları- hemencecik görülemeyen şeyleri de içerir. Bu şeylere doğal dil denir, çünkü yapılışları aşikar değildir. Marx'ın Kapital'e yazdığı girişte tarihi doğal tarih olarak görmekte ısrar etmesi de tam da bu nedenledir. Marx'ın 'doğal tarih'i, bütün yapmaları içine alan Geist'a benzemez.... Okumaya Devam et →
Fizyokratlar ya da Fizyokrat Düşünce Ne Demek?
“(Physiocrats, Physiocratic Thought) Fransız siyasal iktisatçı Francois Quesnay (1694-1774) ve aynı eğilimdeki başka iktisatçıların yazılarıyla ilişkilendirilen bir toplum kuramı okulu. Fizyokrat düşünce Adam Smith ve Kari Marx üzerinde bıraktığı (merak uyandıracak kadar eşit ölçüde) etkisinden dolayı, esas olarak sosyologların ilgi alanındadır. Fizyokratlar, zenginliğin mübadeleden kaynaklandığını öngören merkantilist inancı eleştirmiş ve gelişmiş çiftçilik teknikleri, mali reform... Okumaya Devam et →
Cogito Ne Demek?
“(‘Düşünüyorum’ anlamında lat. söz; Cogito ergo sum’un kısaltılmışı). Descartes ‘ın yönemli kuşkudan sonra ya da yöntemli kuşkuyla ulaştığı varlık deneyi. Descartes varlığı kanıtlamak için kuşkudan yola çıkar: her şeyden kuşkuya düşebileceğini, ama kuşkulanan ben’den kuşkuya düşemeyeceğini görür. Böylece Cogito ergo sum (düşünüyorum öyleyse varım) ilkesine ulaşır. Descartes önce ‘Gördüğüm her şeyi yalan sayayım: (...) hiçbir... Okumaya Devam et →
Salutatorium Ne Demek?
"Roma'da imparatorun kabul salonu." (s. 155) Saltuk, Secda (2007). Arkeoloji Sözlüğü, İnkilap Kitabevi, İstanbul. "Roma'da imparatorun kabul salonu. Daha sonra bu sözcük piskoposluk konutlarının aynı işlevi gören mekanı için kullanılmıştır." (s. 208) Sözen, Metin ve Tanyeli Uğur (2007). Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul. Flavian Palace (Domus Flavia), Roma
Analitik Felsefe Ne Demek?
"[ing. analytical philosophy; Fr. philosophie analytique ]. 20. yüzyılda özellikle İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde çok etkili olan ve dil üzerinde yoğunlaşarak, olgulara ya da anlamlara uygun düşecek en iyi ve en dakik mantıksal formu bulmak için, tümceleri ya da kavramları veya dilsel ifadeleri analiz etme işiyle uğraşan felsefi akım; felsefenin, kendi alanı içine giren... Okumaya Devam et →
José Ortega y Gasset- Sistem Olarak Tarih
"Temel işlevlerini zihnin birtakım özel işleyiş biçimlerinden ibaret sayarak, aklın yapılan tüm tanımlamaları dar görüşlü olmaktan başka, en belirleyici boyutunu kaldırıp atmak ya da köreltmek suretiyle onu kısırlaştırmışlardır. Benim gözümde, bizi gerçekle ilişkiye sokan, aşkınlıkla yüz yüze gelmemizi sağlayan her türlü zihinsel işlem, sahici ve kesin anlamıyla akıldır. Geri kalanı olsa olsa... zihindir; salt evcil,... Okumaya Devam et →
David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
"... her etki nedeninden ayrı bir olaydır. Bu yüzden de nedende bulunamaz ve etkinin başlangıçta a priori uydurulması ya da kurulması tümüyle rastgele olmak zorundadır. Ve akla geldikten sonra bile, akla aynı ölçüde tutarlı ve tabii görünecek başka birçok etki olacağına göre, etkinin nedenle bir arada olması da eşit derecede rastgele görünmek zorundadır. Öyleyse... Okumaya Devam et →
Fordizm Ne Demek?
“(fordism) Antonio Gramsci'nin tanımladığı şekliyle Fordizm, ileri kapitalizmin tipik özelliği olacağı düşünülen ve Henry Ford'un seri otomobil üretimi sistemiyle örneklenen bir üretim organizasyonunun karşılığıdır. Fordist üretim organizasyonu, hareketli bir montaj hattını, standartlaştırılmış çıktıları ve düşük fiyatların, yüksek ücretlerin, reklam ve tüketici kredisinin bir araya gelerek teşvik ettiği talebi kapsadığından, emeğin yönetilmesini, üretimin ve pazarlamanın daha... Okumaya Devam et →
Canlıcılık Ne Demek?
“(fr. animisme; alm. Animismus; ing. animisim). Her şeyde canlılık bulan öğreti. Düşünsel ve bedensel yaşamın ilkesi olarak tek bir ruhu benimseyen, böylece nesnelerde de insan ruhsallığına benzer bir ruhsallık bulan öğreti. Bu öğreti insanlığın tarihi kadar eski olan bir düşünce biçimine dayanır. Canlıcılık ruhun varlığını benimsemekle kalmaz, canlılığı madde dünyasına da götürür ve bu ikinci... Okumaya Devam et →
Alman Tarih Okulu Ne Demek?
"(İng. German school of h,story; Fr. Ecole d'histoire allemande). Kökeni ve gelişimi açısından Herder'e bağlı olan ve seçkin temsilcileri arasında, von Humbolt ve Sybel bulunan tarih okulu. İlerlemenin bir tarih kategorisi olmadığını dile getirerek, tarihin aklın gerçekleşme alanı olduğu düşüncesine ve dolayısıyla Hegelci tarihi determinizm görüşüne karşı çıkan okul, tarih bilgisinin, bir halkın kendisiyle ilgili... Okumaya Devam et →
Colin Renfrew ve Paul Bahn- Arkeoloji Anahtar Kavramlar
"Yunan, Mısır, Asur, Babil ve eski Orta Amerika gibi eski kültürlerin birçoğunda insanın onbinlerce yıl öncesinden geldiğine inanılırken, böyle bir düşünce, insanın kökeniyle ilgili tek çerçevenin yazılı belgeler, özellikle de İncil olduğu Ortaçağ Avrupası'nda bulunmamaktaydı. 17. yüzyıla gelindiğinde insan tarihinin tümünü kapsayan bir zaman çizelgesi oluşturma çabaları, dünyanın İ.Ö. 23 Ekim 4004 günü öğleyin yaratıldığını hesaplayan... Okumaya Devam et →
Aristoteles- Poetika
"9. O halde tragedya, ortalama insandan daha iyi olan insanların taklidi olduğuna göre, ozanların, taklit ederken iyi portre ressamlarını örnek olarak almaları gerekir. Çünkü; portre ressamları, portresini yaptıkları kimselerin özelliğini ortaya koymakla ve onlara benzer bir resim yapmakla, aslında onları, olduklarından daha güzel olarak resmederler (idealleştirirler). Böylece taklit edici ozan da, eğer kızgın, hafifmeşrep ya da bu... Okumaya Devam et →
Friedrich Schiller – Bir Eğitim Ülküsü Olarak Ruh Yüceliği
"Bu yeryüzünde hayat boyu bize eşlik etmesi için tabiat bize iki daimon armağan etmiştir. Bunlardan munis ve çekici olan ilki, neşeli oyunlarıyla zahmetli meşakkatli olan yolculuğumuzu kısaltır; bizim için zorunluluğun zincirlerini/prangalarını hafifletir, neşeyle ve sevinçle bizi en tehlikeli yerlere götürür, orada biz saf ruhlar gibi hareket eder, ve hakikat bilgisiyle ve vazife ifasıyla maddi... Okumaya Devam et →
Andrey Tarkovski- Mühürlenmiş Zaman
"Yaratma süreci her sanatçıda farklı yollar izler. Ancak bence, bütün sanatçılar -gizli ya da açık- halkla bir ilişki kurma, onlar tarafından anlaşılma umudu taşımaları ve uğradıkları her başarısızlığın altında ezilmeleriyle birbirlerine benzerler. Meslektaşları tarafından takdir edilen, dahası tanrısallaştırılan Cézanne'ı bir komşusunun ressam olarak kabul etmemesi, onun açısından ne büyük bir felaket olmuştu. Ancak bu yüzden... Okumaya Devam et →
Bürokrasi Ne Demek?
“(bureaucracy) Bürokrasi, yetkili idareciler topluluğu ile belirli bir idare sisteminde (örneğin bir devlet ya da resmi örgütte) geçerli prosedürler ve işlerden oluşur. Her ne kadar kavramı kendisi bulmamış olsa da (ilk kez Fransa'da, on dokuzuncu yüzyılın başlarında ortaya atılmıştı), bürokrasi fenomeninin incelenmesine en özgün katkıyı Max Weber'in yaptığı genel bir kabul görmektedir. Ayrıca, bürokrasi konusuna... Okumaya Devam et →