"Söylemek isteneni en az sözcükle ya da en kısa bir biçimde anlatma yolu. Eksiltili ve kısaltılı söyleyişin en uç noktasına vardırılmış biçimidir lakonizm. Eski Grek'in Lakonya halkının oldukça kısa, özlü söz söylemeleriyle ilgili olarak geliştirilmiştir bu kavram. Bilinen, en yaygın örneği, Sezar'ın 'Gittim, gördüm, yendim' sözüdür" (s. 234). Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi... Okumaya Devam et →
Jack Kerouac – Zen Kaçıkları
" "Uzat şu damacanayı da çekelim fırtımızı. Hay! Ho! Hoo! Japhy fırlatıyor yerinden: "Whitman'ı okuyordum, bakın ne diyo: 'Sevinin köleler, sevinin de korkutun yaban despotlarını.' Yani tıpkı aşıkların konumu, çöllerde gezip duran o eski Zen Kaçığı ozanların; bu dünya sırt çantasıyla gezip tozan insanlarla dolacak bak görürsün; aslında hiç istemedikleri bir sürü buz dolabı,... Okumaya Devam et →
Samuel Beckett- Godot’yu Beklerken
"VLADIMIR- Başkaları acı çekerken, acaba uyuyor muydum ben? Acaba şu an da uyuyor muyum? Yarın, uyandığımı sandığım zaman, bugün için ne diyeceğim acaba? Dostum Estragon'la burada gece oluncaya kadar Godot'yu beklediğimi mi? Pozzo'nun hamalıyla geçtiğini, bizimle konuştuğunu mu? Kuşkusuz. Ama bütün bunların içinde doğru olan ne? (Estragon boşyere ayakkabılarını çıkarmaya uğraştıktan sonra yeniden uyuyakalmıştır. Vladimir ona... Okumaya Devam et →
Jack Kerouac – Yolda
"Her şey birbirine giriyor ve bütünüyle dağılıyordu. Pauline'le olan ilişkimin çok uzun sürmeyeceğini biliyordum. Benim onun kafasındaki gibi olmamı istiyordu. Ona kötü davranan bir araba tamircisi ile evliydi. Ondan boşandığı takdirde Pauline'le evlenmeye ve daha bir bebek olan kızını büyütmeye razıydım; ama boşanmayı halledecek kadar para yoktu ortada ve bütün olay ümitsiz bir vakaydı;... Okumaya Devam et →
İbn Sina – Sofistik Deliller
"Safsatacılar (sofistler), kıyas getirirler ama getirdikleri kıyas ne ilişkili şeylerden oluşur ne de şeyin zatından (yani tartışılan şeyin zatı hakkında) kabul edilmiş öncüllerden oluşur. (Şeyin zatından kabul edilmiş derken) zati demek istemiyorum, aksine doğru olsalar bile kabul edilmiş öncüller demek istiyorum. Çünkü o öncüller, muhatap tarafından kabul edilmiş olmadıkları takdirde gerçekte tartışma konusu olan... Okumaya Devam et →
Kübizm Ne Demek?
"20. yüzyıl başlarında önce resimde başlayan, sonra öteki sanat dallarıyla birlikte edebiyatta etkisini gösteren sanat akımı. Edebiyatta bu akımın gerçekleştirmeyi amaçladığı şey, anlatımı etkili kılmak, onu canlılaştırmaktır. Bunun için söyleyişte düzyazıyla şiiri kaynaştırmayı denediler kübistler. Temelde izlenimciliğe bir tepki olan Kübizmde, konunun görülen yanlarıyla birlikte görünmeyen yanlarını da göstermek, yani onu okura tüm olarak kavratmak... Okumaya Devam et →
Charles Bukowski – Hiçbir Şey Yenilgi Kadar Etkili Değildir (Şiir)
Hiçbir Şey Yenilgi Kadar Etkili Değildir "nereye gidersen git yanında bir not defteri bulunsun, dedi, ve fazla içme, içmek duyguları köreltir, şiir dinletilerine katıl, nefes aralarına dikkat et ve sen okuduğunda asla abartma, dinleyici sandığından daha zekidir ve bir şey yazdığında yollama hemen, at çekmecene bir iki hafta dursun, sonra çıkar ve oku,... Okumaya Devam et →
Nâzım Hikmet- Kan Konuşmaz
15 Ocak 1902- 3 Haziran 1963 IV CEMAL BUNA CEVAP VEREMEDİ - Ne o? Daldın yine usta? - Seni düşünüyorum hocam. - Gavurluğumu mu? Sakalımı mı? - İkisini de... - İki şeyi birden düşünmek zaaftır, usta. İnsan tek bir şeyi kuvvetle düşünmeği öğrenmeli. Delilerin o zincirleri kıran kuvveti nereden gelir, bilir misin? Sabit tek... Okumaya Devam et →
Sun Zi (Sun Tzu) – Savaş Sanatı
Güç ( Vaziyet ) "Ordunun tüm birlikleri düşman saldırısına uğrasa bile, onu yenilmez kılacak olan, yapacağı cepheden ve sürpriz manevralarıdır. Ordunun üstüne yürüdüğü yerde yumurtayı kıran bir taş gibi olabilmesi, kofluk ve güçlülük sorunudur. Savaşanlar [hep] cepheden kapışır, [ama] sürpriz manevralar zaferi tayin eder. O nedenle iyi sürpriz manevra yapanlar gök ve yer gibi sonsuz... Okumaya Devam et →
Bertrand Russell – Felsefe Yazıları
"Yalnızca geçmiş tam olarak gerçektir: Şimdi, artık var olmayanın değişmezliğine doğru sürüp giden acılı ve mücadeleli bir doğuştur sadece. Yalnızca ölüler tamamen mevcuttur. Yaşayanların hayatları kesik, kopuk, belirsiz ve değişime tabidir ama ölülerin hayatları tamama ermiştir, dünyanın her şeye gücü yeten tek tanrısı olan Zaman'ın salınımlarından etkilenmezler. Onların başarıları ve başarısızlıkları, umutları ve korkuları,... Okumaya Devam et →
Mikis Theodorakis – Yapayalnız Kalacaksın Gecenin Ortasında (Yaşamım ve Müziğim)
"Yaşam öykümün dışa dönük yanının hep olayların odak noktasında yer almasına karşın, iç dünyamdaki bu kopuşa 1960'a kadar sadık kaldım. Ancak pek az Yunanlı'nın yaptığı bir şeyi yaparak, ekmeğimi ve tedirginliklerimi hep insanın en iyi deyişle halk diye nitelendirebilecekleriyle paylaştım. Bir cebimde Kavafis, ötekinde Brahms'la, illegalliği, çarpışmaları, hapisleri ve sürgünleri, sözünü ettiğim sanatçılara ilişkin en... Okumaya Devam et →
İzlenimcilik Ne Demek?
"19. yüzyıl sonlarında doğan, dış dünyanın bıraktığı etkileri, izlenimleri olduğu gibi yansıtmayı yaratı ve eleştirinin temel ilkesi sayan sanat ve edebiyat akımıdır. Dışavurumculuk, nesnellik gerekçesiyle dış dünyayı tümüyle yadsıyor olmasına karşın izlenimcilikte böyle bir yadsıma söz konusu değildir. Nitekim izlenimci ressamlar yapıtlarında doğayı yansıtırlar, izlenimsel bir yansıtımdır bu. Gerçekliğe karşıttır. Edebiyatta da böyledir bu. Naturalistlerin... Okumaya Devam et →
İdem per idem Ne Demek?
"(Lat.) Bir şeyin yine kendisi aracılığıyla açıklandığı tümceleri belirten terim. Bunlar zaten öznenin içleminde yer alan niteIiğin dile getirilmesinden ibaret olan, yeni bir bilgi venneyen eşsözlerdir. Örneğin "Zeytinyaği bir yağ türüdür" tümcesi böyle bir ifadedir" (s. 43). Altınörs, Atakan (2000). Dil Felsefesi Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul.
Jean Baudrillard – Kusursuz Cinayet
Babil Sendromu "Dünyaya acımasız yanılsamasını, amansız belirsizliğini yeniden kazandırmak için tek çözüm vardır: bilgilendirim ve programlamanın çözülüşü, kusursuzluğun başarısızlığa uğraması. Babil Kulesi'nin yapılmasıyla kusursuz cinayetin çok yakının-dan geçtik. Neyse ki Tanrı, dilleri ayırarak, insanlar arasında karışıklık tohumları ekerek duruma el koydu. Çünkü, dillerin ayrılması, ancak anlam ve iletişim bakımından bir yıkımdır. Dilin kendisi bakımından,... Okumaya Devam et →
İntihal Ne Demek?
"Başkalarının yazılarından, şiirlerinden bölümler, dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme ya da başkalarının konularını, kavramlarını değişik biçimde söyleyerek sahiplenme. Aşırma da denir" (s. 198). Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.
Ülkelere Göre Uzay İstasyonunu Ziyaret Eden Ziyaretçiler
Uluslararası Uzay İstasyonunu Ziyaret Eden Toplam 18 Ülkeden 230 Ziyaretçi. Nasa'nın Ülke ve İsim Listesi İçin Kaynak (23 Mart 2018 Güncelleme Tarihi)
Erik Levi- Mozart ve Naziler
"Nazilerin iktidara gelmesini izleyen ulusal yenilenme atmosferi içinde, kültürel ve tarihsel önem taşıyan herkes için Alman vatanseverliği örneklerini ön plana çıkarmak kaçınılmaz hale geldi. Bu nedenle, tahmin edilebileceği üzere, Lewicki tarafından detaylı bir şekilde incelenmek üzere seçilen mektuplar çok ünlü olacak ve ne zaman Mozart'ın bir eseri sahneye konulacak olsa vurgulanacaktı. Böylece Mozart hakkındaki hemen... Okumaya Devam et →
Karl R. Popper – Daha İyi Bir Dünya Arayışı
"...öncelikle kendimi, çağdaş olmayan bir felsefeci -bir zamanlar Kant'ın 'aydınlanma', diğerlerinin de 'aydınlatıcı' diye nitelediği, fakat günümüzde artık tanınmayan ve yok olmuş bir akımın taraftarı- olarak tanıtmak istiyorum. Bu da, benim bir rasyonalist olduğum ve de doğruya ve akla inandığım anlamına gelir. Fakat bu, insan aklının her şeye kadir olduğuna inandığım anlamına gelmez. Bir rasyonalist, bizim akılcılık-karşıtı dostlarımızın iddia ettiği gibi, saf bir us-varlığı olmak
İmgecilik Ne Demek?
"20. yüzyılın başlarında E. Pound (1885-1972) öncülüğünde H. Doolittle ve T. E. Hulme'un katılımıyla oluşan üçlünün ortaya attığı, daha sonra Lawrence ve Huxley'in (Londra, 1912) de katıldığı İngiliz-Amerikan şiir akımı. Bu akımın belirleyici nitelikleri şöylece özetlenebilir: Kısalık, kesinlik, duygusallık ve romantizmden kaçınma. Şiir, görsel algılamaya yönelik olmalıdır. İmgeler, kapalılıktan uzak, açık ve aydınlık olmalıdır" (s.... Okumaya Devam et →
Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde (Swann’ların Tarafı)
"Swann az önce, aşkını önemsiz bir saçmalık gibi gören duygusuz insanların yüzünde okuduğu sağduyuyu dayanılmaz bulmuştu; oysa kendisine acılarının anlamsızlığından bahseden Vinteuil'in cümleciği olunca, şimdi aynı sağduyuda bir şefkat buluyordu. Aradaki fark, cümleciğin o insanların aksine, bu ruh hallerini, gelip geçicilikleri konusundaki fikri ne olursa olsun, maddi hayattan daha ciddiyetsiz bir şey olarak değil,... Okumaya Devam et →
Fatih Atila – Akdeniz’in Kıyısında
"Hasan'ı bazı işçilerin söz alıp konuşmalarını izledi. Direnişin uzamasıyla ortaya çıkabilecek tehlikelerden söz ederek, bu konudaki kaygılarını açıkladılar. Mücadele azmi sönebilirdi. İşveren direnişi kırdırmaya kalkabilirdi. O zaman her şey biterdi. Yücel dikkatle işçilerin tartışmalarını izliyordu. İşçilerin umduğundan çok daha bilinçli hareket ettiklerini düşündü. Önündeki masaya koyduğu not defterini eline aldı. Sigarasını kül tablasına bastırarak... Okumaya Devam et →
Gilles Deleuze – Foucault
"Bütünüyle hazır bir söylemin dediğinin aksine, direnmek için insanı ileri sürmeye gerek yoktur. Direnişin eski insandan çekip çıkardığı şey, Nietzsche'nin dediği gibi, daha büyük, daha etkin, daha olumlayıcı, olanaklar açısından daha zengin bir yaşamın kuvvetleridir. Üstinsan asla bundan başka bir anlama gelmemiştir: Yaşamı bizzat insanın içinde özgürleştirmek gerekir zira insanın kendisi insan için bir hapsetme biçimidir.... Okumaya Devam et →
Voltaire – Felsefe Sözlüğü
'Beau, Beaute' Güzel, Güzellik "Bir kurbağaya güzelliğin, asıl güzelin, kalon'un ne olduğunu sorunuz. Size bunun, küçük kafasından fırlamış iki patlak iri gözü, yassı ve geniş suratı, sarı karnı, esmer sırtı ile dişisi olduğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorunuz; onun için güzel, kara, yağlı bir deri, batık gözler,yayvan bir burundur. Şeytana sorunuz; size güzelin bir... Okumaya Devam et →
Grotesk Ne Demek?
"Kaba gülünçlüklerden, olmayacak, yabansı şakalaşmalardan yararlanan, güldürmeyi kaba bir biçimde de olsa amaç edinen komedi türü. Bu türde gülünçlüklerden yararlanmanın yanı sıra birbiriyle bağdaşmayan karşıt durum ve görüntülerden de yararlanılır. Bu kavram 18. yüzyılda 'kuraldan, uyumdan, dengeden sapma'yı belirtmek için kullanılmıştır" (s. 171). Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.
Hora’lar Ne Demek?
"Hora'lar doğada düzeni simgeleyen üç tanrıçadır. Hora, Latince saat anlamına gelen <hora> bir tutulduğu için adları <Saatler> diye çevrilir. Bu çeviri hem doğru hem yanlıştır, çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü, bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler ama etkileri bu insansal kavramları çok aşar. Homeros'un İlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. V, 749 vd.):... Okumaya Devam et →
Barok Sanattan Modern Döneme Papa X. İnnocentius (1574-1655)
Portrait of Innocent X (1650), Diego Velázquez Study after Velázquez's Portrait of Pope Innocent X (1953), Francis Bacon Görsel Kaynak 1 Görsel Kaynak 2
Ockhamlı’nın Usturası Ne Demek?
"[İng. Ockham's rasor, Fr. rasoir d'Ockham] Ockhamlı William'ın 'nesnelerin sayısını gerekmedikçe çoğaltmamak gerekir' sözüyle özetlenebilecek ontolojik ekonomi ilkesi. William bu ilkesiyle, dilde varolanlar ile gerçeklikte varolanlar arasındaki ayrımı gözden kaçırmamak gerektiğini hatırlatmayı denemektedir. Bir başka deyişle (Ortaçağ' daki yaygın bir karıştırmayla) her özel ada karşılık gelen bir varlık [entity] aranmaması gerektiğini bu ilkeyle dile getirmektedir"... Okumaya Devam et →
Gerçeküstücülük Ne Demek?
"1924 yılından sonra Dadaizmin yerine geçen, Fransa'da Andre Breton ve arkadaşlarınca oluşturulan edebiyat akımı. Bu akım, düşünce ve duyguların aklın denetimine girmesine karşı çıkar. Her türlü töresel ve sanatsal baskıyı bir yana atıp düşgücünün alabildiğine özgürce kullanımını savunur. Bunun için de gerçeğin her türlüsünden sıyrılmaya, uzaklaşmaya çalışır. Bilince sırt çevirip bilinçaltına yönelir.Bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata... Okumaya Devam et →
Julius Grimm- Mond
Avusturyalı bilim fotoğrafçısı ve astronom Julius Grimm (1842-1906) tarafından yapılan Ay tablosu (1888). Ay ve yüzeyini inceleyen Grimm, çektiği Ay fotoğraflarını birleştirerek elde ettiği bu tabloda fotoğraflardaki gölgeleri kaldırarak Ay'a ayak basılmasından neredeyse yüz yıl önce Ay'ın görünümü hakkında olağanüstü bilgiler vermiş, gerçekte hiç görülemeyecek bir Ay yüzeyini bizlere sunmuştu. Kaynak
Fatih Atila – Dargeçit
"Okulun salonunda toplantı bitmişti ki, 'Kitapçı geldi!' diye bir ses duyuldu. Uzamış sakallarıyla uzun boylu biri gelmiş, yönetmenin yanına yaklaşmış, özür dilemişti. Hakkari'de bir tek kitapçı olduğu söylendi yönetmene. 'En çok beni üzer idareden sorumlu olanların sorumsuzluğu, misafirlere kaba davranmaları' dedi kitapçı. 'Defalarca söyledim dünya siyah ve beyazdan ibaret değildir' diye, 'hatta dedim gücünüz... Okumaya Devam et →