Anthony Burgess – Mozart ve Deyyuslar

"Müziğin altın çağı, biçimi çok daha ilerilere götürmüştür. Füg, passacaglia. Zamanla sonat biçimi. Bestecinin belirlenmiş bir şablona tümüyle boyun eğmesi. O şablon, müziğin hizmet ettiği toplumun sessel eşdeğeriydi. Akıl Çağı, Şehir Çağıydı. Toplum şehirliydi. Doğa dışarıdaydı, mümkünse denetliyor, değilse görmezden geliniyordu. Rapsodik doğa. Mozart'ın müziği aklın en büyük yaratımına -şehre- olan inancı ifade eder. Sadece... Continue Reading →

Marc Levy – Sonsuzluk İçin Yedi Gün

  "Niçin terk ettin beni?' diye mırıldandı. 'Bu kadar da abartmayalım!' cevabını verdi, küçük köprünün kemeri altında beliren Mikhail'in sesi. 'Vaftiz baba?' 'Sana ihtiyacım var,' dedi ona doğru koşarak. 'Ben seni aramaya geldim Zofia, şimdi benimle dönmelisin, bitti.' Elini uzattı, ama Zofia geriledi. 'Dönmüyorum. Benim cennetim bizim orası değil.' Mikhail ona doğru ilerledi ve kızı... Continue Reading →

Salman Rushdie – Harun İle Öyküler Denizi

"Bir zamanlar Elifba ülkesinde hüzünlü bir kent vardı; kentlerin en hüzünlüsü; öylesine kahredici bir hüzne kapılmıştı ki adını bile unutmuştu. Bu kent, içi asıksurat balıklarla dolu, yaslı bir denizin kıyısına kurulmuştu; yemesi öylesine berbattı ki bu asıksurat balıkların, yiyenler gökler masmavi olduğu zaman bile mutsuzluk içinde geğirir dururlardı. Bu hüzünlü kentin kuzeyinde (bana söylendiğine göre)... Continue Reading →

Maurice Metayer – Eskimo Masalları

TUZAKÇI KARGA "Derler ki, geçmiş zamanlarda koca bir karga insan aramaya çıkmış. Bir Eskimo köyü görüp iglulara koşarak bağırmış: -'Yolda birçok konuk var! Onları çıkıp karşılamanız gerek. Gece bastırmadan onları bulamazsanız, dağın eteğinde kamp kurun.' İglularda oturan insanlar kargaya inanmışlar. Konukları karşılamak için yola düzülmüşler. Gece olunca çadırlarını dağın eteğine kurmuşlar. Yağ lambalarının alevi kardan... Continue Reading →

Vladimir Propp – Masalın Biçimbilimi

    "Olağanüstü masalların yapısının değişmezliği, bu masalların varsayımsal bir tanımını yapmamızı sağlar, bu tanım da şöyle dile getirilebilir: Olağanüstü masal, değişik biçimleriyle belirtilen işlevlerin birbirini düzenli bir biçimde izlemesine göre oluşmuş bir anlatıdır. Bu işlevlerin bazıları bazı anlatılarda yoktur, bazılarınınsa bir başka anlatıda yinelendikleri görülür. Söz konusu tanım, olağanüstü sözcüğünün anlamını yitirmesine yol açar... Continue Reading →

Theodore Sturgeon – İnsandan Öte

  "Bu tahrik değildi, birlikte yenilen yemeklerin yakınlığı, yürüyüşler, paylaşılan uzun sessizlikler, dokunmadan, cezbetmeye çalışan bir kelime olmadan. Bastırılmış ve sessiz sevişme bile özen isteyen, aç ve susuz bir şeydi. Janie bir şey istemedi. O sadece... sadece bekledi. Eğer ilgisi adamın karanlık geçmişine yönelikse pasif bir tavır içindeydi, adamın verebileceği şeylere açık değildi. Eğer istediği... Continue Reading →

Umberto Eco – Gülün Adı

"Siz gerçekten gece kitaplığına mı girmek istiyorsunuz? diye sordum korkuyla. Ölmüş rahiplerin, yılanların, gizemli ışıkların bulunduğu yere girmek mi, sevgili Adso? Hayır, oğlum. Bugün düşünüyordum bunu, ama meraktan değil, çünkü Adelmo'nun nasıl öldüğü sorunu takılmıştı aklıma. Şimdi, sana söylediğim gibi, daha mantıklı bir açıklamaya varmak üzereyim; ne olursa olsun, buranın alışkanlıklarına saygı göstermek istiyorum. Öyleyse... Continue Reading →

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

Edebiyat ve Yaşam ... "Kişi kendi nevrozlarıyla yazmaz. Nevroz, psikoz; bunlar, yaşam geçitleri değil, süreç kesintiye uğradığında, engellendiğinde, tıkandığında içine düşülen durumlardır. Hastalık bir süreç değil, "Nietzsche örneği''nde olduğu gibi, sürecin durmasıdır. Bu haliyle yazar da hasta değil, daha ziyade hekimdir, kendisinin ve dünyanın doktorudur. Dünya, hastalığın insanla karıştığı semptomlar bütünüdür. Bu durumda, edebiyat bir... Continue Reading →

Gustav Meyrink – Golem

"Belki de her zaman aramızda ve biz onu algılayamıyoruz. Bir diyapazonun sesini tahtaya dokunup titreşmeden önce duyabiliyor muyuz? Belki de kendi bilinci olmayan ruhsal bir sanat yapıtı bu, öyle bir yapıt ki bir kristal gibi değişmez yasalara göre oluşuyor. Kim bilir? Boğucu günlerde havadaki elektrik geriliminin dayanılmaz dereceye kadar yükselip bir şimşek doğurması gibi, hep... Continue Reading →

Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri

SONE- BİLİM'E Bilim! Eski çağların kızı! Her şeyi değiştirensin gözleyen bakışınla, Neden avlarsın ozanın yüreğini böyle Ey kanatları donuk gerçeklikler olan, akbaba? Nasıl sevsin ki seni ya da seni nasıl bilge saysın Bırakmıyorsun onu, korkusuz bir kanatla Süzülse de mücevherli göklerde, hazineler aramaya? Diana'yı alaşağı etmedin mi arabasından Ve orman perilerini sürmedin mi ormandan Daha... Continue Reading →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑