"Yaşam öykümün dışa dönük yanının hep olayların odak noktasında yer almasına karşın, iç dünyamdaki bu kopuşa 1960'a kadar sadık kaldım. Ancak pek az Yunanlı'nın yaptığı bir şeyi yaparak, ekmeğimi ve tedirginliklerimi hep insanın en iyi deyişle halk diye nitelendirebilecekleriyle paylaştım. Bir cebimde Kavafis, ötekinde Brahms'la, illegalliği, çarpışmaları, hapisleri ve sürgünleri, sözünü ettiğim sanatçılara ilişkin en... Okumaya Devam et →
Erik Levi- Mozart ve Naziler
"Nazilerin iktidara gelmesini izleyen ulusal yenilenme atmosferi içinde, kültürel ve tarihsel önem taşıyan herkes için Alman vatanseverliği örneklerini ön plana çıkarmak kaçınılmaz hale geldi. Bu nedenle, tahmin edilebileceği üzere, Lewicki tarafından detaylı bir şekilde incelenmek üzere seçilen mektuplar çok ünlü olacak ve ne zaman Mozart'ın bir eseri sahneye konulacak olsa vurgulanacaktı. Böylece Mozart hakkındaki hemen... Okumaya Devam et →
Voltaire – Felsefe Sözlüğü
'Beau, Beaute' Güzel, Güzellik "Bir kurbağaya güzelliğin, asıl güzelin, kalon'un ne olduğunu sorunuz. Size bunun, küçük kafasından fırlamış iki patlak iri gözü, yassı ve geniş suratı, sarı karnı, esmer sırtı ile dişisi olduğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorunuz; onun için güzel, kara, yağlı bir deri, batık gözler,yayvan bir burundur. Şeytana sorunuz; size güzelin bir... Okumaya Devam et →
Hora’lar Ne Demek?
"Hora'lar doğada düzeni simgeleyen üç tanrıçadır. Hora, Latince saat anlamına gelen <hora> bir tutulduğu için adları <Saatler> diye çevrilir. Bu çeviri hem doğru hem yanlıştır, çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü, bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler ama etkileri bu insansal kavramları çok aşar. Homeros'un İlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. V, 749 vd.):... Okumaya Devam et →
Barok Sanattan Modern Döneme Papa X. İnnocentius (1574-1655)
Portrait of Innocent X (1650), Diego Velázquez Study after Velázquez's Portrait of Pope Innocent X (1953), Francis Bacon Görsel Kaynak 1 Görsel Kaynak 2
William Shakespeare- Romeo ve Juliet
"RAHİP LAWRENCE Dur hele, çılgın aşık, biraz beni dinle. ROMEO Sürgünden sözedeceksin yine. RAHİP LAWRENCE Bu sözden korunacak bir zırh vereyim sana; Felsefe, felaketin tatlı davasıdır; O avutacak seni sürgünde bile. ROMEO Hâlâ mı sürgün! Yere batsın felsefe! Felsefe bir Juliet yaratamadıkça, Başka bir yere taşıyamadıkça bir kenti, Bir Prens'in kararını değiştiremedikçe Hiç yararı yok,... Okumaya Devam et →
Italo Calvino – Görünmez Kentler
"Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir anı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yerinde durmuş olsaydı,... Okumaya Devam et →
Roy Boyne- Foucault ve Derrida Aklın Öteki Yüzü
"Foucault büyü, delilik, kehanet, inançla tedavi, keramet gösterme gibi farklı akıldışılık biçimlerinin onaltıncı yüzyıl boyunca kuşkucu geleneğin göbeğinde yer almış olduklarını ileri sürer. Rönesans düşünürleri, 'deli olmadıklarından asla emin olamamışlardır'. Kuşkucu gelenek bu dönemdeki önemini büyük ölçüde yeni dünyanın keşfine borçluydu; yeni uygarlıklarla temas kurulmuştu; harikulade masallar kendilerine yeni safdil ve hevesli dinleyiciler bulmuşlardı. Shakespeare'in Hamlet'te... Okumaya Devam et →
Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Okumaya Devam et →
Sevmek Güzel Meslek sergisi, sanatçının ilk eserinden son eserine her döneminden eserleri kapsıyor. Serginin en önemli özelliklerinden birisi bugüne kadar yapılmış en kapsamlı Bedri Rahmi Eyüboğlu retrospektif sergisi olmasıdır. Bir başka ayrıcalık ise sergide ilk defa sanatseverlerin karşısına çıkacak eserlerin mevcut olmasıdır. Sergide ayrıca sanatçının mektupları, fotoğrafları, özel eşyaları, farklı disiplinlerde yaptığı eserleri yer alıyor.... Okumaya Devam et →
The Abyss of Hell
Dante'nin İlahi Komedyası'ndaki Cehennem'in, Sandro Botticelli tarafından tasviri. Dante İlahi Komwsya'da Cehennemi, Dünya'nın merkezine inen devasa bir mağara olarak anlatmıştır. Bu mağara Tanrı, Lucifer'i Cennetten kovduktan sonra yaratmıştır. Botticelli'nin bu çok ünlü eseri Erken Rönesans dönemine aittir ve 1485 yılına tarihlenir. Bugün Vatikan Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Kaynak
Sophokles- Antigone
"ANTİGONE Evet, çünkü Zeus öyle demiyor ve yer altı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz. O yasalar dün ya da bugün yürürlüğe girmedi, ezelden beri vardılar ve kimse bilmiyor nereden geldiklerini. Hep var olduklarına göre de bir ölümlünün emrinden korktum diye suç... Okumaya Devam et →
Yaşar Kemal- Ağrıdağı Efsanesi
"Gülbahar artık zindana gitmeğe korkuyordu. Memo ona bir düşküne, bir hastaya, bir çaresize davranır gibi sonsuz, sınırsız bir hoşgörülülükle davranıyor, onun bütün onurunu bu haliyle ayaklar altına alıyordu. Memonun her halinde bir ermişin, bu dünyadan, canından vazgeçmiş bir ermişin tavrı vardı. Gözlerinde de, şimdiye kadar hiç kimsenin belki de hiçbir insanda göremediği, kederli, umutsuz,... Okumaya Devam et →
John Berger- Görme Biçimleri
"Görüşü geleneğe göre biçimlenmiş belki de on altısından beri çırak ya da öğrenci olarak çalışmış bir ressamın kendi görüşünü olduğu gibi kabul edebilmesi, bu görüşü o zamana dek kullandığı uygulamalardan kurtarabilmesi gerekiyordu. Kendisini ressam yapan ölçüleri tek başına ele alıp değerlendirebilmesi gerekiyordu. Ressamlara yakıştırılan görme biçiminden kurtulmuş bir ressam olarak görebilmesi gerekiyordu kendisini. Bu da... Okumaya Devam et →
Zübdetü’t-Tevarih- Evren Haritası Minyatürü
Yeryüzü ve 7 kat semayı hem burçlarla hem de Ayın 28 evresiyle birlikte betimleyen Dünya merkezli evren haritası, Zübdetü't-Tevarih minyatürlerindendir. Eserin metni Seyyid Lokman Aşuri tarafından yazılmış ve dönemin padişahı III. Murat'a sunulmuştur. Topkapı Sarayı Müzesi, Zübdetü't-Tevarih (1583) Kaynak
Sophokles- Kral Oidipus
"OİDİPUS Sen karanlıkta yaşayan bir insansın; benim gibi, başkaları gibi aydınlığı görenlere kötülük edemezsin. TEİRESİAS Seni mahvedecek olan ben değilim; sana Apollon yeter. OİDİPUS Bu güzel buluşlar senin mi, yoksa Kreon'un mu? TEİRESİAS Sana kötülük eden Kreon değil; kötülüğü kendinde ara. OİDİPUS Güzel şey ikbale ermek, iktidarı elde tutmak, üstün bilgili olmak! Ama ne kıskançlıklar... Okumaya Devam et →
N. Vasilyeviç Gogol- Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
Okurken dinlemek için "Ya cadı karısı ne oldu?" diye sordu. "Cadı karısı mı? Köyümüzün yaşlı kadınları hikâyenin sonunu şöyle uydurmuşlar: Gölette boğulmuş kızların tümü o günden sonra mehtaplı gecelerde beyin bahçesine çıkar, ayışığında ısınırlarmış. Yüzbaşının kızına büyük sevgi saygı gösteriyorlarmış. Bir gece üvey anasını göletin kıyısında görmüş küçükhanım. Atılmış üzerine, bağırarak suya çekmiş onu. Gelgelelim... Okumaya Devam et →
Mary Cassatt (1844-1926)
Japon sanatının süslemeci ögelerini İzlenimcilikle birleştiren ressam, Philadelphia Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim görmüş, sonrasında ise Paris'e yerleşmiştir. Paris'te üslubunu derinden etkileyen Degas'nın dostu olan Cassatt, Amerikalı olmasına karşın Fransız İzlenimciler arasında sayılmış; eserlerini kadınsı bir yumuşaklıkla -diğer İzlenimcilerden farklı olarak- betimlerken en çok anne ve çocuk teması üzerine çalışmıştır. Kür, I. (2008). "Cassatt, Mary", Eczacıbaşı... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
17./ "Adorno'ya göre hiçbir sanat eseri tutucu olamaz. Çünkü bir sanat eseri, özünde en azından varolanın değişikliği özlemini taşır. Eğer marksçı estetikçinin bu savı doğruysa, örneğin bir Yahya Kemal'in şiirini nasıl değerlendireceğiz? Ya Adorno'nun söylediği yanlıştır ya da Yahya Kemal'in şiirleri birer sanat yapıtı değildir. Benim inancım, doğruyu söylemek gerektiğine göre, ikincisinin doğru olduğu yönündedir." (s.... Okumaya Devam et →
Niklas Luhmann- Aşk
"...aşk meselesi artık ne tensel tutku yoluyla kirlenmeyle, ne de kişisel çıkarlarla ilgilidir. Neticede esas mesele, aşkın -hem kurumsal bir talep hem de fiili bir yaşantı olarak- tutkulu bir boyut kazanmasının, insan ilişkilerindeki bütünleyici farkındalık denen inceliğin, aşkın sürmesi için kaçınılmaz olan ve hiçbir surette pur amour (saf aşk) gibi 'aldatıcı' olmayan, ama kesinlikle elde edilebilecek olan... Okumaya Devam et →
Kojin Karatani-Metafor Olarak Mimari Dil, Sayı, Para
"...doğa deniz kabukları gibi görünüşte doğal nesnelerle sınırlı değildir; aynı zamanda insan tarafından yapılan ancak yapıları -nasıl yapıldıkları- hemencecik görülemeyen şeyleri de içerir. Bu şeylere doğal dil denir, çünkü yapılışları aşikar değildir. Marx'ın Kapital'e yazdığı girişte tarihi doğal tarih olarak görmekte ısrar etmesi de tam da bu nedenledir. Marx'ın 'doğal tarih'i, bütün yapmaları içine alan Geist'a benzemez.... Okumaya Devam et →
Colin Renfrew ve Paul Bahn- Arkeoloji Anahtar Kavramlar
"Yunan, Mısır, Asur, Babil ve eski Orta Amerika gibi eski kültürlerin birçoğunda insanın onbinlerce yıl öncesinden geldiğine inanılırken, böyle bir düşünce, insanın kökeniyle ilgili tek çerçevenin yazılı belgeler, özellikle de İncil olduğu Ortaçağ Avrupası'nda bulunmamaktaydı. 17. yüzyıla gelindiğinde insan tarihinin tümünü kapsayan bir zaman çizelgesi oluşturma çabaları, dünyanın İ.Ö. 23 Ekim 4004 günü öğleyin yaratıldığını hesaplayan... Okumaya Devam et →
Aristoteles- Poetika
"9. O halde tragedya, ortalama insandan daha iyi olan insanların taklidi olduğuna göre, ozanların, taklit ederken iyi portre ressamlarını örnek olarak almaları gerekir. Çünkü; portre ressamları, portresini yaptıkları kimselerin özelliğini ortaya koymakla ve onlara benzer bir resim yapmakla, aslında onları, olduklarından daha güzel olarak resmederler (idealleştirirler). Böylece taklit edici ozan da, eğer kızgın, hafifmeşrep ya da bu... Okumaya Devam et →
Andrey Tarkovski- Mühürlenmiş Zaman
"Yaratma süreci her sanatçıda farklı yollar izler. Ancak bence, bütün sanatçılar -gizli ya da açık- halkla bir ilişki kurma, onlar tarafından anlaşılma umudu taşımaları ve uğradıkları her başarısızlığın altında ezilmeleriyle birbirlerine benzerler. Meslektaşları tarafından takdir edilen, dahası tanrısallaştırılan Cézanne'ı bir komşusunun ressam olarak kabul etmemesi, onun açısından ne büyük bir felaket olmuştu. Ancak bu yüzden... Okumaya Devam et →
Georg Simmel- Modern Kültürde Çatışma
"Böylelikle hayat burada asla erişemeyeceği bir şeyi ister. Bütün formların ötesinde, çıplak dolaysızlığı içinde kendini belirlemek ve ortaya koymak. Oysa bilgi, irade ve yaratım, her ne kadar tamamen hayat tarafından yönetiliyor olsa da, ancak bir formun yerine bir başkasını koyabilir; formun kendisini, formun ötesindeki bir hayatla ikame edemez. Kültürümüzün formlarına yönelik bütün saldırılar, ister... Okumaya Devam et →
Dante Alighieri- İlahi Komedi
CEHENNEM YİRMİ ALTINCI MANZUME Sekizinci Çember, Yedincinin devamı. Büyük Cumartesi, 9 Nisan 1300, öğleye doğru "... Dünyayı aydınlatan, çehresini bizden, daha az sakladığı mevsimde, sineğin, yerini küçük sineklere bıraktığı saatte, tepede dinlenen köylü, bağ bozumu yaptığı yahut ekin ektiği vadide binlerce ateş böceğinin uçuştuğunu nasıl görürse, ben de sekizinci uçurumun dibini görmek mümkün olan noktaya... Okumaya Devam et →
Hegel – Estetik
"...sanattaki güzel doğadaki güzelden çok daha üst düzeyde yer alır. Çünkü sanat güzelliği 'Tin'den doğmuş ve sanki iki kez yeniden doğmuş bir güzelliktir. Başka bir deyişle, sanatsal güzellik 'Tin'den doğmuştur ve 'Tin'den iki kez doğmuş bir güzelliktir. Nasıl Tin ve onun yaratmaları, doğa ve onun görünüşlerinden çok daha yüksek düzeyde bulunuyorsa, sanatsal güzelin kendisi... Okumaya Devam et →
Felsefede ‘Cogito’ ve Sanatta ‘İmza’ Örneklerinde Modern Özne-nin Ortaya Çıkışı (Emergence of the Modern Subject in the Samples of ‘Cogito’ in the Philosophy and ‘Signature’ in the Art)
Yazar: Harun Reşit Soya, Martı Esin Şemin Özet: Bu makalenin amacı Rönesans ve Moderniteyle birlikte Batı düşüncesinde yükselen öznenin; önce sanat ardından da felsefedeki yansımalarını ortaya koyabilmek ve benzerliklerini açığa çıkarmaya çalışmak olacaktır. Skolâstik düşünce geleneğinde değerini tanrıdan alan özne ve nesne silikleşmiş; belirlenmiş bir dünyaya mahkûm ol-muşken bu yaklaşıma başkaldırma niteliği taşıyan... Okumaya Devam et →