Italo Calvino – Görünmez Kentler

  "Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir anı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yerinde durmuş olsaydı,... Okumaya Devam et →

Cengiz Aytmatov – Beyaz Gemi

"Evet, o gün çocuk, maşin-mağazanın (gezgin satıcıya ait otomobilin), gerisinde toz bulutu bırakarak yamaçtan inmekte olduğunu gördü. Sanki kendisine bir çanta alınacağını bilmiş gibi büyük bir sevince kapıldı. Hemen sudan çıkarak, pantalonunu alelacele sıska bacaklarına geçirdi. Vücudu ıpıslak ve mosmordu. -Çünkü sel suları soğuk olur-. Maşin-mağazanın geldiğini herkesten önce haber vermek için evlerine koşmaya başladı.... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Sıcak Su Müziği

BÜYÜK ŞAİR ... " "Kitapların satıyor mu?" "Çekler geliyor." "Genç yazarlara ne öğüt verirsin?" "İçsinler, düzüşsünler, ve bol bol sigara içsinler. "Geçkin yazarlara ne öğüt verirsin?" "Hala hayattaysalar öğüte ihtiyaçları yok demektir." "Sizi bir şiir yaratmaya iten dürtü nedir?" "Neden sıçarsın?" "Reagan ve işsizlik hakkında ne düşünüyorsun?" "Reagan ve işsizlik hakkında düşünmem. Beni hiç ilgilendirmiyorlar.... Okumaya Devam et →

Roy Boyne- Foucault ve Derrida Aklın Öteki Yüzü

"Foucault büyü, delilik, kehanet, inançla tedavi, keramet gösterme gibi farklı akıldışılık biçimlerinin onaltıncı yüzyıl boyunca kuşkucu geleneğin göbeğinde yer almış olduklarını ileri sürer. Rönesans düşünürleri, 'deli olmadıklarından asla emin olamamışlardır'. Kuşkucu gelenek bu dönemdeki önemini büyük ölçüde yeni dünyanın keşfine borçluydu; yeni uygarlıklarla temas kurulmuştu; harikulade masallar kendilerine yeni safdil ve hevesli dinleyiciler bulmuşlardı. Shakespeare'in Hamlet'te... Okumaya Devam et →

Roland Barthes- S/Z

"Söylem 'gerçek izlenimi yaratmak amacında' olduğundan vicdanını rahat tutmak için bir takım ufak tefek olaylar aktarır; büyük yapıların, ciddi simgelerin, görkemli anlamların da bu olayların oluşturduğu önemsiz dipyüzeyden sıyrılarak ortaya çıktıkları sanılır: böylece tüm eleştiri betikte anlamsız bir şeyler olduğu, bir başka deyişle, aslında, doğadan bir şeyler olduğu düşüncesine dayanır: anlam, yüceliğini, yine de not edilmiş olan,... Okumaya Devam et →

Montaigne – Denemeler

AKLIMIZ "Doğadaki diğer varlıklarda olduğu gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde yitip gitmişlerdir. Çünkü insan aklı her yere elini atıp düzen vermeye, yönetmeye kalkmış, dünyayı kendi büyük emelleri, kararsız istekleri ile bulandırmış, karıştırmış.          'Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim/dediğimiz, sahte bir şeydir.' Cicero İnsanlar, her şeyi farklı... Okumaya Devam et →

Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu

"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Okumaya Devam et →

David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma

  "Harikaların inanılırlıklarını azaltan bir dördüncü sebep olarak şunu ekleyebilirim: hiçbir harikada, hatta acıkça ortaya çıkarılmış olanlar da bile, bir tanıklık yoktur ki, sınırsız sayıda tanık tarafından aksi söylenmesin; öyle ki, mucize, tanıklığın inanırlığını yok etmekle kalmaz, tanıklık da kendi kendini yok eder. Bunu daha anlaşılır kılmak için şunu düşünelim: din konularında farklı olan her... Okumaya Devam et →

Theodor W. Adorno – Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği (Felsefi Fragmanlar)

  "İnsanlar sonunda erkten nasıl vazgeçeceklerini şeylerin erkinden öğreniyorlar. Ne zaman ki en yakın pratik amaçların ulaşılmış en uzak amaçlar olduğu ortaya çıkar ve " muhbir ve casusların ihbar edemeyeceği" toprakların, yani egemen bilimin yanlış anladığı doğaya ait toprakların kökenimizin toprakları olduğu hatırlanır, o zaman Aydınlanma kendisini tamamlamış ve ortadan kaldırarak aşmış olur. Günümüzde Bacon'un... Okumaya Devam et →

William Blake – Masumiyet ve Deneyim Şarkıları

LONDRA "Eşsiz Thames nehrinin aktığı yerde Tüm sokaklarını geziniyorum Karşılaştığım insan yüzlerinde Zaaftan, acıdan izler görüyorum   Tüm insanların haykırışlarında Korkunç çığlıklarında çocukların Bütün seslerde, bütün yasaklarda Beyne vurulan zinciri duyuyorum   Nasıl da ağlıyor Baca temizlikçisi kararmış kiliseler korkutuyor Zavallı askerin iç çekişleri Saray duvarından kan gibi akıyor   Gece, genç fahişenin küfürleri Yeni... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Roverandom

  "Mew hafifçe bağırdı ve gagasıyla yerde yatan bir odun parçasına vurdu. Odun parçası dümdüz yükseldi hemn ve Psamathos'un sol kulağı çıktı. Ardından diğer kulak ve büyücünün çirkin kafasının ve boynunun geri kalanı belirdi.    'Siz ikiniz günün bu saatinde ne istiyorsunuz?' diye homurdandı Psamathos. ' En sevdiğim uyku saatim bu.'    'Görüyorum ki, sen... Okumaya Devam et →

Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu

  "İnsan bedeni, onun derinlerine inen, eklemlerini bozan ve onu yeniden oluşturan bir iktidar mekanizmasının içine girmektedir. Aynı zamanda bir "iktidar mekaniği" de olan "siyasal anatomi" doğmaktadır, bu anatomi başkalarının bedenlerine, yalnızca onların istenilen şeyleri yapmaları için değil, aynı zamanda öyle istendiği üzere, hız ve etkinliğe uygun olarak belirlenen tekniklere göre iş görmeleri için nasıl... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Silmarillion

"Mirkwood'da daha ilk gölgelerin hissedildiği sırada, Ortadünya'nın batısında, insanların Sihirbazlar dediği Istari beliriverdi. O dönemde, limanlarda yaşayan Cirdan dışında hiç kimse nereden geldiklerini bilmiyordu; Cirdan ise, denizin öte yanından geldiklerini sadece Elrond'a ve Galadriel'e açıkladı. Ama sonradan Elfler arasında, Batı'nın Efendilerinin onları haberci olarak gönderdikleri konuşuldu; Sauron yeniden ortaya çıktığı takdirde, gücünün karşısında duracak, Elflere,... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Kralın Dönüşü Yüzüklerin Efendisi III

  “Heyetin başında uzun boylu, kem bir suret kara bir ata binmiş geliyordu, eğer bindiği bir at idiyse tabii; çünkü çok iri ve korkunçtu, yüzü korkunç bir maske, daha çok canlı bir kellenin kafatası gibi bir şeydi; gözlerinin çukurlarında ve burun deliklerinde alevler yanıyordu. Binici tamamen siyahi giysilerle bürünmüştü ve yüksek miğferi de siyahtı; yine... Okumaya Devam et →

Henry Miller – Oğlak Dönencesi

  "Persona non grata! Tanrım, her şey ne kadar berrak görünüyor gözüme. Bir seçim yapmak mümkün değildi: Elimdekiyle yetinmek ve onu sevmeyi öğrenmek zorundaydım. Solucanlarla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundaydım - ya lağım fareleriyle birlikte yüzecek ya da boğulacaktım. Sürüye katılmayı seçersen bağışıklık kazanırsın. Kabul görmek ve takdir edilmek istiyorsan kendini hiçliğe indirgemen, sürüdeki diğer koyunlardan ayırt... Okumaya Devam et →

Henry Miller – Yengeç Dönencesi

  "Hayatın her hangi bir noktasında bir şekilde salt gerçekle yüz yüze gelen kişi, Gautama ya da İsa gibi adamlara duyduğu ve onları kutsal kalan hayranlığı yitirir; asıl korkunç olan insanların bu bok çukurundan güller yaratmış olmaları değil, bir şekilde gülü istemiş olmaları. Nedendir bilinmez ama mucize peşinde insan, onu gerçekleştirmek için her şeyi göze... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – İki Kule Yüzüklerin Efendisi II

  “Yavaş yavaş tekrar oturdu Theoden, sanki yorgunluk Gandalf’ın iradesine karşı çıkarak yeniden onu ele geçirmek için mücadele edermiş gibi. Dönüp büyük konağa baktı. ‘Heyhat!’ dedi, ‘bu kem günler benim olsun da bana, barışı hak ettiğim şu kocamış günlerimde denk gelsin. Yiğit Boromir’e ne yazık! Gençler yok oluyor, yaşlılar sağ kalıp kuruyor.’ Dizlerini buruşuk elleriyle... Okumaya Devam et →

Walter Benjamin – Tek Yön

  "Fikir hayatına karşı dizginlenmek bilmeyen bir düşmanlık ayaktakımının içine işlemiştir; ve bu düşmanlık fikir hayatının yok edilmesini sağlama bağlamak için gövdelerin küme küme bölünüp sayıya vurulması gerektiğinin farkındadır. Her nerede kendilerine bir fırsat verilse, saf saf dizilir bu gövdeler, alay alay, yaylım ateşinin ortasına da dalarlar, mağazalara da. Hiç kimse önündekinin sırtından ileriyi göremez,... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Yüzük Kardeşliği Yüzüklerin Efendisi I

  "Aslında üç ayrı Amaç nedeniyle! Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemek için. Müthiş bir onay galeyanı.    İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Perikles ve Verdi (François Chatelet’nin Felsefesi)

  "Eylemin kendisi, ilişki olarak daima siyasidir. Bu sitede olabilir, ama benim içimde, başka gruplarda, küçük gruplarda da olabilir, sadece benim içimde de. Psikoloji veya tek kabul edilebilen psikoloji bir siyasettir; çünkü kendimle insani ilişkiler her zaman lazımdır. Psikoloji değil, ben'in bir siyaseti vardır. Metafizik değil, varlığın siyaseti vardır. Bilim değil, maddenin siyaseti, çünkü insanın... Okumaya Devam et →

John Berger- Görme Biçimleri

"Görüşü geleneğe göre biçimlenmiş belki de on altısından beri çırak ya da öğrenci olarak çalışmış bir ressamın kendi görüşünü olduğu gibi kabul edebilmesi, bu görüşü o zamana dek kullandığı uygulamalardan kurtarabilmesi gerekiyordu. Kendisini ressam yapan ölçüleri tek başına ele alıp değerlendirebilmesi gerekiyordu. Ressamlara yakıştırılan görme biçiminden kurtulmuş bir ressam olarak görebilmesi gerekiyordu kendisini. Bu da... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Anti-Ödipus (Kapitalizm ve Şizofreni 1)

  "Başka bir şey değil, ama sadece arzu ve toplumsallık vardır. Toplumsal yeniden-üretimin en bastırıcı ve en ölümcül biçimleri dahi, böylesi bir üretimin, analiz etmemiz gereken çeşitli koşullar altında verdiği netice olan bir organizasyon dahilinde arzu tarafından üretilirler. Siyaset felsefesinin temel sorusunun hala Spinoza'nın ortaya koyduğu (ve Wilhelm Rich'ın yeniden keşfettiği) soru olmasının nedeni budur:... Okumaya Devam et →

J. B. Bury – Fikir ve Söz Hürriyeti

  "Avrupa'da ammenin düşüncesi din ve devlet ayrılığını kabul edecek derecede olgunlaşmış değildi, nitekim en nüfuzlu dini heyetlerin hepsi de tolerans prensipini kötü bir ahlaksızlık gibi görmekte idiler. Halbuki dini devletten ayırma esası, onyedinci asırda Atlantikin öbür tarafında, Yeni Dünyanın bir köşesinde tatbik sahasına çıkarılıverdi. İngiliz Kilisesi ile devletinin toleranssızlığından kaçan Puritanlar Şimali Amerika'da New... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

Edebiyat ve Yaşam ... "Kişi kendi nevrozlarıyla yazmaz. Nevroz, psikoz; bunlar, yaşam geçitleri değil, süreç kesintiye uğradığında, engellendiğinde, tıkandığında içine düşülen durumlardır. Hastalık bir süreç değil, "Nietzsche örneği''nde olduğu gibi, sürecin durmasıdır. Bu haliyle yazar da hasta değil, daha ziyade hekimdir, kendisinin ve dünyanın doktorudur. Dünya, hastalığın insanla karıştığı semptomlar bütünüdür. Bu durumda, edebiyat bir... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit

  "Topraktaki bir oyunta bir hobbit yaşardı. Solucan kuyruklarıyla ve sulu çamur kokusuyla dolu, iğrenç, pis, ıslak bir oyuk değil, oturacak veya yemek yiyecek bir yeri olmayan kuru, çıplak, kumlu bir oyuk da değil: Bir hobbit kovuğuydu ve bu da konfor demekti" (s. 7). Tolkien J. R. R. (2011). Hobbit, (çev. Gamze Sarı), İthaki Yayınları,... Okumaya Devam et →

Herman Melville – Moby Dick -Beyaz Balina

"Karalıların balina yemekten tiksinmeleri, bekli de bu etin yağlı ve ağır olmasından değildir sadece. Yukarıda belirttiğimiz neden de karışıyor işin içine: Bir insanın, daha yeni öldürülmüş bir deniz yaratığını, kendi yağının ışığında yemesi; işte asıl budur karalıları tiksindiren. Dünyada ilk olarak bir öküzü öldüren kişi, her halde bir katil sayılmış, belki de asılmıştır bile. Hele... Okumaya Devam et →

William Shakespeare – Soneler

XLIII   "Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca. Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer, Ama düşlerde hep sen varsın uyku boyunca; Göz karanlıkla ışır, karanlıkları deler. Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur; Bedeninin gölgesi mutluluğu gösterir Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur, Senin Gölgen nasıl da kör gözlere fer verir. Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben,... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Böyle Söyledi Zerdüşt

Pazaryerindeki Sinekler Üstüne "Kaç dostum, yalnızlığına! Büyük adamların gürültüsünden serseme döndüğünü ve küçüklerin iğneleri ile sokulduğunu görüyorum senin. Orman ve kaya seninle birlikte susmayı bilirler. O sevdiğin geniş dallı ağaca benze yine: sessizce ve dinleyerek asılı durur o, denizin üstünde. Yalnızlığın bittiği yerde başlar pazaryeri; ve pazaryerinin başladığı yerde başlar büyük oyuncuların gürültüsü ve zehirli... Okumaya Devam et →

Halil Cibran – Asi Ruhlar

  Günahkar Halil'den...   "Saik Abbas gence baktı ve gök gürlemesi gibi bir sesle sordu: 'Adın ne?' Genç adam cevap verdi: 'Halil.' Saik Abbas devam etti: 'Akrabaların kimlerdir, nerede doğdun?' Kendisine kin dolu gözlerle ve alaycı bakışlarla bakan köylülere dönen Halil şöyle dedi: 'Halkım ve ailem yoksullar ve haksızlığa uğrayanlardır, doğum yerim bu geniş ülke... Okumaya Devam et →

Charles Baudelaire – Paris Sıkıntısı

XXIII YALNIZLIK ... "La Bruyére bir yerlerde, 'Yalnız olamamanın büyük mutsuzluğu!' der, kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki. Bir başka bilge, yanılmıyorsam Pascal, 'Neredeyse tüm mutsuzluklarımız odamızda kalmayı bilememiş olmamızdan geliyor başımıza,' der, böylece, içe kapanış hücresinde, mutluluğu devinimde, bir de yüzyılımın güzel diliyle konuşmam gerekirse, kardeşçil diye adlandırabileceğim bir... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑