Harmony (1893), Eugène Grasset ve Félix Gaudin Mayıs çiçekli/luludos'tur. Bu yüzden Mayıstaki dolunay Çiçek Dolunayı ya da yavrulama vakti olduğu için Süt Dolunayı olarak da bilinir. "Çingene mitolojisinde Güneş Kralı Sırma saçlı bir kızla evlenmişti. Kardeşi Ay Kralı ise sırma saçlı bir kız bulamayınca gümüş saçlı bir kızla evlendi. Her ikisinin de çok sayıda çocuğu... Okumaya Devam et →
Gilles Deleuze – Müzakereler
ANTİ-OEDİPUS ÜZERİNE MÜLAKAT (Felix Guattari ile birlikte) ... G.D. - "Oedipus'un, hadımlığın, ölüm içgüdüsünün... vs. oldukça tekdüze ve hüzünlü bir uğultu olduğunu düşünenlere sesleniyoruz. Protesto eden bilinçdışlarına sesleniyoruz. Müttefikler arıyoruz. Müttefiklere ihtiyacımız var. Ve sanıyoruz ki bu müttefikler şimdiden oradalar, bizi beklemediler, artık yeter diyen, benzer yönlerde düşünen, hisseden ve çalışan çok insan var: Söz... Okumaya Devam et →
Epope Ne Demek?
"Kahramanlık serüvenlerini anlatan uzun manzum öykü. Din, vatan, insanlık gibi insanoğlunun ortak bir yönsemesinin simgesi olan bir öyküden yola çıkılarak oluşturulur. Bu nedenle de belli bir insan kümesinin ya da topluluğunun ülküsünü canlandıracak bir insan seçilir... ...Epopenin Türkçedeki karşılığı destandır" (s. 144). Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.
Kaşgarlı Mahmud – Divanü Lugati’t-Türk
Türk atasözlerinin en eski örneklerini barındıran Divanü Lugati't-Türk'te yaklaşık üç yüz tane atasözü tespit edilmiş ve Kaşgarlı Mahmud'un sav dediği bin yıl öncesinin atasözlerinin bazıları: "Aç ne yemes, tok ne temes 'Aç ne yemez, tok ne demez' Aç önüne konan her yemeği yer, bırakmaz; tok olan ise aç olana neler neler söyler' Alimçı arslan berimçi... Okumaya Devam et →
William Shakespeare- Romeo ve Juliet
"RAHİP LAWRENCE Dur hele, çılgın aşık, biraz beni dinle. ROMEO Sürgünden sözedeceksin yine. RAHİP LAWRENCE Bu sözden korunacak bir zırh vereyim sana; Felsefe, felaketin tatlı davasıdır; O avutacak seni sürgünde bile. ROMEO Hâlâ mı sürgün! Yere batsın felsefe! Felsefe bir Juliet yaratamadıkça, Başka bir yere taşıyamadıkça bir kenti, Bir Prens'in kararını değiştiremedikçe Hiç yararı yok,... Okumaya Devam et →
Herodotos – Tarih
"Kyaxares bunları geri istedi, ama Alyattes vermedi. Bu yüzden Lydialılarla Medler arasında beş yıl süren bir savaş çıktı, sık sık Medler Lydialıları dövdüler, sık sık onlar tarafından dövüldüler. Hele bir seferinde tuhaf bir gece savaşına da tutuştular; savaş denk koşullar altında sürüyordu ki, altıncı yılda, bir çarpışma sırasında ve ortalığın en çok karışmış olduğu... Okumaya Devam et →
Epigram Ne Demek?
"1. Greklerde, mezar taşlarına yazılan kısa, epik şiir parçalarına verilen ad. 2. Birini ya da bir olayı hafifçe yermek isteğiyle yazılan kısa şiir" (s. 143). Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.
Italo Calvino – Görünmez Kentler
"Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir anı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yerinde durmuş olsaydı,... Okumaya Devam et →
Sabahattin Ali- Dağlar ve Rüzgâr
BİR DOĞUM GÜNÜ İÇİN "Göklerin yüzü güldü mü Dünyaya geldiğin zaman? Azgın sular duruldu mu Dünyaya geldiğin zaman? Güneşler gibi tek miydin? Ay ışığından ak mıydın? Böyle nazlı çiçek miydin? Dünyaya geldiğin zaman? Yıldızlar halin sordu mu? Bulutlar selâm durdu mu? Yerlerin kalbi vurdu mu Dünyaya geldiğin zaman? Aşkını candan duymuşum... Okumaya Devam et →
Cengiz Aytmatov – Beyaz Gemi
"Evet, o gün çocuk, maşin-mağazanın (gezgin satıcıya ait otomobilin), gerisinde toz bulutu bırakarak yamaçtan inmekte olduğunu gördü. Sanki kendisine bir çanta alınacağını bilmiş gibi büyük bir sevince kapıldı. Hemen sudan çıkarak, pantalonunu alelacele sıska bacaklarına geçirdi. Vücudu ıpıslak ve mosmordu. -Çünkü sel suları soğuk olur-. Maşin-mağazanın geldiğini herkesten önce haber vermek için evlerine koşmaya başladı.... Okumaya Devam et →
Dadaizm Ne Demek?
"Tristan Tzara ve arkadaşları tarafından Fransız edebiyatında 20. yüzyıl başlarında geliştirilen bir akım. Savaşın hemen ardından doğan umutsuzluk, güvensizlik ortamının ürünüdür bu akım. Dadacılar, tutumlarıyla kamuoyunu sarsmak, şaşkınlığa düşürmek ve onun uyuşukluğundan çekip çıkarmak istiyorlardı. Bunun için de yerleşik dil ve estetik kurallarının tümüne başkaldırdılar.Sözcüklerin sözlük anlamlarını bile yadsıdılar. Aşırı ölçüde kapalılığa yönelip alabildiğine çağrışımları... Okumaya Devam et →
Charles Bukowski – Sıcak Su Müziği
BÜYÜK ŞAİR ... " "Kitapların satıyor mu?" "Çekler geliyor." "Genç yazarlara ne öğüt verirsin?" "İçsinler, düzüşsünler, ve bol bol sigara içsinler. "Geçkin yazarlara ne öğüt verirsin?" "Hala hayattaysalar öğüte ihtiyaçları yok demektir." "Sizi bir şiir yaratmaya iten dürtü nedir?" "Neden sıçarsın?" "Reagan ve işsizlik hakkında ne düşünüyorsun?" "Reagan ve işsizlik hakkında düşünmem. Beni hiç ilgilendirmiyorlar.... Okumaya Devam et →
Roy Boyne- Foucault ve Derrida Aklın Öteki Yüzü
"Foucault büyü, delilik, kehanet, inançla tedavi, keramet gösterme gibi farklı akıldışılık biçimlerinin onaltıncı yüzyıl boyunca kuşkucu geleneğin göbeğinde yer almış olduklarını ileri sürer. Rönesans düşünürleri, 'deli olmadıklarından asla emin olamamışlardır'. Kuşkucu gelenek bu dönemdeki önemini büyük ölçüde yeni dünyanın keşfine borçluydu; yeni uygarlıklarla temas kurulmuştu; harikulade masallar kendilerine yeni safdil ve hevesli dinleyiciler bulmuşlardı. Shakespeare'in Hamlet'te... Okumaya Devam et →
J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 2)
“Soğuk, dumanlı dağların ardındaki ıraklara Derin zindanlarla eski mağaralara Düşmeli yolumuz gün doğmadan oralara Efsunlu, soluk altını aramaya Eskinin cüceleri kudretli büyüler yaptı Çekiçler inerken çınlayan çanlar örneği Karanlık şeylerin uyuduğu, derin mekanlarda Otlakların aşağısındaki boş salonlarda Kadim kral için, bir de lordu elflerin, Dövüp işledirler nice menevişli altın yığınını Ve yakalayıp... Okumaya Devam et →
Balad Ne Demek?
"Eski Fransız şiirinde görülen biçimlerden biridir. Üç bentten ve bir de ağırlama dizesinden oluşur. Bentler uyak türü, uyak örgüsü ve dize sayısı yönünden birbirine benzer. 19. yüzyılda acıklı aşk, halktan derlenen peri masallarının ya da kanlı olay ve savaşları anlatan şiir biçiminde ürünler niteliğini kazanmıştır. Günümüzde daha çok halk şarkıları anlamında kullanılır" (s. 41). ... Okumaya Devam et →
Roland Barthes- S/Z
"Söylem 'gerçek izlenimi yaratmak amacında' olduğundan vicdanını rahat tutmak için bir takım ufak tefek olaylar aktarır; büyük yapıların, ciddi simgelerin, görkemli anlamların da bu olayların oluşturduğu önemsiz dipyüzeyden sıyrılarak ortaya çıktıkları sanılır: böylece tüm eleştiri betikte anlamsız bir şeyler olduğu, bir başka deyişle, aslında, doğadan bir şeyler olduğu düşüncesine dayanır: anlam, yüceliğini, yine de not edilmiş olan,... Okumaya Devam et →
Montaigne – Denemeler
AKLIMIZ "Doğadaki diğer varlıklarda olduğu gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde yitip gitmişlerdir. Çünkü insan aklı her yere elini atıp düzen vermeye, yönetmeye kalkmış, dünyayı kendi büyük emelleri, kararsız istekleri ile bulandırmış, karıştırmış. 'Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim/dediğimiz, sahte bir şeydir.' Cicero İnsanlar, her şeyi farklı... Okumaya Devam et →
Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Okumaya Devam et →
Anakronizm Ne Demek?
"Zamanda yanılma demektir. Kimi yazı ve yapıtlarda ne zaman geçtiği kesinlikle bilinen bir olayın ya da ne zaman yaşadığı tam olarak bilinen bir kişinin yanlış bir zaman içine yerleştirildiği görülür. Örneğin Nasrettin Hoca ile Timur'u karşılaştırma ve konuşturma bir anakronizmdir; çünkü aynı zaman dilimi içinde yaşamış kişiler değildir... Ancak bile bile anakronizm yapıldığı da olur"... Okumaya Devam et →
David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
"Harikaların inanılırlıklarını azaltan bir dördüncü sebep olarak şunu ekleyebilirim: hiçbir harikada, hatta acıkça ortaya çıkarılmış olanlar da bile, bir tanıklık yoktur ki, sınırsız sayıda tanık tarafından aksi söylenmesin; öyle ki, mucize, tanıklığın inanırlığını yok etmekle kalmaz, tanıklık da kendi kendini yok eder. Bunu daha anlaşılır kılmak için şunu düşünelim: din konularında farklı olan her... Okumaya Devam et →
Theodor W. Adorno – Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği (Felsefi Fragmanlar)
"İnsanlar sonunda erkten nasıl vazgeçeceklerini şeylerin erkinden öğreniyorlar. Ne zaman ki en yakın pratik amaçların ulaşılmış en uzak amaçlar olduğu ortaya çıkar ve " muhbir ve casusların ihbar edemeyeceği" toprakların, yani egemen bilimin yanlış anladığı doğaya ait toprakların kökenimizin toprakları olduğu hatırlanır, o zaman Aydınlanma kendisini tamamlamış ve ortadan kaldırarak aşmış olur. Günümüzde Bacon'un... Okumaya Devam et →
J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 1)
“Kırın bardakları ve çatlatın tabakları Bükün bıçakları ve eğin çatalları Nefret eder Bilbo Baggins bundan- Kırıp Şişeleri mantarları yakmanızdan! Kesin örtüyü ve basın yerdeki yağa! Dökün sütü kilerin ortasına! Bırakın kemikleri yatak odasındaki halıda! Sıçratın şarabı her bir kapıya! Atın kaseleri kaynayan çanağa, Ufalayın topunu kalın bir sopayla Bitince işiniz, sağlam bir... Okumaya Devam et →
William Blake – Masumiyet ve Deneyim Şarkıları
LONDRA "Eşsiz Thames nehrinin aktığı yerde Tüm sokaklarını geziniyorum Karşılaştığım insan yüzlerinde Zaaftan, acıdan izler görüyorum Tüm insanların haykırışlarında Korkunç çığlıklarında çocukların Bütün seslerde, bütün yasaklarda Beyne vurulan zinciri duyuyorum Nasıl da ağlıyor Baca temizlikçisi kararmış kiliseler korkutuyor Zavallı askerin iç çekişleri Saray duvarından kan gibi akıyor Gece, genç fahişenin küfürleri Yeni... Okumaya Devam et →
J. R. R. Tolkien – Roverandom
"Mew hafifçe bağırdı ve gagasıyla yerde yatan bir odun parçasına vurdu. Odun parçası dümdüz yükseldi hemn ve Psamathos'un sol kulağı çıktı. Ardından diğer kulak ve büyücünün çirkin kafasının ve boynunun geri kalanı belirdi. 'Siz ikiniz günün bu saatinde ne istiyorsunuz?' diye homurdandı Psamathos. ' En sevdiğim uyku saatim bu.' 'Görüyorum ki, sen... Okumaya Devam et →
Sevmek Güzel Meslek sergisi, sanatçının ilk eserinden son eserine her döneminden eserleri kapsıyor. Serginin en önemli özelliklerinden birisi bugüne kadar yapılmış en kapsamlı Bedri Rahmi Eyüboğlu retrospektif sergisi olmasıdır. Bir başka ayrıcalık ise sergide ilk defa sanatseverlerin karşısına çıkacak eserlerin mevcut olmasıdır. Sergide ayrıca sanatçının mektupları, fotoğrafları, özel eşyaları, farklı disiplinlerde yaptığı eserleri yer alıyor.... Okumaya Devam et →
The Abyss of Hell
Dante'nin İlahi Komedyası'ndaki Cehennem'in, Sandro Botticelli tarafından tasviri. Dante İlahi Komwsya'da Cehennemi, Dünya'nın merkezine inen devasa bir mağara olarak anlatmıştır. Bu mağara Tanrı, Lucifer'i Cennetten kovduktan sonra yaratmıştır. Botticelli'nin bu çok ünlü eseri Erken Rönesans dönemine aittir ve 1485 yılına tarihlenir. Bugün Vatikan Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Kaynak
Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu
"İnsan bedeni, onun derinlerine inen, eklemlerini bozan ve onu yeniden oluşturan bir iktidar mekanizmasının içine girmektedir. Aynı zamanda bir "iktidar mekaniği" de olan "siyasal anatomi" doğmaktadır, bu anatomi başkalarının bedenlerine, yalnızca onların istenilen şeyleri yapmaları için değil, aynı zamanda öyle istendiği üzere, hız ve etkinliğe uygun olarak belirlenen tekniklere göre iş görmeleri için nasıl... Okumaya Devam et →
P. L. Travers- Mary Poppins
"Sanki hiç durmayacaklarmış, sanki zaman diye bir şey yokmuş, dünya bir ışık çemberi ve rengarenk atlardan ibaretmiş gibi geliyordu hepsine. Gün batıda soldu ve akşam karanlığı çöktü yavaşça. Ama daha hızlı, daha hızlı, ağaçları gökyüzünden ayıramaz hale gelene dönmeye devam ettiler. Tüm dünya uğuldayan bir topaç gibi dönmekteydi etraflarında. Jane, Michael, John ve Barbara, hiçbir... Okumaya Devam et →
J. R. R. Tolkien – Silmarillion
"Mirkwood'da daha ilk gölgelerin hissedildiği sırada, Ortadünya'nın batısında, insanların Sihirbazlar dediği Istari beliriverdi. O dönemde, limanlarda yaşayan Cirdan dışında hiç kimse nereden geldiklerini bilmiyordu; Cirdan ise, denizin öte yanından geldiklerini sadece Elrond'a ve Galadriel'e açıkladı. Ama sonradan Elfler arasında, Batı'nın Efendilerinin onları haberci olarak gönderdikleri konuşuldu; Sauron yeniden ortaya çıktığı takdirde, gücünün karşısında duracak, Elflere,... Okumaya Devam et →
Sophokles- Antigone
"ANTİGONE Evet, çünkü Zeus öyle demiyor ve yer altı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz. O yasalar dün ya da bugün yürürlüğe girmedi, ezelden beri vardılar ve kimse bilmiyor nereden geldiklerini. Hep var olduklarına göre de bir ölümlünün emrinden korktum diye suç... Okumaya Devam et →