Map of St. Petersburg in 1705. Historical reconstruction (1853) "St. Petersburg'un kuruluşu yukarıdan aşağı, zorbaca yürütülen ve dayatılan dünya modernleşme tarihinin, belki de en dramatik kertesidir. I. Peter, bu şehri 1703'de, Neva ("Çamur") Nehrinin Lagoda Gölünden topladığı sularını getirip Baltık Denizine açılan Finlandiya Körfezine döktüğü yerde kurmaya başladı. Burasını büyük bir donanma üssü ve ticaret merkezi... Okumaya Devam et →
Ernest Hemingway -İhtiyar Adam ve Deniz
"...Köpek balığı marlinin kafasını bıraktı ve yuvarlanarak uzaklaştı. Gelen sürüden sonuncu köpek balığıydı bu. Artık onların yiyebilecekleri bir şey kalmamıştı. İhtiyar adam şimdi soluk alamıyordu. Ağzında acayip bir tad duyuyordu. Bu bakır gibiydi ve tatlıydı. Bir an bu taddan korktu. Ama fazla değildi bu. Okyanusa tükürerek, <bunu yiyin, galano'lar> dedi. <Ve bir insan öldürdüğünüzü hayal... Okumaya Devam et →
Nikos Kazancakis- Aleksi Zorba
Okurken dinlemek için "Gözlerimi yumarak mırıldadım: 'Eee Zorba, diri diri Cennet'e girdin; iyi burası kıpırdama!" Sana başka zaman da söyledim patron, her insanın bir Cennet'i vardır; senin Cennet'in kitaplar ve büyük mürekkep damacanalariyle dolu olacak; bir başkasının ki konyak, uzo ve şarap varilleriyle dolu olsa gerek; bir diğerininki yığınla İngiliz lirası; benim Cennet'im ise şu:... Okumaya Devam et →
Samuel Beckett- Godot’yu Beklerken
"VLADIMIR- Başkaları acı çekerken, acaba uyuyor muydum ben? Acaba şu an da uyuyor muyum? Yarın, uyandığımı sandığım zaman, bugün için ne diyeceğim acaba? Dostum Estragon'la burada gece oluncaya kadar Godot'yu beklediğimi mi? Pozzo'nun hamalıyla geçtiğini, bizimle konuştuğunu mu? Kuşkusuz. Ama bütün bunların içinde doğru olan ne? (Estragon boşyere ayakkabılarını çıkarmaya uğraştıktan sonra yeniden uyuyakalmıştır. Vladimir ona... Okumaya Devam et →
Nâzım Hikmet- Kan Konuşmaz
15 Ocak 1902- 3 Haziran 1963 IV CEMAL BUNA CEVAP VEREMEDİ - Ne o? Daldın yine usta? - Seni düşünüyorum hocam. - Gavurluğumu mu? Sakalımı mı? - İkisini de... - İki şeyi birden düşünmek zaaftır, usta. İnsan tek bir şeyi kuvvetle düşünmeği öğrenmeli. Delilerin o zincirleri kıran kuvveti nereden gelir, bilir misin? Sabit tek... Okumaya Devam et →
Mikis Theodorakis – Yapayalnız Kalacaksın Gecenin Ortasında (Yaşamım ve Müziğim)
"Yaşam öykümün dışa dönük yanının hep olayların odak noktasında yer almasına karşın, iç dünyamdaki bu kopuşa 1960'a kadar sadık kaldım. Ancak pek az Yunanlı'nın yaptığı bir şeyi yaparak, ekmeğimi ve tedirginliklerimi hep insanın en iyi deyişle halk diye nitelendirebilecekleriyle paylaştım. Bir cebimde Kavafis, ötekinde Brahms'la, illegalliği, çarpışmaları, hapisleri ve sürgünleri, sözünü ettiğim sanatçılara ilişkin en... Okumaya Devam et →
Erik Levi- Mozart ve Naziler
"Nazilerin iktidara gelmesini izleyen ulusal yenilenme atmosferi içinde, kültürel ve tarihsel önem taşıyan herkes için Alman vatanseverliği örneklerini ön plana çıkarmak kaçınılmaz hale geldi. Bu nedenle, tahmin edilebileceği üzere, Lewicki tarafından detaylı bir şekilde incelenmek üzere seçilen mektuplar çok ünlü olacak ve ne zaman Mozart'ın bir eseri sahneye konulacak olsa vurgulanacaktı. Böylece Mozart hakkındaki hemen... Okumaya Devam et →
Hora’lar Ne Demek?
"Hora'lar doğada düzeni simgeleyen üç tanrıçadır. Hora, Latince saat anlamına gelen <hora> bir tutulduğu için adları <Saatler> diye çevrilir. Bu çeviri hem doğru hem yanlıştır, çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü, bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler ama etkileri bu insansal kavramları çok aşar. Homeros'un İlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. V, 749 vd.):... Okumaya Devam et →
Barok Sanattan Modern Döneme Papa X. İnnocentius (1574-1655)
Portrait of Innocent X (1650), Diego Velázquez Study after Velázquez's Portrait of Pope Innocent X (1953), Francis Bacon Görsel Kaynak 1 Görsel Kaynak 2
Julius Grimm- Mond
Avusturyalı bilim fotoğrafçısı ve astronom Julius Grimm (1842-1906) tarafından yapılan Ay tablosu (1888). Ay ve yüzeyini inceleyen Grimm, çektiği Ay fotoğraflarını birleştirerek elde ettiği bu tabloda fotoğraflardaki gölgeleri kaldırarak Ay'a ayak basılmasından neredeyse yüz yıl önce Ay'ın görünümü hakkında olağanüstü bilgiler vermiş, gerçekte hiç görülemeyecek bir Ay yüzeyini bizlere sunmuştu. Kaynak
Süt (Çiçek) Dolunayı
Harmony (1893), Eugène Grasset ve Félix Gaudin Mayıs çiçekli/luludos'tur. Bu yüzden Mayıstaki dolunay Çiçek Dolunayı ya da yavrulama vakti olduğu için Süt Dolunayı olarak da bilinir. "Çingene mitolojisinde Güneş Kralı Sırma saçlı bir kızla evlenmişti. Kardeşi Ay Kralı ise sırma saçlı bir kız bulamayınca gümüş saçlı bir kızla evlendi. Her ikisinin de çok sayıda çocuğu... Okumaya Devam et →
William Shakespeare- Romeo ve Juliet
"RAHİP LAWRENCE Dur hele, çılgın aşık, biraz beni dinle. ROMEO Sürgünden sözedeceksin yine. RAHİP LAWRENCE Bu sözden korunacak bir zırh vereyim sana; Felsefe, felaketin tatlı davasıdır; O avutacak seni sürgünde bile. ROMEO Hâlâ mı sürgün! Yere batsın felsefe! Felsefe bir Juliet yaratamadıkça, Başka bir yere taşıyamadıkça bir kenti, Bir Prens'in kararını değiştiremedikçe Hiç yararı yok,... Okumaya Devam et →
Sabahattin Ali- Dağlar ve Rüzgâr
BİR DOĞUM GÜNÜ İÇİN "Göklerin yüzü güldü mü Dünyaya geldiğin zaman? Azgın sular duruldu mu Dünyaya geldiğin zaman? Güneşler gibi tek miydin? Ay ışığından ak mıydın? Böyle nazlı çiçek miydin? Dünyaya geldiğin zaman? Yıldızlar halin sordu mu? Bulutlar selâm durdu mu? Yerlerin kalbi vurdu mu Dünyaya geldiğin zaman? Aşkını candan duymuşum... Okumaya Devam et →
Roy Boyne- Foucault ve Derrida Aklın Öteki Yüzü
"Foucault büyü, delilik, kehanet, inançla tedavi, keramet gösterme gibi farklı akıldışılık biçimlerinin onaltıncı yüzyıl boyunca kuşkucu geleneğin göbeğinde yer almış olduklarını ileri sürer. Rönesans düşünürleri, 'deli olmadıklarından asla emin olamamışlardır'. Kuşkucu gelenek bu dönemdeki önemini büyük ölçüde yeni dünyanın keşfine borçluydu; yeni uygarlıklarla temas kurulmuştu; harikulade masallar kendilerine yeni safdil ve hevesli dinleyiciler bulmuşlardı. Shakespeare'in Hamlet'te... Okumaya Devam et →
Roland Barthes- S/Z
"Söylem 'gerçek izlenimi yaratmak amacında' olduğundan vicdanını rahat tutmak için bir takım ufak tefek olaylar aktarır; büyük yapıların, ciddi simgelerin, görkemli anlamların da bu olayların oluşturduğu önemsiz dipyüzeyden sıyrılarak ortaya çıktıkları sanılır: böylece tüm eleştiri betikte anlamsız bir şeyler olduğu, bir başka deyişle, aslında, doğadan bir şeyler olduğu düşüncesine dayanır: anlam, yüceliğini, yine de not edilmiş olan,... Okumaya Devam et →
Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Okumaya Devam et →
The Abyss of Hell
Dante'nin İlahi Komedyası'ndaki Cehennem'in, Sandro Botticelli tarafından tasviri. Dante İlahi Komwsya'da Cehennemi, Dünya'nın merkezine inen devasa bir mağara olarak anlatmıştır. Bu mağara Tanrı, Lucifer'i Cennetten kovduktan sonra yaratmıştır. Botticelli'nin bu çok ünlü eseri Erken Rönesans dönemine aittir ve 1485 yılına tarihlenir. Bugün Vatikan Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Kaynak
P. L. Travers- Mary Poppins
"Sanki hiç durmayacaklarmış, sanki zaman diye bir şey yokmuş, dünya bir ışık çemberi ve rengarenk atlardan ibaretmiş gibi geliyordu hepsine. Gün batıda soldu ve akşam karanlığı çöktü yavaşça. Ama daha hızlı, daha hızlı, ağaçları gökyüzünden ayıramaz hale gelene dönmeye devam ettiler. Tüm dünya uğuldayan bir topaç gibi dönmekteydi etraflarında. Jane, Michael, John ve Barbara, hiçbir... Okumaya Devam et →
Sophokles- Antigone
"ANTİGONE Evet, çünkü Zeus öyle demiyor ve yer altı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz. O yasalar dün ya da bugün yürürlüğe girmedi, ezelden beri vardılar ve kimse bilmiyor nereden geldiklerini. Hep var olduklarına göre de bir ölümlünün emrinden korktum diye suç... Okumaya Devam et →
Isaac Asimov- Vakıf
"...Sesi giderek yükseliyordu. 'Ben kamuoyunun hizmetkarıyım sadece. Halkım beraberinde zoraki bir din getiren hiçbir ticarete sıcak bakmıyor.' Mallow aniden durdu. 'Zoraki bir din mi?' 'Daima öyle olmadı mı? Yirmi yıl önce Askone'nin başına gelenleri anımsayınız. Onlara bazı ürünler satarak işe başladınız, bir süre sonra halkınız bu ürünlerin gereği gibi kullanıldığından emin olma bahanesiyle Vakıf misyonerlerinin... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
61./ "Nietzsche, Gaya Scienza'nın bir yerinde <Gerçeğin perdesini kaldırıp ardına baktınız mı perdenin ardında hiçbir şeyin olmadığı görülür> diyor. Aynı kanıda değilim Perdeyi kaldıran insan perdenin ardında insanı görecektir. Alık, zeki iyi, kötü çalışkan, tembel gücünü yaşayan, yarını düşünen bencil, cömert düşen, kalkan ilerleyen, yerinde sayan insanı. Gerceğin kendisi de perdesi de perde arkası... Okumaya Devam et →
Yaşar Kemal- Ağrıdağı Efsanesi
"Gülbahar artık zindana gitmeğe korkuyordu. Memo ona bir düşküne, bir hastaya, bir çaresize davranır gibi sonsuz, sınırsız bir hoşgörülülükle davranıyor, onun bütün onurunu bu haliyle ayaklar altına alıyordu. Memonun her halinde bir ermişin, bu dünyadan, canından vazgeçmiş bir ermişin tavrı vardı. Gözlerinde de, şimdiye kadar hiç kimsenin belki de hiçbir insanda göremediği, kederli, umutsuz,... Okumaya Devam et →
John Berger- Görme Biçimleri
"Görüşü geleneğe göre biçimlenmiş belki de on altısından beri çırak ya da öğrenci olarak çalışmış bir ressamın kendi görüşünü olduğu gibi kabul edebilmesi, bu görüşü o zamana dek kullandığı uygulamalardan kurtarabilmesi gerekiyordu. Kendisini ressam yapan ölçüleri tek başına ele alıp değerlendirebilmesi gerekiyordu. Ressamlara yakıştırılan görme biçiminden kurtulmuş bir ressam olarak görebilmesi gerekiyordu kendisini. Bu da... Okumaya Devam et →
Zübdetü’t-Tevarih- Evren Haritası Minyatürü
Yeryüzü ve 7 kat semayı hem burçlarla hem de Ayın 28 evresiyle birlikte betimleyen Dünya merkezli evren haritası, Zübdetü't-Tevarih minyatürlerindendir. Eserin metni Seyyid Lokman Aşuri tarafından yazılmış ve dönemin padişahı III. Murat'a sunulmuştur. Topkapı Sarayı Müzesi, Zübdetü't-Tevarih (1583) Kaynak
Yusuf Atılgan- Aylak Adam
"Cadde soğuktu, kalabalıktı. İçi bulanıyordu. Sanki dudaklarının derisi kabuk kabuk kalkmıştı. Yaladı; Ağacami'nin duvarı dibine tükürdü. Kusmaktan korktu. Geçenler ona bakıyorlardı. Yürüdü. 'Bu caddenin elbet tenha olduğu zamanlar da vardır. Hiç görmedim ben. Kim bu insanlar? İşten mi dönüyorlar; eğlenceye mi gidiyorlar? Şu adamın burnu Gide'in burnuna benziyor. Ama nasıl da kasvetliler. Bunların içinde 'meçhul... Okumaya Devam et →
Hermann Hesse- Siddhartha
Okurken dinlemek için "Dünyayı ilk kez görüyormuş gibi çevresine bakındı Siddhartha. Güzeldi dünya, renkliydi, garip ve gizemliydi! Burada mavi, şurada sarı, orada yeşildi. Gökyüzü akıyor, ırmak akıyor ve orman gözlerini dikmiş bakıyor ve dağ gözlerini dikmiş bakıyordu; hepsi güzel, hepsi gizemli ve büyüleyiciydi, bütün bunların ortasında da o vardı, Siddhartha, uykulardan uyanmış, kendine giden yolda... Okumaya Devam et →
Sophokles- Kral Oidipus
"OİDİPUS Sen karanlıkta yaşayan bir insansın; benim gibi, başkaları gibi aydınlığı görenlere kötülük edemezsin. TEİRESİAS Seni mahvedecek olan ben değilim; sana Apollon yeter. OİDİPUS Bu güzel buluşlar senin mi, yoksa Kreon'un mu? TEİRESİAS Sana kötülük eden Kreon değil; kötülüğü kendinde ara. OİDİPUS Güzel şey ikbale ermek, iktidarı elde tutmak, üstün bilgili olmak! Ama ne kıskançlıklar... Okumaya Devam et →
Gustav Meyrink – Golem
"Belki de her zaman aramızda ve biz onu algılayamıyoruz. Bir diyapazonun sesini tahtaya dokunup titreşmeden önce duyabiliyor muyuz? Belki de kendi bilinci olmayan ruhsal bir sanat yapıtı bu, öyle bir yapıt ki bir kristal gibi değişmez yasalara göre oluşuyor. Kim bilir? Boğucu günlerde havadaki elektrik geriliminin dayanılmaz dereceye kadar yükselip bir şimşek doğurması gibi, hep... Okumaya Devam et →
Ahmet Hamdi Tanpınar- Mahur Beste
"O gece Molla bey, ilk defa olarak, insanî zaafın da bir nevi kuvvet olduğunu öğrenmiş, büyük kartal uçuşlarının alıp götürmediği yerlerde sabrın, küçük ve devamlı çalışmanın, kanaat ve tevekkülün birtakım şeyler, hattâ çok iyi şeyler yapabileceğini samimilikle düşünmüştü. Şimdi oğlunun her yıl küçücük ve dar göğsünü âdeta şişiren bir iftiharla, getirip ayaklarının dibine koyduğu deste... Okumaya Devam et →
N. Vasilyeviç Gogol- Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları
Okurken dinlemek için "Ya cadı karısı ne oldu?" diye sordu. "Cadı karısı mı? Köyümüzün yaşlı kadınları hikâyenin sonunu şöyle uydurmuşlar: Gölette boğulmuş kızların tümü o günden sonra mehtaplı gecelerde beyin bahçesine çıkar, ayışığında ısınırlarmış. Yüzbaşının kızına büyük sevgi saygı gösteriyorlarmış. Bir gece üvey anasını göletin kıyısında görmüş küçükhanım. Atılmış üzerine, bağırarak suya çekmiş onu. Gelgelelim... Okumaya Devam et →