Gilles Deleuze – Müzakereler

ANTİ-OEDİPUS ÜZERİNE MÜLAKAT (Felix Guattari ile birlikte) ... G.D. - "Oedipus'un, hadımlığın, ölüm içgüdüsünün... vs. oldukça tekdüze ve hüzünlü bir uğultu olduğunu düşünenlere sesleniyoruz. Protesto eden bilinçdışlarına sesleniyoruz. Müttefikler arıyoruz. Müttefiklere ihtiyacımız var. Ve sanıyoruz ki bu müttefikler şimdiden oradalar, bizi beklemediler, artık yeter diyen, benzer yönlerde düşünen, hisseden ve çalışan çok insan var: Söz... Okumaya Devam et →

Kaşgarlı Mahmud – Divanü Lugati’t-Türk

  Türk atasözlerinin en eski örneklerini barındıran Divanü Lugati't-Türk'te yaklaşık üç yüz tane atasözü tespit edilmiş ve Kaşgarlı Mahmud'un sav dediği bin yıl öncesinin atasözlerinin bazıları: "Aç ne yemes, tok ne temes 'Aç ne yemez, tok ne demez' Aç önüne konan her yemeği yer, bırakmaz; tok olan ise aç olana neler neler söyler' Alimçı arslan berimçi... Okumaya Devam et →

William Shakespeare- Romeo ve Juliet

"RAHİP LAWRENCE Dur hele, çılgın aşık, biraz beni dinle. ROMEO Sürgünden sözedeceksin yine. RAHİP LAWRENCE Bu sözden korunacak bir zırh vereyim sana; Felsefe, felaketin tatlı davasıdır; O avutacak seni sürgünde bile. ROMEO Hâlâ mı sürgün! Yere batsın felsefe! Felsefe bir Juliet yaratamadıkça, Başka bir yere taşıyamadıkça bir kenti, Bir Prens'in kararını değiştiremedikçe Hiç yararı yok,... Okumaya Devam et →

Italo Calvino – Görünmez Kentler

  "Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir anı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yerinde durmuş olsaydı,... Okumaya Devam et →

Sabahattin Ali- Dağlar ve Rüzgâr

  BİR DOĞUM GÜNÜ İÇİN "Göklerin yüzü güldü mü Dünyaya geldiğin zaman? Azgın sular duruldu mu Dünyaya geldiğin zaman?   Güneşler gibi tek miydin? Ay ışığından ak mıydın? Böyle nazlı çiçek miydin? Dünyaya geldiğin zaman?   Yıldızlar halin sordu mu? Bulutlar selâm durdu mu? Yerlerin kalbi vurdu mu Dünyaya geldiğin zaman?   Aşkını candan duymuşum... Okumaya Devam et →

Cengiz Aytmatov – Beyaz Gemi

"Evet, o gün çocuk, maşin-mağazanın (gezgin satıcıya ait otomobilin), gerisinde toz bulutu bırakarak yamaçtan inmekte olduğunu gördü. Sanki kendisine bir çanta alınacağını bilmiş gibi büyük bir sevince kapıldı. Hemen sudan çıkarak, pantalonunu alelacele sıska bacaklarına geçirdi. Vücudu ıpıslak ve mosmordu. -Çünkü sel suları soğuk olur-. Maşin-mağazanın geldiğini herkesten önce haber vermek için evlerine koşmaya başladı.... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Sıcak Su Müziği

BÜYÜK ŞAİR ... " "Kitapların satıyor mu?" "Çekler geliyor." "Genç yazarlara ne öğüt verirsin?" "İçsinler, düzüşsünler, ve bol bol sigara içsinler. "Geçkin yazarlara ne öğüt verirsin?" "Hala hayattaysalar öğüte ihtiyaçları yok demektir." "Sizi bir şiir yaratmaya iten dürtü nedir?" "Neden sıçarsın?" "Reagan ve işsizlik hakkında ne düşünüyorsun?" "Reagan ve işsizlik hakkında düşünmem. Beni hiç ilgilendirmiyorlar.... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 2)

  “Soğuk, dumanlı dağların ardındaki ıraklara Derin zindanlarla eski mağaralara Düşmeli yolumuz gün doğmadan oralara Efsunlu, soluk altını aramaya   Eskinin cüceleri kudretli büyüler yaptı Çekiçler inerken çınlayan çanlar örneği Karanlık şeylerin uyuduğu, derin mekanlarda Otlakların aşağısındaki boş salonlarda   Kadim kral için, bir de lordu elflerin, Dövüp işledirler nice menevişli altın yığınını Ve yakalayıp... Okumaya Devam et →

Montaigne – Denemeler

AKLIMIZ "Doğadaki diğer varlıklarda olduğu gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde yitip gitmişlerdir. Çünkü insan aklı her yere elini atıp düzen vermeye, yönetmeye kalkmış, dünyayı kendi büyük emelleri, kararsız istekleri ile bulandırmış, karıştırmış.          'Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim/dediğimiz, sahte bir şeydir.' Cicero İnsanlar, her şeyi farklı... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit (Şiir 1)

  “Kırın bardakları ve çatlatın tabakları Bükün bıçakları ve eğin çatalları Nefret eder Bilbo Baggins bundan- Kırıp Şişeleri mantarları yakmanızdan!   Kesin örtüyü ve basın yerdeki yağa! Dökün sütü kilerin ortasına! Bırakın kemikleri yatak odasındaki halıda! Sıçratın şarabı her bir kapıya!   Atın kaseleri kaynayan çanağa, Ufalayın topunu kalın bir sopayla Bitince işiniz, sağlam bir... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Roverandom

  "Mew hafifçe bağırdı ve gagasıyla yerde yatan bir odun parçasına vurdu. Odun parçası dümdüz yükseldi hemn ve Psamathos'un sol kulağı çıktı. Ardından diğer kulak ve büyücünün çirkin kafasının ve boynunun geri kalanı belirdi.    'Siz ikiniz günün bu saatinde ne istiyorsunuz?' diye homurdandı Psamathos. ' En sevdiğim uyku saatim bu.'    'Görüyorum ki, sen... Okumaya Devam et →

P. L. Travers- Mary Poppins

"Sanki hiç durmayacaklarmış, sanki zaman diye bir şey yokmuş, dünya bir ışık çemberi ve rengarenk atlardan ibaretmiş gibi geliyordu hepsine. Gün batıda soldu ve akşam karanlığı çöktü yavaşça. Ama daha hızlı, daha hızlı, ağaçları gökyüzünden ayıramaz hale gelene dönmeye devam ettiler. Tüm dünya uğuldayan bir topaç gibi dönmekteydi etraflarında. Jane, Michael, John ve Barbara, hiçbir... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Silmarillion

"Mirkwood'da daha ilk gölgelerin hissedildiği sırada, Ortadünya'nın batısında, insanların Sihirbazlar dediği Istari beliriverdi. O dönemde, limanlarda yaşayan Cirdan dışında hiç kimse nereden geldiklerini bilmiyordu; Cirdan ise, denizin öte yanından geldiklerini sadece Elrond'a ve Galadriel'e açıkladı. Ama sonradan Elfler arasında, Batı'nın Efendilerinin onları haberci olarak gönderdikleri konuşuldu; Sauron yeniden ortaya çıktığı takdirde, gücünün karşısında duracak, Elflere,... Okumaya Devam et →

Sophokles- Antigone

"ANTİGONE Evet, çünkü Zeus öyle demiyor ve yer altı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz. O yasalar dün ya da bugün yürürlüğe girmedi, ezelden beri vardılar ve kimse bilmiyor nereden geldiklerini. Hep var olduklarına göre de bir ölümlünün emrinden korktum diye suç... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Kralın Dönüşü Yüzüklerin Efendisi III

  “Heyetin başında uzun boylu, kem bir suret kara bir ata binmiş geliyordu, eğer bindiği bir at idiyse tabii; çünkü çok iri ve korkunçtu, yüzü korkunç bir maske, daha çok canlı bir kellenin kafatası gibi bir şeydi; gözlerinin çukurlarında ve burun deliklerinde alevler yanıyordu. Binici tamamen siyahi giysilerle bürünmüştü ve yüksek miğferi de siyahtı; yine... Okumaya Devam et →

Henry Miller – Oğlak Dönencesi

  "Persona non grata! Tanrım, her şey ne kadar berrak görünüyor gözüme. Bir seçim yapmak mümkün değildi: Elimdekiyle yetinmek ve onu sevmeyi öğrenmek zorundaydım. Solucanlarla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundaydım - ya lağım fareleriyle birlikte yüzecek ya da boğulacaktım. Sürüye katılmayı seçersen bağışıklık kazanırsın. Kabul görmek ve takdir edilmek istiyorsan kendini hiçliğe indirgemen, sürüdeki diğer koyunlardan ayırt... Okumaya Devam et →

Henry Miller – Yengeç Dönencesi

  "Hayatın her hangi bir noktasında bir şekilde salt gerçekle yüz yüze gelen kişi, Gautama ya da İsa gibi adamlara duyduğu ve onları kutsal kalan hayranlığı yitirir; asıl korkunç olan insanların bu bok çukurundan güller yaratmış olmaları değil, bir şekilde gülü istemiş olmaları. Nedendir bilinmez ama mucize peşinde insan, onu gerçekleştirmek için her şeyi göze... Okumaya Devam et →

Isaac Asimov- Vakıf

"...Sesi giderek yükseliyordu. 'Ben kamuoyunun hizmetkarıyım sadece. Halkım beraberinde zoraki bir din getiren hiçbir ticarete sıcak bakmıyor.' Mallow aniden durdu. 'Zoraki bir din mi?' 'Daima öyle olmadı mı? Yirmi yıl önce Askone'nin başına gelenleri anımsayınız. Onlara bazı ürünler satarak işe başladınız, bir süre sonra halkınız bu ürünlerin gereği gibi kullanıldığından emin olma bahanesiyle Vakıf misyonerlerinin... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – İki Kule Yüzüklerin Efendisi II

  “Yavaş yavaş tekrar oturdu Theoden, sanki yorgunluk Gandalf’ın iradesine karşı çıkarak yeniden onu ele geçirmek için mücadele edermiş gibi. Dönüp büyük konağa baktı. ‘Heyhat!’ dedi, ‘bu kem günler benim olsun da bana, barışı hak ettiğim şu kocamış günlerimde denk gelsin. Yiğit Boromir’e ne yazık! Gençler yok oluyor, yaşlılar sağ kalıp kuruyor.’ Dizlerini buruşuk elleriyle... Okumaya Devam et →

Ferit Edgü- Ders Notları

61./ "Nietzsche, Gaya Scienza'nın bir yerinde <Gerçeğin perdesini kaldırıp ardına baktınız mı perdenin ardında hiçbir şeyin olmadığı görülür> diyor.   Aynı kanıda değilim Perdeyi kaldıran insan perdenin ardında insanı görecektir. Alık, zeki iyi, kötü çalışkan, tembel gücünü yaşayan, yarını düşünen bencil, cömert düşen, kalkan ilerleyen, yerinde sayan insanı.   Gerceğin kendisi de perdesi de perde arkası... Okumaya Devam et →

Yaşar Kemal- Ağrıdağı Efsanesi

  "Gülbahar artık zindana gitmeğe korkuyordu. Memo ona bir düşküne, bir hastaya, bir çaresize davranır gibi sonsuz, sınırsız bir hoşgörülülükle davranıyor, onun bütün onurunu bu haliyle ayaklar altına alıyordu. Memonun her halinde bir ermişin, bu dünyadan, canından vazgeçmiş bir ermişin tavrı vardı. Gözlerinde de, şimdiye kadar hiç kimsenin belki de hiçbir insanda göremediği, kederli, umutsuz,... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Yüzük Kardeşliği Yüzüklerin Efendisi I

  "Aslında üç ayrı Amaç nedeniyle! Her şeyden önce, hepinizden ne kadar çok hoşlandığımı, yüz on bir yılın böylesine mükemmel ve şayanı takdir hobbitler arasında yaşamak için çok kısa bir süre olduğunu söylemek için. Müthiş bir onay galeyanı.    İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı... Okumaya Devam et →

Yusuf Atılgan- Aylak Adam

"Cadde soğuktu, kalabalıktı. İçi bulanıyordu. Sanki dudaklarının derisi kabuk kabuk kalkmıştı. Yaladı; Ağacami'nin duvarı dibine tükürdü. Kusmaktan korktu. Geçenler ona bakıyorlardı. Yürüdü. 'Bu caddenin elbet tenha olduğu zamanlar da vardır. Hiç görmedim ben. Kim bu insanlar? İşten mi dönüyorlar; eğlenceye mi gidiyorlar? Şu adamın burnu Gide'in burnuna benziyor. Ama nasıl da kasvetliler. Bunların içinde 'meçhul... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

Edebiyat ve Yaşam ... "Kişi kendi nevrozlarıyla yazmaz. Nevroz, psikoz; bunlar, yaşam geçitleri değil, süreç kesintiye uğradığında, engellendiğinde, tıkandığında içine düşülen durumlardır. Hastalık bir süreç değil, "Nietzsche örneği''nde olduğu gibi, sürecin durmasıdır. Bu haliyle yazar da hasta değil, daha ziyade hekimdir, kendisinin ve dünyanın doktorudur. Dünya, hastalığın insanla karıştığı semptomlar bütünüdür. Bu durumda, edebiyat bir... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Hobbit

  "Topraktaki bir oyunta bir hobbit yaşardı. Solucan kuyruklarıyla ve sulu çamur kokusuyla dolu, iğrenç, pis, ıslak bir oyuk değil, oturacak veya yemek yiyecek bir yeri olmayan kuru, çıplak, kumlu bir oyuk da değil: Bir hobbit kovuğuydu ve bu da konfor demekti" (s. 7). Tolkien J. R. R. (2011). Hobbit, (çev. Gamze Sarı), İthaki Yayınları,... Okumaya Devam et →

Hermann Hesse- Siddhartha

Okurken dinlemek için "Dünyayı ilk kez görüyormuş gibi çevresine bakındı Siddhartha. Güzeldi dünya, renkliydi, garip ve gizemliydi! Burada mavi, şurada sarı, orada yeşildi. Gökyüzü akıyor, ırmak akıyor ve orman gözlerini dikmiş bakıyor ve dağ gözlerini dikmiş bakıyordu; hepsi güzel, hepsi gizemli ve büyüleyiciydi, bütün bunların ortasında da o vardı, Siddhartha, uykulardan uyanmış, kendine giden yolda... Okumaya Devam et →

Herman Melville – Moby Dick -Beyaz Balina

"Karalıların balina yemekten tiksinmeleri, bekli de bu etin yağlı ve ağır olmasından değildir sadece. Yukarıda belirttiğimiz neden de karışıyor işin içine: Bir insanın, daha yeni öldürülmüş bir deniz yaratığını, kendi yağının ışığında yemesi; işte asıl budur karalıları tiksindiren. Dünyada ilk olarak bir öküzü öldüren kişi, her halde bir katil sayılmış, belki de asılmıştır bile. Hele... Okumaya Devam et →

Sophokles- Kral Oidipus

"OİDİPUS Sen karanlıkta yaşayan bir insansın; benim gibi, başkaları gibi aydınlığı görenlere kötülük edemezsin. TEİRESİAS Seni mahvedecek olan ben değilim; sana Apollon yeter. OİDİPUS Bu güzel buluşlar senin mi, yoksa Kreon'un mu? TEİRESİAS Sana kötülük eden Kreon değil; kötülüğü kendinde ara. OİDİPUS Güzel şey ikbale ermek, iktidarı elde tutmak, üstün bilgili olmak! Ama ne kıskançlıklar... Okumaya Devam et →

Gustav Meyrink – Golem

"Belki de her zaman aramızda ve biz onu algılayamıyoruz. Bir diyapazonun sesini tahtaya dokunup titreşmeden önce duyabiliyor muyuz? Belki de kendi bilinci olmayan ruhsal bir sanat yapıtı bu, öyle bir yapıt ki bir kristal gibi değişmez yasalara göre oluşuyor. Kim bilir? Boğucu günlerde havadaki elektrik geriliminin dayanılmaz dereceye kadar yükselip bir şimşek doğurması gibi, hep... Okumaya Devam et →

Halil Cibran – Asi Ruhlar

  Günahkar Halil'den...   "Saik Abbas gence baktı ve gök gürlemesi gibi bir sesle sordu: 'Adın ne?' Genç adam cevap verdi: 'Halil.' Saik Abbas devam etti: 'Akrabaların kimlerdir, nerede doğdun?' Kendisine kin dolu gözlerle ve alaycı bakışlarla bakan köylülere dönen Halil şöyle dedi: 'Halkım ve ailem yoksullar ve haksızlığa uğrayanlardır, doğum yerim bu geniş ülke... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑