Okurken dinlemek için "Ya cadı karısı ne oldu?" diye sordu. "Cadı karısı mı? Köyümüzün yaşlı kadınları hikâyenin sonunu şöyle uydurmuşlar: Gölette boğulmuş kızların tümü o günden sonra mehtaplı gecelerde beyin bahçesine çıkar, ayışığında ısınırlarmış. Yüzbaşının kızına büyük sevgi saygı gösteriyorlarmış. Bir gece üvey anasını göletin kıyısında görmüş küçükhanım. Atılmış üzerine, bağırarak suya çekmiş onu. Gelgelelim... Okumaya Devam et →
Theodor W. Adorno ve Max Horkheimer – Teori ve Pratik Üzerine Bir Tartışma (1956)
"Horkheimer- Teorimiz pratiğe artık doğrudan hizmet etmese, pratikle arasındaki bağ tamamen karanlık olsa da, öyle veya böyle pratiğe yine de hizmet edeceğini söyleyebiliriz. Düşünce çok ciddi bir anlamda yönünü kaybetti. Felsefe bu bakımdandan sanattan ayrılıyor. Felsefi bir bağlamda dünyanın adaletsizliğinden ve yalancılığından bahsederken, dünya adaletsiz ve yalancı olmadığını, çünkü başka bir alternatifi bulunmadığını, sadece... Okumaya Devam et →
Fârâbî – Kitabu’l Burhân
" [Öğretim] Öğretme, insanın yaptığı ve bununla başkasında bir şeyin bilgisinin meydana gelmesini amaçladığı veya başkasında herhangi bir fiile kaynaklık edecek alışkanlığa dayalı (i'tiyâdî) bir melekenin meydana gelmesini amaçladığı her bir fiil hakkında gerçekleşir. Âdeti, insan ve çoğu hayvan sınıfı kabul eder. Fakat alışkanlığın (i'tiyâd) iki anlamı arasında farklılık vardır. Öyle görünüyor ki 'alışkanlık'... Okumaya Devam et →
Ferit Edgü- Ders Notları
17./ "Adorno'ya göre hiçbir sanat eseri tutucu olamaz. Çünkü bir sanat eseri, özünde en azından varolanın değişikliği özlemini taşır. Eğer marksçı estetikçinin bu savı doğruysa, örneğin bir Yahya Kemal'in şiirini nasıl değerlendireceğiz? Ya Adorno'nun söylediği yanlıştır ya da Yahya Kemal'in şiirleri birer sanat yapıtı değildir. Benim inancım, doğruyu söylemek gerektiğine göre, ikincisinin doğru olduğu yönündedir." (s.... Okumaya Devam et →
Montaigne – Denemeler
Montaigne'in kendini tarifi ve Okuyucuya mektubu: "Orta boydan biraz daha kısayım ve bu eksiklik yalnız çürkün olmayıp, özellikle yöneticilik niteliğinde olanlar için bir kayıptır aynı zamanda. Çünkü böyle bir makamın saygınlığı için gereken beden soyluluğundan yoksunluk söz konusudur. Caius Marius 1.80'den kısa boylu olanları askere almazdı. Ben de olsam bir asker beklenen boydan yoksunsa,... Okumaya Devam et →
Niklas Luhmann- Aşk
"...aşk meselesi artık ne tensel tutku yoluyla kirlenmeyle, ne de kişisel çıkarlarla ilgilidir. Neticede esas mesele, aşkın -hem kurumsal bir talep hem de fiili bir yaşantı olarak- tutkulu bir boyut kazanmasının, insan ilişkilerindeki bütünleyici farkındalık denen inceliğin, aşkın sürmesi için kaçınılmaz olan ve hiçbir surette pur amour (saf aşk) gibi 'aldatıcı' olmayan, ama kesinlikle elde edilebilecek olan... Okumaya Devam et →
Bertrand Russell – Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
"Dolaysız veriler dünyasında hiçbir şey sürekli değildir, dağlar gibi, oldukça sürekli gibi gördüğümüz şeyler bile, ancak biz onlara bakarken veri olurlar ve başka zamanlardaki varoluşları dolaysız veri değildir. Her şeyi kaplayan bir uzam verilmişse de, uzamsal denebilecek değişik duyulara göre her kişi için birçok uzamlar vardır. Deney bize bunlardan bağlılaşım yoluyla bir uzam elde... Okumaya Devam et →
Kojin Karatani-Metafor Olarak Mimari Dil, Sayı, Para
"...doğa deniz kabukları gibi görünüşte doğal nesnelerle sınırlı değildir; aynı zamanda insan tarafından yapılan ancak yapıları -nasıl yapıldıkları- hemencecik görülemeyen şeyleri de içerir. Bu şeylere doğal dil denir, çünkü yapılışları aşikar değildir. Marx'ın Kapital'e yazdığı girişte tarihi doğal tarih olarak görmekte ısrar etmesi de tam da bu nedenledir. Marx'ın 'doğal tarih'i, bütün yapmaları içine alan Geist'a benzemez.... Okumaya Devam et →
José Ortega y Gasset- Sistem Olarak Tarih
"Temel işlevlerini zihnin birtakım özel işleyiş biçimlerinden ibaret sayarak, aklın yapılan tüm tanımlamaları dar görüşlü olmaktan başka, en belirleyici boyutunu kaldırıp atmak ya da köreltmek suretiyle onu kısırlaştırmışlardır. Benim gözümde, bizi gerçekle ilişkiye sokan, aşkınlıkla yüz yüze gelmemizi sağlayan her türlü zihinsel işlem, sahici ve kesin anlamıyla akıldır. Geri kalanı olsa olsa... zihindir; salt evcil,... Okumaya Devam et →
David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
"... her etki nedeninden ayrı bir olaydır. Bu yüzden de nedende bulunamaz ve etkinin başlangıçta a priori uydurulması ya da kurulması tümüyle rastgele olmak zorundadır. Ve akla geldikten sonra bile, akla aynı ölçüde tutarlı ve tabii görünecek başka birçok etki olacağına göre, etkinin nedenle bir arada olması da eşit derecede rastgele görünmek zorundadır. Öyleyse... Okumaya Devam et →
Colin Renfrew ve Paul Bahn- Arkeoloji Anahtar Kavramlar
"Yunan, Mısır, Asur, Babil ve eski Orta Amerika gibi eski kültürlerin birçoğunda insanın onbinlerce yıl öncesinden geldiğine inanılırken, böyle bir düşünce, insanın kökeniyle ilgili tek çerçevenin yazılı belgeler, özellikle de İncil olduğu Ortaçağ Avrupası'nda bulunmamaktaydı. 17. yüzyıla gelindiğinde insan tarihinin tümünü kapsayan bir zaman çizelgesi oluşturma çabaları, dünyanın İ.Ö. 23 Ekim 4004 günü öğleyin yaratıldığını hesaplayan... Okumaya Devam et →
Aristoteles- Poetika
"9. O halde tragedya, ortalama insandan daha iyi olan insanların taklidi olduğuna göre, ozanların, taklit ederken iyi portre ressamlarını örnek olarak almaları gerekir. Çünkü; portre ressamları, portresini yaptıkları kimselerin özelliğini ortaya koymakla ve onlara benzer bir resim yapmakla, aslında onları, olduklarından daha güzel olarak resmederler (idealleştirirler). Böylece taklit edici ozan da, eğer kızgın, hafifmeşrep ya da bu... Okumaya Devam et →
Friedrich Schiller – Bir Eğitim Ülküsü Olarak Ruh Yüceliği
"Bu yeryüzünde hayat boyu bize eşlik etmesi için tabiat bize iki daimon armağan etmiştir. Bunlardan munis ve çekici olan ilki, neşeli oyunlarıyla zahmetli meşakkatli olan yolculuğumuzu kısaltır; bizim için zorunluluğun zincirlerini/prangalarını hafifletir, neşeyle ve sevinçle bizi en tehlikeli yerlere götürür, orada biz saf ruhlar gibi hareket eder, ve hakikat bilgisiyle ve vazife ifasıyla maddi... Okumaya Devam et →
Andrey Tarkovski- Mühürlenmiş Zaman
"Yaratma süreci her sanatçıda farklı yollar izler. Ancak bence, bütün sanatçılar -gizli ya da açık- halkla bir ilişki kurma, onlar tarafından anlaşılma umudu taşımaları ve uğradıkları her başarısızlığın altında ezilmeleriyle birbirlerine benzerler. Meslektaşları tarafından takdir edilen, dahası tanrısallaştırılan Cézanne'ı bir komşusunun ressam olarak kabul etmemesi, onun açısından ne büyük bir felaket olmuştu. Ancak bu yüzden... Okumaya Devam et →
Platon – Devlet
"Bugün felsefeyle uğraşanlar çocukluktan yeni çıkmış delikanlılar. Bunlar bu yaştan iş hayatına atılacakları, para kazanacakları çağa kadar felsefenin en zor bölümünü okurlar; sonra bu işi bırakırlar, işte örnek gösterilen filozoflarımız bunlardır! Bu gençler, felsefe konuşmalarına çağrıldıklarında konuşmaları uzaktan şöyle bir dinlemekle büyük iş yaptıklarını sanırlar; böyle işleri hoşça vakit geçirme sayarlar. Yaşları biraz ilerledi... Okumaya Devam et →
Georg Simmel- Modern Kültürde Çatışma
"Böylelikle hayat burada asla erişemeyeceği bir şeyi ister. Bütün formların ötesinde, çıplak dolaysızlığı içinde kendini belirlemek ve ortaya koymak. Oysa bilgi, irade ve yaratım, her ne kadar tamamen hayat tarafından yönetiliyor olsa da, ancak bir formun yerine bir başkasını koyabilir; formun kendisini, formun ötesindeki bir hayatla ikame edemez. Kültürümüzün formlarına yönelik bütün saldırılar, ister... Okumaya Devam et →
Walter Benjamin – Pasajlar
"Hep söylenegeldiğine göre, bir otomat varmış ve bu öyle yapılmış ki, bir satranç oyuncusunun her hamlesine, kendisine partiyi kesinlikle kazandıracak bir karşı hamleyle yanıt verirmiş. Geniş bir masanın üstündeki satranç tahtasının başında, sırtında geleneksel Türk giysileri bulunan, nargile içen bir kukla otururmuş. Aynalardan oluşan bir sistem aracılığıyla, ne yandan bakılırsa bakılsın, masa saydammış gibi... Okumaya Devam et →
Baudelaire- Paris Sıkıntısı
XXXIII SARHOŞ OLUN "Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz... Okumaya Devam et →
Gaston Bashelard – Yeni Bilimsel Tin
"Yeni bilimsel tinin kurulduğu mikrofizik alanlarına inmeye çalışarak maddeyle enerji arasındaki alışveriş sorununu izlediğimizde, ortak sezgilerimizin çözümlemesinin çok aldatıcı olduğu, çarpma gibi, tepkime gibi, madde ya da ışık yansıması gibi en basit düşüncelerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği görülür. Başka deyişle, mikro-fenomenleri açıklayabilmeleri için basit düşüncelerin karmaşıklaşması gerekiyor sanki. Örneğin, ışık yansıması olayını ele alalım... Okumaya Devam et →
Dante Alighieri- İlahi Komedi
CEHENNEM YİRMİ ALTINCI MANZUME Sekizinci Çember, Yedincinin devamı. Büyük Cumartesi, 9 Nisan 1300, öğleye doğru "... Dünyayı aydınlatan, çehresini bizden, daha az sakladığı mevsimde, sineğin, yerini küçük sineklere bıraktığı saatte, tepede dinlenen köylü, bağ bozumu yaptığı yahut ekin ektiği vadide binlerce ateş böceğinin uçuştuğunu nasıl görürse, ben de sekizinci uçurumun dibini görmek mümkün olan noktaya... Okumaya Devam et →
Charles Baudelaire- Modern Hayatın Ressamı
Fantasmagoria "Flâneur'ün gözünde metropol, seyrine doyamadığı sonsuz bir gösteri; bir göz kamaştırıcı imgeler, baştan çıkaran düşler, fantasmalar âlemi: Fantasmagoria. Başta, evi saydığı, gece geç saatlere kadar ışıl ışıl pasajlar. Gaz lambalarının kullanıldığı mekânlar. Yeni yeni canlanan sokak hayatının, gece hayatının merkezleri. Modern gündelik hayat kültürünün beşikleri. Yeme içme, giyim kuşam görgüsünün, hazzın, cazibenin, modanın, lüksün... Okumaya Devam et →
Descartes – Kurallar~Meditasyonlar
"6. Şimdi varsayalım ki düş görüyoruz ve tüm bu tikeller, örneğin gözlerimizi açmamız, kafamızı sallamamız, ellerimizi uzatmamız vb. gerçek olmasın; ve giderek ne böyle ellerimiz ne de böyle bütün bir bedenimiz olsun; gene de aynı zamanda kabul etmeliyiz ki bize uykuda görünen şeyler ancak olgusal şeylere öykünme olarak oluşturulabilen tablolar gibidir, ve dolayısıyla en... Okumaya Devam et →
Hegel – Estetik
"...sanattaki güzel doğadaki güzelden çok daha üst düzeyde yer alır. Çünkü sanat güzelliği 'Tin'den doğmuş ve sanki iki kez yeniden doğmuş bir güzelliktir. Başka bir deyişle, sanatsal güzellik 'Tin'den doğmuştur ve 'Tin'den iki kez doğmuş bir güzelliktir. Nasıl Tin ve onun yaratmaları, doğa ve onun görünüşlerinden çok daha yüksek düzeyde bulunuyorsa, sanatsal güzelin kendisi... Okumaya Devam et →
Albert Camus – Sisifos Söyleni
“Fazla bir kanım yok öyle. İnsan, bir yaşamın sonunda, bir tek gerçeği kesin olarak öğrenmekle yıllar geçirdiğini anlar. Ama bir teki, apaçıksa, bir yaşamı yönetmeye yeter. Bana gelince, benim de birey üzerinde bir sözüm var söylenecek. Bundan katı bir biçimde, hatta gerekirse uygun bir horgörüyle söz etmeli. Bir insan söylediği şeylerden çok söylemedikleriyle insandır.... Okumaya Devam et →
Boethius – Felsefenin Tesellisi
"Krallıklar ve krallarla yakın ilişkiler insanları güçlü kılabilir mi gerçekten? Kralların mutlu yaşamı sürdüğü sürece neden olmasın? Ama tarih kralların mutluluğunun bir anda felakete dönüştüğünü kanıtlayan örneklerle dolu, yaşadığımız çağ da öyle! Kendisini bile korumaktan aciz bir iktidar ne görkemli bir şey! Bir an için krallıkların gücünün mutluluk kaynağı olacağını düşünsek bile bir şekilde... Okumaya Devam et →
Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto
"Burjuvazi tarihte tam anlamıyla devrimci bir rol oynamıştır. İktidarı ele aldığı her yerde burjuvazi, feodal, pederşahi, duygusal ilişki olarak her ne varsa hepsine son verdi. İnsanı 'doğal efendileri'ne tutsak eden karmaşık feodal bağları hiç acımadan kopardı ve insanla insan arasında soğuk çıkar ve 'peşin ödeme'- den başka bir bağ bırakmadı. Burjuvazi, dini inancın ateşli... Okumaya Devam et →
Edmund Husserl – Fenomenoloji Üzerine Beş Ders
"Bilgi eleştirisinin metafizik amaçlarını bir yana bırakıp, kendimizi sırf bilginin ve bilgi nesnesinin niteliğini aydınlatma ödeviyle sınırlarsak, işte o zaman bu bilgi eleştirisi, bilgi ve bilgi nesnesinin fenomenolojisidir ve fenomenolojinin ilk ve temel öğesini oluşturur. Fenomenoloji: Bu bir bilimi, bilimsel disiplinlerin bir bağlantısını gösteriri; ama fenomenoloji aynı zamanda ve öncelikle bir yönteme ve düşünme... Okumaya Devam et →
Michel Foucault – Entelektüelin Siyasi İşlevi
"Şimdi 'teori ile pratik arasındaki bağlantı' yeni bir biçim aldı. Entelektüeller, 'evrensel', 'örnek alınacak', 'herkes için adil ve doğru' olanın kipliğinde değil; spesifik sektörlerde, kendi yaşam ya da çalışma koşullarının onları konumlandırdığı noktalarda (konut, hastane, tımarhane, laboratuvar, üniversite, aile ve cinsel ilişkiler) çalışmaya alıştılar. Kuşkusuz bu onlara, yürütülen mücadeleler hakkında çok daha doğrudan ve... Okumaya Devam et →
Thomas S. Kuhn – Bilimsel Devrimlerin Yapısı
"İşte şu sık sık sözü edilen, bir görsel kalıptan (Gestalt'tan) diğerine atlama örnekleri, bilim adamının dünyasında meydana gelen bu dönüşümlere temel bir prototip ya da benzetme kaynağı oluşturmaları bakımından burada işimize yaramaktadır. Bilim adamının dünyasında önceden ördek sayılan nesneler devrimden sonra tavşan oluverirler. Kutunun ilk önce üst tarafından dışını gören kişi, daha sonra alt... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche – Böyle Söyledi Zerdüşt
"Ey Zerdüşt, burası büyük şehirdir: burada bir şey bulamazsın ve her şeyi kaybedersin sen. Neden bu çamurda yürümek istiyorsun? Ayaklarına acısana! En iyisi şehrin kapısına tükür de – geri dön! Burası bir cehennemdir münzevi-düşünceler için: burada büyük düşünceler diri diri haşlanır ve ufalıncaya kadar pişirilir. Burada çürüyüp gider tüm büyük duygular: burada sadece kuru... Okumaya Devam et →