Georges Perec – Karanlık Dükkan (124 Rüya)

No:7 Ocak 1969 Yaşlılık Günlerime Dair   "Hala genç olduğuna emin olsan da, daha şimdiden can dostlarından ikisi ölmüş, üçüncüsü de ölmek üzere olduğuna göre, artık o kadar da genç olmamalısın... Flaubert'in mektubundaki gibiydi: "Jules'ü toprağa verdik..." (yoksa Edmund'u mu?). Ölmüş o iki dost kimdi? Biri Claude değil mi? Yoksa Régis mi?" (s.18).   Perec,... Okumaya Devam et →

Franz Kafka – Şato

  "K.'nın böyle bir şey yapmaya nasıl cesaret ettiğine akıl erdirebiliyorlardı. "İyi ama ne yapmıştı ki?" K. durmadan bunu sorup duruyor, ama karşısındaki iki kişi onun suçundan pek emin olduklarından ve K.'nın iyi niyetli olabileceğini akıllarının ucundan bile geçirmediklerinden sorup öğrenemiyordu. K. her şeyi yavaş yavaş kavrayabiliyordu. Koridora çıkmaya hakkı yoktu, normal koşullarda olsa olsa... Okumaya Devam et →

Andrey Markoviç Sagalayev – Ural-Altay Mitolojisinde Arketipler ve Semboller

  "Bazen kuş biçimindeki ana-tanrıça yuvada kuluçkaya yatar. V. N. Çernetsov zamanında, Mansilerin 'kuşlarla' ilgili birtakım şarkıları kaydedilmiş olup, onlardan birisi şöyledir:   Yedi göller kıyısına, sazlarla kaplanmış, Kuru saz parçalarından, Kızları yetiştirmek için yuva, Kuş-ben yapıyorum. Kendi göğsümden yumuşak tüy, Kuş-ben koparıyorum. Sert kabuklu iki yumurta Kuş-ben yumurtluyorum. Sağlam kabuklu iki yumurta, gagalandı, Küçüğün... Okumaya Devam et →

Louis Aragon – Tüm Şiirleri

  "Bırakıp gittin beni tüm kapılardan Bıraktın beni yalnız bütün çöllerde Gün doğdu aradım seni yitirdim öğlen vakti Nereye gitsem yoktun kim derdi Bir oda Sahra Çölü olacak böyle sensiz   Günlerden yine pazar ve sokaklarda insanlar Ama seni andıran hiçkimse hiçbir şey yok Bir gün ki daha yalnız dalgakırandan Sessizliğe haykırdım yanıt yok  ... Okumaya Devam et →

J. K. Rowling – Harry Potter ve Felsefe Taşı

  "Harry hayatında böyle Noel yemeği yememişti. Nar gibi kızarmış yüz besili hindi, dağ gibi kızarmış, haşlanmış patates yığınları, tabaklar dolusu salam, kâseler dolusu tereyağlı bezelye, salçalar, yabanmersini sosları -adım başı da büyücü maytapları. Bu olağanüstü maytaplar, Dursley'lerin aldığı, içlerinden karton şapkalı küçücük plastik oyuncaklar fışkıran o incecik Muggle maytaplarına hiç mi hiç benzemiyordu. Harry,... Okumaya Devam et →

Muharrem Ergin – Orhun Abideleri

  "Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşüncelere daldım. Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsan oğlu hep ölmek için türemiş. Öyle düşünceye daldım. Gözden yaş gelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım. Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin,... Okumaya Devam et →

Ümit Yaşar Oğuzcan – Acılar Denizi

  ZEHİR-ZIKKIM "Nasıl tanışmıştık bilirsin Nasıl gözgöze gelmiştik ilk defa Nasıl çarpmıştı yüreklerimiz nasıl Sırılsıklam aşık olmuştum sana   Hatırlar mısın ilk evimizi İlk yatağımızı sımsıcak İki sandalyemiz bir masamız vardı Başka neyimiz olacak   Akşamları beni beklerdin pencerede Üzerinde mor benekli beyaz elbisen Saatler geçmeyi akşam olmayı bilmezdi Ne kadar beklesen   Gelir gelmez... Okumaya Devam et →

Ethel Lilian Voynich – Atsineği

  ''Atsineği asabice döndü. 'Neden geldiniz buraya beni takip ederek?' 'Bir yaşlı kadın sizi görmek istiyor.' 'Ne istiyormuş? Söyleyin, meşgulüm.  Şimdiimdi  g-göremem  onu.' 'Siz gittiğinizden beri neredeyse her akşam geliyor efendim, sürekli siz ne zaman döneceğinizi soruyordu.' 'Sorun bakalım kendisine, neymiş. Peki  boş ver, sanırım ben kendim gitmeliyim.' Yaşlı kadın hol kapısında bekliyordu.  Üzerindeki  giysileri... Okumaya Devam et →

Ece Temelkuran – İyilik Güzellik

"Gerçek hikâyeler iyi bitmeyebilir. Çünkü gerçeğin sevilmek, beğenilmek, 'umudu dürtmek', bizi ikna etmek veya daha çok izlenmek ya da okunmak gibi bir derdi yoktur. Gerçek, tasasızdır. Aklına geldiği gibi devam eder işine. Gerçeğin umut vermek diye bir görevi de yoktur. Biz o yüzden yazarız, film çekeriz, şiir yazarız, resim yaparız. Dünyanın gerçekliğine insanın kendi gerçekliğini... Okumaya Devam et →

Nikolay Çernişevski – Nasıl Yapmalı?

  ''Derken, nedendir bilinmez, düşünceleri yavaş yavaş o konuya kaymaya başladı... Anılar canlandı kafasında... Belli belirsiz birtakım sorular, ele geçmez, uçucu, sessiz birtakım sorular biriktikçe birikti, çoğaldıkça çoğaldı ve gitgide belirsizliğini yitirip  açık bir biçim alarak bir tek soruda birleşti: 'Bana ne oluyor? Neler düşünüyorum böyle? Bu duyguların neyin nesi, nerden çıktı?' Ve Vera Pavlovna'nın... Okumaya Devam et →

Cemal Süreya – Sevda Sözleri

  Sevgilim, Bir Günün...   ''Sevgilim, bir günün ortası şimdi Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık, Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde Uzat bana uzat ellerini İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu, Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor   Ben seni düşünüyorum seni Hani tıpkı o ilk günlerdeki... Okumaya Devam et →

Edmond Rostard – Cyrano de Bergerac

  "CYRANO* Ya ne yapmak lâzımmış? Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi, Bir ağaç gövdesini, tıpkı sarmaşık gibi, Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı? Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı? İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak, Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak? Yoksa nazırın yüzü gülecek diye bir an Karşısında takla mı atmak lazım her zaman? İstemem... Okumaya Devam et →

Charles Bukowski – Factotum

  "Yatağa girip şişeyi açtıktan sonra yastığımı arkama destek yapıp derin bir nefes aldım ve karanlıkta pencereden dışarı baktım. Beş gündür ilk kez yalnız kalıyordum.Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana. Şişemden... Okumaya Devam et →

J. R. R. Tolkien – Tom Bombadil’in Maceraları

  11 FASTITOCALON   "Bak, Fastitocalon orada! Güzel bir yer, burada çıkalım karaya, Biraz çıplak bir yer olsa da. Gel, bırak denizi! koşalım, Dans edelim, güneşte uzanalım. Martılar oturuyor, bak! Dikkat! Batmaz martılar. Otururlar, gezinirler, göz kırparlar: Onlar işaret yollar, Olur da biri koyarsa aklına Yerleşmeyi adaya Hastalanmıştır belki Islaklık tak etmiştir canına Ya da... Okumaya Devam et →

Antonin Artaud – Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin

DIŞKILAMA ARAYIŞI "... Şu pislik tiksintisi nereden geliyor peki?   Dünyanın henüz kurulmamış olmasından mı, yoksa dünya hakkında yalnızca ufacık bir fikri var da insanın, bunu sonsuza kadar korumak istemesinden mi?   Güzel bir günde insanın dünya fikrini durdurmuş olmasından.   İki yol vardı önünde: sınırsız dışarınınki, boyutsuz içerininki   Ve boyutsuz içeriyi seçti. Orayı yapacak... Okumaya Devam et →

Maurice Blanchot – Ölüm Hükmü

  "Sessizliği kaybettim ve bunun için duyduğum pişmanlık ölçüsüzdür. Mutsuzluğun, bir kez konuşmaya başlayan bir insanı nasıl sardığına tanık oldum. Sağırlığa bağlı, hareketsiz bir acıydı; bu yüzden soluduğum şey solunamayandır. Kendimi yalnız başıma bir odaya kapadım, evde kimse yok, dışarıda da hemen hemen kimse yok ama bu yalnızlığın kendisi bizzat konuşmaya başladı ve karşılığında benim... Okumaya Devam et →

Johann Wolfgang Von Goethe – Yarat Ey Sanatçı (Harun’a)

  SEVGİLİNİN YAKINLIĞI*   "Seni düşünüyorum, güneşin parıltısı Denizden yansıdığında; Seni düşünüyorum, ayın ışıltıları Pınarlara nakşolduğunda. Seni görüyorum, ta uzaktaki yolda Havalandığında tozlar, Gecenin derinliklerinde, daracık köprüde Yolcu sarsıldığında. Seni duyuyorum, orada, boğuk bir hışırtıyla Dalgalar kabardığında. Sessiz koruda çoğu kez dinlemeye gidiyorum, Her yer sessizliğe boğulduğunda. Seninleyim, ne kadar uzakta olsan da, Çok yakınımdasın!... Okumaya Devam et →

Edgar Allan Poe – Bütün Şiirleri (Harun’a)

  RÜYALAR*   "Ah, sürüp giden bir rüyaydı gençliğim Ve ruhum uyanmazdı Sonsuzluğun ışığı Sabahı getirene dek Evet, ümitsizce kederli de olsa Doğduğundan beri yüreği Bir tutku karmaşası olan kişi İçin, uyanıklığın soğuk gerçeğinden Daha iyidir bu uzun rüya. Ama hiç bitmeyecekse; Delikanlılığımda bana olduğu gibi olacaksa, Delilik olurdu daha yüce bir göğü ummak. Ben... Okumaya Devam et →

Ahmet Telli – Yangın Yılları (Harun’a)

  ACININ ŞAFAĞINDA KALAN*   "Bir yenilginin hüzün şafağında kaldı söndürülmüş fenerler gibi umutları Yalnız mevziler değildi yitirdiği susmuştu yüreğinde volkan çekilmişti soğumuş kabuğuna   Korku ve bataklık korkusuydu çöreklenmişti içindeki vadilere Ve ölüm ki artık acının şafağında göz kırpan bir ışıktır ışıtır alnının kıvrımındaki teri   Ölüm yazgısından ağır, suskunun beynindeki izdüşümü Dev tınlamalarla... Okumaya Devam et →

Andrey Voznesenski – Oza (Harun’a)

  "Selam Oza, evde, geceleyin Ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun, Havlarken köpekler, yalarken kendi gözyaşlarını Senin soluğundur duyduğum ses. Selam Oza!   Nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç, Bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle, Gerçekten korku olduğunu aşkın, söyle? Selam Oza!   Ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni? Daha da korkunç,... Okumaya Devam et →

Bertolt Brecht – Aşk Şiirleri

NASILDI   ''Önce sevinç uyutmadı beni Sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece. İkisi de gidince başımdan Uyudum, ama ah, her Mayıs gecesi Bir Kasım sabahı getirdi ardından.   Senin derdin benimdi Benim ki senin Paylaşamazsam bir sevinci seninle Yoktu benim de sevincim.'' (s. 122-123)   Brecht, Bertolt (2009). Aşk Şiirleri, (çev. Kerem Çalışkan), Kırmızı Yayınları,... Okumaya Devam et →

Abbas Sayar – Yılkı Atı

"Işık, Doru'yu isteklendirdi. Bağlar arasında dolaştı. Toprağa yapışık, çamurlaşmış yapraklardan yedi. Sonra bağlardan çıktı. Geçen günlerin aksine ters yamaç tepelere doğru yürüdü. Bilmiyordu nereye gideceğini... Gidiyordu yalnız... Zor yol alıyordu. Tırnağı bütünü ile toprağa gömülüyordu, incikleri ağrıyordu. Hayır ağrımıyor, acı acı sızlıyordu. İlk aydınlığa dek böyle gitti. Köy, sağ aşağısında kalmıştı. Görünmüyordu artık. Ama, Doru... Okumaya Devam et →

Sylvia Plath – Sırça Fanus

"Öyküleri birbiri ardından hızla okuyarak sonunda bir incir ağacı hakkında yazılmış bir öyküye geldim. Bu incir ağacı Yahudi bir adamın eviyle bir manastırın arasındaki yeşil çayırda yetişmişti, Yahudi'yle esmer güzeli bir rahibe, olgun incirleri toplamak üzere geldikleri ağacın altında hep karşılaşırlarmış, bir gün ağacın dalındaki kuş yuvasında, çatlayan bir yumurta görmüşler, küçük kuşun yumurtayı gagalayarak... Okumaya Devam et →

Memduh Şevket Esendal – Ayaşlı İle Kiracıları

"Bozkırlar ortasında, bir istasyonda memur olsam, bu hanım da benim karım olsa!' diye düşündüm... Hoşuma gitti. Kadın olur ki, yalnızlıkta sevilir! Burnuma kırların kokusu geldi. Güzün ovalarda esen rüzgarlar kuru ot kokuları getirir. Bir kadın kırların o esmer renkleri üstünde ne canlı durur! Ben, viski kokan, radyosu öten, dans edilen bol ışıklı bir salonda bu... Okumaya Devam et →

Joanne Greenberg – Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

  "Yanına gidip omuzuna dokunmalı ve bir şeyler söylemeliyim, diye düşündü Deborah. Ama yerinden kıpırdamadı. Gitmem gerek, çünkü aynı şey bana da oldu, bunu benim kadar kimse bilemez, nasıl bir şey olduğunu... Ama ayakları ayakkabılarının içindeydi ve ayakkabıları Sylvia'ya doğru gitmiyordu bir türlü; elleri de iki yanında duruyor, hiç hareket etmiyordu. Birlikte geçirdiğimiz ve benim... Okumaya Devam et →

Aleksandr Bogdanov – Kızıl Yıldız-2 Mühendis Menni

''Onun da sonu gelir. İnsanlık ileri gider; ama o ölür. Suçlar kesin olarak ortadan kalktığında adalet düşüncesi ölecektir. İnsanların yaşamı ve gelişimi hiçbir baskı ve boyunduruk altında kalmadığında özgürlük düşüncesi de ömrünü tamamlamış olacaktır. Düşünceler doğar, yaşamak için savaşır ve ölürler. Genellikle biri diğerini öldürür, özgürlüğün otoriteyi, bilimsel düşüncenin dinsel düşünceyi, yeni bir kuramın eskisini... Okumaya Devam et →

Hakan Çörekçioğlu – Modernite ve Ütopya

  "Eseri içerdiği hicivle, kelime oyunlarıyla ve tüm ironisiyle ciddiye alan yorumlar ise iki temel grupta toplanır. Birinci yorum More'un Utopia anlatısında önerdiği komünist alternatife yoğunlaşır ve More'u öncü bir sosyalist hümanist olarak selamlar. Bu yorum ünlü Alman Marksist Karl Kautskye'e kadar geri gider. Türkçe literatürde bu görüşün en önemli savunucularından biri Mina Urgan'dır. Her... Okumaya Devam et →

Philip Roth – Pastoral Amerika

  "Gerçekdışı beklentiler olmaksızın, aşırı bir önyargı, umut veya kibir olmaksızın elinizden geldiğince tanka benzemeyerek, topsuz ve tüfeksiz, on beş santimetre kalınlığında çelik kaplamanız olmaksızın insanları anlamaya çalışmak için yüzeyselliğinizle, sığlığınızla savaşırsınız; çimenleri paletlerle eşelemek yerine on parmağınızın üzerinde onları tehdit etmeksizin yaklaşırsınız, onları, eşit olarak, bir zamanlar dediğiniz gibi, erkek erkeğe açık bir fikirle... Okumaya Devam et →

Albert Camus – Düşüş

“Hey gidi küçük sinsiler, komedi oynayanlar, iki yüzlüler, nasıl da dokunaklı halleri vardır onların! İnanın bana, hepsi böyledir, göğe küfrettikleri zaman bile. İster Tanrıtanımaz olsunlar ister dindar, ister Moskovalı olsunlar ister Bostonlu, hepsi de babadan oğula Hristiyan. Ama doğrusu, artık ne baba var, ne kural! O zaman özgürdür insan, davranıp kendini kurtarması gerekir, hele özgürlüğü... Okumaya Devam et →

Neval El Seddavi – Sıfır Noktasındaki Kadın

  "Ne zaman yürümeye başlasam düşerdim. Sanki arkadan bir güç iterdi de beni, yüzüstü yere kapaklanırdım; ya da sanki önümden bir şey bana abanırdı da, arka üstü yere otururdum. Beni ezmek isteyen havanın baskısıydı bu, beni derinliklerine çekmek isteyen toprağın çekişi gibiydi. Hepsinin ortasında da ben vardım, ayağa kalkmak için, ellerimle kollarımla mücadele eden, debelenen... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑