Halide Edib Adıvar – Mor Salkımlı Ev

  "Bayram el öpmekle başlar. En evvel Büyükbabanın odasına gittik. En çok sevdiği erkek torunu Refet öldükten sonra çok mahzun ve huzursuzdu. Selamlıkta yukarı aşağı dolaşmadığı zaman odasına yaralı, ihtiyar bir aslan gibi kapanırdı.    Bize çok şefkat gösterdi, köşe minderine oturttu, dolaptan ekmek çıkardı, Kemah'dan henüz gelmiş olan beyaz peyniri üstüne sürdü, aynı zamanda... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler

  "Proust, felsefenin sunduğu düşünce imgesine karşıt bir düşünce imgesi kurar. Rasyonalist tarzda klasik bir felsefede en temel olan şeye saldırır. Bu felsefenin ön varsayımlarına saldırıdır. Filozof, zihnin zihin olarak, düşünürün düşünür olarak doğruyu istediğini, doğruyu sevdiğini ve arzuladığını, doğal olarak doğruyu aradığını varsayar. Düşünmenin iyi niyetini baştan kabul eder; bütün araştırmasını "önceden planlanmış bir... Okumaya Devam et →

Ursula K. Le Guin – Dünyaya Orman Denir

"...Ama, sadece uykuda düşgörüyorlar dedin; uyanık düşgörmek istediklerinde düşlerin kontrolden çıkması için zehirler aldıklarını söyledin! Bir millet nasıl daha çılgın olabilir? düş-zamanla dünya-zamanı bir bebekten daha iyi ayırt edemiyorlar. Belki de bir ağacı öldürdüklerinde tekrar canlanacağını düşünüyorlardır.!' Server başını salladı. Başkadın'la ikisi hâlâ huş korusunda yalnızlarmış gibi hayli tereddütlü bir sesle, neredeyse uyuyacaklarmış gibi konuşuyordu.... Okumaya Devam et →

Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)

  "Bergotte'un konuşma üslubuyla çalışma ve hareket halindeki düşüncesi arasında, kulağın ilk anda bulup çıkaramadığı hayati bağlar vardı, oysa konuşan, sözümona Bergotte'un amatör bir seslendiricisi olsaydı, bu ifade tarzı, hiç şüphesiz büyüleyici olurdu; aynı şekilde, Bergotte bu düşüncesini istediği gerçekliğe uyguladığı içindir ki, dilinde yapıcı, fazla besleyici olan, onun sadece " görünümlerin bitmek bilmez tükenmez... Okumaya Devam et →

J. L. Borges – Düşsel Varlıklar Kitabı

  Çin Ejderi "Çin kozmogonisine göre, On Bin Varlık ya da İlk Örnekler (dünya), iki bütünleyici ölümsüz ilkenin, yin ve yang'ın ritmik birleşmesinden doğmuştur. Yin yoğunlaşma, karanlık, edilgenlik, tam sayılar ve soğukla; yang ise serpilme, ışık, etkenlik, küsurlu sayılar ve sıcakla özdeştir. Yin'in simgeleri kadınlar, yeryüzü, portakal rengi, vadiler, ırmak yatakları ve kaplan; yang'ınkiler ise erkekler,... Okumaya Devam et →

Umberto Eco – Günlük Yaşamdan Sanata

"...Kitaplıklar, belli bir eğitimden geçmemiş kimselere açık olmasaydı; tıpkı sürücü ehliyeti almak için gidilen kurslar gibi, kitaba saygı ve kitaptan gerektiği gibi yararlanma becerilerini kazandıracak kurslar açmak gerekecekti. Çok ince bir sanat, bu nedenle okulun ve yetişkinlerin eğitimini üstlenmiş kurumların bu konuda yardımcı olmaları gerekecektir, çünkü bildiğimiz üzere kitaplık okulun, belediyenin ve devletin yükümlülük alanı... Okumaya Devam et →

J. L . Borges – Düşsel Varlıklar Kitabı

Taipei'de ki Longshan Tapınağı'nın çatısının üzerinde bulunan Fenghuang.   Çin Ankası "Çinlilerin kutsal kitapları, İncil’den alıştığımız o dokunaklı havadan yoksun olduklarından hayal kırıklığı yaratabilir. Ama zaman zaman, o ölçülü anlatım içinde birdenbire beliren, bir içtenliğe kapılıveririz. Sözgelimi, Konfüçyus'ten Seçme Parçalar'ım (Waley çevirisi) VII. Kitap’ındaki şu sözler: Üstad dedi ki: 'Her şey ne kadar da kötüye... Okumaya Devam et →

  18. yüzyılın ikinci yarısında büyük toprak sahibi ve deri tüccarı Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1975 yılına değin konut olarak kullanılan bu yapı, 1975 yılında müştemilatıyla birlikte Kültür Bakanlığın'ca kamulaştırılarak restore edilmiş ve 1995 yılında müze olarak açılmıştır. Alt katı taş duvar örgülü, 1. ve 2. katları ahşap çatkılı tarzda yapılmış açık sofalı bir... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Ampirizm ve Öznellik (Hume Açısından İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme)

  "Hume'un toplum hakkındaki geliştirdiği kavrayış, bu bakımdan çok kuvvetlidir. Bize sırf yararcıların değil, Doğal Hukuka karşı çıkacak bir çok hukukçunun da yeniden ele almaktan başka bir şey yapmadığı bir sözleşme eleştirisi sunar. Temeldeki fikir şudur: Toplumun özü yasa değil kurumdur. Yasa aslında girişimlerin ve eylemlerin sınırlandırılmasıdır ve toplumun yalnızca olumsuz yanını hesaba katar. Sözleşmeci... Okumaya Devam et →

Nicolai Hartmann – Ontolojide Yeni Yollar

  "Şüphesiz, insan akıllı bir varlıktır. Bu onun diğer yaşamlardan önceliğidir. Fakat o yalnız bir varlık değildir, o aynı zamanda yaşadığı dünyanın mekan ilişkilerini de aşabilir. O bunu düşüncelerinde yapabilir ama, gerçekten -yani yaşayarak ve hareket ederek- bulunduğu yerden başka bir yerde olamaz. Oraya gidebilir tabii ama ancak bedenen. Akıl bedene bağlıdır ve bağlı kalır,... Okumaya Devam et →

Gaston Bachelard – Mumun Alevi

  "Elektrik ampulü, bize yağla ışık veren o canlı lambanın hülyalarını asla veremez. Işığın yönetildiği çağa girdik. Tek rolümüz elektrik düğmesini çevirmek. Mekanik bir hareketin mekanik öznesinden başka bir şey değiliz. 'Yakmak' fiilinin öznesi olarak haklı bir gururla kendimizi var kılmak için bu edimden yararlanamayız.    Eugene Minkowski Vers une cosmologie (Bir Kozmolojiye Doğru) adlı... Okumaya Devam et →

Henry Neville – Pines Adası ya da Keşfedilmemiş Güney Ülkesinde Dördüncü Bir Adanın Gün Yüzüne Çıkması

                  "Ve artık son olarak, onları sayabilmek için bana gelmelerini istedim. Saydım ve yaklaşık seksen yaşımda ve buraya gelmemin elli dokuzuncu yılında, hepsinin, her türden, bin yedi yüz seksen dokuz olduğunu buldum. Böylece, Tanrıya onları çoğaltması için dua ederek ve onlara İncil'in gerçek nurunu hatırlatıp, sonra gitmelerine... Okumaya Devam et →

Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri

SES "Kitaplığımıza yaslanıyordu beşiğim, Her şey, loş Babil kütüphanesi gibi, orda, Birbirine karışıyordu; roman, masal, bilim, Latin külüyle Yunan tozu, iç içeydi orda. Kitap sayfası gibi miniktim. Bir ses, kurnaz Ve metin, dedi: "Tatlı bir çörektir Dünya; Dilersen (ki bundan daha keyifli hiçbir şey olmaz!) Dünya dolusu bir iştah verebilirim sana." Öteki, senin sesin: "Gel!... Okumaya Devam et →

Can Yücel – Rengahenk

VURA VURA "Kalbimi kırdım ben çok kendi cinçekicimlen Örse döndü yatağım üstünde ufaklarım Vura vurdukça ama saçılan kıvılcımlar Su'dan da Güzel'den de hepsi has çocuklarım" (s. 20).   Hamlet'e Hamle "İşte bütün sorun: ya var ya yoksun Ya da bu sorun Ya intihar ya ihtiyarsın" (s. 115).   Yücel, Can (2015). Rengahenk, İş Bankası Kültür... Okumaya Devam et →

John Stuart Mill – Düşünce ve Tartışma Özgürlüğüne Dair

  "Fakat bir düşüncenin susturulmasındaki asıl kötülük, onun insan soyuna, yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da bir haydutluk olması; o düşünceye taraftar olanlardan daha da fazla, o düşünceye katılmayanlara karşı bir soygunculuk olmasıdır. Eğer düşünce doğruysa insanlar yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılırlar: eğer yanlışsa, onlar hemen hemen aynı derecede büyük... Okumaya Devam et →

James Joyce – Dublinliler

  "Sık sık Dublin dışındaki küçük evine gidiyordu kadının; sık sık baş başa bir akşam geçiriyorlardı. Düşünceleri iç içe geçtikçe zamanla daha yakın konulara girmeye başladılar. Mrs Sinico'nun arkadaşlığı, egzotik bir bitki çevresindeki ılık toprak gibiydi. Çoğu zaman lambayı da yakmıyor, karanlığın üzerlerine çökmesine göz yumuyordu. Karanlık ketum oda, dünyadan soyutlanmışlıkları, kulaklarında hala çınlayan müzik... Okumaya Devam et →

Oruç Aruoba – Sayıklamalar

BAT "Daha batmamıştı başımı kaldırıp seni gördüğümde.   Bir ince iz vardı gene maviliği aşıp geçen gene de olacak.   Önce de vardı.   Sonra battı.   Acılı haykırışlarıyla süzüldü bembeyaz gölgeli martı.   Sen de artık bat" (s. 92).   EPİKTETOS "Geçinliğini taşıyacak yer arıyorsan Ne sevinçli ne de hüzünlü yerlerin olsun Geçip gitmiş... Okumaya Devam et →

Marshall Berman- Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor

Map of St. Petersburg in 1705. Historical reconstruction (1853) "St. Petersburg'un kuruluşu yukarıdan aşağı, zorbaca yürütülen ve dayatılan dünya modernleşme tarihinin, belki de en dramatik kertesidir. I. Peter, bu şehri 1703'de, Neva ("Çamur") Nehrinin Lagoda Gölünden topladığı sularını getirip Baltık Denizine açılan Finlandiya Körfezine döktüğü yerde kurmaya başladı. Burasını büyük bir donanma üssü ve ticaret merkezi... Okumaya Devam et →

Herakleitos – Kırık Taşlar

  CXIV "Işık gibi yanıp söner insan geceleyin" (s. 134)   CVI "Bilgeler bilgesi Homeros gibi Yunanlılar arasında   Yanıldı insanlar görünür nesneleri tanımada   Yanıltmıştı çünkü onu bitlerini kıran çocuklar:   Görüp tuttuğumuzu bırakırız göremeyip tutamadığımızı götürürüz derken" (s. 126)   CVII "Yanılıyordu Homeros derken:   Şu çekişme ortadan kalksa tanrılar, insanlar arasında  ... Okumaya Devam et →

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Yeraltından Notlar

"İnsan kim olursa olsun her zaman ve her yerde aklının ve çıkarının ona söylediği gibi değil de canı nasıl istiyorsa öyle davranmayı sevmiştir. Kendi çıkarına karşı bir şeyi istemek, hatta bazen olumlu olarak istemek zorunda kalmak da (işte bu benim fikrim) mümkün. Kendi öz, bağımsız ve hür iraden, en garibinden de olsa kendi öz kaprisin,... Okumaya Devam et →

Tutiname Ne Demek?

"Bir papağanın ağzından anlatılıyormuş gibi sunulan, eğlendirici, öğütleyici yanları bulunan Sanskrit edebiyatında oluştuğu varsayılan bir halk masalı" (s. 367).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

YARGININ İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN "Yunan trajedisinden modern felsefeye kadar, hazırlanıp gelişen, bütün bir yargı öğretisidir. Trajik olan, eylemden çok yargıdır ve Yunan trajedisi öncelikle bir mahkeme kurar. Kant, gerçek bir yargı eleştirisi icar etmez, çünkü bu kitap, tersine, öznel bir düşsel bir mahkeme kurar. Yahudi-Hristiyan gelenekten koparak eleştiriyi sürdüren Spinoza'dır; ve bu eleştiriyi yeniden ele... Okumaya Devam et →

Ziya Gökalp – Durma Vur (şiir)

  Durma Vur "Durma, Yunan, durma, kibrini artır! Türklüğün başına hakaret yağdır! Uyuyan bir kavme bu zillet azdır.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun, uyandır onu!   Bu yurdun hazinesi onun elinde; Fakat anahtarı senin belinde, Kalmış aç ve garip kendi ilinde.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun,uyandır onu!   Zorla... Okumaya Devam et →

Ernest Hemingway -İhtiyar Adam ve Deniz

"...Köpek balığı marlinin kafasını bıraktı ve yuvarlanarak uzaklaştı. Gelen sürüden sonuncu köpek balığıydı bu. Artık onların yiyebilecekleri bir şey kalmamıştı. İhtiyar adam şimdi soluk alamıyordu. Ağzında acayip bir tad duyuyordu. Bu bakır gibiydi ve tatlıydı. Bir an bu taddan korktu. Ama fazla değildi bu. Okyanusa tükürerek, <bunu yiyin, galano'lar> dedi. <Ve bir insan öldürdüğünüzü hayal... Okumaya Devam et →

Marquis de Condorcet – İnsan Zekasının Tarihsel Gelişimi

  "Avrupa milletlerinin bilgeliği, fark edilmeyecek kadar parçalanmaları, sömürgelerindeki ilerlemelerin ağır, ama şaşmaz etkilerine yardım ederek yeni dünyanın geleceğini tezelden sağlamış olmaları şüphe götürmez bir gerçek değil midir? O zamandan beri de Avrupa nüfusu bu uçsuz bucaksız topraklar üzerinde hızla çoğalarak, istila etmeye bile kalkışmadan, burada henüz geniş ülkeler kaplayan vahşi milletleri, medenileştirecek ya da... Okumaya Devam et →

Salname Ne Demek?

"Yıllık. İçinde gün ve ay bilgisi de bulunan ve kimi konularda belirli bilgiler içeren kitap. Devletin görevlileriyle ilgili ilk salname Ahmet Vefik Paşa tarafından hazırlanmıştır" (s. 306).   Özdemir, Emin (2014). Açıklamalı-Örnekli Edebiyat Sözlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara.

İbn Sina, İbn Tufeyl – Hay bin Yakzan

  "Hay bin Yakzan'ın kendisi ile hayvanlar arasında gözlemlediği biçimsel ve türel ayrımlar konusundaki düşünceleri uzadıkça uzadı. Artık yaşı yediye yaklaşmıştı. kendisinde eksik ya da büsbütün olmayan , bu yüzden zararını çektiği organ ve araçların tamamlanmasından bütünüyle umudunu kesti. Açıklık sorununa bir çözüm olmak üzere önünü geniş yapraklarla örttü. Sarmaşıklardan bir kuşak yaparak beline bağladı... Okumaya Devam et →

Parnasizm Ne Demek?

"1850 yılında Fransa'da kimi ozanlarca Romantik akımın aşırı duyarlığına bir tepki olarak başlatılan, şiirde kişisel duygulara değil, ustalığa ve ölçülü oluşa önem veren okul, bu okulun başlattığı edebiyat akımı. Parnasçılar, sanat için sanat görüşünü temel almıştır. Bunun için de toplumsal sorunlara sırt çevirmiş, biçim ustalığına, ses oyunlarına yönelmişlerdir. Özellikle salt güzelliğe ulaşmayı amaçlamışlardır. Çünkü güzellik... Okumaya Devam et →

Nikos Kazancakis- Aleksi Zorba

Okurken dinlemek için "Gözlerimi yumarak mırıldadım: 'Eee Zorba, diri diri Cennet'e girdin; iyi burası kıpırdama!" Sana başka zaman da söyledim patron, her insanın bir Cennet'i vardır; senin Cennet'in kitaplar ve büyük mürekkep damacanalariyle dolu olacak; bir başkasının ki konyak, uzo ve şarap varilleriyle dolu olsa gerek; bir diğerininki yığınla İngiliz lirası; benim Cennet'im ise şu:... Okumaya Devam et →

İbn Arabi – Tevhid Edep ve Marifet

  "İnsan, hayret ve tanım kemali arasında ortada kalır. İşte bu, alemin kemalidir. Öyleyse alem insan vasıtasıyla kemale erdi. İnsan ise, alemle kemale ermemiştir. İnsanda -insan olması bakımından- alemin hakikatleri toplanınca, alemden özellikle hacminin küçüklüğüyle ayrışmış, kemalinin mertebesi onun adına geride kalmıştır. Bütün varlıklar, kendi kemallerini kabul etmiştir. Hak kamildir. İnsan ise iki kısma ayrılır.... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑