Saul Frampton – Montaigne’in Kedisi (Ben Kedimle Oynarken Onun Benimle Oynamadığını Nereden Bileyim?)

   "...her şeyin yanlış olduğunu düşünmek isterken, düşünen biri olarak kendimin bir şey olmam gerektiğini fark ettim; ve şu gerçeği fark ettim 'Düşünüyorum, o halde varım.' Bu öylesine kesin bir fikirdi ki, şüphecilerin en mantıksız şüpheleri bile bu fikri sarsamadı.' Burada açık olan, sadece talihsizliğe değil, şüpheye de kapalı bir düşünce konusu olan Kartezyen cogitoya... Okumaya Devam et →

Moritz Winternitz – Hint Destanları (Ramayana, Mahabharata, Harivamşa)

  Destanlarla İlgili Kısa Bilgiler “Destanların çekirdek konularına bakıldığında, Mahabharata Ramayana’dan daha eski gözükmektedir. Ancak Ramayana’nın yazıya geçirilip, bitirilişi (yaklaşık MÖ 2. Yüzyıl) Mahabharata’dan daha önce olduğu için, daha eski bir destan olarak kabul edilir. RAMAYANA, öncelikle Buddhist inançtan etkilenmiştir ve halk arasında yaşayan baladlar, destan bitirilmeden önceki zaman içinde, sık sık destan anlatımlarında kullanılmıştır.... Okumaya Devam et →

G. Deleuze – F. Guattari – Felsefe Nedir?

  " Felsefe, bilim ve sanat gökkubbeyi yırtmamızı ve de doğruca kaosun içine dalmamızı isterler. Kaosu ancak bu bedel karşısında yenebileceğizdir. Ve ben üç kez utkuyla katettim Akheron ırmağını. Filozof, bilgin, sanatçı ölüler aleminden dönmüş gibidirler. Filozofun kaostan beraberinde getirdiği, sonsuz olarak kalan, ama kesitsel bir içkinlik düzlemi çizen yüzeylerin üzerinde ya da mutlak oylumların... Okumaya Devam et →

Michel Foucault – Ders Özetleri

"Egzomolojez, 'inanç belgesi' olarak Hıristiyanın onsuz edemeyeceği bir şeydir ve Hıristiyan için vahiy ile açıklanmış hakikatler, sadece bir inanç konusu değil, aynı zamanda kendini bağımlamanın temelindeki yükümlülüklerdir; yani inançlarını sürdürme ve koruma yükümlülüğüdür, bunları gerçekleyen otoriteyi kabullenmedir; bunları, kamu önünde itiraf etmektir; bunlarla uyum halinde yaşamaktır vb. Ama, çok geçmeden bir başka çeşit egzomolojez ortaya... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Tan Kızıllığı (Ahlaksal Önyargılar Üzerine Düşünceler)

  "Sahte Bencillik--- Çoğu insan "egoizm" hakkında ne düşünürse düşünsün, ne söylerse söylesin, yine de yaşamı boyunca egosu için hiçbir şey yapmaz; tersine, sadece çevresindekilerin kafalarında kendi hakkında oluşmuş ve onlara bildirmiş ego hayaleti için yapar. Bunun sonucu olarak bu tür insanların hepsi, şahsına ait olmayan, yarı şahsi fikirlerin ve keyfi olarak sanki şiirsel değerlendirmelerin sisi... Okumaya Devam et →

Erasmus – Deliliğe Övgü

  "İnsanlar, aldatılmış olmanın acınası bir durum olduğunu söylerler. Tam aksine, aldatılmış olmak çok daha acınası bir durumdur. Eğer insanın mutluluğunun tamamıyla gerçeklere dayandığını düşünürlerse, bunun oldukça yanlış bir düşünce olduğunu söyleyebilirim; çünkü mutluluk kişinin düşüncelerine dayanır. İnsan ilişkileri o kadar çapraşık ve karışıktır ki, bu ilişkiler doğrultusunda, benim Akademisyenlerim'in de haklı olarak vurguladıkları gibi,... Okumaya Devam et →

Foucault İçin ‘Söylem (Discours)’ Ne Demek?

 “Söylem Foucault'da genel olarak, farklı alanlara ait olabilen, fakat her şeye rağmen ortak çalışma kurallarına uyan bir ifadeler birliğini gösterir. Bu kurallar dilbilimsel ya da biçimsel değildir, ama onlar tarihsel olarak belirlenmiş belirli bir sayıdaki bölmeyi yansıtırlar (en büyük akıl/akıldışı bölmesi örneğin). Özel bir döneme özgü olan ‘söylemin düzeni’ o halde hem ilkesel ve düzenli... Okumaya Devam et →

Richard Kearney -Yabancılar, Tanrılar ve Canavarlar

"Antropologlar genellikle kurban etmeyi övmeye veya kusurlu addetmeye meyletmez, onun ilkel yapısını tanımlamakla yetinir. Mesela Mircea Eliade, kurban etmeyi, "kutsal"ı "profan"dan (esasen düzen ve kaosa ilişkin evrendoğum mitleri aracılığıyla) ayırmanın bir yolu olarak tanımlar. Georges Dumézil, egemenlik işlevlerinin yapısal kurumsallaşmasının bir ifadesi olarak değerlendirir. Georges Bataille'a göre, faydacı şeylerin dünyasından, kaynaşma ve içkinliğin "gerçekdışı" mitik... Okumaya Devam et →

Foucault İçin ‘Soykütük (Généalogie)’ Ne Demek?

 “ Kelimeler ve Şeyler'in (1966) yayımlanmasından itibaren, Foucault insan bilimlerinin arkeolojisine ilişkin projesini yapısalcı bir eser olmaktan daha çok ‘Nietzscheci bir soykütüğü’ olarak nitelendirir. Foucault'nun soykütüğü kavramından vazgeçmesi Nietzsche üzerine olan bir metin aracılığıyladır; soykütüğü ‘ideal anlamların ve belirsiz erekselliklerin metahistorik açılımına,’ tarihsel anlatının birliğine ve kaynağın araştırılmasına ters düşen; aksine ‘her tekdüze amaçlılığın dışındaki... Okumaya Devam et →

Foucault İçin ‘Arkeoloji’ Ne Demek?

"Arkeoloji’ terimi Foucault'nun eselerinin -Kliniğin Doğuşu, Tıbbî Bakışın Bir Arkeolojisi (1963); Kelimeler ve Şeyler, İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi (1966) ve Bilginin Arkeolojisi (1969)- başlıklarında üç kez görünür ve 70'li yılların başına kadar filozofun araştırma yöntemini belirler. Tarihsel bir alanı yeniden kurmak söz konusu olduğunda, belirli bir dönemin bilgisine ilişkin söylemlerin doğuş koşullarını genellikle elde etmek... Okumaya Devam et →

Descartes – Metot Üzerine Konuşma

  Dördüncü Bölüm "Bilmem oradaki ilk düşüncelerimi (meditations) size anlatmama gerek var mı? Çünkü, pek metafizik ve pek alışılmamış cinsten olduklarından, herkesin zevkine uygun gelmeyebilirler: bununla birlikte, bulduğum temellerin yeterince sağlam olup olmadığına dair bir yargıya varılabilmesi için, bundan söz etmek zorundayım. Yukarıda söylendiği gibi, gelenek ve görenekler konusunda bazen pek şüpheli olduğu bilinen görüşlere... Okumaya Devam et →

İbrahim, Üç Melek ve İshak’ın Kurban Edilişi

İbrahim, Üç Melek ve İshak'ın Kurban Edilişini gösteren bir mozaik, 6. yüzyıl, Ravenna "İbrahim bir gün Mamre meşeliğinde, gündüz sıcağında, çadırın önünde oturmaktaydı. Tanrı göründü. İbrahim başını kaldırdı, baktı ki üç adam duruyor ayakta. Onlara doğru koşup secdeye geldi. Sonra çadıra koşup, körpe bir buzağıyı getirdi; çabucak pişirmesi için hizmetçiye verdi. Konukların önüne ayran, taze... Okumaya Devam et →

Aristoteles – Birinci Çözümlemeler

  "O halde her bir tasımla ilgili öncülleri şöyle seçmek gerekir: İlkin konusunu, tanımlarını ve nesnesinin özelliklerini, bundan sonra nesnenin yüklendiklerini ve yine nesnenin uyuştuklarını ve nesnede bulunmaları olası olmayanları. Ne ki kendilerinde nesnenin bulunması olası olmayanları seçmek gerekmez: Nitekim olumsuz önerme evrilebildiğine göre onunla sözü edilenlerin aynı şeyler olması söz konusu olacaktır. Nesneye yüklenenler... Okumaya Devam et →

Gülnur Acar Savran ve Nesrin Tuna Demiryontan- Kadının Görünmeyen Emeği

"Kadınların ezilmesini ya da ideolojik olarak değersizleşmesini devlet başlatmadığı halde, devletin gelişimi kadınların durumunu birçok bakımdan kötüleştirdi. İlk olarak, adaletin, politik iktidarın ve emek yükümlülüklerinin dayatılmasını tekelleştirmeyi ve merkezileştirmeyi başardığı ölçüde devlet, yalnızca klanların erkek reislerine yardımcı olarak da olsa, çoğu kez kadınları da içeren eski otorite hiyerarşisini massetti. Otoritenin yeni kamusal, hiyerarşik doğası, aristokrat... Okumaya Devam et →

Ziya Gökalp – Şiirler ve Halk Masalları

YARADILIŞ Türk Kozmogonisi I. "Önceleri yoktu Gündüz, Görünmezdi aydın bir yüz;   Doğmamıştı henüz gökler, Ne Ay, ne Gün, ne de Ülker;   Yoktu hala nur ordusu; Vardı yalnız bir kara su!   Bir gün deniz dalgalandı, İçinden bir kuş uyandı:   Demir gaga, demir pençe, Adı Tuğrul, uçtu yüce.   Yumurtası düştü: şırakkk.. Kırılınca... Okumaya Devam et →

Platon – Sokrates * Savunma

  XXXII "Daha farklı bir yönden bakacak olursak, ölümün bir iyilik olduğunu umut ettirecek bir sebep daha buluruz. Ölüm, şu iki şeyden biridir: Ya bir hiçlik, tamamen bilincin kaybedilmesidir ya da herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılıp başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz, düşsüz bir uykuysa ne eksik, ne de tam bir... Okumaya Devam et →

17 Ağustos Akşamı Venüs Doğu Uzamında En Büyük!

  Botticelli, Venüs'ün Doğuşu   "Venüs çok eski bir Latin tanrıçasının adıdır. Meyve bahçelerinin koruyucusu olarak saygı gören Venüs sonradan Yunan etkisi altında Aphrodite ile bir tutulmuştur. Aeneas'ın anası sayılan Venüs İmparatorluk çağında Gens îulia'nın atası sayılmıştır (Aeneas)." (s. 290). "APHRODİTE'NİN DOĞUŞU: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos,... Okumaya Devam et →

Rene Descartes – Ahlak Üzerine Mektuplar

  “Kraliçe Christine’e Egmond, 20 Kasım 1647    Madam, Eski feylesofların söylediği anlamda anlaşılan üstün iyi hakkındaki kanaatimi Majestelerine anlatmak şerefine kavuşmanın kendilerinin arzularından olduğunu Mösyö Chanut’den öğrenmiş bulunuyorum; bu buyruk benim için öyle büyük bir lütuftur ki, ona boyun eğmek arzusu beni başka her türlü düşünceden uzaklaştırıyor, ve yetkisizliğime bakmaksızın, bu konu üzerine ne... Okumaya Devam et →

Francis Fukuyama – Tarihin Sonu ve Son İnsan

  "Son insan, varlığını koruma ve sürdürmeyi her şeyden üstün tutuyor. Böylece gene, Hegel'in tarihin gidişini harekete geçiren ilk kanlı kavgasındaki uşağın durumuna düşüyor. Ama son insan çok daha kötü bir durumda. Bunun nedeni, tarihsel sürecin o zamandan bu yana ilerlemiş, toplumun giderek demokrasiye doğru gelişmiş olmasında yatıyor. Çünkü Nietzsche'ye göre her canlı ancak belli... Okumaya Devam et →

R. G. Collingwood – Kısaca Sanat Felsefesi

  Yaratıcı Sanat "Bu noktada sanata ilişkin doğaya uygunluk düşüncesi kendi kendisini çürütür ve doğacılığın hiç hesap vermediği bir ilkeye bağlı olduğu, diğer bir deyişle imgelemin o saf a priori edimiyle doğanın idealleştirdiği keşfedilir. Bu hakikatin kabul görmesi bizleri sanatsal yaratıcılığın en son safhasına taşır ve bu safha daha iyi bir isim bulunamadığı için yaratıcı sanat... Okumaya Devam et →

Yusuf Has Hacib – Kutadgu Bilig

  "Hakan dedi: İyi iki türlüdür                                            872 Bunlardan biri doğrudan iyilik yolunu tutandır   Biri anadan doğma iyidir Bak iyi olup doğru yolda yürür   Bir diğerinin iyiliği ödünçtür Kötüye katılırsa kötülük yapar  ... Okumaya Devam et →

William Blake – Vahiy Kitapları

  "Gün ağarıyor, gece yitip gitmekte, nöbetçiler terk ediyor yerlerini; Mezarlar parçalanmış, baharlar saçılmış, kefenler sarılmış; Ölülerin kemikleri, onları saran balçık, kuruyup büzülmüş; kirişler Canlanıyordu sarsılarak, ruh katıyordu harekete, nefese, ayıklığa, Sıçrıyordu birden tıpkı salıverilmiş tutsaklar gibi, zincir ve bağları ansızın parçalanmışcasına. Bırak da koşup gitsin arazide değirmende un öğüten köle, Bırak da baksın göğe... Okumaya Devam et →

Aristoteles – Metafizik

  "Önce bilge kişinin her birini ayrıntılı olarak bilmemekle birlikte, mümkün olduğu ölçüde her şeyi bilen bir kişi olduğunu düşünürüz. İkinci olarak güç ve insanlar tarafından bilinmesi kolay olmayan şeyleri bilme gücüne sahip olan insanın bilge kişi olduğunu düşünürüz (Çünkü duyu algısı, bütün insanlarda ortak olduğundan, kolaydır ve Bilgelik'le hiçbir ilgisi yoktur). Sonra bilimin her... Okumaya Devam et →

Henry David Thoreau – Doğal Yaşam ve Başkaldırı

YALNIZLIK   "Zamanın büyük çoğunluğunda yalnız olmanın sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Biriyle beraber olmak, en iyisiyle bile olsa bir süre sonra yorucu ve zihin dağıtıcıdır. Yalnız olmayı seviyorum. Yalnızlıktan daha samimi ve sıcakkanlı bir arkadaş tanımadım. Dışarı çıkıp insanların arasına karıştığımızda, odamızda olduğumuzdan çok daha yalnız oluruz. Düşünen ve çalışan bir adam nerede olursa, olsun her... Okumaya Devam et →

Tolstoy – İtiraflarım

  "Bilgeliğimiz ne kadar kesin olsa da, yine de hayatın anlamını öğrenmeyi bahşetmedi bize. Hayatı yaşayan bütün insanlar, milyonlarca insan, hayatın anlamından hiç şüphe etmiyor. Gerçekten en karanlık çağlardan beri, hakkında birşeyler bildiğim hayat var olduğundan beri, hayatın boş olduğu hakkında bana da hayatın anlamsızlığını ispat eden o görüşleri tanıyan insanlar, yine de yaşamış ve... Okumaya Devam et →

Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü)

  "Bitki-hayvan ilişkileri tanımlarken, neden insana özgü toplumsal hiyerarşilerden ödünç alınan terimler bu kadar büyük bir ağırlık kazanıyor? Gerçekten ekosistemlerde bir "hayvan kralı" ve onun "aşağı kulları" var mı? Bazı böcekler diğerlerini "köleleştiriyor" mu? Bir tür başka bir türü "sömürüyor" mu? Bu terimlerin ekolojide rastgele kullanılması geniş kapsamlı bir çok konuyu gündeme getiriyor. Terimlerin toplumsal... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Ecce Homo

"Burada artık kişi nasıl kendisi olur sorusuna asıl yanıtı vermeden geçemem. Kendini saklama ve bencillik sanatının baş yapıtına değiniyorum böylelikle... Varsayalım ki ödev, ödevin amacı, yazgısı ortalamanın hayli üzerindedir; bu durumda kendini de ödeviyle aynı zamanda fark etmek en büyüğü olur tehlikelerin. Kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. Bu açıdan bakınca,... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Claire Parnet Diyaloglar

  "Gitmek, kaçıp kurtulmak, bir çizgi çizmektir. Lawrence'a göre, edebiyatın en üstün nesnesi: <<gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak... ufuğu geçmek, başka bir hayata girmek...>> İşte Melville pasifiğin ortasında kendini böyle bulur. O gerçekten ufuğun çizgisini geçti. Kaçış çizgisi yersizyurdsuzlaşmaktır. Fransızlar bunun tam olarak ne olduğunu bilmezler. Tabii ki onlar da herkes gibi kaçar giderler, ama yalnızca... Okumaya Devam et →

Bilge Karasu – Kılavuz

"Örneğin, ilgi duyduğun, edinmek isteyip aldığın, şunu okuyayım dediğin kitapları da, çoğu zaman, hemen okumaz, bırakırsın, günü gelince okumak üzere... Bunu da bildim mi?  'Bildiniz.' Ben de yeni yeni farkına varıyordum bu huyumun! 'Üzerinde durmak istediğim ilk nokta şu: Sevgi-sevgisizlik diyerek kendi kendine sorduğun soruları bana açtığında, kendini, yeterince sevgi gösterememekle, sevdiğini sandığın, düşündüğün halde... Okumaya Devam et →

Chuck Palahniuk – Dövüş Kulübü

  "Paper Street'teki evde bir dedektif dairemdeki patlamayla ilgili telefonlar etmeye başlamıştı. Tyler göğsünü omzuma dayayıp yanında durur, ben kulağımı telefona yapıştırmışken öbür kulağıma bir şeyler fısıldardı. Dedektif bana ev yapımı dinamit üretebilecek birini tanıyıp tanımadığımı sorduğunda, "Felaket benim dönüşüm çizgimin doğal bir parçasıdır" diye fısıldadı Tyler. "Trajediye ve yok oluşa doğru bir dönüşüm." Dedektife... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑