"Antropologlar genellikle kurban etmeyi övmeye veya kusurlu addetmeye meyletmez, onun ilkel yapısını tanımlamakla yetinir. Mesela Mircea Eliade, kurban etmeyi, "kutsal"ı "profan"dan (esasen düzen ve kaosa ilişkin evrendoğum mitleri aracılığıyla) ayırmanın bir yolu olarak tanımlar. Georges Dumézil, egemenlik işlevlerinin yapısal kurumsallaşmasının bir ifadesi olarak değerlendirir. Georges Bataille'a göre, faydacı şeylerin dünyasından, kaynaşma ve içkinliğin "gerçekdışı" mitik... Okumaya Devam et →
Gabriel García Márquez -Albaya Kimseden Mektup Yok
"Postacı doğru onların yanına geldi. Albay geriye bir adım attı. Dayanılmaz bir kaygının etkisi altında mühürlü zarfın üstünü okumaya çalıştı. Postacı torbayı açtı. Doktora gazete paketini verdi. Sonra özel mektupların bulunduğu zarfı yırttı. Elindeki listeyle karşılaştırdı. Zarfların üstündeki adresleri bir bir okudu. Doktor gazeteleri açtı. 'Hala Süveyş sorunu,' dedi. 'Batı ağırlığını yitiriyor.' Albay başlıklara bakmadı.... Okumaya Devam et →
Edip Cansever – Ben Ruhi Bey Nasılım
BİR ÇİÇEK SERGİCİSİ DER Kİ "Bin dokuz yüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydi Güneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydi Ellerim kirli miydi Neydi Çiçeklere su mu serpiyordum, bir karanfil çok mu uzaklardan gelmişti Bilmem ki Benim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuştur Her zaman hatırlarım Sanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdur Bin... Okumaya Devam et →
Descartes – Metot Üzerine Konuşma
Dördüncü Bölüm "Bilmem oradaki ilk düşüncelerimi (meditations) size anlatmama gerek var mı? Çünkü, pek metafizik ve pek alışılmamış cinsten olduklarından, herkesin zevkine uygun gelmeyebilirler: bununla birlikte, bulduğum temellerin yeterince sağlam olup olmadığına dair bir yargıya varılabilmesi için, bundan söz etmek zorundayım. Yukarıda söylendiği gibi, gelenek ve görenekler konusunda bazen pek şüpheli olduğu bilinen görüşlere... Okumaya Devam et →
İbrahim, Üç Melek ve İshak’ın Kurban Edilişi
İbrahim, Üç Melek ve İshak'ın Kurban Edilişini gösteren bir mozaik, 6. yüzyıl, Ravenna "İbrahim bir gün Mamre meşeliğinde, gündüz sıcağında, çadırın önünde oturmaktaydı. Tanrı göründü. İbrahim başını kaldırdı, baktı ki üç adam duruyor ayakta. Onlara doğru koşup secdeye geldi. Sonra çadıra koşup, körpe bir buzağıyı getirdi; çabucak pişirmesi için hizmetçiye verdi. Konukların önüne ayran, taze... Okumaya Devam et →
Dino Buzzati – Tatar Çölü
"Bu tuhaf durumu düşünürken Giovanni, askerin hâlâ yanıt beklediğini fark edince, mekanik bir biçimde parolayı söyledi: 'Mucize', 'Sefalet' diye mırıldandı nöbetçi, silahını indirerek. Parola mübadelesi sonrası derin bir sessizlik oldu, bu sessizlikte şarkının sözlerini mırıldanan ses öncekinden de daha güçlü duyuluyordu. Sonuçta Drogo ne olduğunu anladı ve tepeden tırnağa bir ürpermeyle titredi. Suydu bu, evet,... Okumaya Devam et →
Sigmund Freud – Totem ve Tabu
"Demek oluyor ki tarımdan ve ateşin kullanılmasından önce en eski kurban şekli, etini ve kanını tanrıyla tapınıcılarının ortaklaşa yiyip içtikleri hayvan kurbanıydı. Kurban törenine katılanlardan her birinin, önceden belirlenmiş ve düzenlenmiş bir şekilde, yemekten kendi payına düşen parçayı alması gerekiyordu. Kurban, resmi bir seremoni, bütün klanca kutlanan bir bayramdı. Genellikle din herkese ait bir... Okumaya Devam et →
Aristoteles – Birinci Çözümlemeler
"O halde her bir tasımla ilgili öncülleri şöyle seçmek gerekir: İlkin konusunu, tanımlarını ve nesnesinin özelliklerini, bundan sonra nesnenin yüklendiklerini ve yine nesnenin uyuştuklarını ve nesnede bulunmaları olası olmayanları. Ne ki kendilerinde nesnenin bulunması olası olmayanları seçmek gerekmez: Nitekim olumsuz önerme evrilebildiğine göre onunla sözü edilenlerin aynı şeyler olması söz konusu olacaktır. Nesneye yüklenenler... Okumaya Devam et →
Gülnur Acar Savran ve Nesrin Tuna Demiryontan- Kadının Görünmeyen Emeği
"Kadınların ezilmesini ya da ideolojik olarak değersizleşmesini devlet başlatmadığı halde, devletin gelişimi kadınların durumunu birçok bakımdan kötüleştirdi. İlk olarak, adaletin, politik iktidarın ve emek yükümlülüklerinin dayatılmasını tekelleştirmeyi ve merkezileştirmeyi başardığı ölçüde devlet, yalnızca klanların erkek reislerine yardımcı olarak da olsa, çoğu kez kadınları da içeren eski otorite hiyerarşisini massetti. Otoritenin yeni kamusal, hiyerarşik doğası, aristokrat... Okumaya Devam et →
Platon – Sokrates * Savunma
XXXII "Daha farklı bir yönden bakacak olursak, ölümün bir iyilik olduğunu umut ettirecek bir sebep daha buluruz. Ölüm, şu iki şeyden biridir: Ya bir hiçlik, tamamen bilincin kaybedilmesidir ya da herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılıp başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz, düşsüz bir uykuysa ne eksik, ne de tam bir... Okumaya Devam et →
17 Ağustos Akşamı Venüs Doğu Uzamında En Büyük!
Botticelli, Venüs'ün Doğuşu "Venüs çok eski bir Latin tanrıçasının adıdır. Meyve bahçelerinin koruyucusu olarak saygı gören Venüs sonradan Yunan etkisi altında Aphrodite ile bir tutulmuştur. Aeneas'ın anası sayılan Venüs İmparatorluk çağında Gens îulia'nın atası sayılmıştır (Aeneas)." (s. 290). "APHRODİTE'NİN DOĞUŞU: Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos,... Okumaya Devam et →
Rene Descartes – Ahlak Üzerine Mektuplar
“Kraliçe Christine’e Egmond, 20 Kasım 1647 Madam, Eski feylesofların söylediği anlamda anlaşılan üstün iyi hakkındaki kanaatimi Majestelerine anlatmak şerefine kavuşmanın kendilerinin arzularından olduğunu Mösyö Chanut’den öğrenmiş bulunuyorum; bu buyruk benim için öyle büyük bir lütuftur ki, ona boyun eğmek arzusu beni başka her türlü düşünceden uzaklaştırıyor, ve yetkisizliğime bakmaksızın, bu konu üzerine ne... Okumaya Devam et →
Ahmet Hamdi Tanpınar – Aydaki Kadın
"Suat kendi tablosunu etajerlerden birinin üstüne asmıştı. Fakat etajerin üstünü yan yarıya boşaltmış, sadece Selim'in koyu jad lacivert rengi ve biraz da biçimi için beğenip aldığı ucuz, ne idüğü belirsiz bir vazoyu yerinde bırakmıştı. Zaten tablonun etrafını da boşaltmıştı. Resim ilk bakışta kahverengi, lacivert, koyu yeşil renkleriyle, onların susturduğu, aslına irca ettiği mavileriyle karanlık görünüyordu.... Okumaya Devam et →
Francis Fukuyama – Tarihin Sonu ve Son İnsan
"Son insan, varlığını koruma ve sürdürmeyi her şeyden üstün tutuyor. Böylece gene, Hegel'in tarihin gidişini harekete geçiren ilk kanlı kavgasındaki uşağın durumuna düşüyor. Ama son insan çok daha kötü bir durumda. Bunun nedeni, tarihsel sürecin o zamandan bu yana ilerlemiş, toplumun giderek demokrasiye doğru gelişmiş olmasında yatıyor. Çünkü Nietzsche'ye göre her canlı ancak belli... Okumaya Devam et →
R. G. Collingwood – Kısaca Sanat Felsefesi
Yaratıcı Sanat "Bu noktada sanata ilişkin doğaya uygunluk düşüncesi kendi kendisini çürütür ve doğacılığın hiç hesap vermediği bir ilkeye bağlı olduğu, diğer bir deyişle imgelemin o saf a priori edimiyle doğanın idealleştirdiği keşfedilir. Bu hakikatin kabul görmesi bizleri sanatsal yaratıcılığın en son safhasına taşır ve bu safha daha iyi bir isim bulunamadığı için yaratıcı sanat... Okumaya Devam et →
Bilge Karasu – Troya’da Ölüm Vardı
Acı Kök Yağmurun Tadında'dan... "Beni yalnızken gördüğü zamanlar daha sevinçli, beni yalnızken görmek istiyor, farkındayım. Ama beni yalnızken görmeğe alışırsa bir çeşit kaçmaya gitmiş olacak, onu istemiyorum. Kaçmamalı, bilenmeliyiz. Kaçan insanlardan söz açmıştık bir gece, bana «bulmağa hazırdın» dediği gece, kaçanlar var demiştik, bir de sığmak bulanlar, sığmağı bulanlar onu aramış olanlar, arayarak göklerin altında... Okumaya Devam et →
Yusuf Has Hacib – Kutadgu Bilig
"Hakan dedi: İyi iki türlüdür 872 Bunlardan biri doğrudan iyilik yolunu tutandır Biri anadan doğma iyidir Bak iyi olup doğru yolda yürür Bir diğerinin iyiliği ödünçtür Kötüye katılırsa kötülük yapar ... Okumaya Devam et →
William Blake – Vahiy Kitapları
"Gün ağarıyor, gece yitip gitmekte, nöbetçiler terk ediyor yerlerini; Mezarlar parçalanmış, baharlar saçılmış, kefenler sarılmış; Ölülerin kemikleri, onları saran balçık, kuruyup büzülmüş; kirişler Canlanıyordu sarsılarak, ruh katıyordu harekete, nefese, ayıklığa, Sıçrıyordu birden tıpkı salıverilmiş tutsaklar gibi, zincir ve bağları ansızın parçalanmışcasına. Bırak da koşup gitsin arazide değirmende un öğüten köle, Bırak da baksın göğe... Okumaya Devam et →
Aristoteles – Metafizik
"Önce bilge kişinin her birini ayrıntılı olarak bilmemekle birlikte, mümkün olduğu ölçüde her şeyi bilen bir kişi olduğunu düşünürüz. İkinci olarak güç ve insanlar tarafından bilinmesi kolay olmayan şeyleri bilme gücüne sahip olan insanın bilge kişi olduğunu düşünürüz (Çünkü duyu algısı, bütün insanlarda ortak olduğundan, kolaydır ve Bilgelik'le hiçbir ilgisi yoktur). Sonra bilimin her... Okumaya Devam et →
Tolstoy – Diriliş
"<<Millet ölüyor,>> diye düşündü. <<Çocuklar beslenemedikleri için ölüyorlar. Kadınlar ölesiye çalışıyorlar. Herkes, hele yaşlılar doğru dürüst beslenemiyorlar. Böylece de millet, korkunçluğunu kavrayamadığı bir duruma doğru adım adım ilerliyor; bundan şikayetçi de değil üstelik. Biz de sonunda bu hali olağan, doğal bir şeymiş gibi karşılıyoruz.>> İşler gün gibi açıktı oysa: Çocuklarla yaşlılar süt bulamadıkları... Okumaya Devam et →
Henry David Thoreau – Doğal Yaşam ve Başkaldırı
YALNIZLIK "Zamanın büyük çoğunluğunda yalnız olmanın sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Biriyle beraber olmak, en iyisiyle bile olsa bir süre sonra yorucu ve zihin dağıtıcıdır. Yalnız olmayı seviyorum. Yalnızlıktan daha samimi ve sıcakkanlı bir arkadaş tanımadım. Dışarı çıkıp insanların arasına karıştığımızda, odamızda olduğumuzdan çok daha yalnız oluruz. Düşünen ve çalışan bir adam nerede olursa, olsun her... Okumaya Devam et →
Tolstoy – İtiraflarım
"Bilgeliğimiz ne kadar kesin olsa da, yine de hayatın anlamını öğrenmeyi bahşetmedi bize. Hayatı yaşayan bütün insanlar, milyonlarca insan, hayatın anlamından hiç şüphe etmiyor. Gerçekten en karanlık çağlardan beri, hakkında birşeyler bildiğim hayat var olduğundan beri, hayatın boş olduğu hakkında bana da hayatın anlamsızlığını ispat eden o görüşleri tanıyan insanlar, yine de yaşamış ve... Okumaya Devam et →
Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü)
"Bitki-hayvan ilişkileri tanımlarken, neden insana özgü toplumsal hiyerarşilerden ödünç alınan terimler bu kadar büyük bir ağırlık kazanıyor? Gerçekten ekosistemlerde bir "hayvan kralı" ve onun "aşağı kulları" var mı? Bazı böcekler diğerlerini "köleleştiriyor" mu? Bir tür başka bir türü "sömürüyor" mu? Bu terimlerin ekolojide rastgele kullanılması geniş kapsamlı bir çok konuyu gündeme getiriyor. Terimlerin toplumsal... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche – Ecce Homo
"Burada artık kişi nasıl kendisi olur sorusuna asıl yanıtı vermeden geçemem. Kendini saklama ve bencillik sanatının baş yapıtına değiniyorum böylelikle... Varsayalım ki ödev, ödevin amacı, yazgısı ortalamanın hayli üzerindedir; bu durumda kendini de ödeviyle aynı zamanda fark etmek en büyüğü olur tehlikelerin. Kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. Bu açıdan bakınca,... Okumaya Devam et →
Alice K. Turner – Cehennemin Tarihi
"Viking cehennemi de Niflheim diye adlandırılıyordu. Buranın, Dünya Ağacı’nın, Yggdrasil’in köklerinin altında, en kuzeydeki yer olduğu düşünülüyordu. Doğusu devlerin ülkesi Jotunheim, güneyi büyük boşluk Ginnugagap’ın ötesinde dev Surl'un yönettiği ateşli bir bölge olan Muspell’di. Midgard, ya da Orta Yer bizim dünyamızdı. XII. yüzyılda İzlandalı şair Snorri Sturluson’un yazdığı Prose Edda da, Tartaros’un Erebus ya da... Okumaya Devam et →
Gilles Deleuze – Claire Parnet Diyaloglar
"Gitmek, kaçıp kurtulmak, bir çizgi çizmektir. Lawrence'a göre, edebiyatın en üstün nesnesi: <<gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak... ufuğu geçmek, başka bir hayata girmek...>> İşte Melville pasifiğin ortasında kendini böyle bulur. O gerçekten ufuğun çizgisini geçti. Kaçış çizgisi yersizyurdsuzlaşmaktır. Fransızlar bunun tam olarak ne olduğunu bilmezler. Tabii ki onlar da herkes gibi kaçar giderler, ama yalnızca... Okumaya Devam et →
Charles Bukowski – Ölüler Böyle Sever
"Adın ne?" diye sordum. "Jeannie." "Bardakların nerede Jeannie?" Duvardaki rafı işaret etti. Gidip iki su bardağı aldım. Lavabo vardı. Bardaklara birer parmak su koyup yanına gittim, bardakları masaya koydum, şişeyi açtım ve bardaklara viski doldurdum. Yatağın kenarına oturmuş içiyorduk. Nevrolojik bir patlama bekliyordum, psikopati. Oysa normal görünüyordu Jeannie, sağlıklı hatta. Viskiyi seviyordu ama. Benden... Okumaya Devam et →
Bilge Karasu – Kılavuz
"Örneğin, ilgi duyduğun, edinmek isteyip aldığın, şunu okuyayım dediğin kitapları da, çoğu zaman, hemen okumaz, bırakırsın, günü gelince okumak üzere... Bunu da bildim mi? 'Bildiniz.' Ben de yeni yeni farkına varıyordum bu huyumun! 'Üzerinde durmak istediğim ilk nokta şu: Sevgi-sevgisizlik diyerek kendi kendine sorduğun soruları bana açtığında, kendini, yeterince sevgi gösterememekle, sevdiğini sandığın, düşündüğün halde... Okumaya Devam et →
Chuck Palahniuk – Dövüş Kulübü
"Paper Street'teki evde bir dedektif dairemdeki patlamayla ilgili telefonlar etmeye başlamıştı. Tyler göğsünü omzuma dayayıp yanında durur, ben kulağımı telefona yapıştırmışken öbür kulağıma bir şeyler fısıldardı. Dedektif bana ev yapımı dinamit üretebilecek birini tanıyıp tanımadığımı sorduğunda, "Felaket benim dönüşüm çizgimin doğal bir parçasıdır" diye fısıldadı Tyler. "Trajediye ve yok oluşa doğru bir dönüşüm." Dedektife... Okumaya Devam et →
Martin Heidegger – Sanat Eserinin Kökeni
"Eserler müzelerde ve sergilerde böyle durur. Acaba bunlar kendisinde, kendisi oldukları eserler midir veya sanat ticaretinin malları mıdırlar? Eser, kamusal ve bireysel sanat zevklerini tatmin için sunulmuştur. Resmi makamlar eserlerin bakımı ve saklanması görevini üstlenirler. Sanat uzmanları ve görevlileri sanatla uğraşırlar. Sanat ticareti ise bunları pazarlamaya uğraşır. Sanat tarihi araştırmaları eserleri bir bilim dalının konusu kılar. Acaba bu zengin uğraşta eserlerle karşılaşabilir miyiz? Münih... Okumaya Devam et →