Alice K. Turner – Cehennemin Tarihi

cehennem

“Viking cehennemi de Niflheim diye adlandırılıyordu. Buranın, Dünya Ağacı’nın, Yggdrasil’in köklerinin altında, en kuzeydeki yer olduğu düşünülüyordu. Doğusu devlerin ülkesi Jotunheim, güneyi büyük boşluk Ginnugagap’ın ötesinde dev Surl’un yönettiği ateşli bir bölge olan Muspell’di. Midgard, ya da Orta Yer bizim dünyamızdı. XII. yüzyılda İzlandalı şair Snorri Sturluson’un yazdığı Prose Edda da, Tartaros’un Erebus ya da Hades’in en aşağı bölgesi olması gibi, Niflheim da Hel’in en alt bölgesiydi ve tıpkı Tartaros gibi zifiri karanlık, durgun ve çorak bir yerdi. Gerek Hel gerekse Niflheim, ceza yeri olarak değil de soğuk, karanlık ve hayaletlerin kasvetli ülkesi olarak düşünülüyordu. Diğer yandan, Cesetler Kıyısı’ndaki kapıları kuzeye bakan ve çatısı zehirli yılanlardan oluşan büyük salon Nastrond, büyük olasılıkla günahkârlardan çok düşmanlar için ayrılmış bir öbür dünya ceza yeri gibi görülmüştür. Ejderhalar özellikle de Nidhogg (“Ceset yiyen”) Hel’le ve ölülerin kendileriyle gömülü hâzineleriyle ilişkilendirilir.

vk_valhalla_stone

Taş üzerine betimlenmiş Valhalla’da Viking Savaşçıları, İsveç

Bu nahoş yerlere karşıt olarak, bakire Valkürler’in domuz eti ve içkiyle şölen yapmaları ve ebediyen birbirleriyle amansızca savaşmaları için cesur savaşçıların ruhlarına eşlik ettikleri Odin’in şölen salonu Valhalla (öyle bir cennet kavramı ki, Vikingler’in niye bu kadar korktuğunu açıklar) ve Keltik’in Tir na n-Og (“Gençler ülkesi”) ya da Galler’in Annvvn’i gibi, yine bir cennet ama tekinsiz ve hayli ürkütücü bir periler ülkesi olan Glasisvellir vardır…

Hel’e yapılan en bildik ziyaret, elçi Hermod’unkidir. Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir’le tanrıların evi Asgard’dan dört nala yola çıkan Hermod dokuz gün boyunca karanlık vadilerden, yüksek dağlardan ve derin nehirlerden geçip Gjall nehrine ulaşır. İskelete benzeyen bakire Modgud’un koruduğu Gjallarbru’dan (“Yankı Köprüsü”) geçer. Kuzey’e doğru yoluna devam eder, yapraklan keskin metalden kara ağaçlan olan Demir Ormanı’ndan geçerek -bu, görü edebiyatını ve Dante’yi etkileyen çarpıcı bir imgedir- yoluna devam eder.

Detail of 8th Century Viking Stele Depicting Odin and Sleipnir

Odin sekiz bacaklı atı Sleipnir’i sürerken (MS 700ler)

Sleipnir, memeleri kanlı av köpeği Garm’ın koruduğu, yüksek duvarlı Hel kentinin Valgrind kapısından atlar. İçeride, devasa kazan Hvengelmir’de, Nidhogg yılanına yem olacak kötüler (ya da daha büyük olasılıkla düşmanlar) kaynatılmaktadır. Dev Mimir tarafından korunan bir kuyudan tuhaf nehirler akar: Buzlu Slith bıçak ve kılıçla doludur (Bosch’un kullandığı bir imge). Diğer hikâyeler başka imgeler ve isimler kullanır. Hatta Balder hikâyesi bile değişiklikler gösterir; bir uyarlamasında, Avare Vegtam kılığına girip Balderi bulmaya Hel’e giden bizzat Odin’in kendisidir; bir başkasında ise, onun gerçek katili olan ve sihirli bir cinayet silahı bulmaya giden Hoder’dir.

Yarı kara renkli (ya da yavaş yavaş çürüyen) ve yan ten rengindeki tannça Hel hem Şeytan’la hem de Prometeus’la karşılaştırılan kavranması zor bir tipleme olan Loki’nin kızıdır. Prometeus gibi, Loki de tam anlamıyla bir tanrı değildir ve bir dev olarak temsil edilir. Bütünüyle kötü de değildir; adının Hıristiyanlar tarafından kötüye çıkarıldığı düşünülür. Esasen bir düzenbaz, komedyen, hırsız ve değişik cinsiyetlere bürünen bir sanatçıydı: Dişil biçiminde yalnızca Hel’in değil, kurt Fenrir’in, at Sleipnir’in ve dünyanın çevresini saran büyük Midgard yılanının da “anası”ydı.

Loki, Attis ya da Dumuzi’nin eski İskandinavyalı karşılığı olan Balder’in ölümünden sorumluydu (ki, Hermod onu Niflheim’de boşuna aramıştı). Şeytan ve Prometeus gibi, Loki de suçunun cezası olarak bağlanmıştı.’ Şeytan gibi o da tanrılar ve devlerin nihai savaşı Ragnarok’u başlatacağı Son Günler’de özgür kalacaktır. Ragnarok’un Hıristiyanlar’ın Nihai Savaşı’yla bariz koşutlukları vardır ve IX. yüzyılda Eski Yüksek Almanca’yla yazılmış, Hıristiyan apokaliptik şiirinin bir parçası olan Muspilli ikisini birleştirir. Burada kurt Fenrir, savaş alanında Deccal ve Şeytan’la ittifaka girer. İlyas, iyillik güçlerine önderlik eder, ama yenilir. Surt ve Muspell’in oğulları, açıkça kişileştirilmeseler de tıpkı Hıristiyanlık öncesi zamanlardaki gibi yeryüzünü egemenlik altına alırlar.

vk_panel_from_the_viking_thorwald_cross

Odin ve Fenrir

XIII. yüzyıldan kalma bir İskandinav şiiri, Draumkvaede, imgeleminin Kuzeyli olması dışında tipik bir görü edebiyatı ürünüdür (ki sıkça manzum hale dönüştürülmüştür). İğrenç kokan çamurun üzerindeki bildik köprü Gjallarbru’dur, “kırmızı ve altın sarısı kulelerle süslenmiş”, sivri kancalarla donatılmış ve bir yılan (ya da ejderha), bir köpek ve bir öküz tarafından korunmaktadır.” (s. 134-137)

Turner, Alice K. (2004). Cehennemin Tarihi, (çev. Ayhan Sargüney), Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

 

Görseller

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: