Franz Kafka – Çin Seddi’nin İnşası

  "Sanırım seddin inşasına karşı çıkan düşünceler yöneticilerce dikkate alınmış, parçalar halinde inşa yöntemine karar verilirken göz önünde bulundurulmuştur. Benim gibi pek çok kişi adına konuşarak bizler diyebilirim, bizler, aslında üst dereceden yöneticilerin buyruklarını okuyup incelerken kendi kendimizi de tanıdık ve bizi yöneten kişiler olmasa gerek okulda öğrendiklerimiz gerekse aklımızın,o devasa bütünlükteki zerre kadar görevimiz... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Leibniz Üzerine Beş Ders

  "Ne demektir günümüzde Leibnizcı olmak? Bu iki şey olabilir; biri pek ilginç değil, öteki çok ama çok ilginç... Daha önce kavramın çığlıkla özel bir ilişkisi olduğunu söylemiştim. Günümüzde Leibnizcı ya da Spinozacı olmanın ilginç olmayan bir tarzı var - meslek icabı bu tipler belli bir yazar üzerine çalışırlar; ama filozofa talip olmanın başka bir... Okumaya Devam et →

Fatih Atila – Alaturka Rapsodi

  BABA bölümünden... "Şimdi, ansızın çıkıp geldiği, sabahın akşamı, yaptıkları konuşmaları anımsıyordu. Yine her zamanki tartışmalar, her zamanki çekişme ve bunların felsefi, politik yansımaları ortalığı doldurmuştu ve annesi, 'çocuğu rahat bırak', diye çıkışmıştı, 'daha bugün geldi ve hemen yarın erkenden gideceğini söylüyor', demiş sonra da kendince tatlı, akıllı bir dinleyici olan oğluna seslenmişti: 'çok az... Okumaya Devam et →

David Le Breton – Yürümeye Övgü

  "Çağdaş dünya bağlamında yürümek bir nostalji ya da direniş biçimini akla getirebilir. Yürüyüşçüler dünyanın çıplaklığı içinde bedensel maceralar yaşamak amacıyla arabalarından saatlerce ya da günlerce çıkmayı kabul eden ilginç kişilerdir. Yürüyüş, yürüyüşçünün özgürlük düzeyine göre farklı tonlarla bedenin zaferidir. Yaşamın bir yığın önemsiz şeyi konusunda bir temel felsefenin geliştirilmesine elverişli bir etkinliktir, gezgini, bir... Okumaya Devam et →

Umberto Eco – Gülün Adı

"Siz gerçekten gece kitaplığına mı girmek istiyorsunuz? diye sordum korkuyla. Ölmüş rahiplerin, yılanların, gizemli ışıkların bulunduğu yere girmek mi, sevgili Adso? Hayır, oğlum. Bugün düşünüyordum bunu, ama meraktan değil, çünkü Adelmo'nun nasıl öldüğü sorunu takılmıştı aklıma. Şimdi, sana söylediğim gibi, daha mantıklı bir açıklamaya varmak üzereyim; ne olursa olsun, buranın alışkanlıklarına saygı göstermek istiyorum. Öyleyse... Okumaya Devam et →

Halide Edib Adıvar – Mor Salkımlı Ev

  "Bayram el öpmekle başlar. En evvel Büyükbabanın odasına gittik. En çok sevdiği erkek torunu Refet öldükten sonra çok mahzun ve huzursuzdu. Selamlıkta yukarı aşağı dolaşmadığı zaman odasına yaralı, ihtiyar bir aslan gibi kapanırdı.    Bize çok şefkat gösterdi, köşe minderine oturttu, dolaptan ekmek çıkardı, Kemah'dan henüz gelmiş olan beyaz peyniri üstüne sürdü, aynı zamanda... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler

  "Proust, felsefenin sunduğu düşünce imgesine karşıt bir düşünce imgesi kurar. Rasyonalist tarzda klasik bir felsefede en temel olan şeye saldırır. Bu felsefenin ön varsayımlarına saldırıdır. Filozof, zihnin zihin olarak, düşünürün düşünür olarak doğruyu istediğini, doğruyu sevdiğini ve arzuladığını, doğal olarak doğruyu aradığını varsayar. Düşünmenin iyi niyetini baştan kabul eder; bütün araştırmasını "önceden planlanmış bir... Okumaya Devam et →

Ursula K. Le Guin – Dünyaya Orman Denir

"...Ama, sadece uykuda düşgörüyorlar dedin; uyanık düşgörmek istediklerinde düşlerin kontrolden çıkması için zehirler aldıklarını söyledin! Bir millet nasıl daha çılgın olabilir? düş-zamanla dünya-zamanı bir bebekten daha iyi ayırt edemiyorlar. Belki de bir ağacı öldürdüklerinde tekrar canlanacağını düşünüyorlardır.!' Server başını salladı. Başkadın'la ikisi hâlâ huş korusunda yalnızlarmış gibi hayli tereddütlü bir sesle, neredeyse uyuyacaklarmış gibi konuşuyordu.... Okumaya Devam et →

Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)

  "Bergotte'un konuşma üslubuyla çalışma ve hareket halindeki düşüncesi arasında, kulağın ilk anda bulup çıkaramadığı hayati bağlar vardı, oysa konuşan, sözümona Bergotte'un amatör bir seslendiricisi olsaydı, bu ifade tarzı, hiç şüphesiz büyüleyici olurdu; aynı şekilde, Bergotte bu düşüncesini istediği gerçekliğe uyguladığı içindir ki, dilinde yapıcı, fazla besleyici olan, onun sadece " görünümlerin bitmek bilmez tükenmez... Okumaya Devam et →

Umberto Eco – Günlük Yaşamdan Sanata

"...Kitaplıklar, belli bir eğitimden geçmemiş kimselere açık olmasaydı; tıpkı sürücü ehliyeti almak için gidilen kurslar gibi, kitaba saygı ve kitaptan gerektiği gibi yararlanma becerilerini kazandıracak kurslar açmak gerekecekti. Çok ince bir sanat, bu nedenle okulun ve yetişkinlerin eğitimini üstlenmiş kurumların bu konuda yardımcı olmaları gerekecektir, çünkü bildiğimiz üzere kitaplık okulun, belediyenin ve devletin yükümlülük alanı... Okumaya Devam et →

Henry Neville – Pines Adası ya da Keşfedilmemiş Güney Ülkesinde Dördüncü Bir Adanın Gün Yüzüne Çıkması

                  "Ve artık son olarak, onları sayabilmek için bana gelmelerini istedim. Saydım ve yaklaşık seksen yaşımda ve buraya gelmemin elli dokuzuncu yılında, hepsinin, her türden, bin yedi yüz seksen dokuz olduğunu buldum. Böylece, Tanrıya onları çoğaltması için dua ederek ve onlara İncil'in gerçek nurunu hatırlatıp, sonra gitmelerine... Okumaya Devam et →

Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri

SES "Kitaplığımıza yaslanıyordu beşiğim, Her şey, loş Babil kütüphanesi gibi, orda, Birbirine karışıyordu; roman, masal, bilim, Latin külüyle Yunan tozu, iç içeydi orda. Kitap sayfası gibi miniktim. Bir ses, kurnaz Ve metin, dedi: "Tatlı bir çörektir Dünya; Dilersen (ki bundan daha keyifli hiçbir şey olmaz!) Dünya dolusu bir iştah verebilirim sana." Öteki, senin sesin: "Gel!... Okumaya Devam et →

Can Yücel – Rengahenk

VURA VURA "Kalbimi kırdım ben çok kendi cinçekicimlen Örse döndü yatağım üstünde ufaklarım Vura vurdukça ama saçılan kıvılcımlar Su'dan da Güzel'den de hepsi has çocuklarım" (s. 20).   Hamlet'e Hamle "İşte bütün sorun: ya var ya yoksun Ya da bu sorun Ya intihar ya ihtiyarsın" (s. 115).   Yücel, Can (2015). Rengahenk, İş Bankası Kültür... Okumaya Devam et →

James Joyce – Dublinliler

  "Sık sık Dublin dışındaki küçük evine gidiyordu kadının; sık sık baş başa bir akşam geçiriyorlardı. Düşünceleri iç içe geçtikçe zamanla daha yakın konulara girmeye başladılar. Mrs Sinico'nun arkadaşlığı, egzotik bir bitki çevresindeki ılık toprak gibiydi. Çoğu zaman lambayı da yakmıyor, karanlığın üzerlerine çökmesine göz yumuyordu. Karanlık ketum oda, dünyadan soyutlanmışlıkları, kulaklarında hala çınlayan müzik... Okumaya Devam et →

Oruç Aruoba – Sayıklamalar

BAT "Daha batmamıştı başımı kaldırıp seni gördüğümde.   Bir ince iz vardı gene maviliği aşıp geçen gene de olacak.   Önce de vardı.   Sonra battı.   Acılı haykırışlarıyla süzüldü bembeyaz gölgeli martı.   Sen de artık bat" (s. 92).   EPİKTETOS "Geçinliğini taşıyacak yer arıyorsan Ne sevinçli ne de hüzünlü yerlerin olsun Geçip gitmiş... Okumaya Devam et →

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Yeraltından Notlar

"İnsan kim olursa olsun her zaman ve her yerde aklının ve çıkarının ona söylediği gibi değil de canı nasıl istiyorsa öyle davranmayı sevmiştir. Kendi çıkarına karşı bir şeyi istemek, hatta bazen olumlu olarak istemek zorunda kalmak da (işte bu benim fikrim) mümkün. Kendi öz, bağımsız ve hür iraden, en garibinden de olsa kendi öz kaprisin,... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

YARGININ İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN "Yunan trajedisinden modern felsefeye kadar, hazırlanıp gelişen, bütün bir yargı öğretisidir. Trajik olan, eylemden çok yargıdır ve Yunan trajedisi öncelikle bir mahkeme kurar. Kant, gerçek bir yargı eleştirisi icar etmez, çünkü bu kitap, tersine, öznel bir düşsel bir mahkeme kurar. Yahudi-Hristiyan gelenekten koparak eleştiriyi sürdüren Spinoza'dır; ve bu eleştiriyi yeniden ele... Okumaya Devam et →

Ziya Gökalp – Durma Vur (şiir)

  Durma Vur "Durma, Yunan, durma, kibrini artır! Türklüğün başına hakaret yağdır! Uyuyan bir kavme bu zillet azdır.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun, uyandır onu!   Bu yurdun hazinesi onun elinde; Fakat anahtarı senin belinde, Kalmış aç ve garip kendi ilinde.   Vur, eski kölesi, utandır onu! Bırakma, uyusun,uyandır onu!   Zorla... Okumaya Devam et →

Ernest Hemingway -İhtiyar Adam ve Deniz

"...Köpek balığı marlinin kafasını bıraktı ve yuvarlanarak uzaklaştı. Gelen sürüden sonuncu köpek balığıydı bu. Artık onların yiyebilecekleri bir şey kalmamıştı. İhtiyar adam şimdi soluk alamıyordu. Ağzında acayip bir tad duyuyordu. Bu bakır gibiydi ve tatlıydı. Bir an bu taddan korktu. Ama fazla değildi bu. Okyanusa tükürerek, <bunu yiyin, galano'lar> dedi. <Ve bir insan öldürdüğünüzü hayal... Okumaya Devam et →

İbn Sina, İbn Tufeyl – Hay bin Yakzan

  "Hay bin Yakzan'ın kendisi ile hayvanlar arasında gözlemlediği biçimsel ve türel ayrımlar konusundaki düşünceleri uzadıkça uzadı. Artık yaşı yediye yaklaşmıştı. kendisinde eksik ya da büsbütün olmayan , bu yüzden zararını çektiği organ ve araçların tamamlanmasından bütünüyle umudunu kesti. Açıklık sorununa bir çözüm olmak üzere önünü geniş yapraklarla örttü. Sarmaşıklardan bir kuşak yaparak beline bağladı... Okumaya Devam et →

Nikos Kazancakis- Aleksi Zorba

Okurken dinlemek için "Gözlerimi yumarak mırıldadım: 'Eee Zorba, diri diri Cennet'e girdin; iyi burası kıpırdama!" Sana başka zaman da söyledim patron, her insanın bir Cennet'i vardır; senin Cennet'in kitaplar ve büyük mürekkep damacanalariyle dolu olacak; bir başkasının ki konyak, uzo ve şarap varilleriyle dolu olsa gerek; bir diğerininki yığınla İngiliz lirası; benim Cennet'im ise şu:... Okumaya Devam et →

Jack Kerouac – Zen Kaçıkları

  " "Uzat şu damacanayı da çekelim fırtımızı. Hay! Ho! Hoo! Japhy fırlatıyor yerinden: "Whitman'ı okuyordum, bakın ne diyo: 'Sevinin köleler, sevinin de korkutun yaban despotlarını.' Yani tıpkı aşıkların konumu, çöllerde gezip duran o eski Zen Kaçığı ozanların; bu dünya sırt  çantasıyla gezip tozan insanlarla dolacak bak görürsün; aslında hiç istemedikleri bir sürü buz dolabı,... Okumaya Devam et →

Samuel Beckett- Godot’yu Beklerken

"VLADIMIR- Başkaları acı çekerken, acaba uyuyor muydum ben? Acaba şu an da uyuyor muyum? Yarın, uyandığımı sandığım zaman, bugün için ne diyeceğim acaba? Dostum Estragon'la burada gece oluncaya kadar Godot'yu beklediğimi mi? Pozzo'nun hamalıyla geçtiğini,   bizimle konuştuğunu mu? Kuşkusuz. Ama bütün bunların içinde doğru olan ne? (Estragon boşyere ayakkabılarını çıkarmaya uğraştıktan sonra yeniden uyuyakalmıştır. Vladimir ona... Okumaya Devam et →

Jack Kerouac – Yolda

  "Her şey birbirine giriyor ve bütünüyle dağılıyordu. Pauline'le olan ilişkimin çok uzun sürmeyeceğini biliyordum. Benim onun kafasındaki gibi olmamı istiyordu. Ona kötü davranan bir araba tamircisi ile evliydi. Ondan boşandığı takdirde Pauline'le evlenmeye ve daha bir bebek olan kızını büyütmeye razıydım; ama boşanmayı halledecek kadar para yoktu ortada ve bütün olay ümitsiz bir vakaydı;... Okumaya Devam et →

Nâzım Hikmet- Kan Konuşmaz

15 Ocak 1902- 3 Haziran 1963   IV CEMAL BUNA CEVAP VEREMEDİ - Ne o? Daldın yine usta? - Seni düşünüyorum hocam. - Gavurluğumu mu? Sakalımı mı? - İkisini de... - İki şeyi birden düşünmek zaaftır, usta. İnsan tek bir şeyi kuvvetle düşünmeği öğrenmeli. Delilerin o zincirleri kıran kuvveti nereden gelir, bilir misin? Sabit tek... Okumaya Devam et →

Mikis Theodorakis – Yapayalnız Kalacaksın Gecenin Ortasında (Yaşamım ve Müziğim)

"Yaşam öykümün dışa dönük yanının hep olayların odak noktasında yer almasına karşın, iç dünyamdaki bu kopuşa 1960'a kadar sadık kaldım. Ancak pek az Yunanlı'nın yaptığı bir şeyi yaparak, ekmeğimi ve tedirginliklerimi hep insanın en iyi deyişle halk diye nitelendirebilecekleriyle paylaştım. Bir cebimde Kavafis, ötekinde Brahms'la, illegalliği, çarpışmaları, hapisleri ve sürgünleri, sözünü ettiğim sanatçılara ilişkin en... Okumaya Devam et →

Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde (Swann’ların Tarafı)

  "Swann az önce, aşkını önemsiz bir saçmalık gibi gören duygusuz insanların yüzünde okuduğu sağduyuyu dayanılmaz bulmuştu; oysa kendisine acılarının anlamsızlığından bahseden Vinteuil'in cümleciği olunca, şimdi aynı sağduyuda bir şefkat buluyordu. Aradaki fark, cümleciğin o insanların aksine, bu ruh hallerini, gelip geçicilikleri konusundaki fikri ne olursa olsun, maddi hayattan daha ciddiyetsiz bir şey olarak değil,... Okumaya Devam et →

Fatih Atila – Akdeniz’in Kıyısında

  "Hasan'ı bazı işçilerin söz alıp konuşmalarını izledi. Direnişin uzamasıyla ortaya çıkabilecek tehlikelerden söz ederek, bu konudaki kaygılarını açıkladılar. Mücadele azmi sönebilirdi. İşveren direnişi kırdırmaya kalkabilirdi. O zaman her şey biterdi. Yücel dikkatle işçilerin tartışmalarını izliyordu. İşçilerin umduğundan çok daha bilinçli hareket ettiklerini düşündü. Önündeki masaya koyduğu not defterini eline aldı. Sigarasını kül tablasına bastırarak... Okumaya Devam et →

Fatih Atila – Dargeçit

  "Okulun salonunda toplantı bitmişti ki, 'Kitapçı geldi!' diye bir ses duyuldu. Uzamış sakallarıyla uzun boylu biri gelmiş, yönetmenin yanına yaklaşmış, özür dilemişti. Hakkari'de bir tek kitapçı olduğu söylendi yönetmene. 'En çok beni üzer idareden sorumlu olanların sorumsuzluğu, misafirlere kaba davranmaları' dedi kitapçı. 'Defalarca söyledim dünya siyah ve beyazdan ibaret değildir' diye, 'hatta dedim gücünüz... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑