Peter Burke – Kültür Tarihi

"Temsil-etmeler tarihinden bir başka örnek-olay incelemesi görmek için müzikolojiye bakabiliriz: bu da, uygulayıcılarından bazılarının kendilerini kültür tarihçisi diye gördükleri bir disiplindir. Kimi müzikologların, bir edebiyat eleştirmeni tarafından yapılmış ve bir filozof tarafından esinlendirilmiş bir inceleme olan Said'in Orientalism'ine verdikleri karşılıklar, geniş kültür tarihi şemsiyesi altında yer alan disiplinler-arası ilişkilerin ya da "alışverişler"in canlı bir tablosunu... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Leibniz Üzerine Beş Ders

  "Ne demektir günümüzde Leibnizcı olmak? Bu iki şey olabilir; biri pek ilginç değil, öteki çok ama çok ilginç... Daha önce kavramın çığlıkla özel bir ilişkisi olduğunu söylemiştim. Günümüzde Leibnizcı ya da Spinozacı olmanın ilginç olmayan bir tarzı var - meslek icabı bu tipler belli bir yazar üzerine çalışırlar; ama filozofa talip olmanın başka bir... Okumaya Devam et →

Friedrich Nietzsche – Güç İstenci

  “Bir organın yararlılığı, kökenini açıklamaz; tam aksine! Bir özelliğin kendini oluşturduğu sürenin çoğu boyunca bireyi korumaz ve birey için, her şeyden önce harici durumlar ve düşmanlarla mücadelesi olmak üzere, hiçbir yararı yoktur. Öyleyse her şeyden önce ‘yararlı’ olan nedir? ‘Neye bağlantılı olarak yararlı?’ diye sormalıyız. Örneğin bireyin uzun ömrü için yararlı olan, gücünün ve... Okumaya Devam et →

Michel Foucault – Ders Özetleri (1970-1982)

"İktidar bağıntılarının somut çözümlenmesini gerçekleştirmek için, hükümranlığın hukuksal modelini bir yana bırakmak gerekir. Gerçekten de bu model, bireyi, doğal hakların ya da ilkel iktidarların öznesi olarak ele alır ve devletin ideal oluşumunu irdelemeyi amaçlar. Ayrıca, yasayı, iktidarın temel belirlenimi olarak görür. İktidarı, ilişkinin temel terimlerinden yola çıkarak değil de, etkilediği öğeleri belirleyen olması bakımından, bu... Okumaya Devam et →

Jeannie Labno – Rönesans Ayrıntıda Sanat

"Raffaello, Raffaello Sanzio ya da Santi olarak doğdu, Yüksek Rönesans'ın üslubunu oluşturan üç büyük sanatçının en genciydi. Raffaello, Dük Guidobaldo da Montefeltro'nun bu sanat yüzyılı boyunca İtalya çapında ressam olarak çalışan babasının yaşadığı Urbino'da doğmuştu. Zarif ve nazik üslubu üzerinde derin etkiler bırakan Perugino'dan eğitim aldı. 1504'te, yeni Floransa üslubuyla, özellikle de Leonardo da Vinci'nin... Okumaya Devam et →

David Le Breton – Yürümeye Övgü

  "Çağdaş dünya bağlamında yürümek bir nostalji ya da direniş biçimini akla getirebilir. Yürüyüşçüler dünyanın çıplaklığı içinde bedensel maceralar yaşamak amacıyla arabalarından saatlerce ya da günlerce çıkmayı kabul eden ilginç kişilerdir. Yürüyüş, yürüyüşçünün özgürlük düzeyine göre farklı tonlarla bedenin zaferidir. Yaşamın bir yığın önemsiz şeyi konusunda bir temel felsefenin geliştirilmesine elverişli bir etkinliktir, gezgini, bir... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Proust ve Göstergeler

  "Proust, felsefenin sunduğu düşünce imgesine karşıt bir düşünce imgesi kurar. Rasyonalist tarzda klasik bir felsefede en temel olan şeye saldırır. Bu felsefenin ön varsayımlarına saldırıdır. Filozof, zihnin zihin olarak, düşünürün düşünür olarak doğruyu istediğini, doğruyu sevdiğini ve arzuladığını, doğal olarak doğruyu aradığını varsayar. Düşünmenin iyi niyetini baştan kabul eder; bütün araştırmasını "önceden planlanmış bir... Okumaya Devam et →

Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)

  "Bergotte'un konuşma üslubuyla çalışma ve hareket halindeki düşüncesi arasında, kulağın ilk anda bulup çıkaramadığı hayati bağlar vardı, oysa konuşan, sözümona Bergotte'un amatör bir seslendiricisi olsaydı, bu ifade tarzı, hiç şüphesiz büyüleyici olurdu; aynı şekilde, Bergotte bu düşüncesini istediği gerçekliğe uyguladığı içindir ki, dilinde yapıcı, fazla besleyici olan, onun sadece " görünümlerin bitmek bilmez tükenmez... Okumaya Devam et →

Umberto Eco – Günlük Yaşamdan Sanata

"...Kitaplıklar, belli bir eğitimden geçmemiş kimselere açık olmasaydı; tıpkı sürücü ehliyeti almak için gidilen kurslar gibi, kitaba saygı ve kitaptan gerektiği gibi yararlanma becerilerini kazandıracak kurslar açmak gerekecekti. Çok ince bir sanat, bu nedenle okulun ve yetişkinlerin eğitimini üstlenmiş kurumların bu konuda yardımcı olmaları gerekecektir, çünkü bildiğimiz üzere kitaplık okulun, belediyenin ve devletin yükümlülük alanı... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Ampirizm ve Öznellik (Hume Açısından İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme)

  "Hume'un toplum hakkındaki geliştirdiği kavrayış, bu bakımdan çok kuvvetlidir. Bize sırf yararcıların değil, Doğal Hukuka karşı çıkacak bir çok hukukçunun da yeniden ele almaktan başka bir şey yapmadığı bir sözleşme eleştirisi sunar. Temeldeki fikir şudur: Toplumun özü yasa değil kurumdur. Yasa aslında girişimlerin ve eylemlerin sınırlandırılmasıdır ve toplumun yalnızca olumsuz yanını hesaba katar. Sözleşmeci... Okumaya Devam et →

Nicolai Hartmann – Ontolojide Yeni Yollar

  "Şüphesiz, insan akıllı bir varlıktır. Bu onun diğer yaşamlardan önceliğidir. Fakat o yalnız bir varlık değildir, o aynı zamanda yaşadığı dünyanın mekan ilişkilerini de aşabilir. O bunu düşüncelerinde yapabilir ama, gerçekten -yani yaşayarak ve hareket ederek- bulunduğu yerden başka bir yerde olamaz. Oraya gidebilir tabii ama ancak bedenen. Akıl bedene bağlıdır ve bağlı kalır,... Okumaya Devam et →

Gaston Bachelard – Mumun Alevi

  "Elektrik ampulü, bize yağla ışık veren o canlı lambanın hülyalarını asla veremez. Işığın yönetildiği çağa girdik. Tek rolümüz elektrik düğmesini çevirmek. Mekanik bir hareketin mekanik öznesinden başka bir şey değiliz. 'Yakmak' fiilinin öznesi olarak haklı bir gururla kendimizi var kılmak için bu edimden yararlanamayız.    Eugene Minkowski Vers une cosmologie (Bir Kozmolojiye Doğru) adlı... Okumaya Devam et →

John Stuart Mill – Düşünce ve Tartışma Özgürlüğüne Dair

  "Fakat bir düşüncenin susturulmasındaki asıl kötülük, onun insan soyuna, yaşayan nesle olduğu gibi gelecek nesillere karşı da bir haydutluk olması; o düşünceye taraftar olanlardan daha da fazla, o düşünceye katılmayanlara karşı bir soygunculuk olmasıdır. Eğer düşünce doğruysa insanlar yanlış olanı doğru olanla değiştirmek olanağından yoksun bırakılırlar: eğer yanlışsa, onlar hemen hemen aynı derecede büyük... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik

YARGININ İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN "Yunan trajedisinden modern felsefeye kadar, hazırlanıp gelişen, bütün bir yargı öğretisidir. Trajik olan, eylemden çok yargıdır ve Yunan trajedisi öncelikle bir mahkeme kurar. Kant, gerçek bir yargı eleştirisi icar etmez, çünkü bu kitap, tersine, öznel bir düşsel bir mahkeme kurar. Yahudi-Hristiyan gelenekten koparak eleştiriyi sürdüren Spinoza'dır; ve bu eleştiriyi yeniden ele... Okumaya Devam et →

Marquis de Condorcet – İnsan Zekasının Tarihsel Gelişimi

  "Avrupa milletlerinin bilgeliği, fark edilmeyecek kadar parçalanmaları, sömürgelerindeki ilerlemelerin ağır, ama şaşmaz etkilerine yardım ederek yeni dünyanın geleceğini tezelden sağlamış olmaları şüphe götürmez bir gerçek değil midir? O zamandan beri de Avrupa nüfusu bu uçsuz bucaksız topraklar üzerinde hızla çoğalarak, istila etmeye bile kalkışmadan, burada henüz geniş ülkeler kaplayan vahşi milletleri, medenileştirecek ya da... Okumaya Devam et →

İbn Sina, İbn Tufeyl – Hay bin Yakzan

  "Hay bin Yakzan'ın kendisi ile hayvanlar arasında gözlemlediği biçimsel ve türel ayrımlar konusundaki düşünceleri uzadıkça uzadı. Artık yaşı yediye yaklaşmıştı. kendisinde eksik ya da büsbütün olmayan , bu yüzden zararını çektiği organ ve araçların tamamlanmasından bütünüyle umudunu kesti. Açıklık sorununa bir çözüm olmak üzere önünü geniş yapraklarla örttü. Sarmaşıklardan bir kuşak yaparak beline bağladı... Okumaya Devam et →

İbn Arabi – Tevhid Edep ve Marifet

  "İnsan, hayret ve tanım kemali arasında ortada kalır. İşte bu, alemin kemalidir. Öyleyse alem insan vasıtasıyla kemale erdi. İnsan ise, alemle kemale ermemiştir. İnsanda -insan olması bakımından- alemin hakikatleri toplanınca, alemden özellikle hacminin küçüklüğüyle ayrışmış, kemalinin mertebesi onun adına geride kalmıştır. Bütün varlıklar, kendi kemallerini kabul etmiştir. Hak kamildir. İnsan ise iki kısma ayrılır.... Okumaya Devam et →

İbn Sina – Sofistik Deliller

  "Safsatacılar (sofistler), kıyas getirirler ama getirdikleri kıyas ne ilişkili şeylerden oluşur ne de şeyin zatından (yani tartışılan şeyin zatı hakkında) kabul edilmiş öncüllerden oluşur. (Şeyin zatından kabul edilmiş derken) zati demek istemiyorum, aksine doğru olsalar bile kabul edilmiş öncüller demek istiyorum. Çünkü o öncüller, muhatap tarafından kabul edilmiş olmadıkları takdirde gerçekte tartışma konusu olan... Okumaya Devam et →

Sun Zi (Sun Tzu) – Savaş Sanatı

Güç ( Vaziyet ) "Ordunun tüm birlikleri düşman saldırısına uğrasa bile, onu yenilmez kılacak olan, yapacağı cepheden ve sürpriz manevralarıdır. Ordunun üstüne yürüdüğü yerde yumurtayı kıran bir taş gibi olabilmesi, kofluk ve güçlülük sorunudur. Savaşanlar [hep] cepheden kapışır, [ama] sürpriz manevralar zaferi tayin eder. O nedenle iyi sürpriz manevra yapanlar gök ve yer gibi sonsuz... Okumaya Devam et →

Bertrand Russell – Felsefe Yazıları

  "Yalnızca geçmiş tam olarak gerçektir: Şimdi, artık var olmayanın değişmezliğine doğru sürüp giden acılı ve mücadeleli bir doğuştur sadece. Yalnızca ölüler tamamen mevcuttur. Yaşayanların hayatları kesik, kopuk, belirsiz ve değişime tabidir ama ölülerin hayatları tamama ermiştir, dünyanın her şeye gücü yeten tek tanrısı olan Zaman'ın salınımlarından etkilenmezler. Onların başarıları ve başarısızlıkları, umutları ve korkuları,... Okumaya Devam et →

Jean Baudrillard – Kusursuz Cinayet

  Babil Sendromu "Dünyaya acımasız yanılsamasını, amansız belirsizliğini yeniden kazandırmak için tek çözüm vardır: bilgilendirim ve programlamanın çözülüşü, kusursuzluğun başarısızlığa uğraması. Babil Kulesi'nin yapılmasıyla kusursuz cinayetin çok yakının-dan geçtik. Neyse ki Tanrı, dilleri ayırarak, insanlar arasında karışıklık tohumları ekerek duruma el koydu. Çünkü, dillerin ayrılması, ancak anlam ve iletişim bakımından bir yıkımdır. Dilin kendisi bakımından,... Okumaya Devam et →

Karl R. Popper – Daha İyi Bir Dünya Arayışı

"...öncelikle kendimi, çağdaş olmayan bir felsefeci -bir zamanlar Kant'ın 'aydınlanma', diğerlerinin de 'aydınlatıcı' diye nitelediği, fakat günümüzde artık tanınmayan ve yok olmuş bir akımın taraftarı- olarak tanıtmak istiyorum. Bu da, benim bir rasyonalist olduğum ve de doğruya ve akla inandığım anlamına gelir. Fakat bu, insan aklının her şeye kadir olduğuna inandığım anlamına gelmez. Bir rasyonalist, bizim akılcılık-karşıtı dostlarımızın iddia ettiği gibi, saf bir us-varlığı olmak

Gilles Deleuze – Foucault

  "Bütünüyle hazır bir söylemin dediğinin aksine, direnmek için insanı ileri sürmeye gerek yoktur. Direnişin eski insandan çekip çıkardığı şey, Nietzsche'nin dediği gibi, daha büyük, daha etkin, daha olumlayıcı, olanaklar açısından daha zengin bir yaşamın kuvvetleridir. Üstinsan asla bundan başka bir anlama gelmemiştir: Yaşamı bizzat insanın içinde özgürleştirmek gerekir zira insanın kendisi insan için bir hapsetme biçimidir.... Okumaya Devam et →

Voltaire – Felsefe Sözlüğü

  'Beau, Beaute' Güzel, Güzellik "Bir kurbağaya güzelliğin, asıl güzelin, kalon'un ne olduğunu sorunuz. Size bunun, küçük kafasından fırlamış iki patlak iri gözü, yassı ve geniş suratı, sarı karnı, esmer sırtı ile dişisi olduğunu söyleyecektir. Gineli bir zenciye sorunuz; onun için güzel, kara, yağlı bir deri, batık gözler,yayvan bir burundur. Şeytana sorunuz; size güzelin bir... Okumaya Devam et →

Gilles Deleuze – Müzakereler

ANTİ-OEDİPUS ÜZERİNE MÜLAKAT (Felix Guattari ile birlikte) ... G.D. - "Oedipus'un, hadımlığın, ölüm içgüdüsünün... vs. oldukça tekdüze ve hüzünlü bir uğultu olduğunu düşünenlere sesleniyoruz. Protesto eden bilinçdışlarına sesleniyoruz. Müttefikler arıyoruz. Müttefiklere ihtiyacımız var. Ve sanıyoruz ki bu müttefikler şimdiden oradalar, bizi beklemediler, artık yeter diyen, benzer yönlerde düşünen, hisseden ve çalışan çok insan var: Söz... Okumaya Devam et →

Roy Boyne- Foucault ve Derrida Aklın Öteki Yüzü

"Foucault büyü, delilik, kehanet, inançla tedavi, keramet gösterme gibi farklı akıldışılık biçimlerinin onaltıncı yüzyıl boyunca kuşkucu geleneğin göbeğinde yer almış olduklarını ileri sürer. Rönesans düşünürleri, 'deli olmadıklarından asla emin olamamışlardır'. Kuşkucu gelenek bu dönemdeki önemini büyük ölçüde yeni dünyanın keşfine borçluydu; yeni uygarlıklarla temas kurulmuştu; harikulade masallar kendilerine yeni safdil ve hevesli dinleyiciler bulmuşlardı. Shakespeare'in Hamlet'te... Okumaya Devam et →

Roland Barthes- S/Z

"Söylem 'gerçek izlenimi yaratmak amacında' olduğundan vicdanını rahat tutmak için bir takım ufak tefek olaylar aktarır; büyük yapıların, ciddi simgelerin, görkemli anlamların da bu olayların oluşturduğu önemsiz dipyüzeyden sıyrılarak ortaya çıktıkları sanılır: böylece tüm eleştiri betikte anlamsız bir şeyler olduğu, bir başka deyişle, aslında, doğadan bir şeyler olduğu düşüncesine dayanır: anlam, yüceliğini, yine de not edilmiş olan,... Okumaya Devam et →

Montaigne – Denemeler

AKLIMIZ "Doğadaki diğer varlıklarda olduğu gibi, insanlar için de doğal yasalar vardır; ama bizde yitip gitmişlerdir. Çünkü insan aklı her yere elini atıp düzen vermeye, yönetmeye kalkmış, dünyayı kendi büyük emelleri, kararsız istekleri ile bulandırmış, karıştırmış.          'Gerçekten bizim olan hiçbir şey kalmamıştır; bizim/dediğimiz, sahte bir şeydir.' Cicero İnsanlar, her şeyi farklı... Okumaya Devam et →

Roland Barthes- Göstergeler İmparatorluğu

"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan, kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!... Okumaya Devam et →

David Hume – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma

  "Harikaların inanılırlıklarını azaltan bir dördüncü sebep olarak şunu ekleyebilirim: hiçbir harikada, hatta acıkça ortaya çıkarılmış olanlar da bile, bir tanıklık yoktur ki, sınırsız sayıda tanık tarafından aksi söylenmesin; öyle ki, mucize, tanıklığın inanırlığını yok etmekle kalmaz, tanıklık da kendi kendini yok eder. Bunu daha anlaşılır kılmak için şunu düşünelim: din konularında farklı olan her... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑