"Yeri: Ankara, Ulus Meydanı Tarihi: 24 Kasım 1927 Sanatçısı: Heinrich Krippel Yaptıran: Yenigün Gazetesi'nin öncülüğünde Türk halkı tarafından Seçici Kurul: Dönemin Türkiye Millet Meclisi ikinci başkanı olan Ali Fuad Paşa'nın başkanlığında otuz kırk kişiden oluşan bir anıt komisyonu oluşturulmuştu. Komisyonun umumi katipliğini İsmail Habib Bey yapıyordu. Yapım Yeri: Viyane/ Birleşik Maden İşletmeleri Malzeme: Heykel;... Okumaya Devam et →
François Rabelais – Pantagruel
''Senyör de Baisecul ve Humevesne arasındaki anlaşmazlık görüldü, dinlendi ve iyice değerlendirildi. Mahkemenin haklarındaki kararı şudur: Böğründe kundaklı bir yayı germiş atlı bir maymun, Roma ikliminde erkek ağaç kurtlarının verdiği rahatsızlıkla başarısız olmuş korkunç şeylere kur yapma girişiminde bulunduğu için yarasanın, yaz gündönümünü yiğitçe reddettiği; davacının mevzubahis kocakarının bir ayağı çıplak diğerinde pabuçla, hindi gibi... Okumaya Devam et →
Ahmet Taşağıl – Gök-Türkler III
Bilge'nin Çin ile Mücadelesi ve Tonyukuk'un Stratejileri "Ülkesi içinde huzur sağlayan Bilge, gözünü artık Çin'e dikti. Çin'i baskı altına almanın gerekliliğine inanıyor, T'ang İmparatoruna akınlar ve yağmalar yapmanın planlarını hazırlıyordu. Üstelik yıllar önce Çin'e gidip teslim olan ailelerin geri dönmesi üzerine gücü artmıştı. Fakat, tecrübeli devlet adamı Tonyukuk buna engel oldu. Uzun ömrüne, yaşadığı... Okumaya Devam et →
Julio Cortazar – Ötekinin Rüyası (Bütün Öyküleri 1)
ÖTEKİNİN RÜYASI "Rüyalar demişken ve sen Lucio'nun adını anmışken, zamanında ona anlattığım bir rüyayı neden şimdi sana da anlatmayayım. Ben yine buradaydım, ama o zamanlar -kaç yıl oldu, dostum?- hepiniz anne babamın bana bıraktıkları bungalovda belli dönemler kalmaya geliyordunuz; burada kürek çekiyor, bunalana kadar şiir okuyor, en kırılgan ve en kısa ömürlü olana,... Okumaya Devam et →
Dimitriy Vasiliyev – Orhun (Moğolistan Tarihi Eserleri Atlası)
"Köl Tigin anıtı 732, Bilge Kağan anıtı 735 tarihinde dikilmişti. 1893'te anıtların üzerindeki yazı çözülmeden önce Türk dilinin en eski metni Kutadgu Bilig olarak biliniyordu. Kutadgu Bilig 1069'da yazılmıştı. Bu anıtlarla Türk dilinin yaşı, birden bire 337 yıl geriye gidiyordu. Bu, Türk dilinin müthiş bir derinlik kazanması demekti. Üstelik ilk yazılı eserler olarak bu metinler... Okumaya Devam et →
İlber Ortaylı – İmparatorluğun Son Nefesi Osmanlı’nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet
"Üçüncü olarak, imparatorluk tecrübesi bir anlayış, bir miras meselesidir. İmparatorluğun bu alanda bıraktığı bu anlayış ve yapı, aristokrat bir sınıfın olmayışıdır. Türk toplum eliti liyakate, öz kabiliyete ve gayrete dayanır. Bu şekilde terfi eden, idareye yerleşen insanların çocuklarının aynı imtiyaza sahip olmak için benzer bir eğitimi benimsemeleri gerekir. Aksi takdirde şansları yoktur. Bundan dolayı... Okumaya Devam et →
Levon Panos Dabağyan – Pearl Harbor’dan Hiroşima’ya
(6 Ağustos 1945) Hedef Hiroşima "Atom saldırısı için uygun görülen şehirlerin listesi çıkarıldığında Truman'ın bu isteği titizlikle dikkate alınmıştı. Hazırlanan listede beş şehir seçildi: Kyoto, Hiroşima, Kokura, Nagazaki, Niigata. Birinci hedef olarak, Kyoto seçilmişti. Burası askeri bir çalışma merkeziydi. Fakat, Kyoto'nun ayrı bir özelliği daha vardı ki, bu özelliği dini bir ziyaret yeri oluşundan... Okumaya Devam et →
T. Nejat Eralp – Tarih Boyunca Türk Toplumda Silah Kavramı ve Osmanlı İmparatorluğunda Kullanılan Silahlar
Osmanlı Padişahlarının Kılıç Kuşanmaları "Osmanlı İmparatorluğunda dini yönden ve Türk töresi gereği olarak bir taç bulunmamaktadır. Ancak padişahların cülus (tahta oturma), biat (çevreden ve bağlılardan itaat ve sadakat sözü alma) törenlerinden başka bir de kılıç kuşanma törenleri vardır ki bu tören Batı hükümdarlarının taç giyme törenlerinin çeşidi olarak kabul edilebilir. 'Taklid-i Seyf' adı verilen... Okumaya Devam et →
Laszio Rasonyi – Tarihte Türklük
"Göçebe Türkler tarafından, en eski çağlardan beri yetiştirilen at, tekmil kültüre veçhe veren, en önemli bir âmildir. Atın ehlileştirilmesi olmadan eskiçağ ve erken ortaçağ’ın büyük ölçüdeki kavimler göçleri tasavvur dahi edilemezler. Geniş bozkır bölgesinde eskiden iki çeşit yabanî at yaşıyordu. Her ikisi ancak son iki insan nesli zarfında ortadan kalktı. Bunlardan biri, Doğu-Asyaya kadar... Okumaya Devam et →
Ahmet Taşağıl – Gök-Türkler II
Fetret Devri (630-681) "656 yılında Batı-Göktürk ülkesine doğru büyük bir Çin Seferi daha düzenlendi. General Su Ting-Fang İli bölgesi (tao) harekat ordusu başkumandanı olmuştu. 650 yılında Doğu Gök-Türk ülkesini çeşitli askeri valiliklere ayıran Çinliler, bu valiliklerin ordularını da katmışlardı. Bunlardan Uygurlar, Çin ordusunda çok önemli bir kısmı teşkil ediyorlardı. Reisleri P'o-jun bir Çinli kumandan... Okumaya Devam et →
İlber Ortaylı – İlber Ortaylı Seyahatnamesi
'Efendi' Ziyaretçiler "Asıl önemlisi Japonlar doğulu bir millet; sabah akşam 'Helen-Hıristiyan uygarlığı' diye hele şimdilerde judeo ilaveli bir slogan benzeriyle büyümüyorlar. Ama dünyaya ve etrafa daha soğukkanlı ve mütevazı bir merakla bakıyorlar. İmparator Hirohito'nun kardeşi olan hanedanın en yaşlı üyesi 92 yaşındaki Prens Mikassa; Osmanlı minyatürlerini, bahusus IV. Murad'ın at üzerindeki tasvirini seyrederken 'Bu... Okumaya Devam et →
Ahmet Taşağıl – Gök-Türkler I
Bumın Kagan Devri (542-552) "552 yılının baharında Bumın beklenmedik bir şekilde Juan-juanlara saldırdı. Huai-huang'ın kuzeyinde büyük bir bozguna uğrayan Juan-juanların reisi A-na-kui savaş meydanında kendini öldürdü. Arta kalan Juan-juanların büyük bir kısmı, A-na-kui'in oğlu An-lo-ch'en, kardeşi Teng-chu ve Teng-chu'nun oğlu K'u-t'i diğer küçük şefler kendilerine bağlı boylarla birlikte Kuzey Ch'i devletine sığındılar. Onlarla birlikte... Okumaya Devam et →
Harold Pinter – Koleksiyon
HAROLD PİNTER’IN YAZARLIK ÜSLUBU VE KOLEKSİYON OYUNU HAKKINDA "10 Ekim 1930’da Londra’nın doğu bölgesinde dünyaya gelen ve 2008 yılında kaybettiğimiz Nobel Ödüllü yazar Harold Pinter, 20. Yüzyılda güncel estetik algımızı şekillendiren önemli yazarlardan biri olmuştur. Bunun nedeni, Pinteresk olarak adlandırılan özgün üslubuyla tiyatroya yeni bir soluk kazandırmış olmasıdır. Üzeri örtük, bulanık, yer yer... Okumaya Devam et →
D. H. Lawrence – Adaları Seven Adam
"Adalı olmanın tehlikesi budur. Kentte, tozluklarını giyip iliklerine kadar duyduğun ölüm korkusuyla trafikten canını kurtarmaya çabalarken, sonsuz zamanın yılgılarından çok uzaktasındır. Oysa küçük adan zamanın içine girdiği an, uzaydaki evren çevrende hızla dönmeye başlar. Denizin ortasındaki küçük bir adada kendini yalıtmayagör, zaman büyük çevrimler halinde yükselmeye ve genişlemeye başlar, üstüne bastığın toprak kayıp gider... Okumaya Devam et →
Özkan İzgi – Çin Elçisi Wang Yen-Te’nin Uygur Seyahatnamesi
"Bir kaç gün sonra, Ata Üge [Wang Yen-te'yi] karşılamaya geldi. Fakat kendisi [Ata Üge] Yen-te'ye doğru çok hürmetkarane bir [şekilde] gitti. Shıh-tzu Wang (Arslan Han) Yen-te'yi Pei-t'ing (Beşbalık) e davet etti. Biz Chiao-ho kasabasını geçip gittik. Altı gün sonra Chin-ling k'ou'ya vasıl olduk. [Burada] çok kıymetli mallar imal edilir. İki gün sonra Han-chia chai'ya vasıl... Okumaya Devam et →
Magda Szabó – Yavru Ceylan
“Uyandığında,”Haydi bir şey söyle!” derdin. Öyle zamanlarda şiirler okurdum, bu ya Shakespeare’den bir şeyler olurdu ya da Toldi’nin ikinci ezgisi, bu sonuncusunu çok severdin. Beni oynarken görmenin sana verdiği mutluluğu öğrendikten sonra benim için tiyatro ve roller bambaşka bir anlam kazanmıştı. Bir keresinde yeni doğmuş bir köpek yavrusuna benzememi istediğini,... Okumaya Devam et →
Sabahat Atlan – Roma Tarihi’nin Ana Hatları I. Kısım Cumhuriyet Devri
Roma'nın Kuruluş Efsaneleri "Roma, İtalya'nın merkezinde, Etruria, Apenin'ler, Campania ve deniz arasında yer alan Latium bölgesinde ve Tiber nehri üzerindedir. Uzunluğu 135, genişliği 45 Km. olan Latium'da yaşayan halk, M.Ö. 12. yüzyılda kuzey Alplerinden Po vadisine giren ve 10. yüzyılda Latium'a kadar ulaşan ölülerini yakan İtalik'ler grubudur ve isimleri buraya yerleştikten sonra düz memleket... Okumaya Devam et →
Sabahattin Ali – Kamyon
Bir Orman Hikayesi'nden... "Her şeyimiz, delikanlı, varımız yoğumuz ormandır bizim..." diye devam etti. 'Ormanı evimizden iyi tanırız, her ağaç bizim kahrımızı anamızdan çok çekmiştir. Köyümüz bir ormanın ortasındaydı, etrafını ağaçlar bir duvar gibi sarmıştı. Biz onun dışında da dünya olduğunu bilmezdik bile. Çocukken değneklerden yaptığımız kağnılara kuru yaprak doldurur, arabacılık oynardık. Daha sonraları... Okumaya Devam et →
Yaşar Kemal – Sevmek, Sevinmek, iyi Şeyler Üstüne
"Bir de Anadolu var. Yerleştiğimiz, özümsediğimiz topraklar. Bu topraklar kültür birikimlerinin toprağıdır. Bu topraklar, Urartuların, Greklerin, İyonyalıların, Asurluların, Frigyalıların, yani büyük uygarlıkların toprağıdır. Bu topraklar bir kültür birikiminin toprağıdır. Biz Orta Asyadan getirdiklerimizle, yolda aldıklarımızla büyük, on bin yıllık zengin bir kültür üstüne oturduk. Bu kültür toprağındaki birikimleri özümsedik. Kültürümüzü bu topraktakilerle besledik, zenginleştirdik.... Okumaya Devam et →
İlber Ortaylı – Türklerin Altın Çağı
Altın Orda'nın önemi nereden geliyor? "Altın Orda'nın önemi Türklüğün tarihi evreleri bakımından çok belirgin; bilindiği üzere, tarihi düşüncemizde çok önemli bir prensip söz konusu. Buna göre Anadolu'daki Türklük büyük ölçüde 12. asrın ikinci yarısına, hatta 13. asra ait bir tarihi olgu. Hiç şüphesiz bir kavmin kültürel ve toplumsal oluşumu ve tarihi yapılanması açısından yeterli... Okumaya Devam et →
Jeff Collins – Heidegger ve Naziler
Ulusun Dasein'ı "Heidegger'in erken dönemine ait temel çalışması Varlık ve Zaman'ın burada yine ayrı bir yeri ve önemi vardır.Özellikle Jürgen Habermas ve başka düşünürlere göre, Heidegger'in siyasal angajmanı felsefi bir temele dayanmaktadır. Bu iddiaya göre Heidegger, Dasein'ı ulusal Alman Dasein'ının üzerine geçirivermiştir. Onun biricikliğini ve 'her-daim-benimki'liğini terk ederek ulusal Dasein'a, yani Alman halkının varlığına... Okumaya Devam et →
Franz Kafka – Bir Savaşın Tasviri
"Hemen dikilip beni öptü: "Neden ağlıyorsun? Upuzun bir boyun var, uzun boyluları severim, her istediklerini yapabilen uzun kolların var, bunlarla neden övünmüyorsun? Sana bir öğüt vereyim: Kollarına koyu renk manşetler takmayı sakın savsaklama. Sana övgüler diziyorum burada, hala ağlıyor musun? Yaşamdaki bu zorluğu göğüsleyebilecek kadar olgunsun sanırım. Aslında hiçbir işe yaramayan savaş aletleri, kuleler,... Okumaya Devam et →
Friedrich Nietzsche – Putların Alaca Karanlığında
“Benim imkânsızlarım… Seneca ya da erdem matadoru. Rousseau ya da bütün tabii kirliliğiyle tabiata geri dönüş. Schiller ya da Sakingen’in Ahlak Trampetçisi. Dante ya da mezarlarda şiir söyleyen sırtlan. Kant ya da idrak edilebilir karakter olarak ikiyüzlülük. Victor Hugo ya da Saçmalıklar Denizinde Bir Işık Feneri. Liszt ya da virtüöz; elbette ki kadınlarla. George... Okumaya Devam et →
Anthony Burgess – Mozart ve Deyyuslar
"Müziğin altın çağı, biçimi çok daha ilerilere götürmüştür. Füg, passacaglia. Zamanla sonat biçimi. Bestecinin belirlenmiş bir şablona tümüyle boyun eğmesi. O şablon, müziğin hizmet ettiği toplumun sessel eşdeğeriydi. Akıl Çağı, Şehir Çağıydı. Toplum şehirliydi. Doğa dışarıdaydı, mümkünse denetliyor, değilse görmezden geliniyordu. Rapsodik doğa. Mozart'ın müziği aklın en büyük yaratımına -şehre- olan inancı ifade eder. Sadece... Okumaya Devam et →
Salman Rushdie – Harun İle Öyküler Denizi
"Bir zamanlar Elifba ülkesinde hüzünlü bir kent vardı; kentlerin en hüzünlüsü; öylesine kahredici bir hüzne kapılmıştı ki adını bile unutmuştu. Bu kent, içi asıksurat balıklarla dolu, yaslı bir denizin kıyısına kurulmuştu; yemesi öylesine berbattı ki bu asıksurat balıkların, yiyenler gökler masmavi olduğu zaman bile mutsuzluk içinde geğirir dururlardı. Bu hüzünlü kentin kuzeyinde (bana söylendiğine göre)... Okumaya Devam et →
Alâeddin Şenel – İnsanlık Tarihi Boyunca İnsan Hakları Demokrasi İlişkisi
Mısır'da Ayrıcalıklar Halkasının Genişleyip Haklara Dönüşmesi "Eskiçağda yöneticiler, sınıfsal ve ideolojik 'denetim' amaçlarıyla, insanlara bazı haklar 'bağışlayabilmişlerdir'. Bunun en çarpıcı örneği, Mısır tarihinde görülür. Eski Krallık döneminde (İ.Ö. 2000-1800 arasında) yalnızca Firavunun (elbette kendilerine boyun eğmesi koşuluyla) bu ayrıcalıklarını yerel yöneticilere ve soylulara bağışladılar. Bu bağışı, buyruklarını dinlemeyen yerel yöneticileri dize getirmede, aforoz benzeri bir... Okumaya Devam et →
Karl R. Popper – Bilimsel Araştırmaların Mantığı
"22. Yanlışlanabilirlik ve Yanlışlama. Yanlışlanabilirlik ve yanlışlama sözcükleri arasında kesin olarak bir ayrım yapmak zorundayız. Yanlışlanabilirliği, salt önerme dizgelerinin görgül özelliklerinin ölçütü olarak ele alıyoruz; dizgenin ne zaman yanlışlanabilir olarak kabul edilebileceği, konulan kurallarla belirlenmelidir. Yalnızca kabul ettiğimiz temel önermelerle çelişen bir kuramı yanlışlanmış olarak nitelendiriyoruz. Bu koşul gereklidir, ancak yeterli değildir; çünkü daha önce... Okumaya Devam et →
Charles Baudelaire – Elem Çiçekleri
VI FENERLER “Rubens, unuttum ırmağı, tembellik bahçesi, Taze etten yastık ki üzerinde sevmek mümkün değil, Fakat hayat taşar ve hareket eder durmadan Gökte hava gibi, denizde sular gibi; Leonardo da Vinci, derin ve kasvetli ayna, İçinde latif melekler, esrarla yüklü, Tatlı bir gülümseyişle gölgesinde görünürler Memleketlerini kapatan buzulların ve çamların; Rembrandt, iniltilerle dopdolu hazin bir... Okumaya Devam et →
Metin Özbek – Çayönü’nde İnsan
"Yontma Taş Çağı topluluklarının çocuklarında, yetersiz beslenmeden kaynaklanan rahatsızlıklara ya da metabolizma bozukluklarına pek rastlanmaması, Yontma Taş Devri ile Cilalı Taş Devri toplulukları arasındaki yaşam farklılığından kaynaklanmaktadır. Cilalı Taş Devri'yle beraber tarıma geçişin ardından, ciddi ölçüde kansızlık çeken bireylerin (özellikle bebek ve çocuklar) iskeletlerine rastlamaya başlıyoruz. Gerçekten de, bu yeni geçim ekonomisinin bir gereği... Okumaya Devam et →
Carl Sagan – Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
GARAJIMDAKİ EJDER “Garajımda ateş soluyan bir ejder yaşıyor.’ Diyelim ki (ruhbilimci Richard Franklin’in grup terapisi yaklaşımını benimseyerek) size ciddi olarak böyle bir önerme sunuyorum. Kuşkusuz, dediğimin doğruluğunu kontrol etmek isteyecek, kendi gözünüzle görmek isteyeceksiniz. Yüzyıllardır ejderlerle ilgili olarak sayısız öykü anlatılmış, ancak gerçek kanıt gören olmamıştır. Canlı bir kanıt görmek için ne iyi bir... Okumaya Devam et →