Erik Levi – Mozart Ve Naziler

Üçüncü Reich’ta… İnsanın klasik müziğin kaderini merak etmesine gerek yoktur, zira büyük sanat eserlerine duyulan bağlılık, en temel erdemlerimizden biridir ve bu eserlere sevgiyle sahip çıkmak devletin, şehrin ve partinin tüm kültür yetkilileri tarafından üstlenilmek istenilen en cazip işler arasında yer almaktadır. Bu bağlamda Mozart ölümsüz olmakla kalmamaktadır, sonsuza dek yaşayacaktır. (Walter Zeleny)

Mozart’la ilgili olarak, Nazi iktidarının ilk yıllarında ortaya çıkan bazı tartışmalara rağmen, besteci 1938 yılından sonra partinin en yüksek mercilerinde daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. Kuşkusuz, dönüm noktası Mart 1938’de Avusturya’nın Alman Reich’ına dahil edilmesi ve Mozart’ın Büyük Almanya kavramını desteklemek amacıyla güçlü bir silah olarak kullanılabileceğinin anlaşılmasıydı. Bu sürecin en önemli noktası, Mozart’ın doğduğu yer olan Salzburg’un Nazileştirilmesi ve Salzburg Festivali’nin siyasallaştırılmasıydı.

Beşinci bölümde, 1933-1937 yılları arasında Nazilerin Salzburg Festivali’ni yıkma çabalarının yanı sıra Bruno Walter’le Max Reinhardt’ın Anschluss’un ardından Avusturya’dan kovulması incelenmişti. Bu öncü iki insanın zorunlu olarak geri çekilmesi İngiliz ve Amerikan basınında büyük bir dehşet ve korku yarattı. Buna rağmen Salzburg halkı, Festivalin Nazi denetimi altında yeniden oluşturulmasını memnuniyetle karşılamıştı. Hitler’in 6 Nisan’da zaferle Salzburg’a girmesinden dört gün sonra, orgcu Joseph Messner tarafından Mozart’ın Coronation Mas K317’sinin ( Taç Giyme Ayini) katedralde çalınması, o anın coşkusunu yansıtıyordu. Messner cemaate, “muhteşem liderimiz Adolf Hitler’in” inanılmaz başarılarına şükran duası olarak Gloria’nın adanacağını açıklamıştı.

Anschluss’u takip eden aylarda, Salzburg Festivali’nin gelecekteki yönü konusunda epey tartışma yaşandı. Salzburg Volksblatt’ta yazan Otto Kunz’a göre, Mozart’ın Alman ulusunu birleştiren, barıştıran ve yenileyen bir rol üstlenmesi gerektiği çok açıktı:

Mozart, ağırbaşlılık ve anlaşılırlık simgesi olarak şimdi artık gerçekten halktan biri olmalı ve halk için davranmalı… Mozart festivalleri bir kez daha Alman ruhunun gerçek festivalleri haline gelmeli… Ustanın eserlerinin en kapsamlı şekilde kutlandığı yer, saygı mekânı ve bir yücelme yeri Salzburg olmalı ve beraberinde gerçekleştirildiği topraklardaki Alman tınısını da taşımalıdır.

Kunz, makalesini yazıncaya kadar, 1938 Festivali için ilk planların çoktan yapıldığını herhalde biliyordu. Zorunlu personel değişikliğiyle program düzeltildi. Ancak bu değişiklik Mozart’ın yararına olmadı. Örneğin, başlangıçta 1938’de sahnelenmesi vaat edilen dört operadan sadece Don Giovanni ile Figaro’nun Düğünü kaldı. Tuhaf bir şekilde, bu eserlerin ikisi de Festivalin açılışı için seçilmedi ve bu onur Wagner’in Usta Şarkıcılar operasına verildi. Operayı Wilhelm Furtwangler yönetti ve gösterimde Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess de hazır bulundu.

1938 Festivalinin reklamını yapan poster, Mozart’ın opera sayısındaki yarı yarıya indirimi dikkate almayıp, Mozart’ın bütün etkinliğin merkezi olduğuna odaklanıyor ve besteci, Salzburg kentine ve dikkati çeken binalarına tepeden bakan tanrı Apollo olarak tasvir ediliyordu. Apollo geleneksel olarak uyumu, düzeni ve mantığı simgelediğinden, Mozart’ın bir Yunan tanrısı olarak betimlenmesi Nazilere çok uygun görünüyordu. Ne de olsa, kendi propagandalarına göre, Avusturya anavatanına döndüğünden beri, bu ilkeler yerli yerine oturmuştu.

1938 Salzburg Festivali’ndeki politik himayenin derecesinin bir başka somut göstergesi, son derece savurgan bir şekilde hazırlanmış Festschrift’ti (Festival Kitapçığı). Kapağında Mozart’ın silueti bulunan bu kitapçığın ilk sayfalarında Hitler’le Goebbels’in boy fotoğrafları yer alıyordu. Goebbels’in fotoğrafının başında Propaganda Bakanlığı’nın “Salzburg’da Alman festivalinin yeniden doğuşu” etkinliğinin “Mozart’ın dehasının ve onu yaratan güçlerin ölümsüzlüğünün” işareti olduğu açıklaması vardı. Salzburg’un kültürel misyonunu açıklayan bir başka makale de yabancı konuklara yönelik olarak hazırlanmıştı. Tarihteki en büyük gününü Reich’a dönüşüyle yaşayan Alman kökenli Salzburg kentinin yeniden canlandığı bir kez daha vurgulanarak, Almanya’dan ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçileri, sanatın kutsal koridorlarından geçirmeyi, günlük yaşamdan uzaklaştırmayı, ruhlarını sadece gerçek sanatın sağlayabileceği şekilde, bu saf, görkemli zevkle doldurmayı vaat ediyordu”.

Nazi propagandası 1938 Salzburg Festivali’nin özellikle Alman karakterini vurgulasa da, programın birkaç yönü hemen düzeltilip yenilenememişti. Örneğin, iki Mozart operası hala orijinal İtalyanca dilinde sergilenecekti. Bu uygulamayı sürdürmenin gerekçesi esas olarak, Faşist İtalya ile Nazi Almanya’sı arasında filizlenen ittifaka yönlendirilmişti; bu etken, Bruno Walter tarafından başlatılan politikayı reddetme gereğinden veya librettonun bir Yahudi tarafından yazıldığını vurgulamanın getirebileceği sıkıntıdan daha önemli görülmüştü. Bu karşılıklı işbirliği ruhu içinde, iki operada da hem Almanlardan, hem de İtalyanlardan oluşan karma bir ekip rol aldı ve Figaro’nun Düğünü gösterisi için Alman orkestra şefi (Hans Knappertsbusch), İtalyan yapımcı (Guido Salvini) ile birlikte çalıştı.

1938 yılında Festival programında devam eden ikinci husus, kutsal müziğe verilen önemli roldü. Bunun, Nazi yöneticilerinin Katolik Kilisesi’ne uzanma arzusunu ne ölçüde yansıttığı hala bilinmemektedir, ancak Mozart’ın Reguiem’inin, Josept Messner yönetiminde Salzburg Katedrali’nde çalınması, Temmuz 1934’teki başarısız darbe girişiminde ölen 140 Nazinin anısına ithaf olunmuştu. Kraft durch Freude (Neşeden Güç Doğar) akımının himayesinde St. Peter Kilisesi’nde düzenlenen Do minör Mass (Ayin) K427 dinletisi hakkında yorum yapan Otto Kunz da Mozart’ın eserlerini liturjik bağlantılardan uzaklaştırmaya çalışıyor; müziğin dönemin politik havasına uygun görülen özelliklerini vurgulamayı tercih ediyordu:

Halen yaşanmakta olan fırtınalar, müziği güçlü ve mücadeleci ruhuyla ve büyük cesur karakteriyle doldurmuştur. Bu, boyun eğen bir Mozart değildir; Mozart bağnazlaşıp dua fısıldamamaktadır; bu Tanrı’ya yüzünü dönen bir Mozart’tır, güçlü fakat alçakgönüllü, gururlu ve iradeli genç bir Alman’dır, aynı anda hem Tanrı’nın kulu, hem de kendisinin efendisi olan Mozart.

Ancak bütün bu şişirilmiş propagandaların yanı sıra, Hess’le Goebbels’in moral ziyaretleri ve Salzburg sokaklarını dolduran üniformalı Alman Kızlar Birliği ve Hitler Gençliği kalabalığının yarattığı karnaval atmosferi, Festivali maddi felaketten kurtaramadı. Örneğin Don Giovanni ile Figaro’nun Düğünü’nün ğişe hasılatı, bir önceki yılın neredeyse üçte biri kadardı. Gelirde bu kadar büyük bir düşüş yaşanması, Festivalde gözle görülür bir şekilde yabancı ziyaretçi olmaması açıklamasıyla geçiştirilebilirdi. Ancak New York Times’ta yayınlanan bir görgü tanığının ifadesi, yetkililerin bir konuda daha yanlış hesap yaptığını ortaya koymaktadır:

Alman basını coşkulu bir şekilde Salzburg’un sonunda yabancı sermayesinden ve züppeliğinden kurtulacağını ve yeni düşük ücretlerin, bütün yerli müzikseverlerin en iyi müziği dinlemesini sağlayacağını açıkladı. Ancak “yaşlı Reich” tabakasının çoğu, Anschluss’tan önce uzun süre gelmelerinin engellendiği şahane kırsal bölgeler ve Avusturya dağlarından o kadar büyülenmişlerdi ki, birçoğu Festspielhaus’dan içeri adımlarını atmayıp, göller ülkesini gezmeyi veya Viyana’ya gitmeyi tercih etti.

Festival tüm hızıyla başlamadan önce bile Goebbels, Wagner’in Tannhauser ve Usta Şarkıcılar operalarının dahil edilmesinin, Mozart’ın önceliğini azaltan bir taktik hatası olduğu sonucuna varmıştı. Sonraki aylarda 1939 Salzburg Festivali’nin repertuvarının planlanması tartışmaları başladığı zaman, Propaganda Bakanı kaygılarını Hitler’e iletti. 6 Kasım’da günlüğüne Führer’in, gelecekte Salzburg’da artık Wagner gösterilerine izin verilmemesine karar verdiğini yazdı. Bundan böyle Festivalin odak noktası Mozart ve Richard Strauss olacaktı. (175-176-177-178-179180-181)

Levi Erik (2011). Mozart ve Naziler Üçüncü Reich Bir Kültür İkonunu Nasıl Kullandı, (çev. Dilek Belirgen Cenkciler) Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑