
Tehlikeli Yaz
İspanya’ya yeniden gitmek biraz tuhaf oldu.Kendi vatanımdan sonra en çok sevdiğim bu ülkeye dönmeme izin verileceğini hiç ummuyor, dostlarımdan herhangi birinin hapiste çürüdüğü müddetçe de böyle bir şeyi arzu edeceğimi düşünmüyordum. Ne var ki, 1953 baharındaydı. Küba’da, İspanya iç savaşında, karşı tarafta vuruşan dostlarımdan biriyle görüşüyorduk ; Afrika’ya giderken, yol üstünde olan İspanya’ya da uğrama fikri ortaya atıldı. Bana, şayet eskiden yazmış olduklarımı tekrarlamaz ve politikadan söz etmeyecek olursam, İspanya’ya şerefli bir şekilde gitmeme izin verebileceklerini söylediler. Vize başvurusu da gerekmiyordu. Amerikalı turistler vizesiz gidip gelebiliyordu
1953 yılında dostlarımdan hapiste olan yazar da kalmamış olduğundan, karım Mary’yle Pamplona’daki fiestayı gösterip, oradan Madrid ile Prado’ya geçmeye, sonra da hala serbestçe dolaşabiliyor olursak, bizi Afrika’ya götürecek gemiye binmeden evvel hep birlikte Valencia’daki boğa güreşlerine gitmeyi planladım. Hayatında İspanya’ya gitmemiş, sadece en iyi insanlarıyla tanışmış olan Mary için herhangi bir tehlikenin söz konusu olmadığını biliyordum. Başına bir iş gelirse yardımına koşacak çok insan vardı.
Paris’ten süratle geçip, Frasa’da Chartres , Loire Vadisi ve Bordeaux yoluyla, hududu geçeceğimiz ve bize katılacak iyi insanların beklediği Biarritz’e kadar arabayla gittik. Önce bir güzel yiyip içtik ve Hendaye Plage Oteli’nde buluşma saatini kararlaştırdıktan sonra hep birlikte hududa doğru yola çıktık. Arkadaşlarımızdan birinde, o tarihte Londra Büyükelçisi olan Dük Miguel Primo de Rivera’dan bir mektup vardı. Başımız derde girerse bu mektubun mucizeler yaratacağı söyleniyordu. Bu içime biraz su serpti bu.
Hendaye’ye vardığımızda hava loş ve yağmurluydu. Sabah da tatsız ve yağmurlu olduğundan, kesif bulut ve pus yüzünden İspanya dağlarını istediğimiz gibi göremedik. Arkadaşlarımız randevuyu tutturamamıştı. Kendilerine bir saat daha , sonra yarım saat daha tanıdıktan sonra hududa doğru yola düştük.
Hudut kapısındaki hava da bulanıktı. Dördümüzün pasaportunu alıp polise gittim. Yüzüme bile bakmadan uzun müddet benim pasaportumu inceledi. İspanya’da bu adettendir ve fazla güven verici sayılmaz
Yine başını kaldırmadan “Yazar Hemingway’le bir akrabalığınız var mı?” diye sordu.
“Aynı ailedeniz” dedim.
Sayfaları inceledikten sonra fotoğrafa baktı bir müddet.
Hemingway siz misiniz diye sordu.( s.51-52)
Hemıngway (2017).Tehlikeli Yaz, Bilgi Yayınevi , Ankara.
Yorum bırakın