
19. yüzyılın ikinci yarısında Eliplas Levi, Papus ve Stanislas de Guaita’nın popülerleştirdiği gizembilim fikirleri, mitolojileri ve pratiklerinin çekimine kapılan Fransız yazarlar arasında ikinci bir yönelim daha dikkat çeker. Baudelaire ve Verlaine’den , Lautreamont ve Rimbaud’dan bizim çağdaşlarımıza, Andre Breton ve ardıllarına kadar tüm bu yazarlar gizembilimi burjuva düzeni ve ideolojisine karşı isyanlarında güçlü bir silah olarak kullanılmıştır. Çağdaş resmi dini, etiği, toplumsal alışkanlıkları, görenekleri ve estetiği reddederler. Bazısı, Fransız entelijansiyasının çoğu gibi, sadece ruhban sınıfı karşıtı değil, aynı zamanda Hıristiyanlık karşıtıydı da; aslında Yahudi- Hıristiyan değerleri külliyen reddettikleri gibi Greko-Romen ve Rönesans ideallerini de yadsıyorlardı. Gnostik (Bilinirci) ve diğer gizli gruplarla ilgileniyorlardı; ama bunun nedeni sadece bu tür grupların sahip olduğu değerli gizli bilgiler değildi, ayrıca Kilise bu grupları yasakladığı için de onlara ilgi duyuyorlardı. Gizembilim geleneklerinde bu sanatçılar Yahudilik- Hıristiyanlık- öncesi ve Klasik- öncesi (Eski Yunan- öncesi) unsurların arayışındaydı; diğer bir deyişle Mısır, Pers, Hint ve Çin yaratıcı yöntemlerinin ve tinsel değerlerinin peşindelerdi. Estetik ideallerini en arkaik sanatlarda, güzelliğin “ilk” açığa vurulmasında bulmaya çalışırlar. Stephane Mallarme modern bir şairin Homeros’un ötesine geçmesi gerektiğini söyler, çünkü Batı şiirinin çöküşü Homeros’la başlamıştır. Mülakat sırasında kendisine “Peki Homeros’tan önce nasıl bir şiir vardı?” sorusu sorulduğunda Mallarme bu soruya “Vedalar!” yanıtını verir.
20. yüzyılın avangart yazarları ve sanatçıları daha da ileri gittiler: Yeni ilham kaynaklarını Uzakdoğu’nun plastik sanatlarında ve Afrika ve Okyanus adalarının maskeleri ve heykellerinde aradılar. Andre Breton’un gerçeküstücülüğü, Batı estetik geleneğinin bütünüyle öldüğünü ilan ediyordu. Eluard ve Aragon gibi diğer gerçeküstücülerle birlikte Breton komünizme bağlıydı; o da aynı şekilde yazınsal ilhamı Bilnçdışının farklı dürtülerinde arıyordu, ama bunun yanı sıra, arayışı simya ve satanizme de uzanıyordu. Rene Daumal kendi kendine Sanskrit dilini öğrenmiş ve Hint estetiğini yeniden keşfetmişti; ayrıca Kafkas Üstad Gurdjiev sayesinde Batı’da uzun süredir unutulmuş olan arkaik bir geleneği keşfettiğine de inanıyordu. Sonuç itibariyle, Baudelaire’den Andre Breton’a kadar gizembilime yönelik ilgi, Fransız edebiyatı ve avangard sanatı açısından Batı’nın dinsel ve kültürel değerlerinin en verimli eleştirilerinden ve reddedilişlerinden birini temsil eder – tarihsel olgulara dayandığı düşünüldüğü için verimlidir.
Sorunun bu yönünü özellikle vurguluyorum, çünkü genellikle bilindiği gibi sanatsal devrimler (yani estetik değerlerin dönüşümü) birkaç kuşak sonra toplumun daha geniş bir kesiminde gerçekleşecek olan şeyi önceler. Ayrıca yazarların gizembilime olan ilgisi en azından kısmen Freud’un Bilinçdışına ilişkin keşifleriyle ve psikanalitik yöntemin keşfiyle çağdaştır; bu keşifler Avrupa göreneklerinin ve düşünce tarzlarının değişimine büyük katkıda bulunmuştur. Freud o zamana dek anlamsız veya anlaşılmaz addedilen fantezi ve hayal ürünlerinin gnoseolojik (bilgi-kuramsal) değerini kanıtlamıştır. Bilinçdışının dışavurumları sözel olmayan dil ile kıyaslanabilir bir anlam sisteminde ifade edilince, edebi yaratılarda yansıtılan muazzam sayıda hayali evren de yapıtın sanatsal değerinden bağımsız olan daha derin ve gizli bir anlamı açığa vurur. (s.73-74 )
Eliade Mircea (2022). Okültzim, Büyücülük ve Kültürel Modalar (çev.Cem Soydemir), Doğu Batı Yayınları, Ankara.
Yorum bırakın