Sadık Erol Er – Gilles Deleuze’ün Fark Felsefesi

sadık erol er deleuze fark felsefesi

 

“Deleuze’ün bu saptamaları Platoncu idealizm’e ve geleneksel felsefenin metafizik yapılarına karşı özcü-olmayan, çoğulcu, kişiselci-olmayan ve anti-hümanist bir Nietzsche yorumuna dönüşünün başlangıcı olarak okunabilir. Çünkü daha güç istenci sorgulamasına geçmeden Deleuze ilk önce Nietzsche’yi, Platon’dan beri batı metafiziğini belirleyen özcü ‘soru biçimi’ni tashih ettiğinin altını çizerek soruşturmasını bu bağlam üzerinden yürütür. Deleuze, Platon’da temel felsefi soru tipinin ‘Qu’est-ce que’ olduğunu öne sürer. Platon şöyle sorar: ‘Güzellik nedir, Adalet nedir vb.’ oysa Nietzsche’nin temel sorusu ‘Qui?’dir. Yani Nietzsche ‘Kim güzeldir’ ya da ‘Hangisi güzeldir?’  diye sorar. Soruyu böyle sormak bizi kişiselci ya da özcü bir yanıt arayışından uzaklaştırır ve güç istenci analizine sokar. Nietzsche’ye göre ‘Hangisi’ sorusu şu anlama gelir: Verili bir şeyden yararlanan güçler nelerdir? Nitekim hakikat konusunda Nietzsche soruyu şöyle formüle eder: ‘Hakikati isteyen kim? Başka bir deyişle hakikati arayan kimsenin istediği nedir? Böylece Nietzscheci soru tipi ‘bir bireye, bir kişiye değil, daha çok bir olaya yani bir önerme ya da fenomendeki çeşitli ilişkileri içinde güçlere ve bu güçleri belirleyen genetik ilişkiye işaret eder. Kısacası farklı bir yorumla Deleuze’e göre ‘nedir?’ sorusu yerine ‘kim?’ sorusunu geçiren Nietzsche’dir. Ve neticede her şey maske ise ‘yorumlanacak ve değerlendirilecek hiçbir şeyin olmadığı en son noktada ne vardır?’ diye ekler. Deleuze’e göre bunun cevabı güç istencinde saklıdır. Çünkü Deleuze’e göre son tahlilde dönüştürme gücü, maskeleri oluşturma, yorumlama ve değerlendirme gücü olan güç istenci dışında bir şey yoktur. Deleuze, böyle bir yorumun iki sakıncası olduğunun altını çizer: eğer güç istenci gücü istemek anlamına gelseydi, tabi ki kurulu değerlere, şöhrete, paraya, toplumsal iktidara bağlı olurdu; çünkü bu değerler gücün arzu ve istenç nesnesi olarak nitelendirilip kabullenmesini belirler. Ve istenç, istediği bu gücü ancak bir mücadeleye ya da kavgaya atılarak kazanabilirdi. Dahası, şunu soralım: ‘kim bu gücü istiyor? Kim egemen olmayı arzuluyor?’ Tam da Nietzsche’nin köleler, zayıflar olarak adlandırdıkları. Gücü istemek, zayıfların güç istenci hakkında oluşturdukları imgedir. Şüphesiz egemen olma arzusunda, güçsüzlerin güç istencine dair kurdukları imgede de bir güç istenci vardır.: ama en alt derecede. En üst derecesinde, yeğin ve yeğinlikli biçimiyle güç istenci, sahip olmayı istemek ya da almak değil, tam tersine vermek ve yaratmaktır: ‘Onun gerçek ismi’ der Zerdüşt, ‘veren erdemdir’. Ve maskenin en güzel armağan oluşu, güç istencinin plastik kuvvet olduğuna, sanatın en yüksek gücü olduğuna tanıklık eder. Güç istenci istencin istediği değil, istencin içinde isteyendir, yani Dionysos’tur” (s. 154-155).

 

Er, Sadık Erol (2012). Gilles Deleuze’ün Fark Felsefesi, Çizgi Kitabevi, Konya.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: